Trump’ın eli zayıflıyor

· Cumhuriyet

Trump’ın eli zayıflıyor

Dört buçuk yılı geride bırakan Rusya-Ukrayna savaşında, cephe gerisinde şiddet daha önceden olmadığı kadar arttı

Bütün Cumhuriyet arşivi her yerde ve her an yanınızda! İster telefondan, ister bilgisayardan. Cumhuriyet Arşiv 1930 Yılından Bugüne 5.485.115+ Haber Kupürü App Store Google Play 50 BİN + İndirme Size En Uygun Paketi Seçin 4.5 değerlendirme Abonelik Seçeneklerini İnceleyin Edebiyatın. Kültürün Nabzı Kitap dünyasına açılan kapınızı aralayın! En sevdiğiniz kitapları indirimli fiyatlarla keşfedin ve hayal gücünüzü genişletin.

Takip Et: Paylaş: Menü Giriş Yap Kayıt Ol eGazete Giriş Okuma Listem Gündem Yazarlar Çizerler Resmi İlanlar Oyun Siyaset Ekonomi Dünya Spor Yaşam Cumhuriyet'in Egesi Kültür Sanat Cumhuriyet Pazar Sürdürülebilirlik Cumhuriyet Kitap Gurme Sağlık Bilim ve Teknoloji Moda Eğitim Gezi Çevre Otomotiv İş Dünyası Kategoriler Astroloji Uygulamalar Hava Durumu Namaz Vakitleri --> Trump’ın eli zayıflıyor Cumhuriyete Özel Kayıt Ol Giriş Yap --> Takip Et: Paylaş: Deniz Berktay Son Köşe Yazıları Trump’ın eli zayıflıyor 08.09.2026 04:00 Güncellenme: 08.09.2026 04:00 Takip Et: Dört buçuk yılı geride bırakan Rusya-Ukrayna savaşında, cephe gerisinde şiddet daha önceden olmadığı kadar arttı. Takip Et: Paylaş: Menü Giriş Yap Kayıt Ol eGazete Giriş Okuma Listem Gündem Yazarlar Çizerler Resmi İlanlar Oyun Siyaset Ekonomi Dünya Spor Yaşam Cumhuriyet'in Egesi Kültür Sanat Cumhuriyet Pazar Sürdürülebilirlik Cumhuriyet Kitap Gurme Sağlık Bilim ve Teknoloji Moda Eğitim Gezi Çevre Otomotiv İş Dünyası Kategoriler Astroloji Uygulamalar Hava Durumu Namaz Vakitleri --> Trump’ın eli zayıflıyor Cumhuriyete Özel Kayıt Ol Giriş Yap --> Takip Et: Paylaş: Deniz Berktay Son Köşe Yazıları Trump’ın eli zayıflıyor 08.09.2026 04:00 Güncellenme: 08.09.2026 04:00 Takip Et: Dört buçuk yılı geride bırakan Rusya-Ukrayna savaşında, cephe gerisinde şiddet daha önceden olmadığı kadar arttı. Bir tarafta Rusya, diğer tarafta da Ukrayna (ve Ukrayna'ya destek veren Batılı ülkeler). Bir tarafta Rusya, diğer tarafta da Ukrayna (ve Ukrayna'ya destek veren Batılı ülkeler), karşı tarafın lojistik imkânlarını ortadan kaldırmak için hava saldırılarını artırdı. Şehirler arası ulaşım epey sorunlu hale geldi. Ruslar Kiev'e hava saldırılarını eskiden geceleyin yapardı. Şimdiyse hava alarmlarının çalmadığı zaman yok. Kiev'de günde ortalama on beş kez sirenler çalıyor, bu esnada alışveriş merkezleri ve eğlence yerleri kapatılıyor, hayat büyük ölçüde felce uğruyor. Hava saldırısının bu yoğunlukta birkaç ay daha sürmesi hiç şüphesiz. Kiev'deki pek çok mağazayı iflasa sürükleyeceğe, işsizliğin daha da artmasına neden olacak.

İşte karşılıklı saldırıların arttığı bu ortamda ABD, Ukrayna meselesine yeniden el attı: ABD Başkanı Trump'ın özel temsilcileri Steve Witkoff ile Jareed Kushner'in başını çektiği heyet. Önce Moskova'yı, sonra da Kiev'i ziyaret etti. ABD yönetimi, İran savaşının başlamasından bu yana ara verdiği Ukrayna savaşını bitirme girişimlerine yeniden başladı. ABD'de kasımda yapılacak parlamento ara seçimleri öncesinde Trump'ın kendi kamuoyuna bir dış politika başarısı göstermeye çalıştığı görülüyor.

