· Gezimanya - Gezi Notları
Tarihi 125 bin yıl öncesine uzanan ve eski adı Seylan olan Sri Lanka, okyanusta adeta bir su damlasını andıran tropikal bir ada ülkesidir. Kolayca alınabilen çevrimiçi veya kapıda vize imkanı sunan bu coğrafya, Mannar Körfezi ve Palk Boğazı ile Asya'dan ayrılmakta olup Hindistan'ın güneydoğusuna 35 kilometre uzaklıktadır. Ünlü gezgin Marco Polo'nun da belirttiği gibi, kendi boyutundaki adaların en güzeli olarak nitelendirilmektedir.
Çay üretimiyle öne çıkan bu coğrafya; pirinç tarlaları, baharat bahçeleri, Hindistan cevizi ağaçları ve tropikal bitkileriyle zengin bir biyoçeşitlilik barındırmaktadır. 'Hint Okyanusu'nun incisi' sıfatıyla bilinen ülkede, dünyadaki 85 değerli taş çeşidinin 40'ı çıkarılmaktadır. Başkent Kolombo dışında 9 eyaletten oluşan ülkenin resmi dilleri Sinhala (Seylanca) ve Tamilcedir; ancak İngilizce de oldukça yaygın. Para birimi Sri Lanka Rupisi olan ülkenin nüfusunun %70’i Budist. Yıl boyu süren çok renkli ve keyifli karnavalların kökeni ise 2500 yıl öncesine kadar uzanıyor.Yaklaşık 8 saatlik bir yolculuğun ardından inişe geçerken bizi yemyeşil bir bitki örtüsü karşılıyor. İlk durağımız olan kıyıdaki balık pazarında, avdan dönen balıkçıları, taze balıkları ve gökyüzünde süzülen kuşları fotoğraflıyoruz.
//--> //-->Okyanus kıyısındaki otelimizin yemyeşil bir bahçesi ve muhteşem bir gün batımı manzarası var. Bölgedeki lüks oteller genellikle deniz kenarında yer alıyor; geniş plajlar ve zengin açık büfe seçenekleri sunuyor. Menülerde Hint mutfağının yanı sıra dünya mutfağından da lezzetler bulmak mümkün.Öksüz Fillerin Banyo KeyfiSabah ilk gezimizi Pinnawala kentindeki "Fil Yetimhanesi"ne yapıyoruz.
Gezimizin ilk sabahında Pinnawala şehrinde bulunan Fil Yetimhanesi'ni ziyaret ediyoruz. Önce yetimhanenin yakınındaki Maha Oya Nehri’nde öksüz fillerin ilginç yıkanma merasimini izliyoruz.
Yetimhanede yavru bir filin yanına kadar giderek onu görevlilerin verdiği meyvelerle besliyoruz; o da kibarca her verileni kabul ediyor. Yetimhanede yavru bir filin yanına kadar giderek onu görevlilerin verdiği meyvelerle besliyoruz; o da kibarca her verileni kabul ediyor. Yaprak ve çeşitli otlardan oluşan kahvaltılarının tadını çıkaran diğer yetim fillerin arasında, hayatımda ilk kez dişleri olan bir fil profesyonelce görüyorum.
Bu keyifli deneyimin sonrasında Habarana şehrinde, yine deniz kıyısında yer alan otelimize geçiş yapıyoruz.
//--> //-->Bu güzel deneyimin ardından Habarana kentinde, yine okyanus kıyasında yer alan otelimize yerleşiyoruz.Sigiriya Kaya KalesiBugün, büyük bir heyecanla beklediğim ve UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan "Sigiriya"ya gidiyoruz. Yaklaşık 200 metre yükseklikteki bu devasa kaya kütlesi, 5. yüzyılda Kral I. Kashyapa tarafından yaptırılmış ve uzun yıllar kraliyet merkezi olarak kullanılmıştır. Tahtın gerçek varisi olan diğer oğul Moggallana ise korkudan Hindistan’a kaçmış. Hain Kashyapa kendisini sevmeyen halktan ve gerçek kralın geri dönmesinden korktuğu için, 200 metre yükseklikteki bu ulaşılması zor kaya üzerine bir kale-saray yaptırmış ve başkenti buraya taşımış.
Daha sonra tahtın gerçek sahibi Moggallana ordusuyla geri dönerek savaşı kazanmış ve yönetimi devralmıştır. Burayı da zaman zaman yazlık saray olarak kullanana kadar eski sakinleri olan Budist rahiplere bırakmış. Bir başka rivayete göre ise Kashyapa, Budist mitolojisinde adı geçen ve gökyüzündeki tanrıların kenti olan Alakamanda‘dan ilham alarak Sigiriya’yı inşa ettirmiş.
