MÜSİAD EXPO'da 5 milyar dolarlık iş hacmi hedefi

· Haberturk - Ekonomi

MÜSİAD EXPO'da 5 milyar dolarlık iş hacmi hedefi

MÜSİAD Genel Başkanı Burhan Özdemir, 23–26 Eylül tarihlerinde düzenlenecek MÜSİAD EXPO 2026’da 114 ülkeden 50 bini aşkın katılımcıyı. Açıkçası, 70 ülkeden 400’ün üzerinde nitelikli alım heyetini ağırlayacaklarını belirterek, fuarın Türk sanayisinin küresel tedarik zincirlerindeki yerini tahkim…

Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD), 23–26 Eylül 2026 tarihleri arasında İstanbul Fuar Merkezi’nde (İFM) 21’inci kez kapılarını açacak olan MÜSİAD EXPO öncesinde basın mensuplarıyla bir araya geldi. MÜSİAD Genel Başkanı Burhan Özdemir’in ev sahipliğinde gerçekleştirilen basın buluşmasında, MÜSİAD EXPO 2026’nın küresel ticaret hedefleri, fuar programının detayları. Türkiye ekonomisinin güncel görünümüne ilişkin değerlendirmeler paylaşıldı. “Küresel Ticaret Burada” Mottosuyla 5 Milyar Dolarlık İş Hacmi Hedefi MÜSİAD Genel Başkanı Burhan Özdemir, İstanbul Fuar Merkezi’nde 15 bin metrekarenin üzerindeki stant alanında organize edilen fuarın; sanayi, makine, otomasyon, enerji, inşaat, yapı malzemeleri, gıda. “Küresel Ticaret Burada” Mottosuyla 5 Milyar Dolarlık İş Hacmi Hedefi MÜSİAD Genel Başkanı Burhan Özdemir, İstanbul Fuar Merkezi’nde 15 bin metrekarenin üzerindeki stant alanında organize edilen fuarın; sanayi, makine, otomasyon, enerji, inşaat, yapı malzemeleri, gıda ve tarım başta olmak üzere stratejik sektörlerden 300’ün üzerinde firmayı dünya pazarlarıyla buluşturacağını belirtti. Fuarın doğrudan ihracata ve yeni pazar arayışlarına odaklanan yapısına dikkat çeken Özdemir, şu değerlendirmelerde bulundu: “MÜSİAD EXPO, yalnızca ürünlerin sergilendiği bir alan değil; yeni ortaklıkların kurulduğu, ihracat ağlarının genişletildiği. Sürdürülebilir küresel ticaret fırsatlarının inşa edildiği dinamik bir ekosistemdir. Bu yıl 114 ülkeden 50 bini aşkın profesyonel ziyaretçiyi ve 70 ülkeden 400’ü aşkın nitelikli alım heyetini üreticilerimizle doğrudan masaya oturtuyoruz. Organize edilecek ikili iş görüşmeleri (B2B) ve ticari diplomasi temaslarıyla fuar kapsamında en az 5 milyar dolarlık somut bir ticaret hacmine ulaşmayı hedefliyoruz. Üreticimizin yeni pazarlara erişimini hızlandırmak ve ülkemizin sürdürülebilir döviz gelirlerini kalıcı kılmak en temel gayemizdir. ” Devlet Zirvesi, Diplomatik Misyonlar. B2B Görüşmeleri Aynı Çatıda Fuar süresince gerçekleştirilecek temasların uluslararası iş birliklerini en üst düzeye taşıyacağını ifade eden Özdemir, dört günlük kapsamlı program akışına dair şu bilgileri paylaştı: 23 Eylül Çarşamba (Açılış ve 29. IBF): 21. MÜSİAD EXPO, T.C. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Sayın Cevdet Yılmaz’ın teşrifleriyle kapılarını açacak. Fuarın ilk gününde ayrıca küresel tedarik zincirlerinin ve yeni ticaret koridorlarının masaya yatırılacağı 29. Uluslararası İş Forumu (IBF) ile MÜSİAD Dünya Başkanlar Toplantısı gerçekleştirilecek. 