· Cumhuriyet
İyi akşamlar sayın ve sevgili öğretmenim.
Bütün Cumhuriyet arşivi her yerde ve her an yanınızda! İster telefondan, ister bilgisayardan. Cumhuriyet Arşiv 1930 Yılından Bugüne 5.485.115+ Haber Kupürü App Store Google Play 50 BİN + İndirme Size En Uygun Paketi Seçin 4.5 değerlendirme Abonelik Seçeneklerini İnceleyin Edebiyatın. Kültürün Nabzı Kitap dünyasına açılan kapınızı aralayın! En sevdiğiniz kitapları indirimli fiyatlarla keşfedin ve hayal gücünüzü genişletin.
Takip Et: Paylaş: Menü Giriş Yap Kayıt Ol eGazete Giriş Okuma Listem Gündem Yazarlar Çizerler Resmi İlanlar Oyun Siyaset Ekonomi Dünya Spor Yaşam Cumhuriyet'in Egesi Kültür Sanat Cumhuriyet Pazar Sürdürülebilirlik Cumhuriyet Kitap Gurme Sağlık Bilim ve Teknoloji Moda Eğitim Gezi Çevre Otomotiv İş Dünyası Kategoriler Astroloji Uygulamalar Hava Durumu Namaz Vakitleri --> Öğrenciden mektup Cumhuriyete Özel Kayıt Ol Giriş Yap --> Takip Et: Paylaş: Adnan Binyazar Son Köşe Yazıları Öğrenciden mektup 11.09.2026 04:00 Güncellenme: 11.09.2026 04:00 Takip Et: İyi akşamlar sayın ve sevgili öğretmenim, Bugünkü Cumhuriyet'te (4 Eylül 2026 Cuma) "Okuma Kültürü" başlıklı yazınızı okuyunca bende uyanan çağrışımlar eşliğinde size yeniden yazma gereksinimi duydum. Takip Et: Paylaş: Menü Giriş Yap Kayıt Ol eGazete Giriş Okuma Listem Gündem Yazarlar Çizerler Resmi İlanlar Oyun Siyaset Ekonomi Dünya Spor Yaşam Cumhuriyet'in Egesi Kültür Sanat Cumhuriyet Pazar Sürdürülebilirlik Cumhuriyet Kitap Gurme Sağlık Bilim ve Teknoloji Moda Eğitim Gezi Çevre Otomotiv İş Dünyası Kategoriler Astroloji Uygulamalar Hava Durumu Namaz Vakitleri --> Öğrenciden mektup Cumhuriyete Özel Kayıt Ol Giriş Yap --> Takip Et: Paylaş: Adnan Binyazar Son Köşe Yazıları Öğrenciden mektup 11.09.2026 04:00 Güncellenme: 11.09.2026 04:00 Takip Et: İyi akşamlar sayın ve sevgili öğretmenim, Bugünkü Cumhuriyet'te (4 Eylül 2026 Cuma) "Okuma Kültürü" başlıklı yazınızı okuyunca bende uyanan çağrışımlar eşliğinde size yeniden yazma gereksinimi duydum.
Bugünkü Cumhuriyet'te (4 Eylül 2026 Cuma) "Okuma Kültürü" başlıklı yazınızı okuyunca bende uyanan çağrışımlar eşliğinde size yeniden yazma gereksinimi duydum.
Her yazınızdan ayrı bir bilgi ve haz aldığımı söylememe gerek var mı bilemem! Ancak bugünkünün bende uyandırdığı çağrışımı aktarmama izin verin lütfen.
