· Cumhuriyet
Bütün Cumhuriyet arşivi her yerde ve her an yanınızda! İster telefondan, ister bilgisayardan. Cumhuriyet Arşiv 1930 Yılından Bugüne 5.485.115+ Haber Kupürü App Store Google Play 50 BİN + İndirme Size En Uygun Paketi…
Bütün Cumhuriyet arşivi her yerde ve her an yanınızda! İster telefondan, ister bilgisayardan. Cumhuriyet Arşiv 1930 Yılından Bugüne 5.485.115+ Haber Kupürü App Store Google Play 50 BİN + İndirme Size En Uygun Paketi Seçin 4.5 değerlendirme Abonelik Seçeneklerini İnceleyin Edebiyatın. Kültürün Nabzı Kitap dünyasına açılan kapınızı aralayın! En sevdiğiniz kitapları indirimli fiyatlarla keşfedin ve hayal gücünüzü genişletin.
Takip Et: Paylaş: Menü Giriş Yap Kayıt Ol eGazete Giriş Okuma Listem Gündem Yazarlar Çizerler Resmi İlanlar Oyun Siyaset Ekonomi Dünya Spor Yaşam Cumhuriyet'in Egesi Kültür Sanat Cumhuriyet Pazar Sürdürülebilirlik Cumhuriyet Kitap Gurme Sağlık Bilim ve Teknoloji Moda Eğitim Gezi Çevre Otomotiv İş Dünyası Kategoriler Astroloji Uygulamalar Hava Durumu Namaz Vakitleri --> Ne pahasına olursa olsun, devlet gücüyle kalıcı iktidar!? Takip Et: Paylaş: Menü Giriş Yap Kayıt Ol eGazete Giriş Okuma Listem Gündem Yazarlar Çizerler Resmi İlanlar Oyun Siyaset Ekonomi Dünya Spor Yaşam Cumhuriyet'in Egesi Kültür Sanat Cumhuriyet Pazar Sürdürülebilirlik Cumhuriyet Kitap Gurme Sağlık Bilim ve Teknoloji Moda Eğitim Gezi Çevre Otomotiv İş Dünyası Kategoriler Astroloji Uygulamalar Hava Durumu Namaz Vakitleri --> Ne pahasına olursa olsun, devlet gücüyle kalıcı iktidar!? ? Cumhuriyete Özel Kayıt Ol Giriş Yap --> Takip Et: Paylaş: Ahmet Saltık Son Köşe Yazıları Ne pahasına olursa olsun. Devlet gücüyle kalıcı iktidar! ? 10.09.2026 04:00 Güncellenme: 10.09.2026 04:00 Takip Et: Türkiye çok kritik bir eşikte. Olanları salt iktidar-muhalefet çekişmesi görmek olanak dışı. Sorun derinlerde. İktidar seçimlerde eriştiği güçle yetinmiyor. Üsküdar; bir belediyeden çok ötesi.
31 Mart 2024'te CHP'nin kazandığı belediyede başkan Sinem Dedetaş 'ın tutuklanması sonrasında başkanvekilliği seçimi AKP-MHP adayı Ziya Gültekin 'in seçilmesiyle sonlandı (! ). Tutuklamalar, meclis üyelerine akıl almaz baskılar ve seçim oyunları. Bir belediye başkanı suç işlemiş olabilir; soruşturulmalı, suç sabitse ceza almalı. CHP'li olmak ayrıcalık sağlamaz. Ama hukuk devletinin sorunu yalnızca "Suç var mı? " değil, hukukun iktidara-muhalefete eşit uygulanmasıdır. AP yazmanı Amor bu seçime "Demokrasiyle alay etme, apaçık iktidar gasbı" dedi. Siyaset bilimi sorusu açıktır: Sandıkta kazanılamayan hukuk dışı yol ve cebirle elde ediliyorsa demokratik temsil bitmiştir.
