· Anlatılanın Ötesi - Spor
Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Talip Geylan, öğretmenlerin yüzde 83.7’sinin görev yaptığı okulda akran zorbalığına tanık olduğunu, mağdur öğrencilerin yaklaşık 4’te 3’ünün. Anlaşılan, yaşadıklarını kimseyle paylaşmadığını söyledi. Geylan, okullarda.
Türk Eğitim-Sen, okullarda ve okul çevresinde yaşanan akran zorbalığı ile suça karışan çocuklara ilişkin öğretmen. Türk Eğitim-Sen, okullarda ve okul çevresinde yaşanan akran zorbalığı ile suça karışan çocuklara ilişkin öğretmen ve okul yöneticilerinin görüşlerini almak amacıyla bir anket çalışması gerçekleştirdi.
Radyo Sputnik’te yayınlanan İsmet Özçelik’le Ankara Farkı programına konuk olan Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Talip Geylan programda çalışmanın sonuçlarını aktardı.
‘Zorbalığa maruz kalan öğrencilerin büyük çoğunluğu sessiz kalıyor’
Öğretmenlerin yüzde 83.7’sinin görev yaptığı okulda farklı düzeylerde akran zorbalığına şahit olduğunu söyleyen Geylan. Zorbalığa uğrayan öğrencilerin yaklaşık 4’te 3’ünün yaşadıklarını kimseyle paylaşmadığına dikkat çekti. Geylan, vakaların en sık okul bahçelerinde görüldüğünü belirtti:
“Okullardaki en yaygın, en başat sorunların başında akran zorbalığı geliyor. Ankete katılan öğretmenlerimizin yüzde 49.2’si görev yaptığı okulda kısmen akran zorbalığına şahit olduğunu; yüzde 34.5’i. Ankete katılan öğretmenlerimizin yüzde 49.2’si görev yaptığı okulda kısmen akran zorbalığına şahit olduğunu; yüzde 34.5’i ise açık bir biçimde akran zorbalığına şahit olduğunu söylüyor. Toplamda yüzde 83.7. Bu çok ciddi bir problemle karşı karşıya kaldığımızı gösteriyor. Zorbalığa maruz kalan öğrencilerimizin sadece yüzde 26.6’sı böyle bir hadise ile karşı karşıya kaldıklarında durumu öğretmenleriyle. Bu çok ciddi bir problemle karşı karşıya kaldığımızı gösteriyor.Zorbalığa maruz kalan öğrencilerimizin sadece yüzde 26.6’sı böyle bir hadise ile karşı karşıya kaldıklarında durumu öğretmenleriyle, okul idaresiyle, rehberlik servisi ile ya da ailesi ile paylaşıyor. Zorbalığa maruz kalan öğrencilerimizin yüzde 75’e yakın büyük çoğunluğu da bu durumdan ebeveynlerini, okul idaresini ya da öğretmenlerini haberdar etmiyorlar. Bu da ciddi bir problemdir. Akran baskısı ve korku duygusu ile bunu paylaşmıyorlar ve içlerinde yaşıyorlar. Bu durumun çocuklarımızın psikolojisinde oluşturacağı tahribatı, travmayı düşünebiliyor musunuz? Öğretmenlerimize ‘Bu akran zorbalığı genelde nerede yaşanıyor? ’ diye sorduk. En fazla oran yüzde 37.2 ile okul bahçesi diyor. Bunu sırası ile yüzde 19.5 ile sınıf; yüzde 16 ile sosyal medya; yüzde 14.7 ile de okul dışı ortamlar takip ediyor. ”
‘Okullarda rehberlik hizmetleri yetersiz kalıyor’
Öğretmenlerin yüzde 23.9’unun görev yaptığı okulda suça karışan çocuklar bulunduğunu belirttiğini söyleyen Geylan. Her 300 öğrenciye bir rehber öğretmen düşmesinin yetersiz olduğunu vurguladı. Geylan, çeteleşme, denetimsiz sosyal medya kullanımı, akran baskısı. Geylan, çeteleşme, denetimsiz sosyal medya kullanımı, akran baskısı ve ebeveyn ilgisizliğine karşı rehberlik hizmetleri ile okul-aile iş birliğinin güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti: “Okulunuzda suça karışan çocukların varlığına şahit misiniz?’ diye de sorduk.
