NASA yeni teleskobunu fırlattı: Evren anlayışımızı yeniden yazabilir

· BBC Türkçe - Dünya

NASA yeni teleskobunu fırlattı: Evren anlayışımızı yeniden yazabilir

NASA'nın Nancy Grace Roman Uzay Teleskobu, 30 Ağustos'ta Florida'daki Kennedy Uzay Merkezi'nden fırlatıldı. Teleskop, bir milyardan fazla galaksiyi kapsayan kozmolojik atlas oluşturacak ve karanlık madde ile karanlık enerji hakkında yeni bilgiler sağlayacak.

NASA'nın Nancy Grace Roman Uzay Teleskobu, 30 Ağustos'ta Florida'daki Kennedy Uzay Merkezi'nden TSİ 14.36'da fırlatıldı.

Teleskop Dünya'dan 1,5 milyon kilometre uzaklıktaki bir konumdan, evrenin sınırlarına yakın bir noktaya kadar uzanan ve bir milyardan fazla galaksiyi içeren bir kozmolojik atlasın oluşturulmasına katkıda bulunacak.

Bilim insanları, dört milyar dolarlık bu projenin karanlık madde ve karanlık enerji hakkında da daha fazla bilgi sağlayacağını umuyorlar.

Uzay ajansının ilk kadın yöneticisi ve aynı zamanda ilk baş astronomu olan Nancy Grace Roman'ın adını taşıyan bu teleskopla bilim insanları yeni gezegenler keşfetmeyi, galaksilerin nasıl evrildiğini anlamayı ve karanlık madde ile karanlık enerji de dahil olmak üzere astrofizikteki temel soruları yanıtlamayı hedefliyor.

Misyonun kıdemli bilim insanı Dr. Julie McEnery BBC'ye "Diğer yıldızların etrafındaki gezegenlerin en büyük sayımını gerçekleştireceğiz" dedi ve "Roman'da bulunan muhteşem aletlerle evrendeki her şeyi, tüm galaksileri, yıldızları, sıra dışı cisimleri inceleyeceğiz" diye devam etti.

Kaynak, NASABinlerce cisim tek karede Hubble ve James Webb uzay teleskoplarının yaptığı gibi tek tek nesnelere odaklanmak yerine, Roman, gökyüzünün çok geniş alanlarını tarayarak devasa galaksi, yıldız ve gezegen topluluklarını inceleyecek.İngiltere'deki Surrey Üniversitesi'nde astrofizikçi Dr.

İngiltere'deki Surrey Üniversitesi'nde astrofizikçi Dr. Noelia Noël "Bize Hubble benzeri bir görüş sağlıyor ancak panoramik bir ölçekte" diyor ve ekliyor: "Tek bir bakışta en az 100 kat daha fazla gökyüzü görüyoruz."

Roman uzay aracı, Yüksek Enlem Geniş Alan Araştırması adı verilen en büyük araştırmasında bir buçuk yıl içinde gökyüzünün yaklaşık yüzde 12'sini tarayacak.

Teleskobun 2,4 metrelik ana aynası da alışılmadık bir yerden geldi. Amerika'nın casus uydularından sorumlu ABD kurumu olan Ulusal Keşif Ofisi 2012 yılında aynayı bağışladı.

Noël "Bence bu çok güzel bir şey; başlangıçta Dünya'ya yukarıdan bakmak için geliştirilen teknoloji, milyarlarca ışık yılı ötedeki evrene bakacak bir teleskopa dönüştürüldü" diyor.

McEnery'ye göre ayna yeni amacına uygun olacak şekilde kapsamlı bir şekilde elden geçirilmiş olsa da NASA bu bağış sayesinde başlangıçta planlanandan çok daha büyük, "daha sönük cisimleri görmeyi" ve "daha net bir görüş sağlamayı" mümkün kılan bir ayna kullanabildi.

Roman'ın kalbinde devasa görüntüler yakalayacak olan Geniş Alan Cihazı olarak bilinen güçlü bir 300 megapiksel kızılötesi kamera yer alıyor.

McEnery teleskobun sadece bir ay içinde galaksimizde 20 milyardan fazla yıldız keşfedebileceğini ve bunun "şimdiye kadarki en büyük astronomik cisim kataloğunu" oluşturacağını söylüyor.

Teleskobun ayrıca bu yeni yıldızların yörüngesinde dönen yeni ötegezegenleri de keşfetmesi bekleniyor.

McEnery "Şu anda diğer yıldızların etrafında 6.000'den biraz fazla gezegen biliyoruz. Bunu 100.000'in üzerine çıkaracağız" tahmininde bulunuyor.

Şu ana kadarki en kapsamlı tarama çalışması olması beklenen projede teleskop bir buçuk yıl gibi bir süre içinde gökyüzünün yaklaşık yüzde 12'sini kapsayacak.

Roman önceki sürümlerin yerini almak yerine onlarla birlikte çalışmak üzere tasarlandı.

