Ümmet mi millet mi, av kim, avcı kim

· Cumhuriyet

Ümmet mi millet mi, av kim, avcı kim

“Kürt meselesi” çözümleri çerçevesinde bugün tartışılan konular, aslında 2013’te tartışılmıştı.

Bütün Cumhuriyet arşivi her yerde ve her an yanınızda! İster telefondan, ister bilgisayardan. Cumhuriyet Arşiv 1930 Yılından Bugüne 5.485.115+ Haber Kupürü App Store Google Play 50 BİN + İndirme Size En Uygun Paketi Seçin 4.5 değerlendirme Abonelik Seçeneklerini İnceleyin Edebiyatın. Kültürün Nabzı Kitap dünyasına açılan kapınızı aralayın! En sevdiğiniz kitapları indirimli fiyatlarla keşfedin ve hayal gücünüzü genişletin.

Takip Et: Paylaş: Menü Giriş Yap Kayıt Ol eGazete Giriş Okuma Listem Gündem Yazarlar Çizerler Resmi İlanlar Oyun Siyaset Ekonomi Dünya Spor Yaşam Cumhuriyet'in Egesi Kültür Sanat Cumhuriyet Pazar Sürdürülebilirlik Cumhuriyet Kitap Gurme Sağlık Bilim ve Teknoloji Moda Eğitim Gezi Çevre Otomotiv İş Dünyası Kategoriler Astroloji Uygulamalar Hava Durumu Namaz Vakitleri --> Ümmet mi millet mi? Takip Et: Paylaş: Menü Giriş Yap Kayıt Ol eGazete Giriş Okuma Listem Gündem Yazarlar Çizerler Resmi İlanlar Oyun Siyaset Ekonomi Dünya Spor Yaşam Cumhuriyet'in Egesi Kültür Sanat Cumhuriyet Pazar Sürdürülebilirlik Cumhuriyet Kitap Gurme Sağlık Bilim ve Teknoloji Moda Eğitim Gezi Çevre Otomotiv İş Dünyası Kategoriler Astroloji Uygulamalar Hava Durumu Namaz Vakitleri --> Ümmet mi millet mi? Av kim, avcı kim? Cumhuriyete Özel Kayıt Ol Giriş Yap --> Takip Et: Paylaş: Orhan Bursalı Son Köşe Yazıları Ümmet mi millet mi? Av kim, avcı kim? 07.09.2026 04:00 Güncellenme: 07.09.2026 04:00 Takip Et: "Kürt meselesi" çözümleri çerçevesinde bugün tartışılan konular, aslında 2013'te tartışılmıştı. O zaman yazdığım yazılardan birinde (2014, demek 12 yıl önce) ümmet-millet konusunu tartışıyordum. Bakın o dönem Öcalan ne diyordu. Tabii Kürt siyasi hareketi (hepsi birden) 12 yıl içinde epey mesafe aldı. Lozan'a saldırdı, yeni bir Türkiye kuruluşu ilan etti: Demokratik cumhuriyet, Türk-Kürt demokratik cumhuriyeti gibi. İktidar ve ortakları asla bu yeni topa girmiyorlar ve yokmuş gibi davranıyorlar.

Abdullah Öcalan Diyarbakır'da "Demokratik İslami Kongre" diye İslami bir heyet topladı ve yeni bir kulvar açtı İslami ümmetçilik diye.

Ne demişti Öcalan? "Çağdaş İslami ümmet"! Bu "ümmet" in "millet birliği"! Yani tam bir çorba! Kavramları at bir torbanın içine çalkala çalkala, içinden ne çıkarsa!

"Tek millet, tek devlet, tek bayrak zırvalıktır. " Yani Öcalan, çoklu millet, çoklu devlet, çoklu bayrak diyor. Hadi iyimser yaklaşalım: Belirli bir coğrafyada, çoklu millet, çoklu devlet, çoklu bayraklı ümmet bayrağı altında beraber yaşamak. Bu nerede var bilemem. Ama İmralı'dan Kürt meselesinin çözümü böyle gözüküyor.

Ama Öcalan'ın bu "çözüm" ü yeni değil, MİT ve hükümet ile yaptığı görüşmelerden çıkan sonuçları açıklayan ilk tutanaklarında bu "fikir" vardı. Türkiye-Kürdistan federatif veya konfederatif birliği! İslamcılıkla da o tutanaklarda oynuyordu Öcalan. Tabii, Barzani ve tüm Kürtler adına konuşarak!

