Küresel borsalarda faiz baskısı büyüyor, teknoloji hisseleri ayrışıyor

· Dünya Gazetesi

Küresel borsalarda faiz baskısı büyüyor, teknoloji hisseleri ayrışıyor

Wall Street’in sert kayıplarının ardından Asya borsalarında karışık seyir öne çıktı. Sanırım, aBD vadeli endeksleri yataya yakın hareket ederken teknoloji ve çip hisseleri pozitif ayrıştı. Piyasaların yönü şimdi ABD enflasyon verilerine bağlı.

ABD borsaları salı gününü düşüşle tamamladı. Dow Jones Sanayi Endeksi yüzde 1,18 gerileyerek 52 bin 786 puana inerken S&P 500 yüzde 0,58 kayıpla 7 bin 673 puandan kapandı. Nasdaq Bileşik Endeksi ise teknoloji hisselerindeki görece güçlü görünüm sayesinde yüzde 0,32 ile daha sınırlı geriledi.

Satışlarda yüksek tahvil faizleri ve Fed'in faiz politikasına ilişkin değişen beklentiler etkili oldu. Geçen hafta açıklanan güçlü istihdam verileri, ekonominin yüksek faizlere rağmen dirençli kaldığını gösterirken piyasada yeni bir faiz artışının tamamen masadan kalkmadığı görüşünü güçlendirdi.

Yeni güne girilirken ABD vadeli endekslerinde kayıpların devam ettiğine ilişkin güçlü bir sinyal görülmüyor. S&P 500 ve Nasdaq 100 vadeli işlemleri yataya yakın hareket ederken Dow Jones vadeli işlemlerinde de sınırlı değişim yaşanıyor.

Bu görünüm Wall Street'te önceki gün yaşanan satışların şimdilik yeni bir sert düşüş dalgasına dönüşmediğini. Bu görünüm Wall Street'te önceki gün yaşanan satışların şimdilik yeni bir sert düşüş dalgasına dönüşmediğini ancak yatırımcıların yeni pozisyon almak için önemli verileri beklediğini gösteriyor.

Asya borsalarında ise tek yönlü bir hareket yerine belirgin bir ayrışma yaşanıyor. Japonya'da Nikkei 225 Endeksi yataya yakın seyrederken Güney Kore'de KOSPI yüzde 1'in üzerinde yükseldi.

Hong Kong'da Hang Seng Endeksi hafif gerilerken Avustralya borsasında da sınırlı kayıp görüldü. Çin ana kara piyasalarında ise hareketler daha dar bir bantta kaldı.

Bölgedeki en güçlü performans yine yapay zekâ ve yarı iletken şirketlerinden geliyor. Çip üreticilerine yönelik talebin sürmesi, faiz ve jeopolitik risklere rağmen teknoloji ağırlıklı piyasalara para girişini destekliyor.

Böylece küresel borsalarda son dönemde sık görülen ayrışma yeniden belirginleşti. Geniş piyasa endeksleri faiz baskısıyla zorlanırken yatırımcıların büyüme potansiyelinin güçlü olduğuna inandığı teknoloji şirketleri daha dayanıklı kalıyor.

Hisse senedi piyasalarının önündeki önemli risklerden biri ABD tahvil faizlerinin yüksek seviyelerini koruması. ABD'nin 10 yıllık tahvil faizi yüzde 4,8 çevresinde seyrediyor.

Uzun vadeli tahvil faizlerinin yükselmesi şirketlerin finansman maliyetlerini artırırken özellikle yüksek değerlemelerle işlem gören büyüme ve teknoloji hisseleri üzerinde baskı oluşturabiliyor.

Ancak mevcut tabloda teknoloji sektörü bu baskıya rağmen genel piyasadan daha güçlü seyrediyor. Yapay zekâ altyapısına yönelik yatırımların devam etmesi, çip üreticileri ve veri merkezi şirketlerine yönelik beklentileri destekliyor.

Bu nedenle yatırımcıların önündeki temel soru, güçlü şirket büyümesinin yüksek faizlerin yarattığı değerleme baskısını ne kadar süre dengeleyebileceği.