Şairin dediği gibi, bu basamakları dinlenerek ve dikkatli bir şekilde "ağır ağır çıkıyoruz." Zirvedeki alanda tapınaklardan eser kalmamış olsa da nefes kesen muhteşem manzara tüm yorgunluğa değiyor. Zirveden bir önceki düzlükte, gövdesinden eser kalmamış bir aslanın devasa iki ön pençesi yer alıyor. Zirveden izlenen uçsuz bucaksız yeşil manzara, fotoğraf tutkunları için eşsiz kareler sunuyor.
Bir sonraki durağımız, tarihi milattan önce 1. yüzyıla kadar giden ve UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde bulunan Dambulla Altın Mağara Tapınağı oluyor. Yaklaşık 160 metre yükseklikteki bu geniş manastır kompleksine ulaşmak için geniş basamaklı merdivenleri tırmanıyoruz. 2100 metrekarelik bir alana yayılan tapınak; 153 Buda heykeli, 3 Sri Lankalı kral heykeli, 4 tanrı ve tanrıça heykelinin yanı sıra devasa bir "yatan Buda" heykeliyle muazzam bir zenginliğe sahip.
Tarihi yapılarıyla ünlü Kandy kentinde, göl kenarında yer alan Kutsal Diş Emaneti Tapınağı'nı ziyaret ediyoruz. Budistler için büyük önem taşıyan bu tapınakta, Buda'nın kutsal dişi iç içe geçmiş yedi altın kutuda muhafaza ediliyor. 16. yüzyıldan kalan bu tapınakta gerçekleştirilen dini törenler ziyaretçileri etkiliyor.
Kompleksin içinde Budizm’i dünya çapında tanıtan zengin bir müze ve göz alıcı bir bahçe yer alıyor. Adanın en geniş şelalelerinden biri olan Ravana, bir kaya çıkıntısının önünden adeta bir perde gibi çağlayarak akıyor. Yol kenarında közlenmiş mısırın tadına bakarak gezimize devam ediyoruz.
Ancak gece bastıran şiddetli yağışın tren yolunda hasara yol açması nedeniyle yolumuza aracımızla devam etmek zorunda kalıyoruz.
Yol üzerinde Kandy’deki Kraliyet Botanik Bahçeleri’ni geziyoruz; burası sayısız çiçek türü ve yemyeşil devasa ağaçlarla bezenmiş muazzam bir alan.Ardından dağ yollarının virajlarını aşarak yemyeşil ağaçların eşliğinde keyifli bir yolculukla büyük bir çay fabrikasına ulaşıyoruz. Burada çay yapraklarının işlenme aşamalarını yerinde görerek bilgi alıyor ve elle toplanmış taze Seylan çaylarının tadına bakıyoruz.
Çay tarlalarının arasından geçerek 1900 metre rakımdaki Nuwara Eliya şehrine ulaşıyoruz. Daha sonra Beruwala eyaletine doğru ilerliyor, akşam saatlerinde ulaştığımız otelimizde yerel dans gösterileri eşliğinde günü tamamlıyoruz.
Gezimizin devamında, adanın güneyinde yer alan ve surlarla çevrili yapısıyla bilinen tarihi Galle liman kentine ulaşıyoruz. 2004 yılındaki tsunami felaketinde zarar gören ancak aslına uygun restore edilen bu bölge, kolonyal mimarisi ve doğal güzellikleriyle dikkat çekiyor.
Şehrin bir başka dikkat çekici unsuru ise dünyanın en güzel kriket sahalarından biri olarak kabul edilen Galle Uluslararası Stadyumu'na ev sahipliği yapmasıdır.
Ardından ziyaret ettiğimiz balıkçı köyünde, suya dikilen ahşap direklerin üzerinde dengede durarak avlanan yerel balıkçıların geleneksel yöntemlerini yakından izliyoruz.
Balapitiya bölgesinde, 111 göçmen ve yerleşik kuş türüne ev sahipliği yapan ekolojik öneme sahip Madu Nehri'nde tekne turuna çıkıyoruz. Üzeri mangrov adacıklarıyla kaplı olan bu nehir, kuş gözlemcileri için adeta bir cennet niteliği taşıyor.
(Mangrov, ilk kez 2020 yılında Çin'de karşılaştığım bir bitki türüydü.) Burası kuş gözlemcileri için adeta bir cennet.Gezimizin son gününde, dönüş uçağımıza binmek üzere tarçın bahçeleri, kraliyet giysilerini barındıran Ulusal Müze’si ve renkli caddeleriyle ünlü başkent Kolombo’ya geçiyoruz. Adanın diğer yerlerine göre daha hareketli olan bu şehri gezdikten sonra Sri Lanka gezimizi sonlandırıyoruz.
Kaynak: Gezimanya - Gezi Notları · Derleyen: Elif Aktürk