Orbitals - İnceleme

· Oyungezer - İnceleme

Orbitals - İnceleme

Biz şimdi bu animeyi çocukken izlemedik mi? Üstelik, nasıl izlemedik?

Orbitals’ı açtıktan sonra insanın kafasında çok tuhaf bir his oluşuyor. “Ben bunu daha önce görmüş müydüm? ” Hayır, görmediniz. Böyle bir anime 1989 yılında yayınlanmadı, cumartesi sabahı televizyonda karşınıza çıkmadı, çocukken izleyip adını unuttuğunuz bir VHS kasetinde de yok. Ama Tokyo merkezli Shapefarm öylesine ikna edici bir görsel dünya yaratmış ki bir noktada insan kendi hafızasından bile şüphe ediyor. Oyunun geliştiricileri de zaten projeyi kendi aralarında aşağı yukarı böyle tarif etmişler: “Ya 80’lerde gerçekten yayınlanmış. Oyunun geliştiricileri de zaten projeyi kendi aralarında aşağı yukarı böyle tarif etmişler: “Ya 80’lerde gerçekten yayınlanmış ama sizin bir şekilde kaçırdığınız bir anime olsaydı?” Bence hayli ilginç bir fikir.İşin ilginç yanı Orbitals’ın bu numarası yalnızca bir filtre basıp karakterlerin üstüne film grain atmakla sınırlı değil. ” Bence hayli ilginç bir fikir. İşin ilginç yanı Orbitals’ın bu numarası yalnızca bir filtre basıp karakterlerin üstüne film grain atmakla sınırlı değil. Renklerinden animasyon hızına, arka plan resimlerinden patlamaların biçimine kadar neredeyse her şey dönemin Japon animasyonlarını taklit etmek üzere hazırlanmış. Unreal Engine 5 altında hareketli objelerle arka planlara farklı kare hızları uygulanıyor, karakterler cel-shading ile çizilirken hareketsiz çevreler boyanmış anime fonlarına benzetiliyor, üstüne film greni. Unreal Engine 5 altında hareketli objelerle arka planlara farklı kare hızları uygulanıyor, karakterler cel-shading ile çizilirken hareketsiz çevreler boyanmış anime fonlarına benzetiliyor, üstüne film greni ve halasyon gibi analog çekim kusurları ekleniyor. Birkaç dakikalığına bakınca hoş bir retro filtre; birkaç saat oynayıncaysa oyunun komple estetik kimliğine dönüşüyor. Ama tüm bu zahmete de değmiş arkadaşlar, Orbitals acayip güzel görünüyor. İki kişi olmadan uzaya çıkmak yasakHikâyenin merkezinde Maki. Omura adında iki genç kâşifimiz var. Yaşadıkları uzay kolonisi Storm Wall adı verilen doğaüstü bir kozmik fırtınanın içerisinde sıkışmış durumda. Yaşadıkları uzay kolonisi Storm Wall adı verilen doğaüstü bir kozmik fırtınanın içerisinde sıkışmış durumda ve ikili evlerini kurtarabilmek için bu duvarın ötesine geçip çözüm arıyor. Öykünün başlangıcında çocukluklarına, geçmişte yaşanan felakete ve onları bugün oldukları hale getiren bazı tuhaf teknolojilere de değiniliyor. Öykünün başlangıcında çocukluklarına, geçmişte yaşanan felakete ve onları bugün oldukları hale getiren bazı tuhaf teknolojilere de değiniliyor ama spoiler tarafına fazla bulaşmayalım. Esas bilmeniz gereken şu: Bu macerayı tek başınıza oynayamıyorsunuz. Orbitals baştan sona iki kişi için tasarlanmış. Yerel split-screen, online oyun, GameShare ve bir arkadaşınızın oyuna ücretsiz katılmasını sağlayan Global Friend’s Pass seçenekleri de mevcut. Doğal olarak ilk karşılaştırılacağı oyunlar da It Takes Two ve Split Fiction. Zaten oyun yönetmeni Jakob Lundgren’in Hazelight geçmişi olması da tesadüf değil. Ama Orbitals aynı kulvarda koşmasına rağmen Josef Fares oyunlarının sürekli “Şimdi de şunu yapıyoruz! ” manyaklığına pek kapılmıyor. Daha sakin, daha problem çözmeye dönük bir ritmi var. Daha sakin, daha problem çözmeye dönük bir ritmi var.Temelde Scrap Hook, Liquid Launcher ve Beam Cannon gibi araçları kullanarak çevredeki mekanizmaları iki kişinin ortak çalışmasıyla çözüyoruz. Daha sakin, daha problem çözmeye dönük bir ritmi var.Temelde Scrap Hook, Liquid