· Cumhuriyet
Bir objeyi koleksiyonluk yapan şey uzun süre nadirliği, imzası ve fiyatıydı. Oysa seri üretimin evleri giderek birbirine benzettiği bir dönemde koleksiyon fikri de değişiyor. Büyük markaların sınırlı üretim tasarım işbirlikleri, iyi tasarımı daha erişilebilir kılarken asıl değeri fiyat etiketinden kişisel seçime ve bir objeyle kurulan uzun süreli ilişkiye taşıyor.
Bütün Cumhuriyet arşivi her yerde ve her an yanınızda! İster telefondan, ister bilgisayardan. Cumhuriyet Arşiv 1930 Yılından Bugüne 5.485.115+ Haber Kupürü App Store Google Play 50 BİN + İndirme Size En Uygun Paketi Seçin 4.5 değerlendirme Abonelik Seçeneklerini İnceleyin Edebiyatın ve Kültürün Nabzı Kitap dünyasına açılan kapınızı aralayın! En sevdiğiniz kitapları indirimli fiyatlarla keşfedin ve hayal gücünüzü genişletin.
Bu tanım son birka yılda oldukça gevşedi. Nedeni de kısmen seri üretimin kendi başarısı. Artık markalar daha uygun fiyatlı sanat ve tasarım objeleri üretiyorlar. Seri üretimin iyi tarafı daha fazla kişinin iyi tasarıma ulaşması, kötü tarafı ise Instagram'da ve Pinterest'te de fark ettiğimiz gibi aynılaşmak. Aynı sandalye, aynı lamba, aynı vazo evleri sarmaya başlıyor ve özgün parça bulmak zorlaşıyor. İyi görünen her şey birkaç ay içinde tanıdık hale geliyor. Bir noktadan sonra mesele güzel bir eve sahip olmaktansa o evin kime ait olduğunu özgün seçimlerle belli etmek oluyor.
Bu sonbaharda IKEA'nın çıkartacağı koleksiyona bu açıdan bakmak da ilginç. Koleksiyonun adı KONSTRUNDA. İsveççe'de "sanat turu" demek. Yedi tasarımcının imzasını taşıyan 22 obje, cam, seramik, mobilya ve tekstil arasında geziniyor. Tasarımcılara verilen kısa bilgi notu kelimeden ibaretmiş: özgür, mutlu, korkusuz!
Tamamı limitli üretim ve fiyatların hepsi yüz doların altında. Koleksiyonun en uygun fiyatlı parçası ise 20 dolarlık bir vazo. Objeler arasında Andu Masebo'nun kalın krom bir çerçeveye oturttuğu cam masa, Lisa Reiser'ın ağızdan üflenmiş cam işleri küçük heykelleri, Emanuele Stamuli'nin siyah-beyaz geometrik vazoları bulunuyor. Koleksiyonun en genç ikilisi Ingrid Leander Berg ve Igor Holtermann ise uyarı bantlarını ve yaya geçitlerini kumaş desenine çevirmiş.
Koleksiyonun yaratıcı lideri Karin Gustavsson'ın cümleleri de son derece açık: Gustavsson, sanatın galerilere ayrılmış bir lüks olmaması gerektiğini söylüyor. IKEA'nın rolünü ise sanatı tanımlamak değil, ona alan açmak olarak betimliyor.
Bu, IKEA için yalnızca küçük bir sözcük değişikliğinin çok ötesinde. Markanın felsefesi, 40 yıldır işlevsellik çevresinde biçimleniyordu. KONSTRUNDA ise bunu ters yüz ediyor. Gereksinimler yerine arzuların konuştuğu bir seçki ortaya koyuyor.
Yalnız IKEA değil, aynı hamleyi çoğu büyük marka da yapıyor. Kelly Wearstler'ın H&M Home için hazırladığı koleksiyon, eylül ayının başında 28 farklı ülkede satışa çıkıyor. Wearstler, Los Angeles'ın en tanınan mimarları arasında geliyor. Aydınlatmadan modüler mobilyaya uzanan seçki, Wearstler'ın altı haneli mimari dilini birkaç yüz dolarlık objelere çeviriyor. Kapsam açısından bu, IKEA'nınkinden farklı bir hamle. 29 parçalık iç mekan koleksiyonu, H&M Home'un bir tasarımcı işbirliğine ilk kez mobilya dahil ettiği seçki. Yani birkaç dekoratif objeden çok bir odayı baştan aşağı döşeyebilecek bir sistem söz konusu. Tüm bu gelişmelerin ışığında koleksiyon fikri artık fiyattan ve edisyon numarasından ayrı bir yerde konumlanıyor.
Türkiye'de ise tasarım koleksiyonculuğu hâlâ büyük ölçüde antikacı işi olarak görülüyor; eskiyle, nadirle, pahalıyla eş tutuluyor. Koleksiyon algısı şekil değiştirirken bu alandaki bakışımızı da yenilememiz gerekiyor. Sorun, henüz kimse bilmiyorken bir şeyde değer görebilmek ve yıllar sonra dönüp baktığınızda onu neden seçtiğinizi hâlâ hatırlamak.
Kaynak: Cumhuriyet · Derleyen: Elif Aktürk