Tormentum II incelemesi

· Oyungezer - İnceleme

Tormentum II incelemesi

Varoluşun sürreal ve grotesk bir sorgulanışı

Bazı oyunları oynadığım sırada inceleme metnini de zihnimde oluşturmaya başlıyorum. Tormentum II'yi deneyimlerken aldığım notlar arasında oyunun hayal gücünü övmem, iki kişi tarafından geliştirilmesine şaşırmam, her sahnesinin bir tabloyu andırdığını belirtmem ve seçimlerimden pişman olmama temennim yer alıyordu. Bu ifadeler oyunu özetlese de bu notların arkasındaki nedenleri açıklamak gerekiyor.

sayısında ilk Tormentum oyununu incelemiş ve bağımsız bir macera oyunundan beklenenden çok daha fazlasını sunduğunu belirtmiştim. Tormentum II ise bu etkiyi katlayarak artırıyor. OhNoo Studio kurucuları Piotr Ruszkowski ve Lukasz Rutkowski, yine H.R. Giger’dan ve ünlü Polonyalı ressam Zdzislaw Beksinski’den esinlenen bir tarz bu. Bu tarza ilgi duyanlar için yapım, adeta bir sanat kitabı inceleme deneyimi sunuyor.

İlk oyunda olduğu gibi statik ekranlar üzerinden ilerleyen yapımda, yüzlerce farklı ekran ve her birinde özgün tasarımlar yer alıyor. Hikayeye de kabaca değineceğim ama oyunu daha çok “bundan başka daha ne yapmış olabilirler” diyerek, bir sonraki sahnede ne göreceğimi merak ederek oynadım açıkçası.Tormentum II aslında felsefi yanı da olan bir hikaye anlatıyor.

Tormentum II, sanal dünya, yaratıcı kavramı, gerçeklik ve varoluş gibi temaları ele alan felsefi bir hikaye sunuyor. Kendi tasarladığımız bir dünyanın içinde kapana kısılma fikrini işleyen oyunda, David adındaki karakter gerçekçi bir simülasyon üzerinde çalışırken kendisini aniden bu simülasyonun içinde buluyor. Oraya nasıl ulaştığını bilmeyen ve başta durumu kavrayamayan David, kendi tasarlamadığı yabancı varlıklar ve yapılarla karşılaşıyor. Çevresindekilerle iletişim kurdukça durumu anlasa da eve dönüş yolunu bulamıyor.

Yardım edilen bir karakterin aslında zararlı çıkması, yol arkadaşı olan bir kızın felakete yol açması veya hayatta bırakılan bir ceninin dünyanın kaderini değiştiren bir yaratığa dönüşmesi gibi durumlar yaşanabiliyor.

İlk oyundaki üç farklı bölge ve kale odaklı yapıya kıyasla Tormentum II, çok daha geniş bir ölçeğe sahip. Tormentum II ise yine benzer bir şekilde başlıyor ama bir noktada kendimizi kocaman bir deniz haritasına, çeşit çeşit adalara bakar halde buluyoruz. Kendi bulmacaları ve alt hikayeleri olan bu adalar, yapılan eylemlere göre yenilerinin açılmasını sağlıyor ve oyuncuyu farklı ortamlarla buluşturuyor.

İlk oyunda olduğu gibi seslendirmenin bulunmaması, özgün hikaye ve karakterlerin atmosferini güçlendirme fırsatını kaçırıyor. Ancak ilk oyundaki 4:3 ekran formatı sınırlamasının yerini geniş ekran desteğinin alması olumlu bir gelişme olarak öne çıkıyor.

Bir noktada oyuna dair hiçbir şey yazmasam, inceleme 8 sayfa olsa ve otuz tane ekran görüntüsü koysam, sırf oradan aklınızı çelsem diye bile geçti aklımdan. Yazıyı uzatmak yerine bolca görsel paylaşmak, Dark Seed gibi oyunları sevenler veya Zdzislaw Beksinski eserlerine ilgi duyanlar için yapımı daha cazip kılacaktır.

Oyunun sonlarına doğru yer alan iki farklı resim galerisinde, duvarlarda sergilenen yaklaşık 40 adet tablo bulunuyor. Beksinski tarzındaki bu tabloların yanı sıra çevreye dağıtılmış sürreal çizgi roman sayfaları ve detaylı poster tasarımları, geliştiricilerin görsel detaylara verdiği önemi gösteriyor.

Tormentum II türünün en kusursuz örneği olmasa da oyuncuya özel bir deneyim sunuyor. İlk oyunun ardından gelen bu devam yapımından sonra, serinin olası üçüncü oyununu merakla bekliyorum.

Kaynak: Oyungezer - İnceleme · Derleyen: Elif Aktürk