Kurtuluşa doğru

· Cumhuriyet

Kurtuluşa doğru

İçinde bulunduğumuz günler Ege’de kurtuluş günleridir.

Bütün Cumhuriyet arşivi her yerde ve her an yanınızda! İster telefondan, ister bilgisayardan. Cumhuriyet Arşiv 1930 Yılından Bugüne 5.485.115+ Haber Kupürü App Store Google Play 50 BİN + İndirme Size En Uygun Paketi Seçin 4.5 değerlendirme Abonelik Seçeneklerini İnceleyin Edebiyatın. Kültürün Nabzı Kitap dünyasına açılan kapınızı aralayın! En sevdiğiniz kitapları indirimli fiyatlarla keşfedin ve hayal gücünüzü genişletin.

Takip Et: Paylaş: Menü Giriş Yap Kayıt Ol eGazete Giriş Okuma Listem Gündem Yazarlar Çizerler Resmi İlanlar Oyun Siyaset Ekonomi Dünya Spor Yaşam Cumhuriyet'in Egesi Kültür Sanat Cumhuriyet Pazar Sürdürülebilirlik Cumhuriyet Kitap Gurme Sağlık Bilim ve Teknoloji Moda Eğitim Gezi Çevre Otomotiv İş Dünyası Kategoriler Astroloji Uygulamalar Hava Durumu Namaz Vakitleri --> Kurtuluşa doğru... Takip Et: Paylaş: Menü Giriş Yap Kayıt Ol eGazete Giriş Okuma Listem Gündem Yazarlar Çizerler Resmi İlanlar Oyun Siyaset Ekonomi Dünya Spor Yaşam Cumhuriyet'in Egesi Kültür Sanat Cumhuriyet Pazar Sürdürülebilirlik Cumhuriyet Kitap Gurme Sağlık Bilim ve Teknoloji Moda Eğitim Gezi Çevre Otomotiv İş Dünyası Kategoriler Astroloji Uygulamalar Hava Durumu Namaz Vakitleri --> Kurtuluşa doğru... . Cumhuriyete Özel Kayıt Ol Giriş Yap --> Takip Et: Paylaş: Mehmet Şakir Örs Son Köşe Yazıları Kurtuluşa doğru. . 08.09.2026 04:00 Güncellenme: 08.09.2026 04:00 Takip Et: İçinde bulunduğumuz günler Ege'de kurtuluş günleridir. Ulusal Bağımsızlık Savaşı ile emperyalist ve işgalci güçleri ülkemizden söküp atan halkımız, bu tarihi günlere çok derin anlamlar yükler. Bu bağlamda, ulusal bağımsızlık mücadelesinin geçmişten günümüze uzanan şanlı geleneğine sahip çıkar. İşte Ege'deki kurtuluş günlerinin, günümüzde böylesi önemli ve değerli bir anlamı vardır.

Bilindiği gibi İzmir "kurtuluşun ve kuruluşun kenti" dir. Tıpkı Ege'nin "kurtuluşun ve kuruluşun yöresi" olması gibi. İşte İzmirliler-Egeliler, bu tarihi misyona günümüzde de coşkuyla sahip çıkarlar. Ulusal bağımsızlık, barış ve demokrasi değerlerini içselleştirirler. Her fırsatta ulusal bağımsızlığın, barışın ve demokrasinin türküsünü söylerler!

"Evimizin önü duttur geçilmez/ Bağımızda gazel sıktır seçilmez/ Bir ben ölmeyinen ordu bozulmaz/ Uçun kuşlar uçun İzmir'e doğru. " Gerçekten de 104 yıl önce bugünlerde. Anadolu bambaşka günlere uyanıyordu. "Uçun kuşlar uçun" diyen kurtuluşun askerleri, İzmir'e doğru şanlı bir yürüyüş gerçekleştiriyordu. Ege kentleri ardı ardına kurtuluşun sevincini, coşkusunu yaşıyordu.

