Sağcı iktidarlar kendi kısır çıkarları söz konusu olduğu zaman ‘milli irade’yi hiçe saydılar

· Cumhuriyet

Sağcı iktidarlar kendi kısır çıkarları söz konusu olduğu zaman ‘milli irade’yi hiçe saydılar

2024 yerel seçimlerinde ana muhalefet CHP başarılı sonuçlar aldı.

Bütün Cumhuriyet arşivi her yerde ve her an yanınızda! İster telefondan, ister bilgisayardan. Cumhuriyet Arşiv 1930 Yılından Bugüne 5.485.115+ Haber Kupürü App Store Google Play 50 BİN + İndirme Size En Uygun Paketi Seçin 4.5 değerlendirme Abonelik Seçeneklerini İnceleyin Edebiyatın. Kültürün Nabzı Kitap dünyasına açılan kapınızı aralayın! En sevdiğiniz kitapları indirimli fiyatlarla keşfedin ve hayal gücünüzü genişletin.

Takip Et: Paylaş: Menü Giriş Yap Kayıt Ol eGazete Giriş Okuma Listem Gündem Yazarlar Çizerler Resmi İlanlar Oyun Siyaset Ekonomi Dünya Spor Yaşam Cumhuriyet'in Egesi Kültür Sanat Cumhuriyet Pazar Sürdürülebilirlik Cumhuriyet Kitap Gurme Sağlık Bilim ve Teknoloji Moda Eğitim Gezi Çevre Otomotiv İş Dünyası Kategoriler Astroloji Uygulamalar Hava Durumu Namaz Vakitleri --> Sağcı iktidarlar kendi kısır çıkarları söz konusu olduğu zaman ‘milli irade’yi hiçe saydılar Cumhuriyete Özel Kayıt Ol Giriş Yap --> Takip Et: Paylaş: Alev Coşkun Son Köşe Yazıları Sağcı iktidarlar kendi kısır çıkarları söz konusu olduğu zaman ‘milli irade’yi hiçe saydılar 14.09.2026 04:00 Güncellenme: 14.09.2026 04:00 Takip Et: Artık seçilmişlerin görevden alınması, hapse atılması olağan bir olay olarak kabul ediliyor. Takip Et: Paylaş: Menü Giriş Yap Kayıt Ol eGazete Giriş Okuma Listem Gündem Yazarlar Çizerler Resmi İlanlar Oyun Siyaset Ekonomi Dünya Spor Yaşam Cumhuriyet'in Egesi Kültür Sanat Cumhuriyet Pazar Sürdürülebilirlik Cumhuriyet Kitap Gurme Sağlık Bilim ve Teknoloji Moda Eğitim Gezi Çevre Otomotiv İş Dünyası Kategoriler Astroloji Uygulamalar Hava Durumu Namaz Vakitleri --> Sağcı iktidarlar kendi kısır çıkarları söz konusu olduğu zaman ‘milli irade’yi hiçe saydılar Cumhuriyete Özel Kayıt Ol Giriş Yap --> Takip Et: Paylaş: Alev Coşkun Son Köşe Yazıları Sağcı iktidarlar kendi kısır çıkarları söz konusu olduğu zaman ‘milli irade’yi hiçe saydılar 14.09.2026 04:00 Güncellenme: 14.09.2026 04:00 Takip Et: Artık seçilmişlerin görevden alınması, hapse atılması olağan bir olay olarak kabul ediliyor.

Artık seçilmişlerin görevden alınması, hapse atılması olağan bir olay olarak kabul ediliyor. Kuşkusuz bu durum "milli irade", "halk iradesi" kavramlarına tamamen aykırıdır.

2024 yerel seçimlerinde ana muhalefet CHP başarılı sonuçlar aldı. İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Mersin, Aydın, Edirne gibi büyük şehirlerin belediye başkanlıklarını kazandı. Şöyle çarpıcı bir sonuç elde edilmiştir: "Türkiye nüfusunun yüzde 60'ının yaşadığı. GSYH'nin yüzde 80'ini üreten bir alan" ana muhalefet partisinin eline geçmişti.

AKP siyasal iktidarı 2024 sonbaharından itibaren halk iradesini hiçe sayan bir politika uygulamaya başladı.

