Yeni OVP'nin rakamları ne anlatıyor, prof. Dr. Selva Demiralp "kırmızı çizgi"yi açıkladı

· Dünya Gazetesi

Yeni OVP'nin rakamları ne anlatıyor, prof. Dr. Selva Demiralp "kırmızı çizgi"yi açıkladı

Yeni OVP'de enflasyondan kura, cari açıktan büyümeye birçok tahmin değişirken Prof. Dr. Selva Demiralp rakamların arkasındaki tercihe dikkat çekti. Üstelik, büyümenin büyük ölçüde korunduğunu belirten Demiralp'e göre bunun faturası enflasyon, kur ve cari açıkta ortaya çıkıyor. Tek hane hedefinin…

Yeni OVP'yi değerlendiren Prof. Dr. göre yeni programda enflasyon, cari açık, kur ve kamu yatırımlarına ilişkin öngörüler önemli ölçüde değişirken büyüme tahminlerinin büyük ölçüde korunması. göre yeni programda enflasyon, cari açık, kur ve kamu yatırımlarına ilişkin öngörüler önemli ölçüde değişirken büyüme tahminlerinin büyük ölçüde korunması, ekonomi politikasındaki önceliğe ilişkin önemli bir işaret veriyor.

Geçen yılki OVP'de 2026 için yüzde 3,8, 2027 için yüzde 4,3 ve 2028 için yüzde 5 öngörülen büyüme yeni programda sırasıyla yüzde 3,3, yüzde 4,2. Geçen yılki OVP'de 2026 için yüzde 3,8, 2027 için yüzde 4,3 ve 2028 için yüzde 5 öngörülen büyüme yeni programda sırasıyla yüzde 3,3, yüzde 4,2 ve yüzde 4,6 'ya çekilerek 0,3 puan aşağı yönlü güncellenirken, Demiralp, buna karşılık aynı dönem için enflasyon tahminlerindeki artışın çok daha belirgin olduğuna dikkat çekerek büyümenin bir tahminden çok politika tercihi haline geldiğini savundu.

"Büyüme, siyasetin dokunmaya yanaşmadığı kırmızı çizgi" diyen Demiralp, kredibilitesi zayıflamış bir Merkez Bankası. "Büyüme, siyasetin dokunmaya yanaşmadığı kırmızı çizgi" diyen Demiralp, kredibilitesi zayıflamış bir Merkez Bankası ve güçlü kurumsal yapıların bulunmadığı bir ortamda büyümeden feragat etmeden hızlı bir dezenflasyon sağlamanın zor olduğunu belirtti.

İşsizlik tahminlerinin de büyük ölçüde korunduğuna işaret eden Demiralp, en geç 2028'de seçimlerin yapılmasının beklendiği bir ortamda hükümetin büyüme. İşsizlik tahminlerinin de büyük ölçüde korunduğuna işaret eden Demiralp, en geç 2028'de seçimlerin yapılmasının beklendiği bir ortamda hükümetin büyüme ve istihdam görünümünde belirgin bir bozulma öngörmek istemediğini dile getirdi.

Demiralp, 2026 büyüme tahminindeki düşüşün ise farklı değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.

OVP'de büyümenin daha önce öngörülen yüzde 3,8 yerine yüzde 3,3'te kalmasında savaşın tetiklediği dış talep zayıflığı, küresel ticaretteki yavaşlama. OVP'de büyümenin daha önce öngörülen yüzde 3,8 yerine yüzde 3,3'te kalmasında savaşın tetiklediği dış talep zayıflığı, küresel ticaretteki yavaşlama ve dezenflasyon sürecinin gerektirdiği sıkı finansal koşullar etkili oldu. Demiralp'e göre 2 027 büyümesinin yeniden yüzde 4,2'ye çıkarılması, ekonomi yönetiminin ilk fırsatta önceki büyüme patikasına dönmek istediğini gösteriyor.

Yeni OVP'de 2026 yıl sonu enflasyonu yüzde 28,4 olarak öngörülürken, enflasyonun 2027'de yüzde 21'e, 2028'de yüzde 13,5'e. 2029'da yüzde 9'a gerilemesi hedeflendi. Böylece önceki programda 2027 için öngörülen tek haneli enflasyona geçiş yeni OVP'de 2029'a kaydı. Demiralp, yeni patikanın önceki OVP'ye göre daha gerçekçi hale geldiğini ancak özellikle 2027 tahmininin hâlâ iddialı olduğunu düşünüyor.

Yıl sonu enflasyonunun yüzde 30 veya biraz üzerinde gerçekleşmesini bekleyen Demiralp. Bu seviyeden 2027 sonunda yüzde 21'e inilmesinin 10 puanlık bir düşüş gerektireceğine dikkat çekti.

Demiralp'e göre OVP'nin temel açmazlarından biri, ekonomide güçlü bir soğumaya izin vermeden enflasyonu belirgin biçimde düşürme hedefinin korunması.

Yüksek kredibiliteye sahip ekonomilerde enflasyon hedeflerinin beklentileri etkileyerek fiyatlama ve ücret davranışlarını değiştirebileceğini belirten Demiralp, Türkiye'de ise geçmişte hedeflerin defalarca kaçırılması nedeniyle beklentilerin açıklanan hedeflerden çok gerçekleşen enflasyon. Yüksek kredibiliteye sahip ekonomilerde enflasyon hedeflerinin beklentileri etkileyerek fiyatlama ve ücret davranışlarını değiştirebileceğini belirten Demiralp, Türkiye'de ise geçmişte hedeflerin defalarca kaçırılması nedeniyle beklentilerin açıklanan hedeflerden çok gerçekleşen enflasyon ve talep koşullarına göre şekillendiğini savundu.

Bu nedenle büyümenin korunması ve iç talebin yeterince soğumaması halinde dezenflasyonun beklenen hızda gerçekleşmesinin zorlaşacağını belirtti. Demiralp, yeni programda enflasyondaki düşüşün daha uzun bir döneme yayılmasını önceki OVP'ye göre daha inandırıcı bulurken 2027'de yüzde 4,2 büyüme ile enflasyonun yüzde 21'e indirilmesinin aynı anda hedeflenmesinin halen önemli bir soru işareti oluşturduğunu ifade etti.

Demiralp, Merkez Bankası'nın (TCMB) enflasyon hedefleri konusunda hükümetle yürüttüğü koordinasyona da dikkat çekti.

TCMB'nin 13 Ağustos'taki Enflasyon Raporu toplantısında 2027 ve sonrası için hedef açıklamayıp bu kısmı OVP'ye bırakması nı önemli bulan Demiralp. TCMB Başkanı Fatih Karahan'ın OVP'deki yukarı yönlü güncellemeleri "maliye politikasıyla eşgüdüm" çerçevesinde açıklamasını da siyasi otoritenin tercihleriyle ilişkilendirdi.

Demiralp, bu tabloyu Merkez Bankası'na dezenflasyon konusunda tanınan hareket alanının sınırlı olduğu şeklinde yorumladı.

Demiralp'in dikkat çektiği bir diğer gösterge ise OVP rakamlarından hesaplanan zımni dolar/TL kuru oldu. Yeni programdaki tahminler üzerinden hesaplandığında ortalama dolar/TL'nin 2027'de 56,1, 2028'de ise 63,7 civarında olması öngörülüyor. Önceki OVP'nin ima ettiği seviyeler sırasıyla 50,7 ve 53,8 civarındaydı.

Demiralp, kurdaki değer kaybı ile enflasyonun 2027'den itibaren birbirine daha yakın hızlarda ilerlemesinin. TL'deki reel değerlenme politikasından büyük ölçüde vazgeçileceğine işaret ettiği görüşünde. Ancak burada enflasyon açısından yeni bir risk görüyor. TL'nin reel olarak değer kazanmasının sona ermesi fiyatlar üzerindeki kur baskısını artırabilecekken. OVP'deki enflasyon düşüş hızının bu değişimi tam olarak yansıtmadığını düşünüyor.

OVP'de belirgin değişiklik görülen bir diğer alan cari denge oldu. 2026 için cari açık tahmini önceki programdaki seviyenin iki katı ndan fazlasına çıkarak 47,5 milyar dolar a yükseldi. Sonraki yıllara ilişkin tahminler de eski OVP'deki seviyelerin üzerinde kaldı.

Demiralp, kur politikası ile cari açıktaki bu değişimi aynı çerçevede değerlendiriyor. TL'nin enflasyona kıyasla daha sınırlı değer kaybetmesi ithalatı görece ucuz, ihracatı. Daha pahalı hale getirirken bunun cari denge üzerinde baskı oluşturduğunu belirtti.

Demiralp'e göre büyümeyi mümkün olduğunca korumanın bir başka sonucu da ekonomik büyümenin hanehalkı tarafından yeterince hissedilememesi. Yüksek enflasyonun reel ücretleri ve satın alma gücünü aşındırdığına dikkat çeken Demiralp. Bu nedenle büyüme rakamları pozitif olsa bile toplumun refahında aynı ölçüde bir artış görülmediğini ifade etti.

Demiralp, kamu ve hanehalkı harcamalarının aynı anda canlı kalmasının da enflasyonist baskıları beslediğini belirterek bu tablonun toplumdaki "Büyüyoruz. Demiralp, kamu ve hanehalkı harcamalarının aynı anda canlı kalmasının da enflasyonist baskıları beslediğini belirterek bu tablonun toplumdaki "Büyüyoruz ama zenginleşmiyoruz" hissini güçlendirdiğini savundu.

Demiralp'e göre yeni OVP'nin rakamlarının ortaya koyduğu temel tablo, büyümenin korunması karşılığında uyumun enflasyon, kur ve cari açık üzerinden gerçekleşmesi.

"Büyümeye dokunulmadığı sürece enflasyon istenen hızla düşmüyor, düşmeyen enflasyon da gelen büyümeyi görünmez kılıyor" değerlendirmesini yapan Demiralp, kur. "Büyümeye dokunulmadığı sürece enflasyon istenen hızla düşmüyor, düşmeyen enflasyon da gelen büyümeyi görünmez kılıyor" değerlendirmesini yapan Demiralp, kur ve cari açıktaki bozulmayı da kredibilite sorununun yarattığı maliyetin parçaları olarak görüyor.

Demiralp, enflasyonla mücadelede ortaya çıkacak ekonomik maliyet konusunda toplumsal bir uzlaşma sağlanmadığı sürece benzer hedef değişikliklerinin gelecek programlarda da gündeme gelebileceği görüşünde.