Aslında, 1922 yılı ağustos ayının son günleri ile eylül ayının ilk günlerinde; Ege'de, Batı Anadolu'da yaşanan tam anlamıyla bir kahramanlık destanıdır. Büyük şairimiz Nâzım Hikmet, Kuvayi Milliye Destanı'nda bu büyük yürüyüşü nasıl da güzel betimler: "Dağlar aydınlanıyor. / Bir yerlerde bir şeyler yanıyor. / Gün ağardı ağaracak/ Kokusu tütmeğe başladı: / Anadolu toprağı uyanıyor. "

9 Eylül 1922 sabahı gün ağarırken İzmir halkı yeni ve mutlu bir güne hazırlanıyordu. Her sabah Sabuncubeli sırtlarından doğan güneş, bu kez sanki bir başka doğuyordu. Manisa'nın, İzmir'in üzerine düşen güneş ışınları kurtuluşu muştuluyordu.

Bugün 8 Eylül Manisa'nın, yarın da 9 Eylül İzmir'in 104. kurtuluş yıldönümüdür. Egeliler kurtuluşun yıl dönümlerini coşkuyla kutlarlar-kutluyorlar. Ama aynı zamanda günümüzün siyasal ve toplumsal gelişmelerine; Aydınlanmanın, ulusal bağımsızlığın, barışın ve demokrasinin penceresinden de bakıyorlar. Bu çağdaş, evrensel değerlerin aydınlığında geleceğe yöneliyorlar.

Böylesi bir siyasal bilinç, birikim ve ufukla konuya yaklaşılınca emperyalizm olgusunun günümüzde de devam ettiği görülür. Geçmişteki dünya savaşlarını çıkaran, sömürüyü ve işgalleri yaşatan emperyalizmin, günümüzde de etkin ve egemen olduğunu görüyoruz. Elbette zaman içinde yol ve yöntem değiştirerek, dönemlere uygun yeni egemenlik biçimleri oluşturarak ülkeleri ve halkları kıskaca alıyor.

Bugünün egemen otoriter siyaset anlayışı ve onun uygulayıcıları, emperyalizmin günümüzdeki temsilcileridir. Trump, Netanyahu gibi liderler, günümüzde de savaşları körüklüyorlar. Uluslararası emperyal güçlerin çıkarları doğrultusunda, ülkelere ve halklara ayar vermek istiyorlar.

Bu amaçlarına koşut olarak yeni Osmanlıcı, etnik ve mezhep temelli siyaseti dayatıyorlar. Özellikle Ortadoğu'yu ayrıştırmacı bir çemberle kuşatmaya çalışıyorlar. Bunların sözde temsilcileri ve uzantıları da bu sömürgeci anlayışı, yaklaşımı, kitlelere yeni bir reçete gibi sunuyor. Oysa ne otoriter yönetimler ve ne de kimlik siyaseti, günümüzün sorunlarına çözüm olamaz.

Mustafa Kemal Atatürk 'ün önderliğinde, bir asır önce emperyalizme karşı en haklı savaşı vermiş. Ulusal bağımsızlığını kazanmış olan halkımız; bu sözde reçetelerin ne anlama geldiğini ve geleceğini iyi biliyor. Halkımız, insanımız bunlara şerbetlidir! Neyin kendisi ve ülkesi için ne anlama geldiğini-geleceğini iyi ayırt eder. Yurttaşlarımızı aldatamazsınız, emperyal amaçlara alet edemezsiniz. Halkımız günümüzde de antiemperyalist mücadelenin gereğini, önemini kavrıyor.

Sözün özü; ülkemizin ilerici yurtsever güçleri, günümüzde de ulusal bağımsızlık şiarına içtenlikle sahip çıkmalıdır. Çünkü ulusal bağımsızlık yaklaşımı, öyle kimilerinin ileri sürdüğü gibi modası geçmiş bir kavram değildir. Tam tersine, günümüzün siyasal ve toplumsal gerçekliğinde, önümüzü aydınlatacak bir ışıldaktır. Bu ışıldağı elbette Aydınlanma, barış, demokrasi ve toplumsal ilerleme değerleriyle de buluşturmak, ortaklaştırmak gerekiyor.