Hatırlayacağımız üzere Trump, ikinci başkanlık dönemine başlarken Ukrayna savaşını 24 saatte bitirmeyi vaat etmiş. Rusya'yla anlaşma girişimi hem Rusya'nın tutumu hem İngiltere gibi Rusya karşıtı devletlerin hem de ABD'deki Demokratların girişimleri sonucunda pek başarılı olamamıştı.

Moskova ve Kiev'deki görüşmelerin ayrıntıları henüz netleşmediyse de Moskova'daki görüşmelerde Amerikalıların İran konusunu da gündeme getirdikleri görülüyor. Buradan, ABD'nin Rusya'ya, İran'ı desteklemekten vazgeçmesi karşılığında ona Ukrayna'dan daha fazla şey önerdiği sonucunu çıkartabiliriz. Sonuçta Trump yönetimi en baştan, Ukrayna savaşı konusunu bir şekilde sona erdirerek dünyanın başka yerlerine odaklanmayı savunuyordu.

Kiev'deki görüşmelerdeyse ABD ve Ukrayna heyetlerine İngiliz, Fransız ve Alman yetkililer katıldı. Dolayısıyla Zelenski'nin Trump'ın tutumuna tek başına karşı çıkmadığı, arkasında İngiltere gibi ülkelerin olduğu daha net görüldü.

Peki, müzakere süreci başlarsa savaş kısa sürede sona erer mi? Bu soruya çatışmanın hiçbir tarafı "Evet" demiyor. Hemen herkes müzakereler yakında başlasa bile ateşin kesilmesinin (barış anlaşmasının yapılması değil, sadece ateşin kesilmesinin) ilkbahardan önce mümkün olmadığını söylüyor. Çünkü tarafların beklentileri birbirinden çok farklı. Ayrıca Trump'ın Putin'le anlaşmaya varmasına ne Avrupa ülkeleri ne de ABD'deki Demokratlar imkân vermez. Ayrıca kasımdaki ara seçimlerden Demokratların galip çıkması halinde Trump'ın Rusya'ya karşı uzlaşmacı tutumunu sürdüremeyeceğini. Demokratların tutumuna uyum sağlamak zorunda kalacağını Ruslar da söylüyor. Ruslar için en korku verici senaryoysa ABD'de 2028'deki seçimleri Demokratların kazanması, böylelikle Rusya'nın karşısında yeniden, birleşik bir Batı ittifakını bulması. Bu nedenle Rusya, önümüzdeki yıl içinde Ukrayna savaşından sonuç alabilmek için elinden geleni yapacaktır.

Dolayısıyla savaşın sonunun henüz görülemediği, karmaşık bir dönemden geçiyoruz.

4 Eylül 2026 günü benim sütunumda iki tekzip (düzeltme) metni okudunuz.

Aylardır devam eden belediye operasyonlarında ısrarla şunu vurguladık. .

Saat 20.00 sularıydı, kadınlı, çocuklu bir grup otobüsle Yunanistan Kipi Sınır Kapısı’ndan yurda giriş yapıyordu.

Bilkent Üniversitesi Müzik ve Sahne Sanatları Fakültesi Tiyatro Bölümü, genç tiyatro yazarlarını desteklemek için nicedir sahne olanaklarını. Bilkent Üniversitesi Müzik ve Sahne Sanatları Fakültesi Tiyatro Bölümü, genç tiyatro yazarlarını desteklemek için nicedir sahne olanaklarını ve yetiştirdiği oyuncuları yeni üretilmiş oyunların yapımları için seferber ediyor.

Dört buçuk yılı geride bırakan Rusya-Ukrayna savaşında, cephe gerisinde şiddet daha önceden olmadığı kadar arttı

Bu başlıktaki cümle, geçtiğimiz günlerde tutuklanan Ermenistan’ın eski (ikinci) cumhurbaşkanı Robert Koçaryan’a ait.

Aslında bugün, Gürcistan ve Ermenistan’daki, yani Güney Kafkasya’daki gelişmeleri değerlendirecektim.

Geçen hafta, Rus basınında Türkiye’ye yönelik tavrın değişmeye ve Türkiye hakkında olumsuz yorumların çıkmaya başladığını söylemiştim.

Geçen hafta yazdığım üzere Rusya-Ukrayna savaşında zorlu bir sonbahar dönemine giriliyor.

Yaza girerken bu yazın Ukrayna’da Doğu Avrupa’da her bakımdan sıcak geçeceğini söylüyordum; gelişmeler maalesef bunu doğru çıkardı.