24 Eylül Perşembe (Hedef Odaklı B2B ve Gala): T.C. Ticaret Bakanlığı koordinasyonunda gerçekleştirilecek Alım Heyetleri (B2B) İkili İş Görüşmeleri ile Türk üreticisi uluslararası alıcılarla somut anlaşmalar için doğrudan bir araya gelecek. Akşam oturumunda ise TBMM Meclis Başkan Vekili Sayın Celal Adan’ın katılımlarıyla Fuar Gala Yemeği düzenlenecek. 25 Eylül Cuma (Arktik Forumu ve Küresel Diplomasi): Bölgesel ve ticari fırsatların tartışılacağı Arktik Forumu’nun ardından, yabancı ülke temsilcileri. 25 Eylül Cuma (Arktik Forumu ve Küresel Diplomasi): Bölgesel ve ticari fırsatların tartışılacağı Arktik Forumu’nun ardından, yabancı ülke temsilcileri ve büyükelçilerin ağırlanacağı Diplomatik Misyonlar Resepsiyonu gerçekleştirilecek. 26 Eylül Cumartesi (Kapanış ve İş Birliği İmzaları): Fuarın kapanış programı, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın hitaplarıyla gerçekleşecek. Kapanış günü ayrıca, MÜSİAD Uluslararası İş Birliği Anlaşmaları İmza Töreni ile fuar süresince olgunlaşan stratejik ortaklıklar resmiyet kazanacak. Özdemir: “Dezenflasyonla Birlikte Sürdürülebilir Büyümeyi Güçlendirmeliyiz” Basın toplantısında EXPO hazırlıklarının yanı sıra Türkiye ekonomisinin güncel görünümüne. Özdemir: “Dezenflasyonla Birlikte Sürdürülebilir Büyümeyi Güçlendirmeliyiz” Basın toplantısında EXPO hazırlıklarının yanı sıra Türkiye ekonomisinin güncel görünümüne ve açıklanan yeni Orta Vadeli Program’a (OVP) ilişkin değerlendirmelerde bulunan MÜSİAD Genel Başkanı Burhan Özdemir, dezenflasyon süreciyle birlikte ekonomik büyümenin, yatırımların ve öngörülebilirliğin güçlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti. Özdemir, 2029 yılı için tek haneli enflasyon öngörüsünün mevcut ekonomik şartlar açısından daha gerçekçi ve temkinli bir yaklaşım olduğunu belirterek, Türkiye ekonomisinin önündeki hedefin yalnızca enflasyonu düşürmek değil, bunu üretim. Özdemir, 2029 yılı için tek haneli enflasyon öngörüsünün mevcut ekonomik şartlar açısından daha gerçekçi ve temkinli bir yaklaşım olduğunu belirterek, Türkiye ekonomisinin önündeki hedefin yalnızca enflasyonu düşürmek değil, bunu üretim ve büyüme kapasitesini koruyarak gerçekleştirmek olduğunu vurguladı. “Üretimi Soğutarak Enflasyonu Düşürme Seçeneğine Mahkûm Olmamalıyız” Türkiye’nin önündeki temel hedefin enflasyonu düşürürken üretim kapasitesini korumak. “Üretimi Soğutarak Enflasyonu Düşürme Seçeneğine Mahkûm Olmamalıyız” Türkiye’nin önündeki temel hedefin enflasyonu düşürürken üretim kapasitesini korumak ve geliştirmek olması gerektiğini vurgulayan Özdemir, dezenflasyon politikalarının sanayiciyi üretimden uzaklaştırmaması gerektiğini ifade etti. “Ülkemizin insanını ve sanayicisini, enflasyonu düşürmek için üretimi soğutmak gibi bir seçeneğe mahkûm etmemeliyiz. Enflasyonu düşürürken aynı zamanda üretim kapasitemizi, yatırımlarımızı ve verimliliğimizi artırmalıyız. ” “Bilmediğimiz Şeyi Tahminle Yönetemeyiz” Sanayide yatırım kararlarının yalnızca kısa vadeli finansman koşullarıyla değil, öngörülebilirlik, verimlilik. Enflasyonu düşürürken aynı zamanda üretim kapasitemizi, yatırımlarımızı ve verimliliğimizi artırmalıyız.” “Bilmediğimiz Şeyi Tahminle Yönetemeyiz” Sanayide yatırım kararlarının yalnızca kısa vadeli finansman koşullarıyla değil, öngörülebilirlik, verimlilik ve teknolojik dönüşüm