Noël "James Webb daha derine iniyor ama daha küçük bir alanı inceliyor" diyor; "Eğer Roman gerçekten ilginç bir şey keşfederse James Webb'i o yöne doğru çevirip o nesneyi veya gökyüzü parçasını daha detaylı inceleyebiliriz."

McEnery Roman uzay aracının yıldızlar ve gezegenlerin yanı sıra yüz milyonlarca galaksiyi de tarayacağını söylüyor ve bu da "bize kendi evrenimizin temel doğası hakkında bilgi verecek."

Bu karanlık madde ve karanlık enerji olmak üzere modern astronominin en büyük iki gizemini çözmelerine yardımcı olacak.

NASA'ya göre karanlık madde evreni bir arada tutan görünmez bir yapıştırıcı görevi görüyor ve evrenin yaklaşık yüzde 27'sini oluşturuyor.

Onun orada olduğunu biliyoruz çünkü bilim insanları arkasındaki galaksilerden gelen ışığı bükerek şekillerini bozan yerçekiminin etkilerini gözlemleyebiliyorlar.

Bu etkiye zayıf kütleçekimsel merceklenme deniyor ve ışığın uzak galaksilerden bize ulaşana kadar geçen sürede karanlık maddenin dağılımını haritalandırmak için kullanılabiliyor.

Bilim insanları bu üç boyutlu harita sayesinde galaksilerin ve diğer yapıların Büyük Patlama'dan bu yana nasıl evrildiğini ve karanlık maddenin gerçekte neyden oluştuğunu daha iyi anlamayı umuyorlar.

Karanlık enerji ise evrenin yaklaşık yüzde 70'ini oluşturuyor ve bu madde "nesneleri birbirinden uzaklaştırma eğilimi gösteriyor".

Karanlık enerjinin yerçekimine karşı koyduğu ve evrenin hızlanarak genişlemesine yol açtığı düşünülüyor.

Ancak yakın zamanda yapılan ve tartışmalara yol açan bazı gözlemler karanlık enerjinin sabit olup olmadığı konusunda soru işaretleri doğurdu.

Bu durum evrenimizin nihai kaderi açısından önemli sonuçlar doğurabilir. Örneğin zamanla zayıflarsa yerçekimi galip gelebilir ve her şeyin kendi içine çökmesine neden olabilir.

Noël Roman'ın "son derece heyecan verici bir dönemde" devreye girdiğini söylüyor çünkü teleskop bu tartışmaların sonuçlandırılmasına yardımcı olabilecek daha hassas ölçümler sağlayacak.

Yeni teleskobun ölçümlerinden biri McEnery'nin her zaman aynı parlaklıkta patladığını söylediği Tip Ia süpernova adı verilen patlayan yıldızlara odaklanacak.

McEnery "Bir cismin ne kadar parlak göründüğünü ölçebilirsek o cismin tam olarak ne kadar uzakta olduğunu belirleyebiliriz ve bunu evrenin genişleme tarihini ölçmek için kullanabiliriz" diye açıklıyor.

McEnery "Evrenin nasıl işlediğine dair gerçekten iyi bir modelimiz var... Ancak son birkaç yıldır giderek daha hassas ölçümler elde ettikçe bu modelin tam olarak doğru olmadığı daha da netleşti" diyor.

McEnery Roman'ın bu temel sorulara iki yıl gibi kısa bir süre içinde daha fazla ışık tutmaya başlayabileceğini tahmin ediyor.

Noël'e göre bu yeni süper güçlü teleskobun Dr. Nancy Grace Roman'ın adıyla anılması "son derece uygun".

1925'te Tennessee'de doğan Roman küçük yaşlardan itibaren astronomiye ilgi duydu. Ancak cinsiyeti nedeniyle tekrar tekrar engellerle karşılaştı.

Roman 2016'da "Birçok kişi bana bir kadının astronom olamayacağını söyledi. Onları dikkate almadığım için mutluyum" dedi.

Roman 1959 yılının başlarında NASA'ya katıldı ve Hubble Uzay Teleskobu'nun gerçeğe dönüşmesinde çok önemli bir rol oynadı. Bu da ona "Hubble'ın Annesi" lakabını kazandırdı.

McEnery "Bence onun onlarca yıl önceki vizyonu olmasaydı NASA'nın en iddialı görevlerinin çoğu bugün var olmazdı" diyor.

Noël teleskoba Roman'ın adının verilmesini görevi modern astronominin şekillenmesine yardımcı olan kadınların çok daha uzun olan tarihiyle ilişkili görüyor.

Bu kadınlardan birine örnek olarak 19. yüzyılın sonlarında Harvard Gözlemevi'nde çalışan ve yıldızlar üzerine yaptığı çalışmalarla uzaydaki mesafeleri ölçmenin yeni bir yolunun temellerini atan Henrietta Leavitt'i gösteriyor.

Noël "Bence bu güzel bir döngünün tamamlanması gibi... Şimdi bir anlamda Henrietta Leavitt'in izinden giden bir kadına hak ettiği takdiri gösteriyoruz" diyor.

Kaynak: BBC Türkçe - Dünya · Derleyen: Elif Aktürk