Nâzım Hikmet müzesine doğru

· Cumhuriyet

Nâzım Hikmet müzesine doğru

Dev boyutlarda, özenli, dikkatli, nitelikli bir sergi olacağını biliyordum.

Bütün Cumhuriyet arşivi her yerde ve her an yanınızda! İster telefondan, ister bilgisayardan. Cumhuriyet Arşiv 1930 Yılından Bugüne 5.485.115+ Haber Kupürü App Store Google Play 50 BİN + İndirme Size En Uygun Paketi Seçin 4.5 değerlendirme Abonelik Seçeneklerini İnceleyin Edebiyatın. Kültürün Nabzı Kitap dünyasına açılan kapınızı aralayın! En sevdiğiniz kitapları indirimli fiyatlarla keşfedin ve hayal gücünüzü genişletin.

Takip Et: Paylaş: Menü Giriş Yap Kayıt Ol eGazete Giriş Okuma Listem Gündem Yazarlar Çizerler Resmi İlanlar Oyun Siyaset Ekonomi Dünya Spor Yaşam Cumhuriyet'in Egesi Kültür Sanat Cumhuriyet Pazar Sürdürülebilirlik Cumhuriyet Kitap Gurme Sağlık Bilim ve Teknoloji Moda Eğitim Gezi Çevre Otomotiv İş Dünyası Kategoriler Astroloji Uygulamalar Hava Durumu Namaz Vakitleri --> Nâzım Hikmet müzesine doğru... Takip Et: Paylaş: Menü Giriş Yap Kayıt Ol eGazete Giriş Okuma Listem Gündem Yazarlar Çizerler Resmi İlanlar Oyun Siyaset Ekonomi Dünya Spor Yaşam Cumhuriyet'in Egesi Kültür Sanat Cumhuriyet Pazar Sürdürülebilirlik Cumhuriyet Kitap Gurme Sağlık Bilim ve Teknoloji Moda Eğitim Gezi Çevre Otomotiv İş Dünyası Kategoriler Astroloji Uygulamalar Hava Durumu Namaz Vakitleri --> Nâzım Hikmet müzesine doğru... . Cumhuriyete Özel Kayıt Ol Giriş Yap --> Takip Et: Paylaş: Zeynep Oral Son Köşe Yazıları Nâzım Hikmet müzesine doğru. . 06.09.2026 04:00 Güncellenme: 06.09.2026 04:00 Takip Et: Dev boyutlarda, özenli, dikkatli, nitelikli bir sergi olacağını biliyordum.

Dev boyutlarda, özenli, dikkatli, nitelikli bir sergi olacağını biliyordum. Ama doğrusu böylesi büyüleyici bir olayla, böylesi yaratıcı bir sergi dramaturjisiyle karşılaşacağımı hayal bile edemezdim.

Dün Uluslararası İzmir Fuarı'yla birlikte, Kültürpark Atlas Pavyonu'nda herkese açılan "Nâzım Hikmet/Romantika: Bir Ömrün Seyrüseferi" adlı sergiden söz ediyorum.

Nâzım Hikmet'le ilgili bugüne dek açılmış en geniş kapsamlı sergi. Ama onu yalnızca kapsamıyla, belge ve eserlerin çokluğuyla anlatmak eksik kalır. Serginin kronolojik, biyografik bir rotası yok. Aksine her an şaşırtan, ileri geri gidip gelerek, öğrenerek, farklı sanat dalları arasında dolaşarak. Aksine her an şaşırtan, ileri geri gidip gelerek, öğrenerek, farklı sanat dalları arasında dolaşarak, farklı dünyaları kucaklayarak duygu labirentlerine daldığınız bir yolculuğa çıkıyorsunuz.

Serginin küratörü Melih Güneş, açılıştan önce serginin adıyla ilgili şöyle diyordu:

"Genel kabul gören tanımıyla Romantizm akımı, Aydınlanmanın katı akılcılığına, aristokratik sosyal. Serginin küratörü Melih Güneş, açılıştan önce serginin adıyla ilgili şöyle diyordu: "Genel kabul gören tanımıyla Romantizm akımı, Aydınlanmanın katı akılcılığına, aristokratik sosyal ve siyasi düzene ve klasisizmin ölçülü dünyasına karşı doğmuş bir düşünce hareketi. Duyguyu, hayal gücünü, bireyin vicdanını ve özgürlüğünü merkeze alıyor. Bütün halkların kardeş olacağı günün geleceğine sarsılmaz bir inançla bağlı Nâzım Hikmet bu tanımı hapislerde. Bütün halkların kardeş olacağı günün geleceğine sarsılmaz bir inançla bağlı Nâzım Hikmet bu tanımı hapislerde, sürgünlerde, hasretlikle geçen ömrüyle mayalayarak yeniden yarattı. Onun romantikası, dünyanın daha adil, daha güzel olabileceğine inancın, hapishanede de sürgünde de ölüm tehdidi altında da eksilmeyen yaşama sevincinin romantikasıdır. "

