· BBC Türkçe
Ergenlik kültürünün o kafa karıştırıcı kodları, hayatımızın geri kalanını derinden etkileyebilir. Ancak bu erken dönem deneyimlerinin bizi nasıl şekillendirdiğini değiştirmemiz de mümkün.
BBC News, Türkçe İçeriğe götür Lise yıllarında yaşadıklarımızı neden hiç tam anlamıyla aşamıyoruz? Kaynak, BBC/ Emmanuel Lafont Gündemi BBC Türkçe'den takip etmek artık WhatsApp'ta da mümkün.
Gündemi BBC Türkçe'den takip etmek artık WhatsApp'ta da mümkün. Haberlerimizin doğrudan telefonunuza gelmesi için tıklayın.
Aklımda yer eden bir olay var. 14 yaşındaydık ve o dönemki en yakın arkadaşım bir parti veriyordu. Kiralanan bir kilise salonunda yapılan ve neredeyse tüm okulun katıldığı türden bir parti. Ancak arkadaşımın davet etmeyi unuttuğu bir grup vardı.
Georgia ve tayfası okul bahçesinde bize doğru yürürken, etraftakiler dönüp onlara bakıyordu.
Yapay bronz ten, platin sarısı saç kaynakları ve fosforlu spor kıyafetleriyle ürkütücü bir görüntü sergiliyordu.
Bizim gibilerden ne isteyebilirdi ki? Tam önümüzde durduğunda donup kalmıştık.
Georgia, arkadaşıma "Partine davetliyiz, değil mi? " diye hesap sordu. Arkadaşım kekeleyerek, "Evet, tabii ki" diye yanıt verebildi.
Yakındaki başka bir kız, "İstemiyorsan onları davet etmek zorunda değilsin" diye mırıldandı.
Ama hepimiz biliyorduk ki evet, kesinlikle davet etmek zorundaydı.
Muhtemelen sizin de benzer lise anılarınız vardır. Okul bahçesindeki o acımasız sosyal hiyerarşinin hedefi olduğunuz anlar.
Belki sizin de kendi "Georgia'nız" vardır, tek bir bakışıyla korku salabilen o popüler tiplerden biri. Belki de o "Georgia" bizzat sizdiniz.
Her iki durumda da o günleri muhtemelen çok iyi hatırlıyorsunuzdur.
ABD'deki North Carolina Üniversitesi (Chapel Hill) Psikoloji Bölümü'nden Profesör Mitch Prinstein, yüzlerce kişiyle lise deneyimleri üzerine yaptığı görüşmeler sonucunda, insanların okul koridorlarına bir zamanlar hükmeden o kişilere, okulun "kraliçe arıları", balo kralları. ABD'deki North Carolina Üniversitesi (Chapel Hill) Psikoloji Bölümü'nden Profesör Mitch Prinstein, yüzlerce kişiyle lise deneyimleri üzerine yaptığı görüşmeler sonucunda, insanların okul koridorlarına bir zamanlar hükmeden o kişilere, okulun "kraliçe arıları", balo kralları ve yıldız sporcuları, dair anılarının son derece canlı ve kalıcı olduğunu tespit etti.
Prinstein, 2017 tarihli Popüler: Statü Takıntılı Bir Dünyada Sevilmenin Gücü adlı kitabında, okuldan ayrıldıktan onlarca yıl sonra bile çoğu insanın kendi dönemindeki en popüler çocuğun adını öğretmenlerinin veya diğer sınıf arkadaşlarının isimlerinden çok daha kolay bir şekilde hatırlayabildiğini yazıyor.
Üstelik akılda kalanlar sadece anılarla sınırlı değil. Lise yıllarındaki hiyerarşinin, okul kapısından son kez çıkıp gittiğimizde önemini yitirdiğini düşünmeye meyilli olabiliriz. Bu hiyerarşinin üzerimizde tuhaf ve kalıcı bir etki sürdürebildiği ortaya çıkıyor.
Araştırmalar, ergenlik dönemindeki popülerlik ve sevilme düzeyimizin sosyal etkileşimleri nasıl anlamlandırdığımızdan romantik ilişkilerimizin gücüne. Araştırmalar, ergenlik dönemindeki popülerlik ve sevilme düzeyimizin sosyal etkileşimleri nasıl anlamlandırdığımızdan romantik ilişkilerimizin gücüne, yaşamdan tatminimizden hatta sağlığımıza kadar pek çok alanda hayatımızı yıllar boyunca etkileyebildiğini gösteriyor.
Araştırmacıların popülerlik konusundaki düşünce yapısını değiştiren, Amerikalı psikolog John Coie oldu.
1980'lerin başında gerçekleştirdiği ve bugün artık temel kaynak niteliği taşıyan çalışmaları. Okul çağındaki çocuklara sınıf arkadaşları hakkında iki basit soru sorarak başlamıştı. En çok kimi seviyorsunuz? En az kimi seviyorsunuz?
