· Dünya Gazetesi
İran savaşıyla sıçrayan dizel fiyatları ABD’de tahıl taşımacılığını vurdu. Aslında, demiryollarındaki yakıt ek ücreti bir yılda yüzde 153 artarak vagon-mil başına 48 sente çıktı; mısır. Soyanın taşıma maliyetindeki payı yüzde 11’e yükseldi.
Artış yalnızca lojistik şirketlerinin giderlerini değiştirmiyor. Mısır ve soya gibi yüksek hacimli ürünlerde taşıma maliyetinin çiftçiye yansıyan bölümü büyürken, ihracata. Mısır ve soya gibi yüksek hacimli ürünlerde taşıma maliyetinin çiftçiye yansıyan bölümü büyürken, ihracata ve uzak pazarlara çalışan üreticilerin kâr marjı daha da daralıyor.
ABD'de demiryollarının uyguladığı ortalama yakıt ek ücreti eylül başında vagon başına her mil için 48 sente yükseldi. Bir yıl önce yaklaşık 19 sent seviyesinde bulunan ücret böylece yüzde 153 arttı.
Demiryolu şirketleri yakıt fiyatlarındaki değişimi navlun fiyatlarının üzerine eklenen ayrı bir ücretle müşterilerine yansıtıyor. Tahıl gibi binlerce kilometre taşınabilen düşük marjlı ürünlerde birkaç sentlik mil başı artış bile bir trenin toplam maliyetinde ciddi fark yaratabiliyor.
ABD'de ulusal ortalama dizel fiyatının 6 dolar sınırına ulaşması bu mekanizmayı hızlandırdı. Yılın başlarında çok daha düşük seviyelerde bulunan akaryakıt fiyatları. Yılın başlarında çok daha düşük seviyelerde bulunan akaryakıt fiyatları, savaşın petrol arzı üzerindeki baskısıyla kısa sürede taşımacılığın en büyük maliyet kalemlerinden biri haline geldi.
Yakıt ek ücretlerinin toplam demiryolu taşıma maliyetindeki payı da hızla büyüdü. Mısır ve soya sevkiyatlarında yaklaşık bir yıl önce toplam maliyetin yüzde 5'ini oluşturan yakıt ek ücreti. Son verilere göre yüzde 11'e yükseldi.
Bu artış özellikle deniz veya nehir taşımacılığına doğrudan erişimi olmayan iç bölgelerdeki çiftçileri etkiliyor. Ürününü limana veya büyük işleme tesislerine ulaştırmak için demiryoluna bağımlı olan üreticilerin alternatif taşıma imkanları sınırlı kalıyor.
Demiryolu tarifelerinde de yeni sezon öncesinde artışlar görülüyor. Bazı önemli soya ve mısır güzergahlarında vagon başına birkaç yüz dolarlık tarife artışları açıklanırken yakıt ek ücretinin de bunun üzerine eklenmesi toplam faturayı daha yukarı taşıyor.
Maliyet artışı ABD'de mısır ve soya hasadının hızlandığı kritik döneme denk geldi. Çiftçilerin ürünlerini depolara, işleme tesislerine ve ihracat terminallerine aynı anda taşımaya başlaması demiryolu kapasitesine olan talebi yükseltiyor.
Yüksek taşıma maliyeti ise her zaman doğrudan nihai alıcının üzerine kalmıyor. Tahıl şirketleri ve alıcılar artan lojistik giderinin bir bölümünü üreticiye sundukları daha düşük alım fiyatıyla dengeleyebiliyor.
Bu nedenle küresel mısır veya soya fiyatları değişmese bile çiftçinin tarlasından çıkan ürün için eline geçen net fiyat düşebiliyor. Gübre, tohum, makine ve finansman maliyetlerinin zaten yüksek olduğu bir dönemde yeni lojistik faturası üreticilerin kâr marjını daha da daraltıyor.
Yakıt ek ücretlerindeki yükseliş demiryolu şirketlerinin gelirlerine de güçlü biçimde yansıdı. Büyük ABD demiryollarının yılın ikinci çeyreğinde müşterilerinden yaklaşık 2,93 milyar dolar yakıt ek ücreti topladığı hesaplanıyor.
Bu tutar geçen yılın aynı dönemine göre yaklaşık yüzde 90 artışa işaret ediyor. Yakıt ek ücretlerindeki büyümenin şirketlerin artan dizel giderlerinin büyük bölümünü müşterilere aktarmasını sağladığı görülüyor.
Çiftçi örgütleri açısından tartışmanın merkezinde de bu mekanizma bulunuyor. Üreticiler enerji fiyatlarındaki yükselişin kendi maliyetlerini doğrudan artırmasının yanında. Demiryolu şirketlerinin de aynı fiyat hareketini navlun ücretlerine yansıtması nedeniyle iki taraftan baskı altında kalıyor.
ABD dünyanın en büyük mısır ve soya üreticileri arasında bulunuyor ve bu ürünler yalnızca gıda sektöründe değil hayvan yemi, biyoyakıt. Çok sayıda işlenmiş üründe temel girdi olarak kullanılıyor.
Bu nedenle tahılın tarladan limana veya fabrikaya taşınma maliyetindeki yükseliş, zincirin sonraki aşamalarına da yayılabilecek bir fiyat baskısı yaratıyor. Özellikle savaşın petrol ve dizel fiyatlarını yüksek tutmaya devam etmesi halinde taşıma maliyetlerinin yeni sezon boyunca yüksek kalması riski bulunuyor.
Ortaya çıkan tablo, İran savaşının ekonomik etkisinin petrol piyasasının çok ötesine geçtiğini gösteriyor. Hürmüz ve enerji arzında başlayan risk, dizel fiyatına; dizelden demiryolu ücretlerine; oradan da çiftçinin gelirine. Hürmüz ve enerji arzında başlayan risk, dizel fiyatına; dizelden demiryolu ücretlerine; oradan da çiftçinin gelirine ve gıda maliyetine uzanan yeni bir zincir oluşturuyor.