· Anadolu Ajansı
Çin Devlet Başkanı Şi Cinping'in Mısır ziyareti, ekonomi, güvenlik ve medeniyet söyleminin kesiştiği çok katmanlı bir hamledir.
CANLI İslam İşbirliği Teşkilatı Üye Devletleri 1. Müslüman Diaspora Forumu
EDITION Analiz Şi'nin Kahire ziyareti: Ekonomik zorunluluk, stratejik özerklik ve yeni güvenlik arayışı Çin Devlet Başkanı Şi Cinping'in Mısır ziyareti, ekonomi, güvenlik. Medeniyet söyleminin kesiştiği çok katmanlı bir hamledir. Kadir Temiz 08 Eylül 2026 • Güncelleme: 08 Eylül 2026 İSTANBUL Ortadoğu Araştırmaları Merkezi (ORSAM) Başkanı Dr. Kadir Temiz. Çin Devlet Başkanı Şi Cinping'in Mısır ziyaretinin perde arkasını AA Analiz için kaleme aldı.
Çin Devlet Başkanı Şi Cinping'in 1-2 Eylül'de gerçekleştirdiği Mısır ziyareti, ilk bakışta iki ülke ilişkilerinin 70. yıl dönümü vesilesiyle yapılan sembolik bir devlet ziyareti olarak görülebilir. Ancak ziyaretin zamanlaması, bölgesel ve küresel gelişmeler dikkate alındığında çok daha geniş bir stratejik bağlama işaret etmektedir. Şi, Mısır'ı 10 yıl aradan sonra ilk kez ziyaret ederken, ziyaretin aynı zamanda eylül ayı sonunda ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirmesi beklenen görüşmenin hemen öncesine denk gelmesi dikkat çekicidir. Söz konusu ABD ziyareti henüz bütün ayrıntılarıyla resmen ilan edilmiş olmasa da iki ülke arasında yürütülen hazırlıkların böyle bir zirveye yönelik olduğu görülmektedir. Bu bakımdan Kahire ziyareti, Çin’in ABD ile yeni bir müzakere sürecine girerken Orta Doğu’daki pozisyonunu tahkim etme. ABD’ye Çin’in bölgesel denklemde göz ardı edilemeyeceği mesajını verme girişimi olarak da okunmalıdır.
Mısır’ın bu mesaj için seçilmesi tesadüf değildir. Mısır, 1956’da Çin ile diplomatik ilişki kuran ilk Arap ve Afrika ülkesi olması bakımından Pekin’in bölgesel hafızasında özel bir yere sahiptir. Şi’nin ziyareti tam da diplomatik ilişkilerin 70. yılına denk gelmiştir. Üstelik Mısır bugün yalnızca önemli bir Arap devleti değil, Afrika, Akdeniz, Kızıldeniz. Orta Doğu’nun kesiştiği, Süveyş Kanalı’nı kontrol eden ve Filistin meselesinde önemli diplomatik ağırlığa sahip bir aktördür. Bu nedenle Kahire, Çin açısından hem ikili ortak hem de daha geniş Arap ve Afrika dünyasına ulaşmada stratejik bir kaldıraç noktasıdır. Şi de ziyareti sırasında iki ülkeyi gelişmekte olan ülkeler arasındaki dayanışmanın ve işbirliğinin örneği olarak tanımlamıştır.
Ziyaretin ekonomik boyutuna bakıldığında Çin’in geleneksel Orta Doğu politikasının hala en gerçekçi unsurunun "önce ekonomi" yaklaşımı olduğunu göstermektedir. Pekin uzun yıllardır bölgenin siyasi ve askeri krizlerine doğrudan taraf olmaktan kaçınırken, ticaret, yatırım, altyapı, enerji ve bağlantısallığı ilişkilerinin merkezine yerleştirmektedir. Mısır’la ilişkilerde de bu çizgi devam etmektedir. Ancak bugün ekonomik işbirliği klasik Kuşak ve Yol altyapı projelerinin ötesine geçerek veri merkezleri, yarı iletkenler, kritik mineraller, dijital ekonomi, elektrikli araçlar, yeşil enerji. Ancak bugün ekonomik işbirliği klasik Kuşak ve Yol altyapı projelerinin ötesine geçerek veri merkezleri, yarı iletkenler, kritik mineraller, dijital ekonomi, elektrikli araçlar, yeşil enerji ve yüksek teknoloji alanlarına doğru genişlemektedir. Ziyaret sırasında 20’nin üzerinde işbirliği anlaşması imzalanmış ve kapsamlı stratejik bir çerçeve çizilmiştir.