“Okulunuzda suça karışan çocukların varlığına şahit misiniz? ’ diye de sorduk. Bu da çok dikkat çekici bir sonuç. Öğretmenlerimizin yüzde 23.9’u görev yaptığı okulda bir şekilde suça karışan çocuk bulunduğunu ifade ediyor. Öğretmenlerimiz bu sorunun vehamet derecesinde olduğunu ortaya koyuyorlar. ‘Suça karışan çocuklarımız okula devam ediyorsa. Öğretmenlerimiz bu sorunun vehamet derecesinde olduğunu ortaya koyuyorlar.‘Suça karışan çocuklarımız okula devam ediyorsa, okulun rehberlik birimi tarafından bu öğrencilerimize yönelik bireysel rehabilitasyon çalışması yapılıyor mu?’ diye sormuşuz. ’ diye sormuşuz. Yüzde 54.3’ü ‘evet’; yüzde 16.7’si ‘hayır’ cevabını vermiş. Okullarımızdaki rehberlik servislerinin, donanımlarının yetersizliğinin sonucudur bu. Şu anda bizim mevzuatımıza göre her 300 öğrenciye 1 rehber öğretmen düşüyor. Bu çok yetersiz. Biz sendika olarak yıllardır her 100 öğrenciye 1 psikolojik danışman normu düşecek şekilde rehberlik normlarının güncellenmesi talebini dile getiriyoruz. Biz rehberlik servislerini etkin ve verimli kullanacağız ki hadiseler olmadan bunların tedbirlerini alalım. Öğrencilerimizin arasında suça meyilli olan, madde bağımlısı olan veya sorunlu aile ortamında yetişen çocuklarımızı önceden teşhis edip rehberlik hizmetlerimiz marifetiyle rehabilitasyon sürecine tabi kılacağız ki hadiseler patlak vermesin. Öğretmenlerimiz değerlendirmelerinde şiddet. Suça yönelmenin nedenlerine de vurgu yapmışlar. En güçlü vurgu ebeveyn ilgisizliği ve sosyal medya kullanımının yeterince denetlenmemesi. Öğretmenlerimiz 85.9 oranında bunu en önemli unsur olarak vurguluyorlar. Öğretmenlerimiz, çocuklarımızın şiddete yönelmesindeki faktörleri sıralamış. Birinci sırada çeteleşme ve riskli gruplarla ilişkiler tespitini ortaya koymuş. İkinci sırada; dijital içerikler ve sosyal medya kullanımını dile getirmiş. Çocuklarımız dijital dünyada savruluyorlar. Bir diğer unsur da arkadaş çevresi ve akran baskısı. Başka bir husus da dışlanmışlık ve zayıf aidiyet hissi. Bu hem okul hem de aile aidiyeti ile ilgili. Dolayısıyla çocuklarımızın gerek aile, gerek arkadaş, gerek okul ile ilişkileri çocuklarımızın davranışlarını şekillendiriyor. Öğretmenlerimiz okul-aile işbirliğinin yetersizliğine de vurgu yapıyor. Aile, çocuğunu okula bırakınca sorumluluğu bitti diye düşünmemeli. Aile çocuğunun eğitim süreci, psikolojik gelişimi, alışkanlıkları, hobileri gibi her türlü süreç ile ilgili sorumluluk almak zorunda. ”
‘Öğretmenin sözü okulda ve sınıfta yeniden kıymetli kılınmalı’
Öğretmenlerin öğrencilere yönelik uyarı ve tavsiyelerinin bazı veliler tarafından tepkiyle karşılandığını. Öğretmenlerin etkisinin ve saygınlığının zayıfladığını belirten Geylan, “Öğretmenlerin saygınlığı, itibarı rencide edilmiş durumda. Öğretmenlerimizin çocuklarla alakalı bir telkininde, tavsiyesinde ilk başta ebeveynlerden tepki geliyor. Tabiri caizse öğretmenlerin eli kolu bağlı durumda şu anda. Öğretmenin etkisini artırmadığınız müddetçe, öğretmenin okulda, sınıfta sözünü kıymetli kılmadığınız müddetçe. Bunun da velilerimiz tarafından kabul görmediği müddetçe biz bu sorunun üstesinden gelemeyiz” diye konuştu.