Son aylarda çok sayıda CHP'li belediye başkanı hakkında soruşturma, tutuklama ve görevden uzaklaştırma işlemi yapıldı. Bu AKP operasyonuna yolsuzluk soruşturması demek olanaksız. Aynı fiile aynı hukuk uygulanıyor mu? İşlemler siyasal bağa göre değişiyor, sorun artık tekil davaların ötesinde hukukun ölçüsüz silahlaşması, ağır "lawfare "dir. HSK, hiçbir adli malpraktisi görmüyor! ? Niçin?
Em. Amiral Türker Ertürk 'e yıllar önce sosyal medya paylaşımı cımbızlanarak hapis istemli dava. Amiral Türker Ertürk 'e yıllar önce sosyal medya paylaşımı cımbızlanarak hapis istemli dava ve tutuklu yargılama, ifade özgürlüğü bakımından kabul edilemez açık AİHS ve anayasa ihlalidir. İktidar eleştiriden korkmamalı, hukuku susturma aracına dönüştürme, toplumu felç etme ve teslim alma, köleleştirme çabasıdır ve asla kabul edilemez. AİHM, AYM, Yargıtay içtihatları çok nettir. Ertürk'ün avukatı Ayhan Yıldızel 'in duruşma sonrası iletisi ibret doludur: "Bugün Bakırköy 5. Asliye Ceza Mahkemesi'nde duruşmada, müvekkilim T. Ertürk'ün, ortada bir suç. Ertürk'ün, ortada bir suç ve suçlu bulunmamasına, tutuklama kararının hiçbir hukuki gerekçesi olmamasına karşın, tutukluluğunun devamına karar verilmiştir. Bu durum salt bu davaya ya da müvekkilimize özgü değil. Türk halkının çoğunluğu yargı organlarının, iktidarın politikalarının aracı olarak kullanıldığını anlayıp karşı duruş sergileyene dek bu vb. uygulamalar sürecektir. Burada hukukçuların yapabileceği bir şey yoktur. "
AKP/RTE, bu ürkünç (vahim) saptama ve tarihsel uyarıyı dikkatle not etmeli ve artık durmalıdır.
H. Arendt, "İktidar ve şiddet birbirinin karşıtıdır" der. Meşru siyasal iktidar, devlet aygıtını kullanma gücü değildir; toplumun rızasına dayanır. Cumhur İttifakı, bu rızayı artık açıkça cebren dayatıyor!
Erdoğan ne yapmak istiyor? Zihnini okuyamayız ama siyaset bilimi, liderlerin niyetlerinden çok, kurumlar üzerindeki sonuçlara ve davranış örüntülerine bakar. Güncel örüntü; karşıt belediyelere yönelik yoğun soruşturmalar, seçilmiş yöneticilerin tutuklanması veya görevden uzaklaştırılması, muhalefetin örgütsel yapısının hukuksal açmazlara çekilmesi, medyada eşitsizlik. Güncel örüntü; karşıt belediyelere yönelik yoğun soruşturmalar, seçilmiş yöneticilerin tutuklanması veya görevden uzaklaştırılması, muhalefetin örgütsel yapısının hukuksal açmazlara çekilmesi, medyada eşitsizlik ve ifade alanının boğulması gibi gelişmeler. Bunun adı bilimsel olarak diktatörlük tür; Levitsky-Ziblatt 'ın uyarısı da bu: Demokrasiler çoğu zaman tanklarla değil. Bunun adı bilimsel olarak diktatörlük tür; Levitsky-Ziblatt 'ın uyarısı da bu: Demokrasiler çoğu zaman tanklarla değil, seçilmiş iktidarların demokratik kurumları adım adım etkisizleştirmesiyle aşınır. En tehlikeli olasılık, kurumların ortadan kalkması değil; varmış gibi görünürken işlevsizleşmesidir. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi ucubesi tam da buna atanmıştı.