Bu ekonomik önceliğin arkasında Çin açısından giderek daha somut bir zorunluluk da bulunmaktadır. Çin ekonomisindeki yapısal yavaşlama, iç talep ve gayrimenkul sektöründeki sorunlarla birleşirken. Orta Doğu’daki savaş küresel enerji piyasalarının Çin ekonomisi üzerindeki baskısını artırmıştır. ABD/İsrail-İran Savaşı'nın ardından Hürmüz Boğazı’ndaki aksaklıklar Çin’in deniz yoluyla ham petrol ithalatını ciddi biçimde etkilemiş. ABD/İsrail-İran Savaşı'nın ardından Hürmüz Boğazı’ndaki aksaklıklar Çin’in deniz yoluyla ham petrol ithalatını ciddi biçimde etkilemiş, ağustos ayında deniz yoluyla yapılan ithalat savaş öncesi seviyelerin yaklaşık yüzde 40 altında kalmıştır. Küresel düzeyde en büyük petrol ithalatçısı olan Çin açısından bu tablo, Orta Doğu istikrarının artık yalnızca diplomasi, kriz yönetimi. Küresel düzeyde en büyük petrol ithalatçısı olan Çin açısından bu tablo, Orta Doğu istikrarının artık yalnızca diplomasi, kriz yönetimi ve arabuluculuk gibi araçlar ile idare edilen konuları değil, doğrudan ekonomi ve enerji güvenliği gibi öncelikli çıkar alanlarına sirayet eden kapsamlı bir dönüşümü ifade etmektedir.
Tam da bu nedenle Şi’nin Kahire’de açıkladığı dört maddelik Orta Doğu güvenlik mimarisi önerisi ziyaretin en önemli siyasi çıktısıdır. Şi, bölge halklarının "kendi işlerinin efendisi" olması, dış müdahalelerin azaltılması, güvenliğin bütüncül biçimde ele alınması, kalkınmanın güvenliğin temeline yerleştirilmesi. Şi, bölge halklarının "kendi işlerinin efendisi" olması, dış müdahalelerin azaltılması, güvenliğin bütüncül biçimde ele alınması, kalkınmanın güvenliğin temeline yerleştirilmesi ve uluslararası koordinasyonun güçlendirilmesi gerektiğini vurgulamıştır. Bu söylem Çin’in Orta Doğu’daki geleneksel yaklaşımının yeni koşullara uyarlanmış halidir. Pekin, ABD’nin yerine geçerek yeni bir askeri hegemon olmak istememekte, aksine bölgesel ülkelerin daha fazla stratejik özerklik kazandığı. Çin’in ekonomik, diplomatik ve siyasi ağırlığıyla etkileyebildiği bir düzen arzulamaktadır.
Bu yönüyle Şi’nin önerisi, son dönemde Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında kurulan Mekke Savunma İttifakı gibi bölgesel sahiplenme arayışlarıyla da dolaylı bir paralellik taşımaktadır. Çin, bu tür mekanizmaların doğrudan parçası değildir ancak güvenliğin yalnızca dış güçlerin garantilerine bırakılmaması gerektiği fikri Pekin’in yeni söylemiyle örtüşmektedir. Bununla birlikte Çin’in temel şartı, bu tür oluşumların İran karşıtı veya yeni bloklaşmalar üreten yapılara dönüşmemesidir.
Ziyaretin daha sembolik fakat ihmal edilmemesi gereken bir başka boyutu ise medeniyet söylemidir. Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi'nin Büyük Mısır Müzesi’ni birlikte ziyaret etmeleri yalnızca bir protokol faaliyeti değildir. Şi, Çin ve Mısır’ı iki kadim medeniyet olarak tanımlamış ve Küresel Medeniyet Girişimi çerçevesinde medeniyetler arasında eşitlik, karşılıklı öğrenme, diyalog. Şi, Çin ve Mısır’ı iki kadim medeniyet olarak tanımlamış ve Küresel Medeniyet Girişimi çerçevesinde medeniyetler arasında eşitlik, karşılıklı öğrenme, diyalog ve kapsayıcılık çağrısı yapmıştır. Mısır, bu söylem açısından Çin için ideal bir ortaktır. Mısır, batılı olmayan köklü bir medeniyet, güçlü bir devlet geleneği ve Küresel Güney’de önemli bir siyasi merkezdir.
Sonuç olarak Şi’nin Mısır ziyareti, ekonomi, güvenlik ve medeniyet söyleminin kesiştiği çok katmanlı bir hamledir. Çin, ABD ile kritik görüşmelerin arifesinde Washington’a doğrudan meydan okumaktan ziyade daha incelikli bir mesaj vermektedir: Orta Doğu’da askeri açıdan ABD’nin alternatifi olmasa da enerji, ticaret, kalkınma, diplomasi. Çin, ABD ile kritik görüşmelerin arifesinde Washington’a doğrudan meydan okumaktan ziyade daha incelikli bir mesaj vermektedir: Orta Doğu’da askeri açıdan ABD’nin alternatifi olmasa da enerji, ticaret, kalkınma, diplomasi ve bölgesel güvenlik tartışmalarında Çin olmadan kurulacak yeni bir düzenin sürdürülebilir olması giderek zorlaşmaktadır.
* Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editoryal politikasını yansıtmayabilir.
Haberi Paylaş Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır. Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.