O dev mekân adeta ortadan ikiye yarılmış. Bir yanda Türkiye yılları, (güneşin sofrasında, dostların arasında, Kurtuluş Savaşı'nda, insan manzaralarında. De yıllar boyu hapiste dışarıyla yaşayarak) diğer yanda SSCB'deki son yılları (yolculuklar, hasret, özlem, memleket, Memet, yine memleket. "iki şey var ancak ölümle unutulur/ anamızın yüzüyle şehrimizin yüzü"). Her çizimleri ikisinde de devrim inancı.

Serginin tüm ayrıntılarını burada paylaşmak imkânsız. Nasılsa gidip göreceksiniz. Yurtiçi ve yurtdışından 25 kurumla, özel koleksiyonlarla yapılan işbirliği. . Dünyanın her yerinden akla gelmeyecek malzemeler, belgeler, kitaplar, tanıklıklar, mektuplar; evinin, mezarının, çalışma odasının, mobilyalarının replikaları vb.

Sergiyi dolaşırken dizeler, sesler (şairin kendi sesi, dostların sesi, Genco Erkal'ın, Timur Selçuk'un sesi) eşlik ediyor. En çok kendi iç sesiniz. Dizeler, görüntüler, seslerin peşinden, şiirin içinden geçip resme, fotoğrafa, sinemaya, müziğe, tiyatroya uzanıyorsunuz. (10 film yönetmeni, 20 sanatçının eseri) Nâzım Hikmet'in düşünce ve duygu dünyasını yaşıyorsunuz.

Ve onun dünyasında daha güzel bir gelecek için kavga ve mücadelede tüm bedelleri göğüsleyerek hayatla sanatın iç içe geçtiğini kavrıyorsunuz.

Sadece adları anmak için söylüyorum: Nâzım'ın kendi çizimleri, tasarımlarının yanı sıra Abidin Dino, Avni Arbaş, Jak İhmalyan, Ara Güler, Fahri Petek, Jacques Six, Nâzım Hikmet, Celile Hanım, Natalya Gonçarova, Doris Kahane. Bu arada Sedat Girgin'in bu sergi için hazırladığı dev eser (Misakı Milliye) muhteşem. (Nitekim açılışta tüm konuşmalar o panonun önünde yapılacaktı. )

Serginin yapımı ve yönetimi Folkart'a ait. İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin işbirliği var. Sergi direktörü Ünal Ersözlü. Tasarım: Ömer Durmaz. Danışman: Volkan Severcan. Küratör Melih Güneş'in yıllardır içinde büyüttüğü ve gerçekleştirdiği düş meğer hepimizin hayaliymiş! Emeği geçen, katkıda bulunan herkese teşekkür ediyorum.

Fuar açılışından iki gün önce, özel açılışa katılma olanağım oldu. Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı olarak katkıda bulunduğumuzdan vakıf başkanvekili Özcan Arca ve ben birkaç cümle söyledik. Nâzım'ı sadece "vatan şairi", "aşk şairi" diye yaftalamanın yanlışlığını ve onun komünist, Marksist Leninist olduğunu yok sayamayacağımızı vurguladım. O bir bütündü. İnançları, düşüncesi, yaşamı, eylemleri, aşkları ve eseriyle bir bütün. Konuşmamın başında o kalabalık davetlilere neden kimse kimseyi dinlemiyor diye de hafif bir çıkıştım. Bir an için herkes sustu. Sonra. . Açılış töreni ilerledikçe iyi ki kürsüden söylenenleri kimse dinlemiyor, diye şükrettim. Çünkü mikrofonu alan her siyasi kişilik kendi partisinin propagandasını yaptı. (Çocukluk hastalığı! ) Ve tam da dediğim gibi o bütünlüğü yok saydı! Yazık!