Esenyurt'ta başlayan, ardından Mart 2025'ten itibaren İBB'yi hedef alan, "milli irade" kuramını hiçe sayan bir politika ısrarla uygulanmaya başlandı. İstanbul'da 15 seçilmiş belediye başkanı görevden uzaklaştırıldı. İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu 500 günü aşkın süredir Silivri'de tutuklu. 9 belediye başkanı CHP'den AKP'ye transfer oldu. Üç kadın belediye başkanı; Aydın'da Çerçioğlu, Afyon'da Köksal ve en son olarak Foça'da Fıçı partisinden istifa edip merasimle AKP'ye geçtiler.

Bu transferlerden sonra Çerçioğlu'nun uzun süredir görülen davaları bir anda beraatla sonuçlandı. Diğer istifaların gerekçeleri nedir diye sorular etrafta uçuşurken geçen hafta Çerçioğlu'nun otomobil jantı üreten eşinin aile şirketi. Togg elektrikli otomobillerinin baş tedarikçisi oldu.

Kuşkusuz diğerlerinin transfer sebepleri de bir gün gelip kamuoyu ile paylaşılacaktır.

Türk siyasal yaşamında belediye başkanlarının transferleri, görevden uzaklaştırmaları, hapse atılmaları devam ediyor. Geçen hafta tarihe geçen Üsküdar olayı yaşandı. Sinem Dedetaş, yerel seçimde AKP'li aday Hilmi Türkmen'i 23 bin 791 oyla geçerek belediye başkanı seçilmişti. Hazirantemmuzda önce cezaevine konuldu. 5 Ağustos'ta yapılan başkanvekili seçiminde CHP'li Sibel Tan Çetinkaya, AKP'li aday Dündar Ziya Gültekin'i 18'e karşı 22 oyla geçerek başkanvekilliğini kazanmıştı.

AKP siyasal iktidarı bu seçim sonuçlarını beğenmedi. "Mademki biz iktidarız, eskisi gibi Üsküdar her durumda bizim olmalıdır" dendi. Seçimlere itiraz edildi. Dört CHP'li meclis üyesi bir çırpıda AKP'ye geçti. CHP'li Cansu Çelik ile Ekrem Baki tutuklandı, Mithat Özdemir gözaltına alındı. Sonra serbest bırakıldı ama oy kullandırılmadı. Transferler de yapıldı. Sonuçta daha önce seçimleri kazanmış olan Çetinkaya'nın oyları 28'den 19'a düştü.

Artık seçilmişlerin görevden alınması, hapse atılması olağan bir olay olarak kabul ediliyor.

Kuşkusuz bu durum "milli irade", "halk iradesi" kavramlarına tamamen aykırıdır. Dürüst, adil, hukuka bağlı genel seçim evrensel ve çağdaş demokrasilerin temel ilkesidir. Genel ve yerel seçim sonuçları "milli irade"nin temel göstergeleridir. Toplumlar "milli irade", "halk iradesi" kavramına kolay ulaşmadı. Ortaçağlarda toplumları yöneten güç "kralın" ya da "padişahın" kararlarıydı.

Fransa Kralı 14. Louis "Devlet benim" sözünü boşuna söylememişti ve asırlardır süren bu durumu yıkan olay Büyük Fransız İhtilali'dir. Kralın elinden yetkileri alındı, başındaki taç alındı ve halka verildi. Bu demokrasinin ve halk egemenliğinin başlangıcıydı.

Meclisleri oluşturulan milletvekillerini seçme yetkisi halka verildi. "Halk egemenliği", "milli irade" böyle gerçekleşmeye başladı. Bu sonuca ulaşmak için uzun yıllar büyük mücadele verildi.

Türk toplumuna gelince; 9 Eylül 1922'de Milli Mücadele'nin zaferle sonuçlanması, milli iradenin önünü açtı. 9 Eylül zaferinden sadece 52 gün sonra, padişahlık meclis tarafından ilga edildi. (Kaldırıldı)

Atatürk, "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. Kuvvet birdir ve o, milletindir" diyordu.

Atatürk 1929'da şöyle söylüyordu: "Milli egemenlik öyle bir ışıktır ki onun karşısında zincirler erir, taç ve tahtlar yanar yok olur. Milletlerin tutsaklığı üzerine kurulmuş olan kurumlar, her tarafta yıkılmaya mahkûmdurlar. "

14 Mayıs 1950'de Türkiye'de dürüst, adil yargı denetiminde serbest seçimler yapıldı. Muhalefet partisi DP, seçimleri kazandı. İktidar hiçbir sorun yaşanmadan DP'ye devredildi.

27 yıllık tek partinin seçimlerde kaybetmesi çok önemliydi. Halk egemenliği ortaya çıkıyordu.

Kazanılan seçimlerden sonra, siyasal iktidarın hiçbir sorun olmadan muhalefet partisine devredilmesi de başlı başına önemli bir devrimdir.

