· Cumhuriyet
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, firari savcılar Zekeriya Öz, Cihan Kansız. Mehmet Yüzgeç’in yargılandığı dosyalarda 8 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle davaların düşmesini istedi. Bir bakıma, kumpas davalarında hedef olan emekli askerler ise karara tepki gösterdi.
Bütün Cumhuriyet arşivi her yerde ve her an yanınızda! İster telefondan, ister bilgisayardan. Cumhuriyet Arşiv 1930 Yılından Bugüne 5.485.115+ Haber Kupürü App Store Google Play 50 BİN + İndirme Size En Uygun Paketi Seçin 4.5 değerlendirme Abonelik Seçeneklerini İnceleyin Edebiyatın. Kültürün Nabzı Kitap dünyasına açılan kapınızı aralayın! En sevdiğiniz kitapları indirimli fiyatlarla keşfedin ve hayal gücünüzü genişletin.
Açıklanan mütalaada sanık Sanık Mehmet Yüzgeç'e yönelik Mehmet Seyfi Oktay'a ait dinleme kayıtlarının medyaya sızdırılmasıyla ilgili etkili soruşturma yürütmemesi, sanık Cihan Kansız'a yönelik ise 2009'da Maltepe Kapalı cezavevinde tutuklu bulunan Naci Şerifi Zindaşti'nin ABD Adalet Bakanlığı Uyuşturucu ile Mücadele Dairesi adına ABD İstanbul Başkonsolosluğunda görevli FETÖ üyesi Metin Topuz ile gizli görüşmesini tutanaklara geçirilmemesi yönünde talimat vermesi suçlamalarına ilişkin 8 yıllık zamanaşımı süresinin dolması gerekçesiyle kamu davalarının düşmesi talebinde bulundu.
Aynı mütalaada Zekeriya Öz'ün; dönemin Van 100. Yıl Üniversitesi öğretim görevlisi Prof. Dr. Ayşe Yüksel'e "usul ve yasaya aykırı işlemler yaptırması", "Mehmet Seyfi Oktay ile ilgili görüşme kayıtlarının ifşa olmasına neden olması", "Naci Şerifi Zindaşti'yi gizli tanık olarak dinledikten sonra 300 bin Avro karşılığında serbest bırakması", "M. Ali Çelebi'nin telefonuna bilgi yükleyen görevliler hakkında işlem yapmaması". "Ergenekon soruşturmasında Amerikan Başkonsoluğunda görevli olduğu değerlendirilen bazı kişilerle soruşturmalarla ilgili telefon görüşmesi yaparak soruşturmayı yürüttüğü" suçlamalarına ilişkin zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçe gösterildi. Bu üç kişi hakkında tüm davaların ayrı ayrı düşmesi yönünde görüş belirtildi.
Mütalaaya kumpas davasında hedef olan subaylar ve hukukçular tepki gösterdi. Özellikle Öz'e ilişkin çok ciddi bir hukuki sorun olduğunu belirten emekli askeri hakim Ahmet Zeki Üçok. "Öz'ün gizli tanığı 300 bin avro karşılığında serbest bıraktığı iddiası açıkça yazıyor. O zaman bu fiilin neden TCK 252'de düzenlenen rüşvet suçu olup olmadığı tartışılmadan TCK 257'deki görevi kötüye kullanma suçunun 8 yıllık zamanaşımı uygulanmaktadır? " ifadelerini kullandı.
Bunun basit bir teknik ayrıntı olmadığını, suçun hukuki niteliği değiştiğinde zamanaşımı hesabının da değiştiğini vurgulayan Üçok. "Rüşvet suçunun üst sınırı 12 yıldır. Üstelik isnat edilen kişi suç tarihinde Cumhuriyet savcısıdır; yani yargı görevi yapan bir kamu görevlisidir. O tarihteki kanun yargı görevi yapan kişinin rüşvet almasını ayrıca ağırlaştırıcı neden olarak düzenlemektedir. Bu durumda TCK 66 uyarınca rüşvet suçunun asli dava zamanaşımı 8 yıl değil, 15 yıldır" dedi.
Öz'ün FETÖ'nün yargı yapılanmasının sembol isimlerinden ve yıllardır firari olan eski bir Cumhuriyet savcısı olduğunun altını çizen Üçok. "Böylesine ağır bir olayın esası tartışılmadan, yanlış veya eksik bir suç vasfı üzerinden zamanaşımı gerekçesiyle kapatılması yalnızca hukuki değil, toplumsal vicdan bakımından da kabul edilmesi son derece güç bir sonuç doğuracaktır. FETÖ ile mücadele hukuk dışına çıkılarak değil, hukukun bütün imkânları sonuna kadar kullanılarak yapılmalıdır" uyarısında bulundu. Mütalaadaki bazı fillerin Bazı fiillerin TCK m. 257 ile nitelendirilmesinin sorunlu olduğuna dikkat çeken Anayasa Hukukçusu Prof. Dr. Korkut Kanadoğlu. 300 bin avro karşılığında serbest bırakma iddiasının TCK m. 252 rüşvet veya TCK m. 250 irtikap suçunu oluşturabileceğini belirtti.
Soruşturma dosyasında kişisel veri sızıntıları, kamu görevlisi tarafından ve görevin verdiği yetki kötüye kullanılmak suretiyle işlenmesi nitelikli haliyle birlikte (TCK m. 137/1-a) kişisel verilerin hukuka aykırı olarak başkasına verilmesi veya yayılması (TCK m. 136) suçunu oluşturabileceğini işaret eden Kanadoğlu, "Konsoloslukla olan görüşmelerle soruşturmanın yürütüldüğü iddiası ise casusluk suçlarına veya TCK m. 305 hükmündeki temel milli yararlara karşı faaliyette bulunmak için yarar sağlama suçunu oluşturabilir" değerlendirmesinde bulundu. Bu kişiler hakkındaki bu dosyalara ilişkin "TCK m. 257 haricindeki suçların oluşma ihtimali göz önünde bulundurulmalıdır" diyen Kanadoğlu, öncelikle fiilin oluşturabileceği diğer suçların incelenmesi gerekir" ifadelerini kullandı.
Başta Zekeriya Öz olmak üzere bu kişilerin 15 Temmuz hain darbe girişimine ortam, imkan. Başta Zekeriya Öz olmak üzere bu kişilerin 15 Temmuz hain darbe girişimine ortam, imkan ve cesaret yaratan kişilerden olduğunu anımsatan emekli amiral Yankı Bağcıoğlu, "Bu operasyonlarla FETÖ'nün TSK'da güç kazanması sağlandı. Hem orduda, hem savunma sanayinde hem de milli güvenlikte büyük zaafiyet yaratan bu kişilerin sorumluluklarından bu şekilde muaf tutulması kabul edilemez" dedi. FETÖ'nün Türkiye Cumhuriyeti'ne yönelik en büyük girişimlerden birisinde bulunduğunu asla unutulmaması gerektiğini söyleyen Bağcıoğlu, "Bu gibi gelişme. FETÖ'nün Türkiye Cumhuriyeti'ne yönelik en büyük girişimlerden birisinde bulunduğunu asla unutulmaması gerektiğini söyleyen Bağcıoğlu, "Bu gibi gelişme ve kararlar, 'Acaba FETÖ'ye yönelik de örtülü bir af mı geliyor" kaygısını yaratıyor. Bu tarz bir algıya hizmet edecek her tür girişimden kaçınılmalı" ifadelerini kullandı.