· AA Dünya
Yemen'in batı kıyısında son günlerde şiddetlenen çatışmalar ve İran destekli Husilerin Babulmendeb Boğazı'na yakın bölgelere ilerlemesi. Stratejik bölgedeki mücadelenin geleceğine ilişkin 3 olası senaryoyu gündeme taşıdı.
EDITION Dünya Yemen'de Babulmendeb Boğazı'ndaki güç mücadelesinin geleceğine dair 3 senaryo gündemde Yemen'in batı kıyısında son günlerde şiddetlenen çatışmalar. İran destekli Husilerin Babulmendeb Boğazı'na yakın bölgelere ilerlemesi, stratejik bölgedeki mücadelenin geleceğine ilişkin 3 olası senaryoyu gündeme taşıdı. Mohammed Hamood Ali Al Ragawi, Mehmet Nuri Uçar 14 Eylül 2026 • Güncelleme: 14 Eylül 2026 İSTANBUL Senaryolar, "Yemen hükümet güçlerinin karşı saldırıyla Husileri bazı bölgelerden çekilmeye zorlaması, Babulmendeb'deki çatışmaların bölgesel. Mohammed Hamood Ali Al Ragawi, Mehmet Nuri Uçar 14 Eylül 2026 • Güncelleme : 14 Eylül 2026 İSTANBUL Senaryolar, "Yemen hükümet güçlerinin karşı saldırıyla Husileri bazı bölgelerden çekilmeye zorlaması, Babulmendeb'deki çatışmaların bölgesel ve uluslararası müdahaleye yol açması ya da Husilerin uluslararası deniz taşımacılığını doğrudan hedef almadan batı kıyısındaki kazanımlarını pekiştirmesi" şeklinde sıralanıyor.
Yemen'in batı kıyısında son günlerde sahadaki dengeler hızla değişirken, Husilerin Kızıldeniz ile Aden Körfezi'ni birbirine bağlayan stratejik Babulmendeb Boğazı çevresindeki ilerleyişi. Yemen'in batı kıyısında son günlerde sahadaki dengeler hızla değişirken, Husilerin Kızıldeniz ile Aden Körfezi'ni birbirine bağlayan stratejik Babulmendeb Boğazı çevresindeki ilerleyişi, bölgedeki mücadelenin geleceğini yeniden gündeme taşıdı.
Eylül 2026'nın başından itibaren Husiler, Taiz ve Hudeyde vilayetlerinde, özellikle Hays, Huha, Vaziye. Kedha eksenlerinde kara saldırılarının yanı sıra füze ve İHA saldırılarını yoğunlaştırdı. Askeri kaynaklara göre bu saldırılar, hükümet güçlerinin bazı bölgelerden çekilmesine veya yeniden konuşlanmasına yol açtı.
Husiler, yaklaşık bir hafta süren çatışmaların ardından 11 Eylül'de Babulmendeb üzerindeki kontrolünü tamamladı. Grup, batı kıyısında aralarında Muha kenti ve limanının yanı sıra stratejik adaların da bulunduğu bazı bölgeleri ele geçirerek son yılların en geniş kapsamlı askeri tırmanışlarından birini gerçekleştirdi.
Yemen hükümet güçleri ise Husilerin ele geçirdiği bölgelerdeki mevzi, toplanma noktaları. Yemen hükümet güçleri ise Husilerin ele geçirdiği bölgelerdeki mevzi, toplanma noktaları ve araçları hava saldırılarıyla hedef aldığını ve Husilere kayıplar verdirdiğini açıkladı. Çatışmalar nedeniyle batı kıyısındaki bazı bölgelerde sivillerin yerinden edildiği belirtildi.
Hükümet güçleri, kaybettiği bölgeleri geri almak ve Babulmendeb üzerindeki kontrolünü yeniden sağlamak amacıyla hava saldırılarını sürdürürken birliklerini de yeniden düzenliyor.