Öcalan Kürt devletini var etmek için bir çıkış yolu arıyor, daha büyük resimden bakarak "büyük çözüm" sunuyor: "Medine Sözleşmesi" gibi, üzerinden sosyolojiler. Öcalan Kürt devletini var etmek için bir çıkış yolu arıyor, daha büyük resimden bakarak "büyük çözüm" sunuyor: "Medine Sözleşmesi" gibi, üzerinden sosyolojiler, kültürler, uygarlıklar, imparatorluklar, emperyalizmler geçmiş; ulusal devletler gerçeğine gelip dayanmış bir dünyada, 1400 yıl öncesinin, o günkü koşullarda o da kısmen geçerli olabilmiş bir anlaşmayı, günümüzde gelip dayatmak insanı güldürüyor. Bugün orada hangi "Medine Anlaşması" var? (2026'da DEM'in liderleri bu kavramı yeniden piyasaya sürdü)

Öcalan, Kürt devleti, Kürdistan ve bu oluşumun öncülüğü için her yolu deniyor ve eldeki her malzemeyi kullanıyor. Her araç, kullanılabilir bir siyaset aleti. Elde din mi var, onu da kullanalım.

Ama Öcalan'a bu aracı verenler de belli: Davutoğlu ve lideri. "Biz ümmetiz" diyerek Türk-Kürt federasyonu veya konfederasyonu adı altında birleşip Türkiye'yi "büyütebilir miyiz"? (Bu düşünce kıyısından köşesinden iktidarda hâlâ varlığını sürdürüyor. )

Çağımızın en temel gerçeği ulusal devlet varoluşudur. Ulusal devlet olmayan tek "devlet" göstermek mümkün değil.

Ulusal devlet, bu anlamda, sınırları içinde yaşayan yurttaşların refahını, canını, malını, özgürlüğünü. Ulusal devlet, bu anlamda, sınırları içinde yaşayan yurttaşların refahını, canını, malını, özgürlüğünü ve geleceğini korumakla yükümlü; ulusal devletin, insanlarına yeteneklerini alabildiğine gerçekleştirme şansı ve olasılığı vermesi gerekir. Benim ulusal devlet anlayışım, dayanışmacıdır, fırsat eşitliğini ve sosyal adaleti mümkün olduğunca en üst düzeyde gerçekleştirmeye çalışır. Özgür-bilimsel eğitimi baş tacı eder, hem bireyi hem yurtseverliği gözetir. Gelir farklılıklarını gerektiği kadar ve kabul edilebilir düzeyde tutar (*).

Peki ümmetçilik? Tüm Müslümanları bir ve bütün görmenin adıdır. Dini inanç her şeyin üzerinde; dil, etnisite, kültür ise önemsiz veya ikinci, üçüncü planda.

Dünyada ise böyle bir şey yok. Tek bir Müslümanlık yok. Ne kadar İslam ülkesi varsa o kadar İslami-dini anlayış ve uygulama var. Hiçbiri birbirine benzemez. İslam ülkeleri örgütü gibi bir şeyler hep varsa bile aralarında ciddi bir birlik ve dayanışma da bulunmaz.

Öcalan'ın elinde ümmetçilik aracı, Kürt devleti kurmanın bir adımı gibi. Kongrede okunan açıklamasıyla yaklaşık diyor ki iktidara kardeşim ümmetçilikle tek devlet, tek millet bir olur mu, olursa ancak zırvalık olur. (2014)

(*) Ulus Yıkıcılığı Zamanları kitabıma bakın lütfen. 3. Baskı, Cumhuriyet Kitapları.

Siyasette etik-ahlaki tutum, ufuk çizgisini karartacak noktada desek pek de yanlış olmaz.

Şaşırtan suskunlukların nedeni herkesin bir kaşık aldığı günahlardır.

“Kürt meselesi” çözümleri çerçevesinde bugün tartışılan konular, aslında 2013’te tartışılmıştı.

Dünya tahvil piyasalarında yaşanan sarsıntılar, “Ufukta bir borç krizi mi var” sorusunu gündeme getirdi.

AKP hükümetinin köprüleri ve karayollarını özelleştirmekle ilgili geçen hafta aldığı kararlar, özelleştirme konusunun yeniden gündeme gelmesini sağladı.

Emekli Tuğamiral Türker Ertürk 20 gündür tutuklu. Yarın hâkim karşısına çıkacak. Neden tutuklu? 3.5 yıl önce yaptığı bir siyasi değerlendirme nedeniyle!

İklim değişikliği dünyanın karşı karşıya olduğu en büyük sorunlardan. Bu sorunu yaratan da dünyanın ortalama sıcaklığının giderek yükselmesi yani küresel ısınma.