Ben Ukrayna’ya gazeteci olarak geleli, on dokuz yılı geçti (2007 yılının mart sonuydu).

Geçen hafta Kiev’deki bir basın toplantısında iki cumhurbaşkanına (Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenski ve Moldova Cumhurbaşkanı Maia Sandu) Cumhuriyet adına sorular sordum.

Geçen hafta Ankara’da yapılan NATO zirvesi ve bu zirve esnasında Zelenski’nin Trump ile yaptığı görüşme. Ukrayna yönetimine Rusya karşısında biraz moral vermiş görünse de Ukraynalı uzmanların önemli bir bölümü gelişmelere pek iyimser yaklaşmıyor.

Ankara’da bugün başlayacak olan NATO Zirvesi’nde ele alınacak konulardan birisini, Ukrayna’ya verilecek destek oluşturacak.

Rusya-Ukrayna savaşı, Ortadoğu’daki çatışmaların epey gölgesinde kalarak Türk basınının gündeminden epey düşse de bu. Hemen kuzeyimizde kanlı bir savaşın sürmediği anlamına gelmiyor.

ABD'nin Türkiye’ye, Fener Patrikhanesi’ni ekümenik (bütün Ortodoksların mutlak lideri) olarak tanıması. Fener’e bağlı Heybeliada Ruhban Okulu’nun, doğrudan patrikhaneye bağlı olacak şekilde yeniden açılması konusunda baskıda bulunduğunu hep yazıyorum.

Geçtiğimiz günlerde, 10 Haziran’da, Rusya-Ukrayna savaşı, uzunluk bakımından 1. Dünya Savaşı’nı aştı.

Ermenistan’la tanışıklığım on yıl öncesine uzanıyor: 2016’da bir haftalığına kısa bir tatil için Ermenistan’a gitmiştim.

Bu pazar günü hem Türkiye’yi hem de bütün Avrasya coğrafyasını yakından ilgilendiren bir gelişme olacak. .

Geçen yazımda, Rusya-Ukrayna savaşının Baltıklar’a sıçrama ihtimalini yazmıştım.

Dördüncü yılını dolduran Rusya-Ukrayna savaşında sahada durum yeniden çıkmaza girerken savaşın başka bölgelere yayılma ihtimali giderek daha çok konuşuluyor.

Geçen hafta ABD’nin dünyadaki Ortodoksları denetlemek için Fener Patrtikhanesi’nden yararlandığını ve Fener patriğinin, unvanlarına “Yeni Roma Patriği”ni eklediğini yazmıştık.

ABD’nin “ılımlı İslam” anlayışıyla Türkiye’de ve çevre ülkelerde neler yapmaya kalktığını hiç değilse FETÖ’nün icraatları göstermeye yetti.

Her yıl 24 Nisan tarihinde Batılı ülkelerin “soykırım” iddialarını tekrarlamasına alışmıştık. Bu 24 Nisan’da Putin’in de bu koroya katılıp 1915 olaylarını “soykırım” diye adlandırması, pek çok kişi için sürpriz oldu.

Bu hafta, yakın coğrafyamızdaki önemli bir gelişmeyi, Bulgaristan seçimlerini yazmayı düşünüyordum.

Macaristan’da geçen pazarki parlamento seçimlerinin hiç de 9.5 milyon nüfuslu bir Orta Avrupa ülkesinin iç işlerinden ibaret olmayacağı. Bunun Avrupa’daki güç dengeleri açısından önemli bir seçim süreci olacağı belliydi (ben de bu konuyu bu köşede birkaç kez naçizane dile getirmiştim).

İran Savaşı’nın en başında, bu savaşın Rusya için ikilemler içerdiğini yazmıştım.

Geçen hafta, Gürcistan’ın en nüfuzlu isimlerinden biri olan Gürcü Ortodoks Kilisesi’nin lideri (kendi tabirleriyle Katolikos-patriği) II. İlia hayatını kaybetti.

Benimle kısa süre sohbet eden herkes, Mülkiye (Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi) mezunu olduğumu ve bununla gurur duyduğumu öğrenir.

Geçen haftaki yazımda, İran’daki savaşın RusyaUkrayna savaşını da çıkmaza sürükleyeceğini söylüyordum.

Ortadoğu, 2003’teki Irak savaşından bu yana en çalkantılı günlerini yaşarken Rusya’nın bu savaşa açıktan tavır gösterememesi dikkat çekiyor.

Avrupa’nın altını üstüne getiren Rusya – Ukrayna Savaşı bugün dördüncü yılını doldurdu.