104 yıl önce Anadolu'da verilen Ulusal Kurtuluş Savaşı'nı ve başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere kurtuluşun önderlerini, askerlerini saygıyla anıyoruz. Günümüzde, bu anlamlı coğrafyada, Anadolu'da; ulusal bağımsızlığın, barışın ve demokrasinin bayrağını yeniden yükseltmenin gereğine de yürekten inanıyoruz.

4 Eylül 2026 günü benim sütunumda iki tekzip (düzeltme) metni okudunuz.

Aylardır devam eden belediye operasyonlarında ısrarla şunu vurguladık. .

Saat 20.00 sularıydı, kadınlı, çocuklu bir grup otobüsle Yunanistan Kipi Sınır Kapısı’ndan yurda giriş yapıyordu.

Bilkent Üniversitesi Müzik ve Sahne Sanatları Fakültesi Tiyatro Bölümü, genç tiyatro yazarlarını desteklemek için nicedir sahne olanaklarını. Bilkent Üniversitesi Müzik ve Sahne Sanatları Fakültesi Tiyatro Bölümü, genç tiyatro yazarlarını desteklemek için nicedir sahne olanaklarını ve yetiştirdiği oyuncuları yeni üretilmiş oyunların yapımları için seferber ediyor.

Dört buçuk yılı geride bırakan Rusya-Ukrayna savaşında, cephe gerisinde şiddet daha önceden olmadığı kadar arttı

İzmir Enternasyonal Fuarı (İEF), bu yıl 95. kez kapılarını açıyor. Yarın Kültürpark’ta törenle açılacak fuar, 13 Eylül tarihine kadar açık kalacak ve konuklarını ağırlayacak. Eski coşkulu yıllarından epeyce güç yitirmiş olsa da, İEF; İzmir, Ege ve ülkemiz için önemli bir anlam taşıyor. Bilindiği gibi geçmişte uluslararası fuarlar, ülkelerin, kentlerin adeta dünyaya açılan ışıklı pencereleriydi. Bulundukları yerlerin, yörelerin sosyo-ekonomik yaşamını yansıtır ve ticari ilişkilerini canlandırırdı.

Başta Ege ve Akdeniz bölgeleri olmak üzere, ülkemizin önemli bölümünde sıcak bir yaz mevsimi yaşıyoruz. İklim krizi, Avrupa’nın birçok yerleşim alanı ile birlikte ülkemizi ve insanımızı da olumsuz etkiliyor. Pek çoğumuz günlük yaşamımızda bunu derinden duyumsuyoruz.

İçinde bulunduğumuz dönem üzümde hasat zamanıdır. Üzüm üreticilerinin, aylardır gelişiminin her aşamasına tanık oldukları. Üzüm üreticilerinin, aylardır gelişiminin her aşamasına tanık oldukları ve gözleri gibi baktıkları bağları, asmaları ve üzüm salkımları için; artık bıçak vurma zamanı gelmiştir. Bağcının gözü üzüm salkımında, kulağı da üzüm fiyatındadır.

Yaz mevsimlerinde Cumhuriyet Ege ekimizin artık klasik hale gelmiş iki önemli gündem maddesi vardır. Bunlardan birisi kıyı işgalleri, diğeri de orman yangınlarıdır. Bu konular, bizim için yaşadığımız dönemin başat konularıdır. Elbette kıyılar ve ormanlar her daim göz bebeğimizdir.

Başlıkta yer alan dize, 1970’li yıllarda Ankara Sanat Tiyatrosu’nda (AST) izlediğimiz. Maksim Gorki’nin ünlü eseri Ana’dan sahneye uyarlanmış oyunun şarkılarında yer alır.

Ülke siyasetinde yaşanan gelişmelerin İzmir ve Ege’deki yansımaları izdüşümleri, yerel gündemde önemli yer tutuyor. Ege Bölgesi’nin son 2024 yerel seçimlerinde, neredeyse tümüyle ana muhalefeti tercih etmiş olduğu dikkate alınırsa; Ege’de yaşanan konuyla ilgili gelişmelerin boyutları daha iyi kavranır.