Piyasaların faiz beklentilerini etkileyen bir diğer unsur ise enerji fiyatları. Ortadoğu'daki çatışmaların genişlemesiyle Brent petrolün varil fiyatı 100 dolar sınırına yaklaşırken ABD tipi ham petrol de 94 doların üzerine çıktı.

Petroldeki yükseliş doğrudan borsa hikâyesinin merkezinde bulunmasa da merkez bankalarının önündeki enflasyon hesabını zorlaştırıyor. Enerji maliyetlerinin uzun süre yüksek kalması halinde üretim, ulaştırma ve tüketici fiyatları üzerinden yeni bir maliyet baskısının oluşabileceği değerlendiriliyor.

Bu risk, Fed'in faiz indirimlerini ertelemesinin yanı sıra yeni bir faiz artışını değerlendirme ihtimalini de canlı tutuyor.

Dolayısıyla küresel borsalarda petrol hareketi doğrudan enerji hisselerinin performansından çok, faizlerin ne kadar süre yüksek kalacağını belirlemesi açısından önem taşıyor.

Döviz piyasasında Japon yenindeki hızlı değer kazancı da yatırımcıların radarında. Yen dolar karşısında yaklaşık yedi ayın en güçlü seviyelerine yakın seyrederken dolar/yen kuru 153 seviyelerine kadar geriledi.

Hareketin arkasında Japonya Merkez Bankası'nın faiz artışlarına devam edebileceği beklentisi bulunuyor. Yen eylül ayı başından bu yana dolar karşısında belirgin şekilde değer kazanmış durumda.

Bu gelişme küresel borsalar açısından ayrıca önem taşıyor. Yıllardır düşük faizli yenle borçlanıp ABD hisseleri, tahviller ve diğer yüksek getirili varlıklara yatırım yapan carry trade işlemlerinin tersine dönmesi halinde küresel piyasalarda sermaye çıkışı hızlanabilir.

Japon yatırımcıların yurt dışındaki varlıklarını ülkeye geri taşımaya başlaması da özellikle ABD tahvilleri ve teknoloji hisselerinde yeni bir oynaklık kaynağı oluşturabilir.

Avrupa piyasalarında da faiz tartışması öne çıkıyor. Avrupa borsaları önceki seansta sınırlı değişimlerle hareket ederken yatırımcılar Avrupa Merkez Bankası'nın perşembe günü açıklayacağı para politikası kararını bekliyor.

Enerji maliyetlerinin yeniden yükselmesi Avrupa ekonomisinin enflasyon görünümünü zorlaştırırken merkez bankasının büyüme ile fiyat istikrarı arasında kuracağı denge piyasaların yönü açısından kritik olacak.

Avrupa borsalarında enerji şirketleri maliyet artışından farklı yönde etkilenirken sanayi, tüketim ve faiz hassasiyeti yüksek sektörlerde daha temkinli bir görünüm oluşuyor.

Bu nedenle Avrupa'da da şirket bilançolarından çok merkez bankasının faiz patikasına ilişkin mesajların kısa vadeli fiyatlamalarda belirleyici olması bekleniyor.

Küresel borsalar açısından haftanın en önemli dönemi perşembe ve cuma günü başlayacak. ABD'de ağustos ayına ilişkin Üretici Fiyat Endeksi 10 Eylül Perşembe, Tüketici Fiyat Endeksi ise 11 Eylül Cuma günü açıklanacak.

Verilerin enflasyon baskısının sürdüğünü göstermesi, tahvil faizlerini yeniden yukarı taşıyarak küresel borsalardaki satış baskısını artırabilir. Özellikle Fed'in gelecek haftaki toplantısı öncesinde yüksek enflasyon verisi faiz artışı beklentilerini güçlendirebilir.

Buna karşılık fiyat baskısında belirgin bir yavaşlama görülmesi, tahvil faizlerinde geri çekilmeye. Son günlerde baskı altında kalan hisse senedi piyasalarında rahatlama hareketine zemin hazırlayabilir.

Bu nedenle küresel borsalarda bugünkü karışık seyirden çok önümüzdeki iki günde açıklanacak fiyat verileri önem taşıyor. Wall Street'ten Asya'ya kadar piyasaların bir sonraki güçlü yön hareketini enflasyon rakamlarının belirlemesi bekleniyor.