İlk senaryoya göre Yemen hükümet güçlerinin saldırılarını artırması, Husileri son dönemde ele geçirdikleri bazı bölgelerden çekilmeye ve yeniden konuşlanmaya zorlayabilir.
Sana Stratejik Araştırmalar Merkezi araştırmacısı Dr. Adil Duşeyla, AA muhabirine yaptığı açıklamada. Husilerin birden fazla cephede devam eden hükümet baskısı karşısında elde ettikleri kazanımları uzun süre korumakta zorlanabileceğini belirtti.
Duşeyla, Marib, El-Cevf, Beyda ve Taiz gibi bölgelerde yeni cephelerin açılmasının. Husilerin ilerleyişini yavaşlatabileceğini veya bazı birliklerini yeniden konuşlandırmalarına yol açabileceğini ifade etti.
Yemenli askeri ve stratejik uzman Tuğgeneral Muhammed el-Kumeym de hükümet güçlerinin kaybedilen bölgeleri geri almak için karşı saldırılar düzenlemesini beklediğini aktardı.
Kumeym, tırmanışın sürdüğünü, hükümet güçlerinin karşı saldırılarının devam edeceğini. Kumeym, tırmanışın sürdüğünü, hükümet güçlerinin karşı saldırılarının devam edeceğini ve gelecek günlerde Muha ve ötesindeki bölgeleri geri almak için belirleyici bir çatışmanın yaşanabileceğini belirtti.
Gecikmenin daha ağır sonuçlara yol açabileceği uyarısında bulunan Kumeym. 2018'de imzalanan Stockholm Anlaşması'na atıfta bulunarak, "Stockholm Anlaşması dünyaya ağır bir bedel ödetti. Eğer bundan ders çıkarılmazsa daha büyük bir bedel ödenir. " ifadelerini kullandı.
Stockholm Anlaşması, Yemen hükümeti ile Husiler arasında Aralık 2018'de İsveç'te Birleşmiş Milletler himayesinde imzalandı.
Anlaşma, Hudeyde'de ateşkes sağlanmasını, hükümet güçleri ile Husilerin Hudeyde kenti ve Hudeyde, Salif ile Ras İsa limanlarında yeniden konuşlanmasını, Taiz'e insani erişimin kolaylaştırılmasını. Anlaşma, Hudeyde'de ateşkes sağlanmasını, hükümet güçleri ile Husilerin Hudeyde kenti ve Hudeyde, Salif ile Ras İsa limanlarında yeniden konuşlanmasını, Taiz'e insani erişimin kolaylaştırılmasını ve esirlerle tutukluların karşılıklı serbest bırakılmasını öngörüyordu.
Ancak anlaşmanın uygulanması, tarafların karşılıklı suçlamaları nedeniyle özellikle Hudeyde'deki yeniden konuşlanma ve Taiz'deki yolların açılması başlıklarında sekteye uğradı.
İkinci senaryoya göre Babulmendeb'deki mücadele, Yemen sınırlarını aşarak bölgesel ve uluslararası bir çatışmaya dönüşebilir.
Yemen Savunma Bakanlığı Danışmanı Tuğgeneral Kumeym, Babulmendeb mücadelesinin artık yalnızca Yemen'le sınırlı olmadığını. Boğaz'ın kontrolünün İran açısından stratejik bir hedef olduğunu belirtti.
Husilerin Muha'ya yönelik saldırıda ellerindeki silah ve imkanların tamamına yakınını kullandığını aktaran Kumeym, Husilerin Babulmendeb'e ulaşmasının bölgesel. Husilerin Muha'ya yönelik saldırıda ellerindeki silah ve imkanların tamamına yakınını kullandığını aktaran Kumeym, Husilerin Babulmendeb'e ulaşmasının bölgesel ve küresel deniz güvenliği açısından yeni bir durum oluşturduğunu ifade etti.