perspektifiyle ele alınması gerektiğini belirten Özdemir, Türkiye’nin önümüzdeki dönemde yapay zekâ ve yeni teknolojilere daha fazla yatırım yapması gerektiğinin altını çizdi. “Teknolojiye, yapay zekâya bütün dünya para harcıyor. Bizim de harcamamız gerekiyor. Başkaları bu dönüşümden yüzde 20, 30, 40 etkilenirken biz yüzde 100 etkilenebiliriz. Çünkü teknoloji yoğun üretime geçişte gecikmenin maliyeti çok daha yüksek. Bilmediğimiz şeyi tahminle yönetemeyiz. ” Özdemir, Türkiye’nin rekabet gücünün yalnızca maliyet avantajıyla değil; teknoloji, Ar-Ge, yazılım, tasarım, mühendislik. Bilmediğimiz şeyi tahminle yönetemeyiz.” Özdemir, Türkiye’nin rekabet gücünün yalnızca maliyet avantajıyla değil; teknoloji, Ar-Ge, yazılım, tasarım, mühendislik ve verimlilik artışıyla şekilleneceğini vurguladı. Savunma Sanayii Modeli Sağlık ve Gıdaya da Taşınmalı Türkiye’nin savunma sanayiinde son yıllarda ortaya koyduğu kapasite artışının önemli bir örnek oluşturduğunu belirten Özdemir. Benzer stratejik yapılanmaların farklı sektörlerde de hayata geçirilmesi gerektiğini söyledi. “Ne kadar savunma sanayii yatırımı yaparsak yapalım, bugünkü potansiyeli üç katına çıkarsak dahi bunun genel ekonomik büyümeye katkısı sınırlı kalacaktır. Ancak Türkiye’de Savunma Sanayii Başkanlığı’nın bulunması ve doğrudan Cumhurbaşkanlığına bağlı olması son derece önemli bir yapılanmadır. Benzer bir yapılanmanın sağlık ve gıda alanlarında da olması gerektiğini düşünüyorum. ” Küresel Ticarette Yavaşlama ve Yeni Fırsatlar Küresel ticaret hacminde de önemli bir yavaşlama yaşandığına dikkat çeken Özdemir. Benzer bir yapılanmanın sağlık ve gıda alanlarında da olması gerektiğini düşünüyorum.” Küresel Ticarette Yavaşlama ve Yeni Fırsatlar Küresel ticaret hacminde de önemli bir yavaşlama yaşandığına dikkat çeken Özdemir, geçen yıl yüzde 4’ün üzerinde gerçekleşen dünya ticaret hacmi artışının bu yıl yüzde 1 seviyelerinde kalmasının beklendiğini belirtti. Bu ortamda Türkiye’nin yeni tedarik zincirlerindeki konumunu güçlendirmesinin önemine işaret etti. Çin ile ticarette uygulanan bariyerlerin Türkiye açısından da yeni fırsatlar oluşturabileceğini belirten Özdemir, küresel jeopolitik gelişmelerin tedarik zincirlerini yeniden şekillendirdiğini söyledi. Ayrıca Özdemir, bugün politika faizinin yüzde 37 seviyesinde olduğu bir ortamda işletmelerin yüzde 60 maliyetle faaliyet göstermesinin sürdürülebilir olmadığını belirterek. Ayrıca Özdemir, bugün politika faizinin yüzde 37 seviyesinde olduğu bir ortamda işletmelerin yüzde 60 maliyetle faaliyet göstermesinin sürdürülebilir olmadığını belirterek, sanayicinin yatırım döneminde yüksek finansman maliyetleriyle karşı karşıya kalmasının ayrı değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. “Tam yatırım döneminde bu zorluğa yakalanmış sanayicilerimizi elbette bu eleştirinin dışında tutuyorum. Ancak bundan sonra temel sorumuz şu olmalı: Finansmanı nereye yönlendireceğiz? Tüketimi mi, üretimi ve verimliliği mi finanse edeceğiz? ” “Tüketim Bugünün, Yatırım Yarının Büyümesini Hazırlar” Özdemir, açıklanan OVP’nin 2029 yılı için ortaya koyduğu hedeflerin Türkiye’nin sanayi. Tüketimi