‘Ortadoğu’yu yeniden dizayn etmek için eksiksiz bir kılıf sundu’

· Hürriyet - Yaşam

‘Ortadoğu’yu yeniden dizayn etmek için eksiksiz bir kılıf sundu’

Dünya ve ABD ekonomisinin kalbi New York’taki Dünya Ticaret Merkezi ve Pentagon’a yönelik düzenlenen terör saldırılarının üzerinden tam 25 yıl geçti. Aslında, bu çeyrek asırda dünya siyaseti Soğuk Savaş’ın yarattığı sistemin dışına çıktı. ‘Önleyici savaş doktrini’yle Ortadoğu yeni savaşların…

Haberlerimizi Google’da Takip Edin Gelişmelerden anında haberdar olun. Google’da tercih edilen kaynak olarak ekleyin Tüm dünyanın canlı yayında izlediği bir felaketti 11 Eylül. . Bu saldırının ardından hem ABD toplumu hem de ülkenin kanun ve politika yapıcıları dramatik olarak değişti. Korku iklimi özgürlüklerden azgeçmelerine, cadı avı başlatmalarına ve uluslararası hukuku delip geçmelerine neden oldu. İki uzman akademisyene bu kırılmanın 25 yılda dünyayı nasıl değiştirdiğini sorduk. ‘Korku insanların özgürlüklerinden vazgeçtiği bir devri başlattı’Prof. Dr. Burak Küntay, Beykoz Üniversitesi Rektörü◊ O tarihlerde ABD’de siyaset bilimi. Burak Küntay, Beykoz Üniversitesi Rektörü◊ O tarihlerde ABD’de siyaset bilimi ve uluslararası ilişkiler alanında yüksek lisans yapıyordum ve aynı zamanda okul başkanıydım. İkiz Kuleler’e ikinci uçağın çarpmasını canlı izlediğimde bunun bir kaza olmadığını anladım. Amerikan toplumu o gün, Pearl Harbor’dan çok daha katastrofik, daha önce hiç tecrübe etmediği bir şok yaşadı. O güne dek ‘bavul arama’ mantığının bile son derece esnek olduğu bir ülkede. O güne dek ‘bavul arama’ mantığının bile son derece esnek olduğu bir ülkede, insanların teröre adanmışlık duygusuyla kendilerini feda edebileceği gerçeğiyle yüzleşildi. Bu şok ve korku iklimi, insanların kendi özgürlüklerinden vazgeçip aranmaya, makinelere girmeye razı olduğu yeni bir devri başlattı. ◊ Saldırıdan sonraki ilk cuma namazında, kampüsteki mescitlerin etrafının bir anda polisler. Herhangi bir Müslüman bir anda doğal bir tehdit olarak algılanmaya başladı. Bazı kampüslerde Arap öğrencilere yönelik sözlü saldırılar yaşanıyor, binaların tepelerine ‘Nuke Bin Laden’ (Bin Ladin’i nükleerle vurun) yazılı pankartlar asılıyordu. O gün yaşanan bu şok halkta korku ve intikam duygusunu tetikledi. ◊ Bu travmanın yarattığı konjonktür, ABD yönetimine yeni yapılar kurma. O gün yaşanan bu şok halkta korku ve intikam duygusunu tetikledi.◊ Bu travmanın yarattığı konjonktür, ABD yönetimine yeni yapılar kurma ve olağanüstü kararlar alma cesareti verdi. Ulaşım ve sivil hayatta alınan bu sert güvenlik tedbirleri, uluslararası arenada da George W. Bush’un ‘Önleyici Savaş Doktrini’ne dönüştü. Tıpkı ‘Minority Report’ (Azınlık Raporu) filmindeki gibi; bir eylem henüz gerçekleşmeden “Saddam’da nükleer silah vardır” denilerek, yargılama. Tıpkı ‘Minority Report’ (Azınlık Raporu) filmindeki gibi; bir eylem henüz gerçekleşmeden “Saddam’da nükleer silah vardır” denilerek, yargılama ve hukuki dayanak olmadan ülkeler işgal edildi. ABD kendi kurduğu Birleşmiş Milletler sistemini bizzat delerek dünyaya “Ben güçlüyüm, hukukta ne yazarsa yazsın istediğimi yaparım” mesajı verdi. ◊ ABD sistemi aslen Kongre. ABD kendi kurduğu Birleşmiş Milletler sistemini bizzat delerek dünyaya “Ben güçlüyüm, hukukta ne yazarsa yazsın istediğimi yaparım” mesajı verdi.◊ ABD sistemi aslen Kongre ve eyaletler üzerine kuruludur. Zamanla yaşanan krizler (İç Savaş, Soğuk Savaş vb.) yürütmeyi hep güçlendirdi. Tıpkı 1830’larda Başkan Andrew Jackson’ın, Kızılderilileri koruyan Yüksek Mahkeme kararını tanımayarak “Mahkemenin gücü yetiyorsa ordumu durdursun” demesi gibi. 11 Eylül sonrası da benzer bir esneme yaşandı. Ancak yürütmedeki bu güçlenmeyi sadece 11 Eylül’e bağlamak eksik olur; bu, ABD’nin başkanlık makamının güçlenme ivmesinin devamıydı. ◊ Bugün ABD’de. Ancak yürütmedeki bu güçlenmeyi sadece 11 Eylül’e bağlamak eksik olur; bu, ABD’nin başkanlık makamının güçlenme ivmesinin devamıydı.