Sizin benden çok daha önce tanıdığınız ve köklü bir dostluğunuz olduğunu bildiğim Zafer Gençaydın 'ı anımsadım birdenbire. Onunla hem panellerde hem de Ankara içi ve dışı birçok etkinlikte birlikte olmak benim için ayrı bir övünç kaynağı olmuştur. Hastalığının ilerlediği dönemde bir gece telefonla aradı. Bir saati aşkın sürede okuma, kültür ve sanat sorunları üzerine konuştuk. (Çoğunlukla o anlattı. ) Bu olaydan bir hafta sonra bu kez de ben onu aradım. Yine yaklaşık gecenin aynı saatleriydi ve yine epeyce uzun bir süre başlıca konumuz olan kitaplar, kültür ve toplumsal yapımız üzerine konuştuk. Bir ara söz Prof. Dr. Ömer Lütfü Barkan 'dan açıldı. Onun (galiba) 1942 yılında yayımlanmış ilginç bir makalesine değindim. Kendisi okumamış. Benden telefon aracılığıyla göndermemi istedi. Yazı uzun olduğu için kendisine bir takım hazırlatıp getireceğimi söyledim. Her zamanki nezaketiyle yorulacağımı vurgulamasına karşın ısrar ettim. Makaleyi arşivimden çıkarıp fotokopi aracılığıyla götürünceye değin yaşamını yitirdi Zafer Hoca. Hastalığının o ilerlemiş evresinde bile bunları düşünebilen bir Cumhuriyet aydını insan örneğini yitirmek acı oldu.
Uzun bir yazı oldu benimki. Zamanınızı aldım. Dediğim gibi, bugünkü yazınızın çağrışımı bu oldu. Saygılarımla. .
Zafer'le ben Elazığ'ın Ağın ilçesindeniz. İkimiz de Köy Enstitüsünde öğrenim gördük. O, Gazi Eğitim Enstitüsü'nün resim, ben edebiyat bölümünde okuduk. Zafer resim konusunda Berlin'de de öğrenim gördü. Daha sonra da o resim, ben edebiyat öğretmeni olarak görevimizi Ankara'da sürdürdük.
Zafer Gençaydın'ın adı Ankara'daki ressamlar arasında geçiyordu. Kitaplarda, dergilerde resimlerini görüyordum. Ankara'da yaşasak da sergilerinin hiçbirini ziyaret edemedim.
Siz Zafer Gençaydın'la panellere, Ankara içi ve dışı etkinliklere katıldığınızı yazıyorsunuz. Sanırım ona yakınlık size resim konusunda çok şey kazandırmıştır. Bunu bana da açmanızdan mutluluk duydum. Bu yakınlıktan dolayı sanırım onun yokluğu sizde büyük bir boşluk yarattı. Ben, onu göremeyeceğim diye bu yaz Ağın'a gitmeyi düşünmüyorum.
Ben de onun daha başka yönlerini tanıtayım. Artık onunla geçen günleri anımsayarak avutacağız kendimizi. Yaratıcı bir yanı vardı Zafer'in. Unutulmaz şeyler anlatırdı. Bu yanını bildiğimden, ben de onunla aramızda geçen bir olayı anlatayım sana.
Bir tatilde, Zafer'in ilçenin çevresindeki bir yerde tarlalara bir şeyler serptiğini görmüştüm. Tatil yerine gittiğinde sağa sola gitmezdi, kendini verimli kılacak bir etkinlik yaratırdı. Ekip biçtiği tarlalardan bir şeyler topladığını görmüştüm. Bir gün, elindeki otları bana uzatmış, "Şunun tadına bak" demişti. Ot demetinin hoş kokusunu bugün de unutmadım.
O günlerde İspanyol Bahçıvanı adlı bir roman okuyordum. Romanın kahramanı olan bahçıvan doğayla ilişkisi açısından Zafer'e benziyordu. O günden sonra ona "İspanyol bahçıvanı! " diye seslenmeye başlamıştım. Sesinin yankısı bugün de kulaklarımda.
Ana seçkinin en çarpıcı filmlerinden biri olan “Dau”, Rus asıllı yönetmen İlya Khrzhanovsky’nin (1975) yirmi yıldan bu yana üzerinde çalıştığı devasa bir projenin son noktası.
Yeni “transfer” dedikoduları da gündemdeyken Cumhuriyet’in dünkü haberine göre, Üsküdar Belediyesi’ne yapılan operasyonla birlikte, İstanbul’daki 15 ilçe belediye başkanı görevlerinden uzaklaştırılmış oldu. 2024 yerel seçimlerinde CHP’ye verilen oyların tersine, yönetimleri İktidara devredilen ilçe belediyelerinde gasp edilmiş olan oy sayısı 1 milyon 382 bin 746’ya ulaştı.