Akşamın sonunda kızlar birbirlerine sarılırken ekrana bakıp uzun süre gülümsedim.

Silivri Cezaevi’nin yeni yapılan devasa salonundayım, arkadaşlara soruyorum, heyet nerede, diye.

Cumhurbaşkanının masasında incelenmekte olan bir anayasa taslağı olduğu kulis haberlerini okuyoruz.

Hukukçu Mehmet Uçum’un demokrasiyi savunduğu, haksızlıklara karşı çıktığı, adaletsizlikleri eleştirdiği, anayasanın pek çok maddesinin. Hukukçu Mehmet Uçum’un demokrasiyi savunduğu, haksızlıklara karşı çıktığı, adaletsizlikleri eleştirdiği, anayasanın pek çok maddesinin, uygulanmamasını gündem yaptığı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin özellikle Türkiye’de büyük adaletsizliklere, haksızlıklara uğramış kişiler hakkında verdiği kararların uygulanmasını savunduğu vb. görülmemiştir.

2026 Bilim ve Teknoloji Göstergeleri raporuna göre Türkiye’nin Ar-Ge harcamaları son yirmi yılda istikrarlı biçimde arttı.

Mademki Özgür Özel Rize’de geniş bir kucaklaşma ile karşılandı, fırsat bu fırsat iki hafta önceki Rize gezimizi yazayım.

En çarpıcısı Eceabat’ta gerçekleşti: AKP’nin adayı belediye seçimlerinde 153 oy almıştı.

Çok tartışılan bir konu. Tam bir transfer sezonunda yaşıyoruz.

Dünkü yazımda, Kürt hareketinin (siyasi veya askeri), çerçeve yasa ve sonrası için alabildiğine konuşur, program. Dünkü yazımda, Kürt hareketinin (siyasi veya askeri), çerçeve yasa ve sonrası için alabildiğine konuşur, program ve beklentilerini açıklarken, AKP iktidarının ise alabildiğine bu konularda sustuğunu DEM-İmralı açıklamalarına zerre yanıt vermediğini anımsatmıştım.

Silahlar sussun! Tabii ki, şüphesiz! Artık PKK savaşmayacak! Ne güzel!

Şüphesiz çerçeve yasa konusunda YENİ Parti’nin ikili siyaseti seçmen nezdinde “partiyi kurtarıcı” mı oldu?

İktidar YENİ Parti’yi giderek daha çok kıskaç altına alıyor ve alacak da.

İsim şu: “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi. ”

AKP liderliği ve hükümeti biliyor, İmralı biliyor belki de onayına sunuldu, (PKK’nin de bilgi sahibi olduğunu reddedemeyiz), DEM’liler haydi haydi biliyor.

Dünkü yazımda CHP içindeki grupların analizini yapmaya çalıştım ve Kemal Bey’in hiç rahat oturmadığı koltuğundan ayrılmasının zaman meselesi olduğuna değindim. Ve Yargıtay kararının CHP içindeki sonuçlarına değineceğimi yazdım.

İktidar yanlısı meslektaşlarla ekranlarda yan yana geldiğimizde yeni parti kuruluş girişimleri karşısında ne kadar büyük hata olacağı, memleketin “ana muhalefetsiz kalacağı”, dahası ülkenin ciddi bir muhalefete ihtiyacı olduğunu, şimdi. İktidar yanlısı meslektaşlarla ekranlarda yan yana geldiğimizde yeni parti kuruluş girişimleri karşısında ne kadar büyük hata olacağı, memleketin “ana muhalefetsiz kalacağı”, dahası ülkenin ciddi bir muhalefete ihtiyacı olduğunu, şimdi ise ana muhalefetin bölünmesiyle ülkenin bir büyük ihtiyaçtan mahrum kalacağına ilişkin neredeyse gelişmelerden memleket adına kahrolmuş itirazlarını dile getiriyorlar.

Mademki yeni bir parti kuruluyor, yıllardır içinde bulunduğumuz (ben diyeyim 10. Mademki yeni bir parti kuruluyor, yıllardır içinde bulunduğumuz (ben diyeyim 10, sen de 20 yıl) olağanüstü koşulların yıprattığı toplumun, tüm devlet kurumlarının ayakları üzerine oturtulmasını önceliğine alması gerekir.

Bir dizi ankette, Özgür Özel ve arkadaşlarının kurmaya hazırlandıkları partinin seçmende karşılığı, butlan öncesi CHP’nin oy potansiyeline neredeyse eşit: yüzde 35.