Ekonomi alarm veriyor. Ağustos 2026'da yıllık tüketici enflasyonu yüzde 31.51. Yeni OVP ise enflasyonu 2026 sonunda yüzde 28.4'e, 2027'de yüzde 21'e, 2028'de yüzde 13.5'e ve 2029'da tek haneye indirmeyi hedefliyor. Hedeflerle gerçekleşmeler arasında çok ciddi sapma var. Üstelik yüksek enflasyon salt ekonomik bir gösterge değil; emeklinin, ücretlinin, dar gelirlinin yaşam standardıdır.
Enflasyon yönetiminin asal koşulu saydamhesap soran demokratik hukuk devletidir. Peki biz?
Hukuk da ekonomik bir kurumdur. Mülkiyet hakkı, sözleşme güvenliği, bağımsız yargı, saydam kamu yönetimi ve öngörülebilir kurallar yoksa yatırımcı güveni sağlanamaz ve gelmez, gelen de çıkar.
Türkiye-Pakistan-S.Arabistan arasındaki Mekke Ortak Savunma Anlaşması çok riskli; müttefikinizin savaşı bir anda bizim savaşımıza dönüşebilir; bu ABD dayatması, TBMM'de yasalaşmamalıdır.
Türkiye aynı zamanda NATO üyesi ve Erdoğan kısa süre önce Şanghay İşbirliği Örgütü'nde tam üyeliğin de değerlendirilebileceğini söylemişti. Burada sorun Batı-Doğu değil, stratejik tutarlılık.
Türkiye'nin çıkış yolu güçlü tek adam değil, güçlü kurumlar. Bağımsız-yansız yargı, güçlü TBMM, özgür basın, özerk üniversite, adil seçim, saydam kamu yönetimi, hesap veren, değişen iktidar.
Erdoğan'dan sonra gelecek iktidarın da aynı sınırsız ve sorumsuz gücü kullanamayacağı bir Türkiye kurabilecek miyiz? Sorun artık yalnızca seçim sorunu değil, TC'nin nasıl bir devlet olarak yaşayacağı. Sandık henüz ortadan kalkmış değil ama sandığın işlevini korumak için bugün harekete geçmezsek. Yarın sandık gelse bile sonucu ülkeyi değiştirmediği bir rejimle karşılaşabiliriz. AKP/RTE bu kumarı oynuyor, asıl tehlike budur. Halkın örgütlenerek bu kırılmayı kavraması sağlanmalı. Siyaset kurumu, basın, üniversite, DKÖ, aydınlara ivedi tarihsel yükümdür.
Ahlak ve Namus birbirine yakın ama aynı olmayan kavramlardır.
Üsküdar, bir buçuk yıldır muhalif belediyelere karşı tezgâhlanan operasyonların amacının çok net olarak iktidar tarafından ilan edildiği ilçe oldu.
Yarın 11 Eylül’ün 25. yıldönümü (pazartesi günü yazacağım), AfD’nin, Saksonya-Anhalt seçimlerindeki zaferi. 11 Eylül kadar olmasa bile, Almanya’nın iç siyasetinin ötesinde, Avrupa Birliği’nin geleceği açısından tarihte yeni bir sayfa açmış olabilir.
Almanya’da Saksonya-Anhalt’taki eyalet seçimlerini aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) Partisi’nin kazanması sadece bu ülkede değil tüm dünyada yankı uyandırdı.
Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, 2 Eylül 2026’da Kahire’de Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es Sisi ile yaptığı görüşmede. Ortadoğu için kapsamlı bir “yeni güvenlik mimarisi” önerdi.
İzmir’deki Nâzım Hikmet sergisinden sonra rüzgâr beni Bodrum-Gümüşlük’e attı.
Butlan tarafından CHP’de yaratılmış o çok özel ekibi, alışık olduğunuz düşünce sistemleriyle anlamaya boş yere çalışmayın.
Ülkemizde “nişasta bazlı şeker (NBŞ)” olarak adlandırılan ürünün birçok firmanın yaptığı usulsüzlükler sonucunda, kotasının çok üzerinde piyasaya sürüldüğü geçen günlerde ortaya çıktı. Bu durum insan sağlığı açısından önemli bir tehdit oluşturuyor.