Coie, yüzlerce kağıt parçasına karalanmış o çocuksu el yazılarının izini sürerek insan sosyal davranışına dair yeni bilgiler elde ediyordu.
Çocukların akranları tarafından ya genel olarak sevilen ya da sevilmeyen kişiler olarak görüldüğünü düşünebilirsiniz.
Oysa Coie ve meslektaşları, çocukların farklı öğrenciler tarafından hem sevilebildiğini hem de sevilmeyebildiğini ya da her iki kategoriye de girmediğini tespit ettiler.
Bazı çocuklar akranları tarafından sıkça dile getiriliyordu, tıpkı küçük ünlüler gibi dikkat çekici bir konumdaydılar. Diğerlerinin adları ise neredeyse hiç geçmiyordu.
Coie, çocukların verdiği yanıtları kullanarak ilk kez beş farklı sosyal kategori tanımladı:
Pek çok çalışma, bu sınıflandırmaların yararlılığını doğruladı.
Araştırmalar genellikle çocukların yaklaşık %40'ının "ortalama" kategorisinde yer aldığını, %60'ının ise geriye kalan dört kategoriden birine dahil olduğunu gösteriyor.
En çok sevilen çocuklar akranları tarafından genellikle nazik, cesaretlendirici. En çok sevilen çocuklar akranları tarafından genellikle nazik, cesaretlendirici ve destekleyici olarak görülürken, "göz ardı edilen" çocuklar sessiz ve içine kapanık olma eğiliminde.
"Reddedilen" çocukların ya saldırgan olup başkalarına zorbalık yapmaları ya da çekingen, sosyal kaygı yaşayan. "Reddedilen" çocukların ya saldırgan olup başkalarına zorbalık yapmaları ya da çekingen, sosyal kaygı yaşayan ve bizzat zorbalığa maruz kalan kişiler olmaları muhtemel.
En nadir görülen grup olan "tartışmalı" çocuklar ise çevredeki görüşleri ikiye bölüyor ve genellikle sınıfın şakacıları veya isyankar tipleri olarak algılanıyorlar.
Dikkat çekici bir şekilde Coie, çocukların yeni akran gruplarına girdiklerinde üzerlerine yapışan etiketlerin büyük ölçüde değişmeden kaldığını tespit etti.
İlk araştırmalar ilkokul çağındaki çocuklar üzerinde yapılmış olsa da pek çok çalışmada aynı bulgulara ergenlerde de rastlandı.
Hatta bir araştırma, çocukların yaklaşık yarısının ilkokulda edindikleri etiketi beş yıl sonra lisede de koruduğunu ortaya koydu.
Lise deneyimini sorduğum bir diğer arkadaşım Connie*, "İlkokulda çok kötü bir deneyim yaşamıştım. Lise deneyimini sorduğum bir diğer arkadaşım Connie*, "İlkokulda çok kötü bir deneyim yaşamıştım ve annemin hep 'Liseye geçtiğinde her şey daha iyi olacak' dediğini hatırlıyorum" diyor: "Ama sanırım bir kez zorbalığa uğradığınızda ya da sizi gözle görülür biçimde farklı kılan bir özelliğiniz olduğunda...
"Ama sanırım bir kez zorbalığa uğradığınızda ya da sizi gözle görülür biçimde farklı kılan bir özelliğiniz olduğunda. . sanki kolay bir hedef haline geliyordunuz. "
Çoğunluğu beyaz öğrencilerden oluşan bir okulda melez olması gibi nedenlerle lisenin ilk aylarında zorbaların hedefi haline gelen Connie, okulunu değiştirdi.
Ancak yeni okulunda da kısa süre içinde benzer bir durumla karşılaştı.
Etiketler aynı kalsa da ilkokul ile lise arasında sosyal dinamikler büyük ölçüde değişiyor.
İlkokulda "popüler" çocuklar, sadece en çok sevilenler. Bunlar genellikle uslu ve okulda başarılı olan çocuklar çünkü o aşamada çocukların değer yargıları, başlarındaki yetişkinlerinkiyle büyük ölçüde örtüşüyor.
Lisede ise durum değişiyor. Yetişkinler ve temsil ettikleri her şey son derece istenmeyen unsurlar haline geliyor. Vicdanlı ve üstün başarı gösteren bir öğrenci kendini bir anda "inek" damgası yemiş halde bulabilirken, daha hırçın. Vicdanlı ve üstün başarı gösteren bir öğrenci kendini bir anda "inek" damgası yemiş halde bulabilirken, daha hırçın ve huzursuzluk çıkaran bir çocuğun yıldızı beklenmedik bir şekilde parlayabiliyor.
Bir zamanların okul bahçesindeki dehşeti, şimdiyse yakın arkadaşım olan Georgia ile telefonda konuşurken, lisedeyken kendini popüler biri olarak görüp görmediğini sordum.
"'Popüler' kelimesi sanki insanlar seni seviyormuş gibi bir izlenim yaratıyor oysa biz pek de sevilen tipler değildik" diyor: