· Cumhuriyet
Bu yaz başı gurbetçiler İsviçre’den Türkiye’ye doğru yola çıkarken Zürih ve Cenevre’yi turistler çoktan doldurmuştu bile.
Bütün Cumhuriyet arşivi her yerde ve her an yanınızda! İster telefondan, ister bilgisayardan. Cumhuriyet Arşiv 1930 Yılından Bugüne 5.485.115+ Haber Kupürü App Store Google Play 50 BİN + İndirme Size En Uygun Paketi Seçin 4.5 değerlendirme Abonelik Seçeneklerini İnceleyin Edebiyatın. Kültürün Nabzı Kitap dünyasına açılan kapınızı aralayın! En sevdiğiniz kitapları indirimli fiyatlarla keşfedin ve hayal gücünüzü genişletin.
İsviçre'nin turizmdeki yeri, Alp manzaraları, elit turistleri çeken bankaları ve yatılı okullarıyla kısıtlı değil. Bu ülke, aynı zamanda dünyanın nadir bir nişi olan "ölüm turizmi"nin de merkezi. Ötanaziye izin veriliyor ama kurallar net: Kararınızı özgür iradeyle aldığınızı ispat edin, Dignitas gibi kurumlarla bürokratik engelleri aşın, emelinize ulaşın. Vize sorunu yok, ölmek serbest, yeter ki prosedüre uyun. İşte turistin ölüsünü bile değerlendiren İsviçre tarzı sürdürülebilirliğin incelikleri.
Cenevre'den ayrılıp turizmin bir başka katına, İGA'ya iniyorum. İsviçre ile tam bir kontrast: Sonsuz esneklik, hızlı servis, dudak uçuklatan bir pahalılık. ("Dünyanın en kazık yeri Zürih" diyenler yanılıyor bence; o unvanı çoktan İstanbul Havalimanı kaptı. ) Buradaki panolar kural koymuyor. ("Dünyanın en kazık yeri Zürih" diyenler yanılıyor bence; o unvanı çoktan İstanbul Havalimanı kaptı.) Buradaki panolar kural koymuyor, emlak alana pasaport vaat ediyor. Bir sonraki rotanız, emlak fiyatlarıyla St. Tropez'yi sollayan Bodrum ise cennet koyların betonlaşmış yüzüne, sokaklardaki yaban domuzlarına. Rolex üstünde havyar yalamayı eğlence sanan yeni bir türe katlanabilmeniz için tavsiyem: Bir tansiyon ilacı. "Katlanamam" diyorsanız, gücü kendi ülkesine yetmeyen Türk turistlerin peşine takılın. Vize kapısında sürünmek pahasına Yunan adalarında yarı fiyatına tatile koşan bu kitlenin ruh hali parçalı bulutlu: Mutfağını komşuya kaptırdığına kırgın. Vize kapısında sürünmek pahasına Yunan adalarında yarı fiyatına tatile koşan bu kitlenin ruh hali parçalı bulutlu: Mutfağını komşuya kaptırdığına kırgın, soyulmadığı için memnun. Neyse ki komşunun kapamadığı kozlarımız da var. Baklavamızı markalaştıramasak da ameliyathaneler bizim! Uçaklarımız "Turkish Hairlines": kafası bandajlı, dişleri kireç beyazı, yüzü gergin yabancılarla dolu. Ülkemiz, turisti gererek uğurlayan küresel bir estetik fabrikası.
İsviçre özen, düzen, sürdürülebilirlik desin, Türkiye sürekli şekil değiştirsin. İspanyollar ise isyanda. Onlar turistleri ellerinde su tabancaları, "Evinize dönün! " sloganlarıyla karşılıyor. Batı Avrupa'nın emeklilik cennetine dönüşen Barselona'da halk, artan konut fiyatları yüzünden kendi mahallesinde kiracı bile olamıyor. Sonuç: "Bu sürdürülemez" diyerek Airbnb ruhsatlarını iptal etmeye karar verdiler. Hadi hayırlısı.
Yazımı geçirdiğim tüm bu yerlerden sonra, küresel turizmi gerçekten ortak bir apartman gibi görür oldum. Her ülke bu apartmandaki farklı bir sakin; her birinin turiste bakışı; kendi ekonomik çaresizliğinin, esneme kapasitesinin ve yasal sınırlarının birer aynası. İsviçre: Akla gelmeyecek fırsatları bile kapitale dönüştüren ama gürültü olursa bastonla duvar döven o zengin beyamca. İspanya: Zengin akrabaya evini kiralayıp kendisi sokakta kalan dertli mülk sahibi. Türkiye: İyi fiyat gelirse oturduğu daireyi bile satmaya meyilli o kurnaz ve esnek emlakçı.
İsviçre'nin turizm kampanyaları işe yarıyor mu bilmem. Bana kalırsa sürdürülebilir turizm; turist çekerken kendi halkının huzurunu, doğasını ve yaşam alanını koruyabilmektir. Sermayenin isteklerine baş eğmeden, kendi evladının rızkını eksiltmeden misafirini ağırlamaktır. Bunu yapamayan bir gün ya elinde su tabancasıyla turist kaçırır ya da yerli turistini komşuya kaptırır.