mi, üretimi ve verimliliği mi finanse edeceğiz?” “Tüketim Bugünün, Yatırım Yarının Büyümesini Hazırlar” Özdemir, açıklanan OVP’nin 2029 yılı için ortaya koyduğu hedeflerin Türkiye’nin sanayi ve üretim gücü açısından önemli bir yol haritası sunduğunu belirterek, önümüzdeki dönemde büyümenin niteliğinin belirleyici olacağını söyledi. “OVP’de 2029 yılı için ortaya konulan yüzde 5 büyüme, yüzde 9 enflasyon ve 450 milyar dolarlık ihracat hedeflerini Türkiye’nin sanayi. “OVP’de 2029 yılı için ortaya konulan yüzde 5 büyüme, yüzde 9 enflasyon ve 450 milyar dolarlık ihracat hedeflerini Türkiye’nin sanayi ve üretim gücü açısından kıymetli bir yol haritası olarak değerlendiriyoruz. 2026 yılının ikinci çeyreğinde ekonomimizin yüzde 2,3, sanayimizin ise yüzde 2,4 büyümesi üretim kapasitemizin dinamizmini koruduğunu teyit etmektedir. Ancak bundan sonraki süreçte temel önceliğimiz yalnızca niceliksel büyüme değil; daha verimli, teknoloji yoğun. Ancak bundan sonraki süreçte temel önceliğimiz yalnızca niceliksel büyüme değil; daha verimli, teknoloji yoğun ve katma değeri yüksek bir büyüme modelini kalıcı kılmaktır. Çünkü tüketim bugünün büyümesini desteklerken, yatırım yarının büyümesini hazırlar. ” Özdemir, önümüzdeki yılın ortalarından itibaren dezenflasyon sürecinde daha temkinli. Çünkü tüketim bugünün büyümesini desteklerken, yatırım yarının büyümesini hazırlar.” Özdemir, önümüzdeki yılın ortalarından itibaren dezenflasyon sürecinde daha temkinli ancak kalıcı bir iyileşme beklediğini, programın ilerleyen döneminde finansal koşullarda da kademeli bir gevşeme alanı oluşabileceğini ifade etti. Fiyat İstikrarı ve Sanayide Yapısal Dönüşüm Ekonomideki dezenflasyon sürecinin, finansman koşullarının ve sanayideki teknolojik atılım ihtiyacının altını çizen Özdemir. Fiyat İstikrarı ve Sanayide Yapısal Dönüşüm Ekonomideki dezenflasyon sürecinin, finansman koşullarının ve sanayideki teknolojik atılım ihtiyacının altını çizen Özdemir, sözlerini şöyle tamamladı: “Ağustosta yüzde 31,51 olarak gerçekleşen enflasyon, dezenflasyon sürecinin ilerlediğini gösterse de fiyat istikrarı için adımların kararlılıkla sürdürülmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Para Politikası Kurulu’nun politika faizini yüzde 37 seviyesinde sabit tutmasını da bu kararlılığın bir parçası olarak değerlendiriyoruz. Mevcut finansal ortamda işletmelerimizin bilanço disiplinine, sağlıklı nakit akışına ve işletme sermayesi yönetimine hassasiyet göstermesi büyük önem taşımaktadır. ” “İhracatta ise Temmuz ayında 25,6 milyar dolara ulaşılması. Mevcut finansal ortamda işletmelerimizin bilanço disiplinine, sağlıklı nakit akışına ve işletme sermayesi yönetimine hassasiyet göstermesi büyük önem taşımaktadır.” “İhracatta ise Temmuz ayında 25,6 milyar dolara ulaşılması ve imalat sanayisinin payının yüzde 94,4 olması güçlü sanayi altyapımızın kanıtıdır. Buna karşın yüksek teknolojili ürünlerin ihracattaki payının yüzde 4,4 seviyesinde kalması, önümüzdeki dönüşüm alanını net bir şekilde ortaya koymaktadır. Türkiye’nin gelecekteki rekabet gücü fiyat avantajından çok tasarım, yazılım, Ar-Ge ve mühendislikle şekillenecektir. ”