PISA 2025: Türkiye'nin yükselişinin arkasında ne var, sonuçlar ne anlatıyor

· BBC Türkçe

PISA 2025: Türkiye'nin yükselişinin arkasında ne var, sonuçlar ne anlatıyor

Türkiye, 15 yaşındaki öğrencilerin bilgi ve becerilerini ölçen Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı'nın (PISA) 8 Eylül'de açıklanan 2025 sonuçlarında fen bilimleri, okuma. Matematik alanlarının üçünde de puanını yükseltti.

BBC News, Türkçe İçeriğe götür PISA 2025: Türkiye'nin yükselişinin arkasında ne var, sonuçlar ne anlatıyor?

Türkiye, 15 yaşındaki öğrencilerin bilgi ve becerilerini ölçen Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı'nın (PISA) 8 Eylül'de açıklanan 2025 sonuçlarında fen bilimleri, okuma. Türkiye, 15 yaşındaki öğrencilerin bilgi ve becerilerini ölçen Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı'nın (PISA) 8 Eylül'de açıklanan 2025 sonuçlarında fen bilimleri, okuma ve matematik alanlarının üçünde de puanını yükseltti.

Türkiye ilk kez fen bilimleri ve okumada Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) ortalamasının üzerine çıktı. Matematikte ise OECD ortalamasına çok yakın bir sonuç elde etti.

Sonuçlar, Türkiye'nin 2015'ten beri süren yükseliş eğilimini güçlendirdiğini gösteriyor.

Ancak uzmanlar, ortalama puanların eğitimdeki eşitsizlikleri ve dijital becerilerdeki açığı tek başına yansıtmadığına dikkat çekiyor.

Türkiye'nin yükselişi, OECD ortalamalarının üç alanda da PISA tarihinde ölçülen en düşük seviyelere indiği bir dönemde gerçekleşti.

BBC Türkçe'ye konuşan Yeditepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yelkin Diker Coşkun. Yelkin Diker Coşkun ve Eğitim Reformu Girişimi (ERG) Politika Analisti Özgenur Korlu, yükselişte Türkiye'deki merkezi sınavların PISA'ya yaklaşmasının etkili olduğu görüşünde.

PISA öğrencilerin yalnızca müfredat bilgisini değil, bu bilgiyi gerçek hayattaki sorunlara ne ölçüde uygulayabildiğini değerlendiriyor.

OECD'nin Türkiye ülke notuna göre, 2025 uygulamasına 91 ülke ve ekonomiden 760 binden fazla öğrenci katıldı.

Türkiye'de 203 okuldan 7 bin 702 öğrenci sınava girdi. Bu örneklem, ülkedeki 15 yaş nüfusunun yaklaşık %72'sini temsil ediyor.

OECD verilerine göre Türkiye'nin fen puanı 2022'ye göre 18 puan, okumada 16 puan, matematikte ise yaklaşık dokuz puan arttı.

Sınavda asgari yeterlilik düzeyine ulaşanların oranı da yükseldi.

Bu oran Türkiye'de fen bilimlerinde %81, okumada %76 ve matematikte %64 oldu.

MEB verilerine göre Türkiye, tüm katılımcılar arasında fende 34'üncülükten 19'unculuğa, okumada 36'ncılıktan 18'inciliğe, matematikte 39'unculuktan 28'inciliğe çıktı.

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, sonuçları "tarihî bir başarı" olarak nitelendirdi.

Tekin, Türkiye'nin fen ve okumada ilk kez OECD ortalamasını geçtiğini, matematikte ise ortalamayı yakaladığını söyledi.

Tekin'e göre başarıda son 20 yılda eğitime ayrılan kaynakların artırılması, yeni derslikler yapılması, öğretmen. Tekin'e göre başarıda son 20 yılda eğitime ayrılan kaynakların artırılması, yeni derslikler yapılması, öğretmen ve derslik başına düşen öğrenci sayısının azaltılması etkili oldu.

Bakan ayrıca taşımalı eğitim ve yatılı okullar gibi eğitime erişimi artıran uygulamalara, FATİH Projesi'yle okullara sağlanan dijital altyapıya. Bakan ayrıca taşımalı eğitim ve yatılı okullar gibi eğitime erişimi artıran uygulamalara, FATİH Projesi'yle okullara sağlanan dijital altyapıya ve okullardaki cep telefonu sınırlamasına işaret etti.

