· Cumhuriyet
Türkiye'nin Şam Büyükelçisi Nuh Yılmaz'ın Dışişleri Bakanı Suriye Özel Temsilcisi olarak da görevlendirilmesi, diplomasi çevrelerinde ve sosyal medyada farklı değerlendirmeleri beraberinde getirdi.
Öncelikle İstihbarat Raporu adlı bir X hesabı, "ulaştığı kaynaklara" dayandırdığı haberinde, "Büyükelçi Nuh Yılmaz'a verilen yeni görev, Şam'da Türkiye'yi temsil eden en üst düzey diplomat olma görevinden farklı bir arka plana sahip. Dışişleri Bakanı Suriye Özel Temsilcisi olarak atanan Yılmaz, yeni göreviyle birlikte Türkiye'yi temsil görevinin yanında Türkiye'nin Suriye'ye dair dış politika yapım süreçlerinde ve iki ülkeyi ilgilendiren bölgesel konularda aktif rol üstlenebilecek" ifadelerini kullandı.
Gazeteci Ragıp Soylu ise bu görevin Nuh Yılmaz'a yeni verilmediğini söyleyerek, "Şam Büyükelçisi olmasıyla beraber Bakanın Özel Temsilcisi olarak da atandı. Daha önce Türkiye'nin Sudan Büyükelçisi'ne de aynı yetki verildi. Büyükelçilerin olağan şartlarda yalnızca Türkiye ile görevli oldukları ülke arasındaki çift taraflı ilişkileri yürütmekle yükümlü olduklarını ifade eden Soylu, özel temsilci sıfatı sayesinde görev yapılan ülke sınırları dışına istendiğinde çıkılabildiğini, çok taraflı toplantılar ile uluslararası sistemlere katılım sağlanabildiğini ve bu sayede ABD Özel Temsilcisi Tom Barrack gibi muhataplarla daha rahat temas kurulabileceğini savundu.
Türkiye'yi 1973 yılından 2012 yılına kadar birçok uluslararası kulvarda temsil eden emekli büyükelçi Bozkurt Aran ise konuyu Cumhuriyet'e değerlendirerek çok taraflı görüşmelere katılma iddialarına karşı çıktı. Ek unvanın durumu değiştirmeyeceğini vurgulayan Aran, büyükelçinin zaten Cumhurbaşkanı'nı temsil ettiğini, bakan temsilcisi olmanın ilave bir avantaj sunmayacağını belirtti. Uluslararası mekanizmalara dahil olunması için Türkiye'ye davet gelmesi gerektiğini kaydeden Aran, bu unvanın toplantılara girişi kolaylaştırmayacağını ve çok anlamlı bulunmadığını aktardı. Bu ilave unvanla acaba Bakanlığın izni olmadan görev bölgesinin dışına çıkması mı amaçlanıyor?" diye sordu.
Öte yandan Soylu'nun örnek gösterdiği Barrack'ın Suriye'de çift görevi bulunmadığı, sadece Özel Temsilci olarak görev yaptığı ve bu sıfatı olmaması halinde bölgede bir fonksiyonunun kalmayacağı hatırlatıldı. Yılmaz'ın ise büyükelçi sıfatıyla aktif biçimde Cumhurbaşkanı'nı temsil ettiği vurgulandı. İYİ Parti Uluslararası İlişkiler Başkanı Ahmet Erozan da konuya dair sosyal medya üzerinden yaptığı değerlendirmede, büyükelçilerin Cumhurbaşkanı'nı temsil ettiğini belirterek yanına bakan temsilcisi ifadesi eklenmesinin bir tenzili rütbe anlama geleceğini öne sürdü. Erozan, özel temsilcilik makamının Ermenistan örneğinde olduğu gibi atanmış bir büyükelçinin bulunmadığı durumlar için düşünülmesi gerektiğini savundu.
Diplomasi gazetecisi Zeynep Gürcanlı ise politika belirleme süreçlerine dair iddiaları eleştirdi. Gürcanlı, Yılmaz'ın Şam Büyükelçisi iken daha önceden Türkiye'nin Suriye politikalarının yapımında söz hakkı bulunup bulunmadığını sorgulayarak, aksi durumda Türkiye'nin yurt dışındaki diğer tüm büyükelçilerinin de politika oluşturma süreçlerinin dışında kaldığı sonucunun çıkacağını belirtti.
Kaynak: Cumhuriyet · Derleyen: Elif Aktürk