Sinema koltukları boşalırken

· Cumhuriyet

Sinema koltukları boşalırken

Bir sinema salonunda oturup ışıklar karardığında, muhtemelen bu sanat dalının 130 yılı aşkın süredir var olduğu gerçeği üzerinde durup düşünmezsiniz.

Bütün Cumhuriyet arşivi her yerde ve her an yanınızda! İster telefondan, ister bilgisayardan. Cumhuriyet Arşiv 1930 Yılından Bugüne 5.485.115+ Haber Kupürü App Store Google Play 50 BİN + İndirme Size En Uygun Paketi Seçin 4.5 değerlendirme Abonelik Seçeneklerini İnceleyin Edebiyatın. Kültürün Nabzı Kitap dünyasına açılan kapınızı aralayın! En sevdiğiniz kitapları indirimli fiyatlarla keşfedin ve hayal gücünüzü genişletin.

Çok şey değişti: sesin ve rengin gelişi, yeni hikâye anlatım biçimleri, dijital efektler. . Ama şaşırtıcı sayıda şey de değişmeden kaldı: karanlık salon, beyaz perde ve koltuğuna gömülmüş seyirci. Sinema altın yıllarını 1970'lerin başında yaşadı. Önce televizyon, ardından bilgisayar teknolojisi, cep telefonu ve dijital platformlar sinemanın tüm dünyada ciddi biçimde gerilemesine yol açtı. Evlerimize iki yıl boyunca kapandığımız pandemi dönemi ise tabuta son çiviyi çaktı.

Rakamlar bu gerçeği acı biçimde ortaya koyuyor. Türkiye'de sinema seyircisi 2019'daki 57 milyondan 2025'te 27.6 milyona indi, yani altı yılda tam yarı yarıya eridi. Hollanda'da da düşüş var ancak çok daha ılımlı: 2019'da 38 milyondan 2025'te 28 milyona geriledi. Buradaki çarpıcı paradoks şu: Nüfusu Türkiye'nin beşte biri kadar olan Hollanda, sinema seyircisi bakımından Türkiye ile neredeyse omuz omuza. Üretim tarafında da tablo ilgi çekici. 2025 yılında Türkiye'de 159 yerli film vizyona girerken Hollanda'da bu rakam 84. Türkiye'de 2 bin 161 sinema salonu ve 253 bin 364 koltuk bulunuyor. Hollanda'da ise 1200'ü aşkın sinema salonu ve 79 arthouse sinema (sanatsal yönü ağır basan yapımlar) var. Ama asıl dikkat çekici rakam şu: 18 milyonluk Hollanda'da yılda 150'yi aşkın film festivali düzenleniyor. Bu yoğunluk, sinema kültürünün bu ülkede ne denli köklü olduğunu tek başına anlatıyor.

Devlet desteği alan dört büyük festival var: Nederlands Film Festival Utrecht, International Film Festival Rotterdam, IDFA Amsterdam ve Cinekid. Bunlara ek olarak LGBTQ+ sineması (Roze Filmdagen), insan hakları (Movies that Matter), sessiz film (NSFF), dans filmleri (Cinedans). Bunlara ek olarak LGBTQ+ sineması (Roze Filmdagen), insan hakları (Movies that Matter), sessiz film (NSFF), dans filmleri (Cinedans), doğa filmleri (Wildlife Film Festival Rotterdam), bilim filmleri (InScience), Kuzey Avrupa sineması (Noordelijk Film Festival), Doğu Avrupa sineması (Eastern Neighbours), kısa film (Holland Short Film Festival) ve daha pek çoğu… Ve 11. yılına giren Kırmızı Lale Film Festivali de bu zengin ekosistem içinde iki ülke arasında kültür köprüsü kuran festivaller arasında. Türkiye'den filmleri odak noktası olarak benimseyen festival, son yıllarda Kazak, Azeri. Özbek yapımlarına da kapılarını açarak Doğu coğrafyasının Hollanda'daki penceresi haline geldi.

Hollanda'da tablo giderek farklılaşıyor, büyük bütçeli gişe filmlerinin yerini sanatsal ağırlıklı arthouse yapımlar alıyor. Seyirci sinemaya daha seçici gidiyor ama gittiğinde daha bilinçli bir tercih yapıyor. Arthouse sinemaların izleyici sayısı 2025'te yüzde 12 artarak 3.9 milyona ulaştı ve on yılın rekorunu kırdı.

Peki sinema ölüyor mu? Lumière kardeşlerin öngördüğünün aksine, hayır. Sinema kabuk değiştiriyor. Geçen yıl Cannes Film Festivali'nde ödülünü Leonardo DiCaprio'dan alan Robert De Niro'nun sözleri bu dönüşümü tam olarak özetliyor: "Sanatlar demokratiktir; sanat kapsayıcıdır. Geçen yıl Cannes Film Festivali'nde ödülünü Leonardo DiCaprio'dan alan Robert De Niro'nun sözleri bu dönüşümü tam olarak özetliyor: "Sanatlar demokratiktir; sanat kapsayıcıdır ve insanları bir araya getirir. Sanat gerçeği arar, çeşitliliği kucaklar. Ve işte bu yüzden sanat bir tehdittir otokratlar ve faşistler için. " De Niro konuşmasını Fransız Devrimi'nin ölümsüz sloganıyla bitirmişti: "Liberté. Égalité, Fraternité. "

Yedinci sanat, 130 yıl önce de hayatta kalmayı başardı. Bugün de kalacak.