Ancak PISA, hangi politikanın sonuçlarda ne kadar etkili olduğunu tek başına ölçmüyor.

Korlu da Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli'nin 2024'te kademeli olarak uygulanmaya başladığını ve bu sonuçların modele bağlanamayacağını belirtiyor.

BBC Türkçe'ye konuşan Prof. Dr. Yelkin Diker Coşkun, sonuçların kendisi için sürpriz olmadığını söylüyor.

Bunun temel nedenini, son yıllarda Liselere Geçiş Sistemi (LGS) sınavında kullanılan soruların PISA'ya benzemesiyle açıklıyor.

Coşkun'a göre fen ve matematikte bağlam temelli, analiz ve yorumlama gerektiren soruların; Türkçede ise uzun metinlerle tablo. Coşkun'a göre fen ve matematikte bağlam temelli, analiz ve yorumlama gerektiren soruların; Türkçede ise uzun metinlerle tablo ve farklı bilgi türlerini birlikte okutan soruların ağırlığı arttı.

"Son iki üç yıldır LGS'nin sınav yapısının PISA'ya çok uyumlu olduğunu düşünüyorum" diyen Coşkun. "Son iki üç yıldır LGS'nin sınav yapısının PISA'ya çok uyumlu olduğunu düşünüyorum" diyen Coşkun, öğrencilerin beşinci veya altıncı sınıftan itibaren bu soru biçimine hazırlandığını belirtiyor.

Bu durumun üst düzey düşünme becerileri bakımından bir hazır bulunuşluk yarattığını söyleyen Coşkun başarıyı öğrencilerin, öğretmenlerin. Bu durumun üst düzey düşünme becerileri bakımından bir hazır bulunuşluk yarattığını söyleyen Coşkun başarıyı öğrencilerin, öğretmenlerin ve ailelerin sınava hazırlık çabalarıyla birlikte değerlendiriyor.

Özgenur Korlu da merkezi sınav sorularının PISA ile uyumlu hale gelmesinin, 2015'ten beri görülen ilerlemede payı olduğu görüşünde.

Korlu "PISA öğrencinin ne bildiğini değil, bildiğini gerçek hayata ne kadar uyarladığını ölçüyor" diyor.

Öğretim materyalleri ile LGS ve YKS sorularında bu yaklaşımın daha görünür hale geldiğini belirtiyor.

Korlu'ya göre 2022'de salgının oluşturduğu dezavantajların hem Türkiye'de hem de diğer ülkelerde sonuçlara yansıdığı da hesaba katılmalı.

Buna karşılık Türkiye'nin özellikle fen bilimlerindeki artışı, yalnızca OECD ortalamasının gerilemesiyle açıklanamıyor.

Korlu "Genel ortalamalar hikâyenin sadece bir kısmını yansıtıyor" diyerek sosyoekonomik farklılıklara dikkat çekiyor.

Korlu, OECD'nin henüz yalnızca ilk cildi yayımladığını ve daha ayrıntılı değerlendirmeler için sonraki raporların beklenmesi gerektiğini de vurguluyor.

OECD'ye göre Türkiye'deki öğrencilerin %32'si, sınava katılan ülkeler birlikte değerlendirildiğinde sosyoekonomik ölçeğin en dezavantajlı dörtte birlik diliminde yer alıyor.

Bu öğrencilerin fen puanı 466 ile benzer koşullardaki öğrenciler arasında yüksek sonuçlardan biri.

Buna karşın Türkiye'nin kendi içindeki en avantajlı ve en dezavantajlı %25'lik gruplar arasında fende 81 puanlık fark bulunuyor.

OECD ayrıca bu farkın 2015-2025 arasında genişlediğini belirtiyor.

Korlu bu nedenle geride kalan öğrencileri destekleyecek "eşitlikçi ve adalet temelli müdahalelerin" sürdürülmesi gerektiğini söylüyor.

Kız öğrenciler okumada erkeklerden 22 puan önde. Matematikte ise erkekler kızlardan 18 puan daha yüksek sonuç aldı.

PISA 2025'te ilk kez ölçülen hesaplamalı problem çözmede Türkiye 473, OECD ortalaması 500 puan aldı.

Yapay zekâ ve dijitalleşmenin eğitime etkisi tartışılırken bu 27 puanlık fark da izlenmesi gereken göstergeler arasında yer alıyor.