‘Öğretmenlerin yüzde 38’i okullarda madde kullanımına tanık oluyor’
Ankete katılan öğretmenlerin yüzde 38’inin okullarda zaman zaman madde kullanımına, yüzde 13,1’inin ise öğrencilerin kesici. ‘Öğretmenlerin yüzde 38’i okullarda madde kullanımına tanık oluyor’ Ankete katılan öğretmenlerin yüzde 38’inin okullarda zaman zaman madde kullanımına, yüzde 13,1’inin ise öğrencilerin kesici ve delici alet taşımasına şahit olduğunu belirten Geylan, okul güvenliğinin artırılmasını, risk grubundaki öğrencilere psikolojik destek verilmesini ve spor ile sosyal etkinliklerin yaygınlaştırılmasını istedi: “Ankete katılan öğretmenlerimizin yüzde 38’i ara sıra, nadiren de olsa madde kullanımına şahit oluyoruz’ diyor.
“Ankete katılan öğretmenlerimizin yüzde 38’i ara sıra, nadiren de olsa madde kullanımına şahit oluyoruz’ diyor. Madde kullanımı neredeyse ilk okula indi. En önemli problem. Öğretmenlerimizin yüzde 13.1’i ‘Öğrencilerimizin kesici, delici aletle geldiğine şahit oluyoruz’ diyor. Bu noktada okul güvenliği, okul giriş-çıkışlarının denetim altına alınması, yeterli güvenlik personeli tahsis edilmesi gibi tedbirler de önem arz ediyor. Öğretmenlerimiz risk grubundaki öğrencilerin düzenli psikolojik destek alması mutlaka sağlanmalı diyor. Akran zorbalığını önlemeye yönelik eğitimlerin artması gerektiğini dile getiriyor. Rehber öğretmen normunun mutlaka artırılmasını yüzde 80.2 oranında dile getirmişler. Şiddeti, akran zorbalığını, kötü alışkanlıkları önleyici ne gibi etkinler yapılabilir? ’ diye sormuşuz. Öğretmenlerimizin yüzde 86’sı spor faaliyetleri, yüzde 81.4’ü sosyal etkinliklerin öğrencilerimizin sosyalleşmesi, kötü alışkanlıklarının önlenmesi konusunda çok önemli olduğunu söylüyor. ”
‘Her okula kadrolu güvenlik görevlisi tahsis edilmeli’
Okullara ‘bahçe görevlisi’ adı altında 30 bin güvenlik personeli verilmesini olumlu ancak geçici bir adım olarak değerlendiren Talip Geylan. Köklü çözüm her okulumuza yeterli sayıda kadrolu güvenlik görevlisi tahsis edilmesidir.
“İçişleri Bakanlığı ‘bahçe görevlisi’ adı altında 30 bin güvenlik görevlisi tahsis etti. Öncelikle ilkesel olarak okul güvenliğine yönelik her türlü tedbire olumlu yaklaşırım, doğru bulurum. Ama bunlar geçici çözümlerdir. Köklü çözüm her okulumuza yeterli sayıda kadrolu güvenlik görevlisi tahsis edilmesidir. Ayrıca riskli okullarımızda şuan bir kısım büyük şehirlerimizde uygulamaya kondu; okul polisi uygulamasının okul çevresinin kontrolü için devam ettirilmesi lazım. Başka bir önemli husus; disiplin yönetmeliklerinin, sınıf geçme yönetmeliklerinin masaya yatırılması. Öğrenci şu anda ‘Ne olursa olsun sınıfı geçiyorum’ anlayışına sahip. Disiplin yönetmelikler, önleyici tedbirler, hadiseler vuku bulduğunda caydırıcı müeyyideler mutlaka güncellenmeli. Sınıf geçme yönetmeliği mutlaka ele alınmalı. Başarı göstermeyen öğrenciler sınıf tekrarı yapabileceğini bilmeli. Bu tedbirlerin alınması noktasında çok ivedi hareket etmek lazım. Yoksa durum vehamet seviyesinde. Bu çocuklarımız 20-30 sene sonra ebeveyn olacaklar. Çocuklarımızı sağlıklı bir eğitim ortamında yetiştirmezsek bundan 20 sene sonra şu anda karşı karşıya olduğumuz tablonun çok daha ötesinde acı durumlarla karşı karşıya kalacağız. ”