‘Zıt olan birbirine sarılmaya çok müsaittir’

· Cumhuriyet

‘Zıt olan birbirine sarılmaya çok müsaittir’

Alıkara”da travmaları ve sıra dışı sezgileriyle öne çıkan komiser Deniz’i canlandıran Halit Özgür Sarı için akıl ile maneviyat birbirini dışlamak zorunda değil. Miray Daner’le başrolü paylaştığı yapım, oyuncunun mesleğinde aldığı değişim kararlarının da ilk adımı. Aslında, kendi yaşamında…

Bütün Cumhuriyet arşivi her yerde ve her an yanınızda! İster telefondan, ister bilgisayardan. Cumhuriyet Arşiv 1930 Yılından Bugüne 5.485.115+ Haber Kupürü App Store Google Play 50 BİN + İndirme Size En Uygun Paketi Seçin 4.5 değerlendirme Abonelik Seçeneklerini İnceleyin Edebiyatın. Kültürün Nabzı Kitap dünyasına açılan kapınızı aralayın! En sevdiğiniz kitapları indirimli fiyatlarla keşfedin ve hayal gücünüzü genişletin.

- Deniz; sertliği, korumacılığı, duygularını göstermekte zorlanması ve taşıdığı travmalarla doğduğu coğrafyanın izlerini güçlü biçimde taşıyor. Bu kadar çok yükü olan bir karakteri canlandırmak size nasıl yansıdı?

Bu tarz bir adamı canlandırırken insan ister istemez mental olarak yoruluyor. Keyifli bir yorgunluk tabi ki.

- Deniz, başlangıçta Işık'ın sesini duyurma çabasını "zengin kız şımarıklığı" olarak görüyor. İkisinin birbirini anlayabilmesi için kendi önyargılarını aşması gerekiyor. Sizce bu ilişki, Türkiye'de farklı hayatların ve kültürlerin birbirini anlamakta yaşadığı zorluğa da işaret ediyor mu?

Bence ilişkileriyle alakalı toplumsal bir mesaj verme kaygısı taşımıyoruz. Deniz ve Işık'ı güzel yapan şey bu. Biz sadece kendi hikâyemizi anlatıyoruz.

- Deniz'in, bir yanda yöresel diğer yanda mesleğinin getirdiği daha resmi bir konuşma biçimi var. Bazen bu iki dil peş peşe bile karşımıza çıkıyor. Bu geçişleri çalışırken nasıl bir yöntem izlediniz?

Kendim de doğulu olduğum için çok rahat bir süreçti. (Gülüyor)

- Deniz'in kaybettiği kardeşi Nur, Işık'ın ise yol arkadaşı olduğu hikâyede. (Gülüyor) - Deniz'in kaybettiği kardeşi Nur, Işık'ın ise yol arkadaşı olduğu hikâyede, aileden gelen "durugörü" ile Işık'ın bunu "eidetik hafıza" üzerinden açıklaması iki farklı düşünce biçimini karşı karşıya getiriyor. Sizce maneviyatla rasyonel düşünce arasındaki bağ sandığımızdan daha güçlü mü?

Bence kesinlikle öyle. Zıt olan veya birinde olup ötekinde olmayan birbirine sarılmaya çok müsaittir. Biz bazen sadece herhangi bir şeyin kendi tanımına kapılıp aralarındaki dansı kaçırıyoruz.

- Devresinin tabiriyle "cinli" bir karakteri oynamak nasıl bir deneyimdi? Sizce Deniz bu özelliğini kabulleniyor mu, yoksa hâlâ bastırmaya mı çalışıyor?

Kabul ediyor ama tabiri değil. Kabul ettiği şey bir yeteneği olduğu. Deneyimin kendisine gelince de karakterimin en keyifli kısmı bence burasıydı. Hem teknik hem manevi olarak.

- Şu anda hayatınızın neresinde olduğunuzu hissediyorsunuz? Kendinizi bir şeyleri kurduğunuz, değiştirdiğiniz, yoksa biraz durup baktığınız bir dönemde mi görüyorsunuz?

Bence hayatımın tamamını değiştirmek üzere olduğum o zıplama anındayım. İnsana, doğaya, yaşama bağlı düşüncelerimin ters düz olduğu düşünsel olarak sakinleşmeye başladığım zamanlardayım. Hâlâ delilercesine hayalperestim ama bir yandan da saçma bir şekilde realistim. Değişiyorum, büyüyorum kendimi daha iyi hissediyorum. Oyunculuğuma, mesleğe yaklaşıma da yansıyor. Kendime daha fazla güveniyorum ama haddimi de biliyorum. Önceki hatalarımı seviyorum, şu an olduğum kişiyle de gurur duyuyorum. Bir süre önce kendi mesleğimle alakalı değişim kararları vermiştim zaten. "Alıkara", bunlardan ilki oldu. Üretme biçimimi ve miktarımı değiştirmeye karar verdim. İyi de gidiyorum bence. (Gülüyor) Bakalım hayat.