Launcher ve Beam Cannon gibi araçları kullanarak çevredeki mekanizmaları iki kişinin ortak çalışmasıyla çözüyoruz. Biriniz lazerle metal bir parçayı ısıtırken diğeri kancayla büküyor, birisi sıvı püskürterek lavları soğuturken öteki yeni açılan yoldan ilerliyor veya bir mekanizmayı açık tutarken partneriniz başka tarafa koşturuyor. Araçların kullanım şekilleri basit ama birbirleriyle olan ilişkileri gittikçe daha güzel hale geliyor. Ben oyunun puzzle tarafını bayağı sevdim açıkçası. Özellikle iyi co-op bulmacalarında yaşanan o “DUR DUR DUR BULDUM! ” anlarını (ki burada Patronlarımızdan Murat Özgen Özkan’ın hem oyunu paylaşması hem de müthiş bir co-op partner olmasına bir alkış rica ediyorum) Orbitals gayet güzel yakalıyor. İkiniz de birkaç dakika odanın içerisinde maymun gibi sağa sola bir şeyler sıkıp çektikten sonra bir anda sistem kafanızda oturuyor. İkiniz de birkaç dakika odanın içerisinde maymun gibi sağa sola bir şeyler sıkıp çektikten sonra bir anda sistem kafanızda oturuyor ve planı birlikte uygulamaya başlıyorsunuz. Biriniz bir yerde öldüğünde diğerinin checkpoint’e ulaşarak durumu kurtarabilmesi, hızlı respawn. Biriniz bir yerde öldüğünde diğerinin checkpoint’e ulaşarak durumu kurtarabilmesi, hızlı respawn ve cömert auto-aim gibi tercihler de işi gereksiz yere cezalandırıcı hale getirmiyor. Aralara gemiyi birlikte kullandığınız sekanslar, ritim bölümleri ve türlü ufak oyunlar da giriyor. Yalnız Split Fiction gibi her yarım saatte bir başka oyun türüne dönüşmesini beklemeyin. Orbitals çeşitliliğini daha çok elindeki aynı araçlarla yeni sorunlar yaratmak üzerinden kuruyor. Bunun karşılığında puzzle’lar bana daha beraber düşünmeye yönelik geldi. Yanınızdakiyle konuşmak burada “bonus” değil zaten oynanış mekaniği. Sessiz sessiz iki ayrı işi yapıp sonra aynı kapıda buluşmuyorsunuz; çoğunlukla birbirinizin ne yaptığını bilmek zorundasınız. Bir noktada ekrana bakmaktan çok “Sen şunu tut ben buna ateş edeyim. YOK ONU DEĞİL ÖTEKİNİ! ” diyorsunuz. Co-op ruhu dediğiniz de biraz budur zaten. Oyun bu nostaljik hissi dibine kadar veriyor hakkını yiyemem. Biz belki Murat’la kilometrelerce uzaktan oynuyorduk ama zihnen o aynı kanepede oturup beraberce çözüme ulaşmanın zevkini yaşadık. Ki bu da az buz bir başarı değil Orbitals için. Bir anime açmışız, sesini kısmayınGörsel tarafta gösterilen özen müziklere de aynen taşınmış. Soundtrack’i Falk Klou hazırlamış ve o synth’ler, caz füzyonuna kayan melodiler ve uzay operası hissi gerçekten dönemin atmosferine çok yakışıyor. Fakat en büyük numara açılış ve kapanış şarkılarında. Çünkü mikrofonun başında Mami Ayukawa var. Anime izleyicileri bu ismi özellikle Mobile Suit Zeta Gundam, Heavy Metal L-Gaim. Fakat en büyük numara açılış ve kapanış şarkılarında.Çünkü mikrofonun başında Mami Ayukawa var.Anime izleyicileri bu ismi özellikle Mobile Suit Zeta Gundam, Heavy Metal L-Gaim ve Metal Armor Dragonar gibi yapımlardan hatırlayacaktır. Orbitals için seslendirdiği açılış şarkısı Accelerating Destiny ile kapanıştaki Heart To Heart. “Biz 80’ler anime estetiği yapıyoruz” iddiasına en kallavi mühürlerden birini vuruyor. Adamlar taklit Zeta Gundam şarkısı yaptırmamışlar yani, gidip Zeta Gundam’ın şarkıcısını çağırmışlar. Saygı duyulur. Ses efektlerinin de aynı otantikliği taşıdığını rahatlıkla söyleyebilirim. Tüm bu anlattıklarım oyuna tam bir “aşkla yapılmış” hissiyatı vermiş olabilir ve bu çoğunlukla da doğru. Lâkin aynı titizlik hikâyenin anlatımına da sirayet etseymiş diye hayıflanmadım değil. Evet, maalesef oyunun en büyük falsosuna gelmiş bulunmaktayız. Hani şimdi bunlar niye oldu? Benim Orbitals’la