· Sabah - Ekonomi
Küresel ekonomi uzun zamandır ilk kez bu kadar belirgin bir "stagflasyon" riskiyle karşı karşıya. Brent petrolün 109 doları gördükten sonra 104-105 dolar çevresine çekilmesi rahatlama sağlamıyor. Çünkü.
Küresel ekonomi uzun zamandır ilk kez bu kadar belirgin bir 'stagflasyon' riskiyle karşı karşıya. Brent petrolün 109 doları gördükten sonra 104-105 dolar çevresine çekilmesi rahatlama sağlamıyor. Çünkü mesele yalnızca petrolün bugünkü fiyatı değil; savaşın ve Hürmüz Boğazı'ndaki aksamanın ne kadar süreceği. Petrolün 100 doların üzerinde kaldığı her gün, dünya ekonomisinin damarlarına biraz daha enflasyon, biraz daha yavaşlama taşıyor. Bu haftanın merkezinde FED var. 16 Eylül'de Washington'da yalnızca faiz kararı alınmayacak, FED'in bağımsızlığı da tartıya çıkacak. Başkan Kevin Warsh açısından kararın ekonomik olduğu kadar siyasi bir boyutu da var. Kasım'da yapılacak seçim başkanlık değil, Kongre ara seçimi. Ancak Trump süper çoğunluğu kaybetme riskiyle karşı karşıya. . Hayat pahalılığı Trump yönetiminin en kırılgan noktalarından biri ve Trump faiz indirimi istiyor. Ancak FED'in fiyat istikrarı sorumluluğu başka bir yöne işaret ediyor. ABD'de Ağustos tüketici fiyatları aylık yüzde 0.4, yıllık yüzde 3.4 arttı. Çekirdek enflasyondaki yüzde 03'lük aylık yükseliş, baskının yalnızca akaryakıttan ibaret olmadığını gösterdi. İstihdamın direnci FED'in bekleme alanını daralttı. Faiz artışı ihtimali verilerin ardından kısa süreliğine yüzde 90'ı aşarken son fiyatlamalarda yüzde 85 civarında. Ana senaryo, 25 baz puanlık artışla faizin yüzde 3.75-4 aralığına yükselmesi. Warsh ile Trump'ın yolları burada ayrılıyor. Trump seçim meydanına güçlü büyüme, canlı borsa ve ucuz krediyle çıkmak istiyor. Warsh ise piyasa baskısı altında. Faizi artırırsa Trump'la karşı karşıya gelecek, artırmazsa piyasalar 'FED siyasete mi teslim oldu? ' diye soracak. Ben tüm eleştirilere rağmen FED'in seçim sonuna kadar faiz artırmayacağını düşünüyorum. Dünyanın diğer tarafında ECB enerji baskısına dayanamayarak geçen hafta faizleri 25 baz puan artırdı. Bu haftaki toplantılarda İngiltere Merkez Bankası'nın yüzde 3.75'te kalması, Japonya Merkez Bankası'nın ise faizi yüzde 1.25'e çıkarması bekleniyor. Bu tablo, dünyanın eş zamanlı olmasa da yeniden sıkılaşmaya yöneldiğini gösteriyor. Tahvil piyasası çoktan alarm vermiş durumda. ABD'nin 10 yıllık tahvil faizi yüzde 5 sınırına yaklaşırken satış yalnızca enflasyon korkusundan kaynaklanmıyor. Şişen kamu borcu, büyüyen faiz yükü ve artan tahvil arzı da uzun vadeli getirileri yukarı itiyor. Petrol kalıcı biçimde gerilemeden ve mali disiplin kaygıları hafiflemeden tahvillerde güçlü bir bahar beklemek zor. Dolar ise iki ayrı hikâye arasında. Kısa vadede faiz artışı ve güvenli liman talebi doları destekleyebilir. Orta vadede ABD'nin yaklaşık 40 trilyon dolarlık borcu, yükselen faiz yükü ve FED üzerindeki siyasi baskı doların gücünü sınırlayabilir. Petrol 100 doların üzerinde kalırsa dünya ekonomisi hemen resesyona girmeyebilir. Fakat tüketimin zayıfladığı, yatırımların ertelendiği ve enflasyonun yüksek kaldığı düşük büyümeli bir döneme sürüklenebilir. Öyle görünüyor ki bugünün asıl tehlikesi klasik resesyondan önce stagflasyon olacak.