Kumeym, uluslararası toplumun Husilerin stratejik adalar ve etkili mevkiler üzerindeki kontrolünü uzun süre sürdürmesine izin vermeyeceğini özellikle Meyyun. Haniş adalarının deniz ulaşımı açısından önem taşıdığını kaydetti.
Husilerin deniz ulaşımıyla bağlantılı bölgeleri tehdit etmeyi sürdürmesi veya bölge ülkelerini hedef alması halinde çatışmanın daha geniş bir askeri. Husilerin deniz ulaşımıyla bağlantılı bölgeleri tehdit etmeyi sürdürmesi veya bölge ülkelerini hedef alması halinde çatışmanın daha geniş bir askeri ve siyasi müdahaleye dönüşebileceği değerlendiriliyor.
Üçüncü senaryoya göre Husiler, Babulmendeb'i tamamen kapatmadan veya uluslararası gemileri doğrudan hedef almadan Yemen'in batı kıyısında elde ettikleri kazanımları kalıcı hale getirmeye çalışabilir.
Sana Stratejik Araştırmalar Merkezi araştırmacısı Duşeyla'ya göre Husilerin amacı, batı kıyısındaki kazanımlarını korurken Suudi Arabistan üzerinde baskı kurmak. Babulmendeb'i kapatmak ve uluslararası gemileri doğrudan hedef almak suretiyle geniş çaplı bir uluslararası çatışmanın içine girmekten kaçınmak olabilir.
Bu senaryoda Husiler kıyıdaki etkilerini korurken Suudi Arabistan'ın hava saldırıları ve Yemen hükümet güçlerine verdiği destekle karşı karşıya kalabilir.
Duşeyla, Husilerin hızlı bir askeri müdahaleyle bölgeden çıkarılmasının veya mevcut kazanımlarının kısa sürede ortadan kaldırılmasının mümkün olmayabileceğini, grubun artan askeri. Duşeyla, Husilerin hızlı bir askeri müdahaleyle bölgeden çıkarılmasının veya mevcut kazanımlarının kısa sürede ortadan kaldırılmasının mümkün olmayabileceğini, grubun artan askeri ve hava baskısına rağmen sahada kazanımlar elde ettiğini belirtti.
Çatışmaların daha da tırmanması halinde, Suudi Arabistan'ın kararlarına bağlı olarak bölgesel anlaşmaların devreye girebileceği ifade ediliyor.
Suudi Arabistan, 30 Temmuz 2026'da aralarında Mısır, Türkiye, Pakistan ve Körfez ülkelerinin de bulunduğu 14 ülkenin, deniz ulaşımının. Suudi Arabistan, 30 Temmuz 2026'da aralarında Mısır, Türkiye, Pakistan ve Körfez ülkelerinin de bulunduğu 14 ülkenin, deniz ulaşımının ve küresel enerji tedarik zincirlerinin güvenliğini korumak amacıyla çok uluslu savunma amaçlı bir deniz ittifakı kurulmasını onayladığını duyurdu.
Ortak açıklamaya göre ittifakın faaliyet alanı Kızıldeniz, Babulmendeb ve Aden Körfezi'ni kapsıyor. İttifak kapsamında füze ve İHA tehditleri ile korsanlığa karşı ortak askeri komuta altında koordineli devriyeler ve istihbarat paylaşımı yapılması planlanıyor.
Suudi Arabistan öncülüğündeki Arap Koalisyonu Sözcüsü Tuğgeneral Turki el-Maliki 8 Eylül'de, İran destekli Husilerin, Suudi Arabistan'ın Ebha, Hamis Muşayt, Cazan. Necran kentlerindeki sivil ve ticari tesislere düzenlediği saldırıda 73 kişinin yaralandığını bildirmişti.
Husiler, Eylül 2014'ten bu yana başkent Sana başta olmak üzere Yemen'in bazı bölgelerinin kontrolünü elinde bulunduruyor. Suudi Arabistan öncülüğündeki Arap Koalisyonu ise Mart 2015'ten bu yana Yemen hükümetine destek veriyor.
Haberi Paylaş Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır. Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.