- Herkes, genç yaşlı herkes, Nâzım'ı bilenler, hiç bilmeyenler gidip izlemeli. Bir değil çok kez izlemeli. Sergiyi gezerken Nâzım şiirlerini göreceksiniz. Sayfayı koparıp dizeleri evinize götürmek için hazırlanmış. Çekinmeyin yapın. O dizeler girdiği her evi güzelleştirecektir.

- Öğrencilere rehberli turlar düzenlenmeli. Çevre kentlerden ulaşım yolları aranmalı.

- Bu sergi Ankara, İstanbul başta olmak üzere Türkiye ve yurtdışında tekrarlanmalı. (Yurtdışında Moskova, Paris, Berlin. . )

- Bu sergi, dev bir Nâzım Hikmet Müzesi'nin anahtarıdır, nüvesidir. İpucudur. Mutlak bu yolda ilerlemeli.

Size serginin binde birini anlattım. Gerisini siz tamamlayın.

Son iki gün içinde izlediğimiz beş ilginç film, anlamlı bir bütün oluşturdu.

Cumhuriyet Rejimi’miz Anayasa’mızda, Demokratik, Laik ve Sosyal Hukuk Devleti olarak tanımlanmıştır.

Arapça kökenli bir sözcük olan tekzip, anlam olarak yalanlama veya düzeltme demektir ama aynı zamanda bir tür itiraftır!

Silivri Cezaevi’nin yeni yapılan devasa salonundayım, arkadaşlara soruyorum, heyet nerede, diye.

Cumhuriyete karşı nefretlerini yeniden rahatça sergilemek için sırada bekliyorlardı; PKK açılımıyla hepsi ortalığa saçıldı.

Türkiye’nin kişi başına geliri 2025 yılında 18 bin 40 dolara yükseldi.

Dev boyutlarda, özenli, dikkatli, nitelikli bir sergi olacağını biliyordum.

Canım Şükran’ım ölüm haberini aldığımdan beri perişanım, sana bir sır vereyim; ilk kez kendi ölümümü düşündüm.

Arsızlık, adaletsizlik, edepsizlik, süper çekirgelik, süper zamlar, zamlar, yoksulluk, kazalar, “Bir şey olmaz abicim” nedenli pisi pisine karada, denizde. Arsızlık, adaletsizlik, edepsizlik, süper çekirgelik, süper zamlar, zamlar, yoksulluk, kazalar, “Bir şey olmaz abicim” nedenli pisi pisine karada, denizde ve havada kazalar ve ölümler... .

Berhan Şimşek’i 90’ların sonunda, Strazburg’da Türk Sinema Günleri Şenliği’nde tanıdım.

Maçın hakeminin belirlenmesiyle birlikte Beşiktaşlıları bir umutsuzluk sarmıştı.

Canım Şükran, Dün sabah, önce Cumhuriyet gazetesinin bahçesinde, sonra Şişli Camisi’nin avlusunda tüm Cumhuriyet âşıklarının, emek tutkunlarının, örgütlü mücadeleye inananların, seninle. Canım Şükran, Dün sabah, önce Cumhuriyet gazetesinin bahçesinde, sonra Şişli Camisi’nin avlusunda tüm Cumhuriyet âşıklarının, emek tutkunlarının, örgütlü mücadeleye inananların, seninle ve senin aracılığınla birbirlerimizle kucaklaşmalarını görmeliydin.

Mustafa Kemal Atatürk’ün “Nutuk” eserini okuyup anlamayanlar. .

Sabancı Müzesi’ndeki Yoko Ono Sergisi’ni gecikmiş olarak izledim ve çarpıldım.

Tiyatro, insanı insan yapan değerleri, emeği, insan onurunu, yaşama sevincini yüceltmeye yönelikse. .

Sakın yukarıdaki başlığa bakıp politik bir şeyler okuyacağınızı sanmayın!

31 Temmuz 2024. Tiyatromuzun o eşsiz insanı Genco Erkal’ın sonsuzluğa yürüdüğü gün.

Yazının başlığı “Bugüne, Homeros’un aynasından bakmak. . ” olmalıydı, kısalttım.

Kimi insanlar aramızdan ayrıldığında yalnızca bir insanı yitirmezsiniz.

Deniz Göktaş yıllardır sahnelerden sanatını icra ederken kitlelere söyledikleri nedeniyle hapse atılmadı.

Şu günlerde mezuniyet törenlerinden yükselen sesleri dinliyorum.