Geçtiğimiz günlerde gazetemize özel bir demeç veren ana muhalefet lideri Özgür Özel, gıda enflasyonuna dikkat çekti. Geçtiğimiz günlerde gazetemize özel bir demeç veren ana muhalefet lideri Özgür Özel, gıda enflasyonuna dikkat çekti ve şöyle dedi: “En büyük krizimiz gıda enflasyonu. Dünyada beşinciyiz. Gayri safi milli hasılanın yüzde 1’nin tarıma verilmesi lazım. Bütçeye koydukları binde iki. Ama gayri milli hasılanın yüzde 3.5’ini silahlanmaya vermeye çalışıyorlar. ”

Son dönemde hayatın birçok alanında sosyal bir çöküş yaşanıyor.

İzmir ve Ege’nin CHP siyasetindeki önemini, her zaman yazılarımızda, siyasal analizlerimizde vurguluyoruz. Hele son 2024 yerel seçimlerinde, Özgür Özel liderliğindeki CHP, neredeyse tüm Ege’yi baştan başa CHP kırmızısına boyadı.

Ülkeyi yönetenlerle ve siyasetçilerle halkın gündemi giderek daha da ayrışıyor.

Her yaz döneminde deniz kıyısı kentlerde yaşanan sıkıntılarproblemler nedeniyle birçok yazı ve haber yayımlıyoruz. İnsanların kıyılardan özgürce yararlanamayışı, bizim neredeyse klasikleşmiş gündem konumuz haline geldi. Yapılan eleştirilere, uyarılara karşın, maalesef benzer sıkıntılar, sorunlar her yaz yineleniyor.

Ülke ve halk olarak bugünlerde adeta NATO ile yatıp kalkıyoruz!

Beşparmak Dağları eteğinde yer alan Bafa Gölü, Ege’nin en önemli göllerindendir. Gölün kıyısında Herakleia antik kenti ve Kapıkırı Köyü bulunur. Tarih, turizm ve doğa açısından da yöre büyük önem taşır.

CHP lideri Özgür Özel, gittiği her yerde halkla kol kola girerek, onlarla kucaklaşarak içtenlikli siyaset yapıyor.

Butlan yönetiminin CHP Genel Merkezi’nde yarattığı olumsuz görüntülerin üzüntüsü daha geçmeden. Şimdi de geçtiğimiz pazar gecesi İzmir il binasında yaşanan olumsuz görüntüler gündeme düştü. Doğrusu bu görüntüler CHP’ye ve İzmir örgütüne hiç yakışmadı.

Geçtiğimiz günlerde ailecek ABD’deydik. İki hafta boyunca ABD’nin birçok kentini dolaştık.

Neredeyse iki yıldır Manisa ve Manisalılar, Çinli yatırımcı tarafından kente kurulacak otomobil fabrikasını bekliyordu. İlk elde 5 bin kişinin istihdam edileceği yatırımın, kent ve bölge ekonomisine önemli katkılar sağlayacağı düşünülüyordu.

Bugün 16 Haziran; 1970 yılındaki büyük işçi direnişinin 56. yılı.

İçinde bulunduğumuz döneme damga vuran sözcüklerden biri “silkeleme”. Bu sözcükle ifade edilen uygulama, kentin ve kentlinin günlük yaşamında çok önemli işleve sahip yerel yönetimlerde -özellikle de muhalif belediyelerdeadeta kâbusa dönüşüyor.

Ülkemizin siyasal yaşamında fırtınalar yaratan “mutlak butlan” kararının etkileşimleri sürüyor.

Uzun süren bayram tatili günlerinin ulusal ve yerel gündemdeki başat konusu, CHP’ye yönelik mutlak butlan kararı oldu. Mutlak butlana karşı ilk tepkiler de İzmir’den, Ege’den yükseldi. Ege, her zaman olduğu gibi siyasal duyarlılığını ve tepkisini ortaya koydu.

Dünyada önemli ekonomik, sosyal ve siyasal gelişmeler yaşanıyor.