Türk siyasal yaşamı çok partili sisteme girişinin üzerinden 76 yıl geçmiş bulunuyor. Bu dönemde iktidar olan sağ partiler "milli irade"ye bağlı olduklarını daima öne çıkarmışlardır.

Ancak sağcı iktidarlar kendi kısır çıkarları söz konusu olduğu zaman "milli irade"yi hiçe saydılar.

Bu konuda en çarpıcı olay Kırşehir'in vilayet statüsünden ilçe statüsüne düşürülmesidir. Olay kısaca şöyledir:

2 Mayıs 1954 tarihinde 1954 genel seçimleri yapıldı. Kırşehir ilinde 5 milletvekilliği vardı. Seçimleri Bölükbaşı'nın Cumhuriyetçi Millet Partisi (CMP) partisi kazandı.

Seçimden sonra Kırşehir ili ilçeye, Kastamonu'nun Abana ilçesi bucak statüsüne düşürüldü. Seçimlerde milletvekili seçilen CMP Partisi Genel Başkanı Osman Bölükbaşı hapse atıldı. Kırşehir'den milletvekili seçilen Osman Alişiroğlu, Meclis'te yaptığı konuşmada "Bu gidiş nereye! Cevabını vereceğim. . Dikta rejimine! " dedi.

CHP Genel Başkanı İnönü, Meclis'te şunu söyledi: "Bir şehir halkına oylarından dolayı ceza verilmesi ortaçağda yapılan işlerdendir. Bunu Cumhuriyet hükümetine layık görmüyoruz. " (15 Kasım 1952)

Kırşehir cezalandırılmıştı ama kamuoyunda doğan eleştiriler yoğunlaşıyordu. Bu nedenle 1957 seçimlerinden önce DP iktidarı Kırşehir'i yeniden il yapmak zorunda kaldı.

Demokrasi bir erdem rejimidir ancak çok zordur. Halkın demokratik haklarının benimsenmesi ve özümsenmesi gereklidir.

Son yerel seçimden bugünlere uygulanan tutuklama, belediyelere el koyma ve belediye başkanlarının transfer edilme politikaları kamuoyunda genel olarak olumlu karşılanmıyor.

76 yıldır çok partili sistemde yaşayan Türk halkı demokrasiyi sevdi. Bu rejimden ve genel oy sisteminden vazgeçmez ve bu son uygulamaları da bir gün sonlandırmasını bilecektir.

ABD’nin İsrail destekçiliğiyle başlattığı İran savaşının etkileri, Körfez’le birlikte Yemen’i de içine almış durumda.

Festival seçkilerinin yüksek düzeyi, içeriksel ve biçimsel zenginliğin bir arada olmasıyla daha da önem kazanmıştı.

2024 yerel seçimlerinde ana muhalefet CHP başarılı sonuçlar aldı.

11 Eylül 2001 sabahı 3 bin+ insanın hayatını kaybettiği korkunç bir terör saldırısı tarihte yeni bir sayfa açtı.

Yasama, yürütme, yargı arasında güçler ayrılığının; yargı bağımsızlığının; düşünceyi ifade, yayınlama, medya, örgütlenme özgürlüğünün; özgür. Yasama, yürütme, yargı arasında güçler ayrılığının; yargı bağımsızlığının; düşünceyi ifade, yayınlama, medya, örgütlenme özgürlüğünün; özgür ve serbest seçimlerin; laikliğin olmadığı bir ülkede, halkın, milletin egemen olması olanaksızdır.

Tiyatrocular haklı olarak kızıyorlar ama ne yazık ki mahkeme tutanağına geçtiği için tiyatroyu, bu makalede, siyasette bir benzetme olarak kullanmak durumundayım.

Türkiye’deki şirketlerin üye olmak zorunda olduğu, 1 milyonu aşkın üyeyi temsil eden Türkiye Odalar. Türkiye’deki şirketlerin üye olmak zorunda olduğu, 1 milyonu aşkın üyeyi temsil eden Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) yeni bir seçim döneminde.

1 Eylül’de sevgili Şükran Soner’i yitirdik. Hem Cumhuriyet gazetesi hem Türkiye işçi sınıfı, emek mücadelesi, hem de 68 kuşağı için büyük bir kayıp bu.

Tarihin sarkacında bazı kesitler vardır ki, hem kendini tekrar eder, hem de bir bütünün parçalarını defalarca ifşa eder.

Bu hafta sözü güzel ülkemin güzel şehri Trabzon’dan açacağım.