Murathan Mungan’ın dizeleri, oldum olası ilgimi çeker; ne zaman karmaşık bir durumla karşılaşsam şu dizeleri mırıldanırım. .
Her şey birbirine girmiş, kurguyla gerçek arasındaki ayrım giderek silikleşmiş durumda. Eğitim dünyasında da bu bulanıklıktan faydalanma fırsatçılığı gün be gün artıyor.
AİHM Büyük Dairesi, önceki gün Osman Kavala hakkında bir kez daha konuştu.
Türkiye, tarihinin en kritik yönetselpolitik eşiklerinden birinde.
Yapay zekâ (YZ), tıp uygulamasını ve halk sağlığı yönetimini kökten değiştirme gücüne sahip, kuşkusuz en güçlü devrimsel ve çağcıl araçlardan biri.
Vurgulayalım: Artan sıcaklıklar salt doğa olayı değil, küresel sağlık krizi. Kişisel önlemlere ek, kamusal önlemler kritik. Bireysel önlemler (şapka, su, gölge. . ) koruyucu ama yetersiz. Kentleri soğutmaz, sağlık sistemini iklim krizine göre yapılandırmaz. Kentleri soğutmaz, sağlık sistemini iklim krizine göre yapılandırmaz ve karbon salınımını azaltmazsak; tekil çabalar, yanan ormana bir bardak su dökmekten öteye geçmez!
TC 2. yüzyılının eşiğinde, Cumhuriyet tarihinin en derin siyasal, ekonomik ve hukuksal fetret dönemini yaşıyor.
Ebola ve Hantavirüs gibi çevresel kökenli hastalıklar, artık salt klinik olgu değil, küresel iklim. Ebola ve Hantavirüs gibi çevresel kökenli hastalıklar, artık salt klinik olgu değil, küresel iklim ve ekosistem çöküşünün (çevre kirliliği, tarım, orman yangınları...) birer belirtisi-sonucu! . ) birer belirtisi-sonucu!
Türkiye’nin içine itildiği yapay yeni anayasa tartışmalarının hukuksal gereklilikten öte, iktidarın ömür uzatma ve Cumhuriyeti dönüştürme girişimi olduğu çok açık. Zamanlama uygun (! ). Ekonomik yıkım ve toplumsal bunalımın tepe yaptığı, her cepheden halkın yaşam alanlarına saldırılarak felç edildiği. Siyaset dışına itildiği kesitte, RTE rejiminin neden anayasa masasını tek çıkış yolu (! ) dayattığı çok net.
Savaşın şiddeti azalmış görünse de siyasal belirsizlik ve karşılıklı misilleme döngüsü sürüyor.
Dünya, 1648 Westphalia düzeninden bu yana (egemenliğe saygı ve içişlerine karışmama) görmediği bir kuralsızlık girdabının içinde sürükleniyor.
Hukuk devleti olmamıza karşın, çocuklarımız akıl sağlığı ve ülkenin geleceği için geri dönüşü güç pedagojik yıkımla yüz yüze.
İnsanlık, 21. yüzyılın ilk çeyreğini kapatırken tarihin en karanlık döngülerinden birine, Malign Narsisizm’in küresel iktidar sahnesini işgal ettiği bir cinnet dönemine tanıklık ediyor.
Türkiye son haftalarda, spor ve iş dünyasında tanınan bir kişinin madde kullanımı savıyla çalkalanıyor.
H. Basri Özbey’in yazdığı “Kendi Ağzından Abdullah Öcalan” adlı kitapta (Kaynak Yay. , 2. bs. , 2014) günümüzde anımsanması gereken önemli ayrıntılar var.
2020-23 Kovit-19 pandemisinden bu yana yeni salgınlara hazır mıyız?
Türkiye bir yıldır, milliyetçi cephenin Kürt sorunu-terörle mücadele söyleminde kökten değişimle sarsılıyor