esas problemim hikâye kısmında. Çünkü oyun sürekli ilginç bir şey anlatacakmış gibi davranıyor. Storm Wall var, geçmişte yaşanan bir felaket var, karakterlerin ölüm. Storm Wall var, geçmişte yaşanan bir felaket var, karakterlerin ölüm ve beden kavramıyla epey tuhaf bir ilişkisi var, dünyada ruhani bir taraf var, arka planda gizemli bir şeyler dönüyor falan… Hatta oyunun bazı anlarında “Hah şimdi iş Evangelion kıvamına geliyor” diyorsunuz. Sonra konu değişiyor. “Dur dur tam Akira’lık olaylar bunlar” deniyor, gaza geliniyor. Bir başka bölüm başlıyor. Sonra birisi iki cümle bir şey söylüyor. Sonra gidiyoruz başka puzzle çözüyoruz. Ve oyun sona yaklaşırken benim kafamda hâlâ gereğinden fazla soru işareti vardı. Hikâyenin anlaşılmaz olmasından bahsetmiyorum burada. Yarım anlatılmasından bahsediyorum. Maki ve Omura sevimli karakterler, aralarındaki ilişki fena çalışmıyor ama dünya. Maki ve Omura sevimli karakterler, aralarındaki ilişki fena çalışmıyor ama dünya ve yan karakterler o kadar büyük fikirler ortaya atıyor ki oyunun bunlarla biraz daha vakit geçirmesini beklerdim. Bunun bir sebebi de anime referanslarının yoğunluğu olabilir. Geliştiriciler açık açık Dragon Ball, Sailor Moon, Ranma ½, Nausicaä, Komşum Totoro, Venus Wars, Cowboy Bebop, Orange Road. Bunun bir sebebi de anime referanslarının yoğunluğu olabilir.Geliştiriciler açık açık Dragon Ball, Sailor Moon, Ranma ½, Nausicaä, Komşum Totoro, Venus Wars, Cowboy Bebop, Orange Road ve özellikle Evangelion gibi yapımlardan beslendiklerini söylüyorlar. Ben de bu işlerin önemli kısmını seven bir insan olarak oyundaki göndermeleri yakalamaktan keyif aldım. Bir tasarıma bakıp “Hah burası şuradan geliyor”, bir animasyonda başka bir işi hatırlamak hoş. Ama bir noktadan sonra bunların bazıları fan servis seviyesinde kalmış sadece. Orbitals’ın görsel dünyası bütün bu etkileri harmanlayıp kendisine ait şahane bir kimlik yaratmayı başarmışken öykü tarafı aynı sentezi gerçekleştiremiyor. Hele hele Evangelion, Akira gibi karakter psikolojisine ve alt metne abanmış eserlere selam çakacaksanız insan ister istemez biraz daha derine inilmesini bekliyor. İşte Orbitals beni en çok burada üzdü. Çünkü potansiyeli gerçekten var, ama onu layığıyla kullanan incelikli bir anlatısı ne yazık ki yok. Yine de yanıma otur. İşte Orbitals beni en çok burada üzdü.Çünkü potansiyeli gerçekten var, ama onu layığıyla kullanan incelikli bir anlatısı ne yazık ki yok.Yine de yanıma otur, oynayalımFakat bütün bu eleştirilerden sonra oyundan mutsuz ayrıldım sanılmasın. Tam tersine, Orbitals benim için gayet eğlenceli bir co-op deneyimi oldu. Puzzle tasarımları iki oyuncuyu sürekli iletişim kurmaya zorluyor, oyun gereksiz yere sinir bozucu olmuyor, görsel kimliği şu anda piyasadaki hemen hiçbir şeye benzemiyor. Tam tersine, Orbitals benim için gayet eğlenceli bir co-op deneyimi oldu.Puzzle tasarımları iki oyuncuyu sürekli iletişim kurmaya zorluyor, oyun gereksiz yere sinir bozucu olmuyor, görsel kimliği şu anda piyasadaki hemen hiçbir şeye benzemiyor ve müzikleri bittikten sonra dönüp dinlemek isteyeceğiniz kadar güzel. Hele 80’ler ve 90’lar anime estetiğine benim gibi zaafınız varsa bazı sahnelerde oyunu bırakıp sadece çevreyi seyretmeniz kuvvetle muhtemel. Ve bence Shapefarm’ın en büyük başarısı da burada. Orbitals bana 80’ler animesini hatırlatmadı yalnızca. Bazen gerçekten onu oynuyormuşum gibi de hissettirebildi. Keşke o animeyi izlediğimde öyküsünün yarısını kesip “Devamı mangada” demeselermiş. Ama olsun varsın. Arkadaşınızı çağırın, kolu eline verin. Uzayda iki kişi kavga ede ede puzzle çözmenin keyfini sürün.