Nepal’in dramı kimin suçu

· Cumhuriyet

Nepal’in dramı kimin suçu

Küresel emisyonlardaki payı yalnızca yüzde 0.1 olan Nepal, iklim krizinin en kırılgan coğrafyalarından biri. Kısa süre önce yaşanan korkunç sel felaketi, krize en az katkıda bulunanların en ağır bedelleri ödediği iklim adaletsizliğini bir kez daha görünür kıldı.

Bütün Cumhuriyet arşivi her yerde ve her an yanınızda! İster telefondan, ister bilgisayardan. Cumhuriyet Arşiv 1930 Yılından Bugüne 5.485.115+ Haber Kupürü App Store Google Play 50 BİN + İndirme Size En Uygun Paketi Seçin 4.5 değerlendirme Abonelik Seçeneklerini İnceleyin Edebiyatın. Kültürün Nabzı Kitap dünyasına açılan kapınızı aralayın! En sevdiğiniz kitapları indirimli fiyatlarla keşfedin ve hayal gücünüzü genişletin.

Tibet-Nepal sınırının yüksek kesimlerinde büyük bir buz ve kaya kütlesinin çökmesinin ardından oluşan sel kaya, çamur. Tibet-Nepal sınırının yüksek kesimlerinde büyük bir buz ve kaya kütlesinin çökmesinin ardından oluşan sel kaya, çamur ve molozu nehir sistemleri boyunca taşıyarak yerleşimleri, yolları, köprüleri ve enerji altyapısını vurdu.

31 Ağustos itibarıyla Nepal'de 903 kişinin yaşamını yitirdiği, 4 bin 247 kişinin ise hâlâ kayıp olduğu açıklandı. Kayıplar arasında hidroelektrik projelerinde çalışan 933 kişi de bulunuyor. 90 binden fazla kişinin felaketten etkilendiği tahmin edilirken arama kurtarma çalışmaları sürüyor.

Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO), yaşananları sınır aşan ve birbirini tetikleyen afet risklerinin çarpıcı bir örneği olarak değerlendiriyor. Felaketin ardından yapılan ilk incelemeler, büyük miktarda buz ve kayanın nehre girmesiyle oluşan zincirleme bir sürece işaret ediyor.

Tek bir afeti doğrudan iklim değişikliğine bağlamak için bilimsel incelemelerin tamamlanmasını beklemek gerekiyor. Ancak felaketin yaşandığı bölgenin iklim değişikliğinin etkilerine karşı dünyanın en kırılgan coğrafyalarından biri olduğunu görmezden gelmek mümkün değil.

Hindu Kush-Himalaya bölgesi dünyanın kutuplar dışındaki en büyük buz rezervlerinden birine ev sahipliği yapıyor. Artan sıcaklıklar buzulları, kar örtüsünü, donmuş toprağı ve dağ yamaçlarının dengesini farklılaştırıyor. Yeni buzul gölleri oluşurken var olanlar büyüyor, yüksek dağlarda başlayan bir hareket kısa sürede aşağı havzalardaki yerleşimler için büyük bir afete dönüşebiliyor. Üstelik Himalayalar'daki değişim yalnızca dağ köylerinin sorunu değil. Bölgeden doğan nehir sistemleri milyarlarca insanın su ve gıda güvenliğiyle bağlantılı.

Nepal ise bu dönüşümün ön cephesinde. Seller, heyelanlar, buzul gölü taşkınları ve aşırı hava olayları ülkenin karşı karşıya olduğu risklerden yalnızca birkaçı. Buradaki büyük çelişki ise sayılarda görünür hale geliyor. Dünya Bankası'nın Nepal İklim ve Kalkınma Raporu verilerine göre ülkenin küresel sera gazı emisyonlarındaki payı yaklaşık yüzde 0.1. Başka bir deyişle iklim krizinin oluşumuna katkısı son derece sınırlı olan bir ülke, sonuçlarına karşı en kırılgan coğrafyalardan biri. İklim adaleti tam da bu eşitsizlikten doğuyor: Krizi yaratmadaki sorumluluk ile sonuçlarından zarar görme riski dünyanın ülkeleri. İklim adaleti tam da bu eşitsizlikten doğuyor: Krizi yaratmadaki sorumluluk ile sonuçlarından zarar görme riski dünyanın ülkeleri ve toplumları arasında eşit dağılmıyor.

Son felaket bu eşitsizliğin başka bir boyutunu da görünür kıldı: hazırlanabilme kapasitesi. Çünkü çoğu zaman milyarlarca dolarlık bütçeler üzerinden konuştuğumuz iklim finansmanı aslında gündelik yaşamın tam ortasında duruyor. Bir dağın hareketini izleyen sensör, nehir seviyesini ölçen istasyon, sınırın öte tarafından zamanında ulaşan veri. Bir dağın hareketini izleyen sensör, nehir seviyesini ölçen istasyon, sınırın öte tarafından zamanında ulaşan veri, çalışan bir erken uyarı sistemi, insanların güvenli bir yere ulaşmasını sağlayacak birkaç saat iklim finansmanının konusu.

Nepal'in 2035'e kadar belirlediği iklim hedeflerini gerçekleştirmesinin tahmini maliyeti 73.74 milyar dolar. Bunun 62.92 milyar dolarının, yani yaklaşık yüzde 85'inin uluslararası iklim finansmanından sağlanması bekleniyor.

Ülke aynı zamanda yüksek dağlardaki tehlikelere uyum sağlamaya çalışıyor. Green Climate Fund tarafından desteklenen yaklaşık 50 milyon dolarlık bir proje, Nepal'de buzul gölü taşkınlarına karşı izleme. Green Climate Fund tarafından desteklenen yaklaşık 50 milyon dolarlık bir proje, Nepal'de buzul gölü taşkınlarına karşı izleme ve erken uyarı kapasitesini güçlendirmeyi, risk altındaki toplulukların ve altyapının dayanıklılığını artırmayı hedefliyor. 2026'da uygulamaya geçen projenin 2.4 milyon kişinin dayanıklılığını artırması öngörülüyor.

Hindu Kush-Himalaya bölgesi, kutuplar dışında dünyanın en büyük buz rezervlerinden birine ev sahipliği yaptığı için "Üçüncü Kutup" olarak da anılıyor. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı'nın (UNDP) verilerine göre bölgedeki buzullar ve kar suları Asya'nın 10 büyük nehir sistemini besliyor. Asya Kalkınma Bankası (ADB) ise bu su sistemlerinin dağlık bölgelerde yaşayan yaklaşık 240 milyon, aşağı havzalarda. 1.6 milyardan fazla insanın yaşamını desteklediğini belirtiyor.

Bölgede ise buz kaybı giderek hızlanıyor. 2026'da yayımlanan Hindu Kush-Himalaya buzul değerlendirmesine göre bölgedeki buzullar 1990–2020 arasında toplam alanlarının yaklaşık yüzde 12'sini, tahmini buz rezervlerinin. 2026'da yayımlanan Hindu Kush-Himalaya buzul değerlendirmesine göre bölgedeki buzullar 1990–2020 arasında toplam alanlarının yaklaşık yüzde 12'sini, tahmini buz rezervlerinin ise yüzde 9'unu kaybetti. Aynı değerlendirme, buz kaybı hızının 2000'den bu yana yaklaşık iki katına çıktığını ortaya koyuyor.