· FikirPilot
31 Mart 2019’da yüzde 62’nin üzerinde oyla Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı seçilen Adnan Selçuk Mızraklı. Üstelik, 19 Ağustos 2019’da görevden alınarak yerine kayyım atanmasının ardından tutuklandı. Bir bakıma, 21 Ekim’de gözaltına alınan Mızraklı, “örgüt üyeliği” ve “örgüt…
31 Mart 2019’da yüzde 62’nin üzerinde oyla Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı seçilen Adnan Selçuk Mızraklı. 19 Ağustos 2019’da görevden alınarak yerine kayyım atanmasının ardından tutuklandı. 21 Ekim’de gözaltına alınan Mızraklı, “örgüt üyeliği” ve “örgüt propagandası” suçlamalarıyla tutuklandı. Diyarbakır 9. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 9 Mart 2020’de verdiği 9 yıl 4 ay 15 günlük hapis cezası, Yargıtay’ın Aralık 2022’deki bozma kararının ardından 29 Kasım 2023’te yeniden verildi. 9 Ekim 2024’te kesinleşti. Avukatları Anayasa Mahkemesi’ne başvuracaklarını açıkladı; 2025’teki açık cezaevi ve denetimli serbestlik talebi reddedildi. Cezasını tamamlayan Mızraklı, Edirne F Tipi Cezaevi’nden tahliye edildi. Diyarbakır’da karşılanması bekleniyor.
Bu tahliye, 31 Mart 2019 seçimleriyle oluşan Diyarbakır’daki yerel yönetim iradesinin görevden alma. Bu tahliye, 31 Mart 2019 seçimleriyle oluşan Diyarbakır’daki yerel yönetim iradesinin görevden alma ve kayyım süreci sonrasında nasıl sonuçlandığı tartışmasını yeniden gündeme getiriyor. Mızraklı bakımından cezaevi süreci sona erse de dosyanın hukuki boyutu tamamen kapanmış değil; avukatlarının Anayasa Mahkemesi’ne başvuru planı. Mızraklı bakımından cezaevi süreci sona erse de dosyanın hukuki boyutu tamamen kapanmış değil; avukatlarının Anayasa Mahkemesi’ne başvuru planı, mahkûmiyetin denetim yollarında ayrıca ele alınabileceğine işaret ediyor. 2025’teki açık cezaevi ve denetimli serbestlik talebinin reddedilmiş olması, tahliyeye kadar uygulanan infaz sürecinin de dosyanın parçası olduğunu gösteriyor. Diyarbakır’da yapılması beklenen karşılama ise gelişmenin yalnızca bireysel bir tahliye değil, kentteki siyasi. Diyarbakır’da yapılması beklenen karşılama ise gelişmenin yalnızca bireysel bir tahliye değil, kentteki siyasi ve toplumsal karşılığı olan bir mesele olarak izlendiğini ortaya koyuyor.