· Cumhuriyet
İkinci Viyana Kuşatması’ndan bu yana süren Türk ordusunun geri çekilişini durduran ve “Subaylar Savaşı” olarak anılan Sakarya Meydan Muharebesi; Mustafa Kemal Paşa’nın “sathı müdafaa” stratejisiyle kazanılan askerî başarının yanı sıra Kars. Zaten, ankara antlaşmaları gibi kritik diplomatik…
Bütün Cumhuriyet arşivi her yerde ve her an yanınızda! İster telefondan, ister bilgisayardan. Cumhuriyet Arşiv 1930 Yılından Bugüne 5.485.115+ Haber Kupürü App Store Google Play 50 BİN + İndirme Size En Uygun Paketi Seçin 4.5 değerlendirme Abonelik Seçeneklerini İnceleyin Edebiyatın. Kültürün Nabzı Kitap dünyasına açılan kapınızı aralayın! En sevdiğiniz kitapları indirimli fiyatlarla keşfedin ve hayal gücünüzü genişletin.
Sakarya Zaferi'nin aynı zamanda Milli Mücadele için askeri, diplomatik ve siyasal anlamda gelecekteki kaderini tayin eden kritik bir dönüm noktası olduğunu da vurgulayan Elmacı. "Bu zafer, yalnızca cephede askeri boyut ile kazanılan bir zafer olmamış, aynı zamanda önemli diplomatik zaferleri de beraberinde getirmiştir. Öncelikle iç cephede artık ipler tamamen TBMM Hükümetinin eline geçmiş, Yunan ordusunun taarruz gücü zayıflatılmış. Öncelikle iç cephede artık ipler tamamen TBMM Hükümetinin eline geçmiş, Yunan ordusunun taarruz gücü zayıflatılmış ve güç dengesi Türk ordusu lehine bir dönüşümü sağlamıştı" ifadelerini kullandı.
Stratejik üstünlüğün ilk defa TBMM Hükümeti'ne ve Türk ordusuna geçtiğini söyleyen Elmacı, "Bunun en önemli boyutu da diplomatik gelişmelerde yaşanmıştır. Siyasi gücü artan TBMM, doğuda Kars Antlaşması (13 Ekim 1921) ile Doğu sınırlarını kesinleştirmiş, güneyde. Ankara Antlaşması (20 Ekim 1921) ile Fransa ile ilişkiler dostluk çerçevesine çekilmişti" dedi.
Fransa'nın TBMM'yi resmen tanıması ve artık Anadolu'da işlerinin kalmadığını anlayarak askerlerini tahliye etmesi sonrası Türkiye ile daha dostane bir ilişki kurduğunu söyleyen Elmacı. "Bu durumun daha önemli sonucu da İtilaf Devletleri arasında diplomatik bloğu parçalaması olmuştur" ifadelerini kullandı. Elmacı, bu diplomatik girişimlerin aynı zamanda emperyalizm tarafından Sevr rüyasından vazgeçmek olduğuna da dikkat çekti.
Mustafa Kemal Paşa'nın Sakarya Savaşı ile yeniden askerlik mesleğine döndüğünü belirten Elmacı, sözlerine şöyle devam etti: "Çanakkalede ki başarıları bilinen paşanın orduya yeniden yön vermesi hem birlikler hem de kamuoyu nezdinde sevk. Mustafa Kemal Paşa'nın Sakarya Savaşı ile yeniden askerlik mesleğine döndüğünü belirten Elmacı, sözlerine şöyle devam etti: "Çanakkalede ki başarıları bilinen paşanın orduya yeniden yön vermesi hem birlikler hem de kamuoyu nezdinde sevk ve idare birliği ile yüksek bir moral gücü sağladı." TBMM, tarafından Başkomutan Mustafa Kemal Paşa'ya "Mareşal" rütbesi ve "Gazi" unvanının verilmesi, Ankara Hükümeti'nin içerideki otoritesini ve halk nezdindeki meşruiyetini pekiştirdi. " TBMM, tarafından Başkomutan Mustafa Kemal Paşa'ya "Mareşal" rütbesi ve "Gazi" unvanının verilmesi, Ankara Hükümeti'nin içerideki otoritesini ve halk nezdindeki meşruiyetini pekiştirdi. Sonuç itibarıyla Sakarya Zaferi; yedi düvel ile mücadelesinde kendisine karşı olan yapıyı kırmış, diplomatik alandaki yalnızlık. Sonuç itibarıyla Sakarya Zaferi; yedi düvel ile mücadelesinde kendisine karşı olan yapıyı kırmış, diplomatik alandaki yalnızlık ve askeri imkânsızlıklardan kurtularak Türk ulusunun varoluş mücadelesini kurumsal ve stratejik bir zafere dönüştürmüştür.
Sakarya Meydan Muharebesi, Mustafa Kemal Paşa'nın dünya savaş stratejilerine bir yenisini eklediği bir savaş olarak da tarihe geçti. Ulu önderin "büyük ve kanlı savaş" olarak tanımladığı muharebenin en şiddetli anlarında Yunan ordusu büyük bir kuvvetle saldırıya geçti. Bu taarruz, Türk ordusunun savunma hattının bazı noktalarında kırılmalara yol açtı. Klasik savaş düzeninde bu durum cephenin yarılması anlamına gelip topyekûn savaş hattını geriye çekmeyi gerektirdiği için Yunan tarafı bu gelişmeyi "cephenin yarılması. Klasik savaş düzeninde bu durum cephenin yarılması anlamına gelip topyekûn savaş hattını geriye çekmeyi gerektirdiği için Yunan tarafı bu gelişmeyi "cephenin yarılması ve zaferin habercisi" olarak değerlendirdi. Tam o anda Mustafa Kemal Paşa, "Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır" teorisini uygulamaya koydu.
22 gün ve 22 gece aralıksız süren bu meydan muharebesinde Yunan ordusu sürekli taarruz ederek cephane, asker. 22 gün ve 22 gece aralıksız süren bu meydan muharebesinde Yunan ordusu sürekli taarruz ederek cephane, asker ve moral birikimini tüketmiş ve saldırıya açık duruma gelmiştir. 10 Eylül 1921 itibarıyla Yunan ordusunun taarruz gücü tamamen kırılmış. Türk ordusu genel karşı taarruza geçerek düşmanı Sakarya Nehri'nin batısına atmayı başarmıştır.
Sakarya Meydan Muharebesi, aynı zamanda tarihe Subay Savaşı olarak da geçti. Savaşta Türk ordusunda 277 subay şehit olurken Yunan ordusunda ise 208 subay yaşamını yitirdi.