“Ortak vatan” deyişini kullananlar suç işlediklerini nedense bilmiyorlar. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 3. maddesini okuyalım.
Geçen hafta Beyaz Saray’ın sosyal medya hesaplarında bir video yayınlandı.
TEMA gönüllüleri özgürlüğüne kavuşunca NATO zirvesi öncesi tutuklanan kimse kalmadı sanıyoruz.
Türkiye, kardeş Pakistan ve Suudi Arabistan’la birlikte Mekke Güvenlik Paktı’nı kurdu.
Üsküdar seçimleri üzerine çok şey yazıldı, tekrar etmeye gerek yok.
Soru: 05/07/1982 doğumluyum. 8/9/2001 tarihinde yeraltı maden ocağında çalışmaya başladım.
Küresel kapitalizmin İran yenilgisi, özellikle de ABD’nin Ortadoğu’daki hegemonya planının suya düşmesi, yeni stratejilerin hemen uygulamaya konulmasını beraberinde getirdi.
Tarımdaki sıkıntılar giderek daha da artıyor. Çiftçi hangi ürüne el atsa işin içinden çıkamıyor. Buğdaydan mısıra, incirden üzüme hemen her üründe sıkıntı var. Üretici bin bir emek ve zahmetle üretmeye çalıştığı her üründen zarar ediyor.
Ayrılık, çok geçmişten getirdiğimiz ve yaşamımızın farklı dönemlerinde farklı biçimlerde tekrar tekrar karşılaştığımız bir durum.
OECD’nin açıkladığı PISA 2025 sonuçları Türkiye açısından dikkat çekici bir tablo ortaya koydu.
18 yıl sonra gelen Şampiyonlar Ligi’ne katılma zaferi Fenerbahçelileri öyle iştahlandırmış olmalı ki 50 bin kişilik koro maç boyunca hiç susmadı.
Doksanını bulan nenem, okuduğumu görünce, “Gözüne yazık! ” der, kitabı elimden alıp atardı.
Kavramlar, düşünenlerin üreti kaynağıdır. Onları okuyanlar da kendilerini o kaynağın çevresinde bulur. İşte örnekleri. .
Uzunca süren yaz tatilimde, güzel davranışlarla karşılaştım.
Diyarbakır’ın uzun süren yaz gecelerinde yataklar damlara çıkarılırdı.
Köy Enstitülerinin kurulmasıyla, bakan buyruğuyla “öğretmen okulu”na dönüştürülmesi birkaç ay içinde gerçekleştirildi.
İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin, süt kuzusu dönemindeki öğrencileri özenle beslemek istediklerini okuyunca sütün insan yaşamındaki önemi konusunda bilgi edinmeye çalıştım.
Bir ülkenin kültürel yönden gelişiminin kaynağı eğitimdir. Atatürk de bir ülkenin çağdaşlaşmasını kültüre bağlar.
Eski politikacılardan biri, mutlak butlan deyip ortalarda bir ülke işgal etmişlerin sevinciyle dolaşmaya başlayınca seslisi sessizi siyasete uzaktan bulaşanlar bile herkes yürekten vurulmuşa döndü.
Atatürk bütün konuşmalarında, üstünden yüzyıllar da geçse belleğe kazınan unutulmaz sözler bırakmıştır.
Gençler, onlara özgür ortamlar yaratıldığında eğitime kendileri koşar.
Daraldığım anlarda kendimi kitapların dünyasına atıp düşünceden düşünceye, duyarlıktan duyarlığa atarak içimde yeni bir dünya yaratıyorum.
Kimi zaman ozanların deyişleri, yazarların sözleri birden canlanıverir belleğimde.
Bir toplumda anaların babaların güven kaynağı olan gençlerin arasından öğretmenlerini, arkadaşlarını tabancalarla öldürenler çıkmışsa o ülkenin geleceği karanlıktır.
Yazı bulunmadan önce, onun yerini birtakım görüntüler alıyordu.
17.04.26 günlü “Miguel de Cervantes” başlıklı yazımda “Komşunuzun çatısı camdansa ona taş atmayın” sözünün tümünü yansıtan İsmail Sefa İpşir’den uyarıcı bir ileti aldım.