MÜSİAD Genel Başkanı Özdemir: Enflasyon hedefi değil öngörülebilirlik önemli

· Dünya Gazetesi

MÜSİAD Genel Başkanı Özdemir: Enflasyon hedefi değil öngörülebilirlik önemli

MÜSİAD Genel Başkanı Burhan Özdemir, enflasyonun 2029’da tek haneye indirilmesinin mevcut ekonomik şartlar dikkate alındığında daha gerçekçi bir hedef olduğunu belirtti. Üstelik, özdemir, “Bizim için birinci problem enflasyonun yüksek olması değil, öngörülemezlik” dedi.

Özdemir, enflasyonun 2029 yılında tek haneli seviyelere indirilmesinin mevcut ekonomik şartlar açısından daha gerçekçi. Özdemir, enflasyonun 2029 yılında tek haneli seviyelere indirilmesinin mevcut ekonomik şartlar açısından daha gerçekçi ve temkinli bir hedef olduğunu belirterek, Türkiye ekonomisinin temel sorununun yalnızca yüksek enflasyon olmadığını söyledi. Özdemir, "Bizim için birinci problem enflasyonun yüksek olması değil, öngörülemezlik" ifadelerini kullandı.

23-26 Eylül tarihlerinde düzenlenecek MÜSİAD EXPO Uluslararası Ticaret Fuarı öncesinde düzenlenen basın toplantısında konuşan Özdemir. Yeni Orta Vadeli Program'ın dezenflasyon ile büyümeyi aynı anda yürütmeyi hedeflediğine dikkat çekti. Bununla birlikte, bu iki hedefin hangi araçlarla ve nasıl aynı anda gerçekleştirileceğinin önem taşıdığını ifade etti.

Türkiye'nin yalnızca enflasyonla mücadele etmediğini belirten Özdemir. Enflasyonun toplumun satın alma gücünü doğrudan etkilemesi nedeniyle doğal olarak gündemin ön sıralarında yer aldığını söyledi. Özdemir, "Enflasyonu önemsemeyelim demiyorum ancak tek hedef haline getirilmesini doğru bulmuyorum" dedi. Enflasyonun farklı kaynakları bulunduğuna işaret eden Özdemir, tüketim kaynaklı enflasyonun yanı sıra şokların yarattığı. Enflasyonun farklı kaynakları bulunduğuna işaret eden Özdemir, tüketim kaynaklı enflasyonun yanı sıra şokların yarattığı ve yatırım ile finansman koşullarından kaynaklanan etkilerin de dikkate alınması gerektiğini dile getirdi. Özdemir, Türkiye'nin enflasyonu düşürmek amacıyla üretimi soğutmak zorunda bırakılmaması gerektiğini belirterek, "Ülkemizin insanını. Özdemir, Türkiye'nin enflasyonu düşürmek amacıyla üretimi soğutmak zorunda bırakılmaması gerektiğini belirterek, "Ülkemizin insanını ve sanayicisini enflasyonu düşürmek ve üretimi soğutmak gibi bir seçenek arasında bırakmayalım" mesajı verdi.

Sanayide kapasite kullanımına ilişkin gözlemlerini de paylaşan Özdemir, Türkiye'de mevcut kapasitenin ne ölçüde kullanıldığının doğru analiz edilmesi gerektiğini söyledi.

Neredeyse her hafta farklı illeri ziyaret ettiğini belirten Özdemir, sanayicilere ilk olarak kapasite durumlarını sorduğunu anlattı. Bazı tesislerde beş üretim hattından yalnızca ikisinin çalıştığını. Buna karşın yeni yatırımların da gündeme geldiğini belirten Özdemir, "İş yok deniyor ama iş var. Oysa senin yaptığın yatırım ihtiyaçtan fazla" değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye'de daha verimli tesisler kurulabilecek alanlarda dahi atıl kapasite bulunduğunu söyleyen Özdemir, "Bilmediğimiz şeyi tahminle yönetemeyiz" dedi.