◊ Bugün ABD’de ve dünyada gördüğümüz kutuplaşmanın tek sebebi 11 Eylül değil. Teknolojik devrim, sosyal medyanın yükselişi, ülkeler üstü dev şirketlerin oluşumu ve küreselleşmenin yarattığı ekonomik daralma, toplumları gerginleştirdi. Aynı kısıtlı kaynaklara talepkâr olan insan sayısının tarihte görülmemiş şekilde artması rekabeti ve öfkeyi körükledi. Donald Trump’ın yükselişi bu öfkenin bir sonucu. Amerika’da seçimlere katılım Türkiye’ye kıyasla çok düşüktür. Trump popülist ve ayrıştırıcı söylemleri tavan yaptırarak o güne kadar hiç oy kullanmamış. Trump popülist ve ayrıştırıcı söylemleri tavan yaptırarak o güne kadar hiç oy kullanmamış, sisteme küskün yüzde 30-40’lık bir kitleyi sandığa çekmeyi başardı. Kullandığı uzlaşmaz dil, onu seçtiren bu öfkeli kitlenin tam olarak duymak istediği dildi. ‘Küresel hukuk ve barış idealleri artık sadece birer dekorasyon’Doç. Dr. Deniz Tansi, Yeditepe Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümü Başkanı◊ 11 Eylül olaylarını nedensellik bağlamında okumak gerekiyor. Deniz Tansi, Yeditepe Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümü Başkanı◊ 11 Eylül olaylarını nedensellik bağlamında okumak gerekiyor. ABD’nin Ortadoğu politikası, 1950’lerde İngiltere’den devralınan kolonyal mirasa ve en temelde İsrail’in güvenliğine dayanıyor. Soğuk Savaş döneminde Sovyetler’e karşı Vahhabi/Selefi gruplara verilen ABD desteği, 11 Eylül’de bumerang etkisi yarattı. NATO’nun 5’inci maddesi tarihte ilk kez, ABD’nin zamanında Afganistan’da bizzat iktidara taşıdığı gruplara karşı işletildi. 20 yıl süren işgalin ardından iktidarın yeniden Taliban’a bırakılması, stratejik iflasın net bir göstergesi. ABD, Zbigniew Brzezinski’nin ‘dünyanın kalbi’ olarak tanımladığı Avrasya kuşağında sürekli değişen vekil güçlerle istikrarsız bir hegemonya arayışını sürdürüyor. ◊ ABD’nin Ortadoğu’ya odaklanırken Pasifik’i tamamen unuttuğunu söylemek doğru olmaz. 2022 NATO Madrid Zirvesi’nden bu yana Japonya, Güney Kore ve Avustralya gibi ülkelerin denkleme dahil edilmesi Çin’i çevreleme stratejisinin somut bir adımı. Avustralya gibi ülkelerin denkleme dahil edilmesi Çin’i çevreleme stratejisinin somut bir adımı. NATO konseptinde Rusya yazılı bir tehdit gibi öne çıkarılsa da asıl uzun vadeli odak Çin’in dengelenmesi. Trump’ın müttefikleri hedef alan söylemleri bu kurguyu zorlasada yaklaşan seçimler ABD’nin Pasifik’teki asıl rotasını belirleyecek. ◊ 11 Eylül itibariyle ABD, Birleşmiş Milletler normlarını. Trump’ın müttefikleri hedef alan söylemleri bu kurguyu zorlasada yaklaşan seçimler ABD’nin Pasifik’teki asıl rotasını belirleyecek.◊ 11 Eylül itibariyle ABD, Birleşmiş Milletler normlarını ve uluslararası hukuku tamamen rafa kaldırdı. Dönemin Savunma Bakanı Donald Rumsfeld’in BM’yi ve ‘eski Avrupa’yı yok sayan tavrıyla başlayan süreç; Trump döneminde Kudüs’ün statüsü. Golan Tepeleri kararlarıyla ‘güçlünün haklı olduğu’ bir düzene evrildi. Neocon’larla (yeni muhafazakârlık) başlayan bu hukuksuzluk inşası bugün dünyayı evanjelist kehanetlerle yönetmeye kalkan irrasyonel bir akla dönüştü. Küresel hukuk ve barış idealleri artık sadece birer dekorasyon unsuru. ◊ ‘Önleyici savaş’ (preemptive strike) kavramı. Küresel hukuk ve barış idealleri artık sadece birer dekorasyon unsuru.◊ ‘Önleyici savaş’ (preemptive strike) kavramı, uluslararası hukuktaki somut meşru müdafaa ilkesini yok ederek salt ‘niyet okuma’ üzerinden işgallerin önünü açtı. Irak’ta bulunamayan kitle imha silahları bu sahteliğin en net örneği. ABD’nin bu kuraldışı doktrini sadece kendi tekelinde bir ‘imtiyaz’ olarak görmesi, küresel güvenlik mimarisini çökertti. Rusya gibi aktörlerin de aynı kavramın arkasına sığınmasıyla dünya çok daha güvensiz bir yer haline geldi. ◊ 11 Eylül’ün yarattığı siyasi zemin Ortadoğu’yu yeniden dizayn etmek için eksiksiz bir kılıf sundu. Özellikle Irak’ın tasfiyesi bölgesel güç dengelerinde en çok İsrail’in işine yaradı. ABD’nin ‘ya bizimlesiniz ya da teröristlerle’ retoriği dünyayı tek kutuplu bir dayatmaya mecbur bırakırken 11 Eylül’ü de kendi yayılmacı politikalarının mutlak meşruiyet kaynağı haline getirdi.