Türkiye'nin faiz politikasına ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Özdemir, üretimi canlandırmak amacıyla faizleri aşağı çekmenin tek başına doğru bir sonuç vermediğini söyledi. Önceki dönemlerde düşük faiz ortamında sağlanan kredilerin önemli bölümünün üretim yerine arsa. Önceki dönemlerde düşük faiz ortamında sağlanan kredilerin önemli bölümünün üretim yerine arsa ve servet birikimine yöneldiğini savunan Özdemir, geçmiş tecrübenin bunun test edildiği bir dönem olduğunu ifade etti.

Özdemir, Türkiye'nin kredi imkanlarının bulunduğu dönemlerde teknolojik dönüşüme ve özkaynakların güçlendirilmesine yeterince kaynak ayırmadığını belirterek. Özdemir, Türkiye'nin kredi imkanlarının bulunduğu dönemlerde teknolojik dönüşüme ve özkaynakların güçlendirilmesine yeterince kaynak ayırmadığını belirterek, sanayicilerin bugün yüksek finansman maliyetleriyle karşı karşıya kalmasının nedenlerinin geçmişte de aranması gerektiğini söyledi.

Küresel ticaret hacminin de yavaşladığını belirten Özdemir, geçen yıl yüzde 4'ün üzerinde artan dünya mal. Ticaret hacminin bu yıl yüzde 1'ler seviyesinde kalmasının beklendiğini söyledi. Özdemir, gelecek yılın ortalarından itibaren enflasyondaki düşüşün daha temkinli ilerlemesinin beklendiğini belirterek. Bunun ekonomi programının ortalarına doğru bir gevşeme dönemine işaret edebileceğini düşündüğünü söyledi. Öte yandan Özdemir, MÜSİAD EXPO'ya ilişkin ise 23-26 Eylül tarihlerinde düzenlenecek fuarda 114 ülkeden 50 binin üzerinde katılımcı beklediklerini açıkladı.

Özdemir, Çin'in küresel ticaretteki ağırlığına da dikkat çekerek, Çin'e karşı ticari bariyerlerin gerekli olduğunu. Bunun Türkiye'deki enflasyon üzerinde de yukarı yönlü baskı oluşturabileceğini söyledi. Yapay zekâ ve teknoloji yatırımlarının küresel ölçekte hızlandığını belirten Özdemir, Türkiye'nin de bu dönüşüme kaynak ayırması gerektiğini ifade etti. Özdemir, Türkiye'nin bu alandaki maliyetleri diğer ülkelere kıyasla daha yüksek hissedebildiğine dikkat çekti.

Savunma sanayisindeki gelişmelerin önemine işaret eden Özdemir, ancak sektörün mevcut potansiyelinin üç katına çıkarılması halinde dahi bunun Türkiye'nin genel büyümesine katkısının sınırlı kalacağını söyledi. Türkiye'de Savunma Sanayii Başkanlığı'nın bulunmasını ve doğrudan Cumhur-başkanlığı'na bağlı olmasını önemli bulduğunu belirten Özdemir, benzer yapılanmaların sağlık. Türkiye'de Savunma Sanayii Başkanlığı'nın bulunmasını ve doğrudan Cumhur-başkanlığı'na bağlı olmasını önemli bulduğunu belirten Özdemir, benzer yapılanmaların sağlık ve gıda alanlarında da oluşturulması gerektiğini savundu.

Küresel gelişmelerin Türkiye'nin ihracatı üzerindeki etkilerine de değinen Özdemir, Hürmüz'deki çatışmaların ardından tekstilde siparişlerde artış gözlendiğini söyledi.

Avrupa'ya Çin'den gelen mallarda henüz belirgin bir aksama yaşanmadığını ancak Avrupalı alıcıların olası riskleri dikkate alarak Türkiye'ye yöneldiğini belirten Özdemir. "O ihtimali göz önüne alarak bizden sipariş aldı" dedi. Enerji tarafında ise güneş ve hidroelektrikten elde edilen üretimin artmasının enerji faturasını aşağı çektiğini belirten Özdemir, Türkiye'de enerji. Enerji tarafında ise güneş ve hidroelektrikten elde edilen üretimin artmasının enerji faturasını aşağı çektiğini belirten Özdemir, Türkiye'de enerji ve üretim dönüşümü yaşadığını ifade etti.