· Cumhuriyet
KONUK YAZAR | Atatürk Araştırmacısı Ahmet Gürel, Cumhuriyet Ege için yazdı.
Bütün Cumhuriyet arşivi her yerde ve her an yanınızda! İster telefondan, ister bilgisayardan. Cumhuriyet Arşiv 1930 Yılından Bugüne 5.485.115+ Haber Kupürü App Store Google Play 50 BİN + İndirme Size En Uygun Paketi Seçin 4.5 değerlendirme Abonelik Seçeneklerini İnceleyin Edebiyatın. Kültürün Nabzı Kitap dünyasına açılan kapınızı aralayın! En sevdiğiniz kitapları indirimli fiyatlarla keşfedin ve hayal gücünüzü genişletin.
Yunan General Anastasios Papoulas, İzmir'in Aya Fotini Kilise'sinde yaptığı konuşmasında; "Anadolu'yu bırakmak zorunda kalırsak, her tarafı yakıp, geride enkaz. Yunan General Anastasios Papoulas, İzmir'in Aya Fotini Kilise'sinde yaptığı konuşmasında; "Anadolu'yu bırakmak zorunda kalırsak, her tarafı yakıp, geride enkaz ve kül yığını bırakacağız" demiştir.
Oysa Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, 08 Eylül 1922 günü, Temsilciler Heyeti Başkanı Rauf Bey 'e Alaşehir'den çektiği telgrafta:
"Yunan ordusunun yaptığı gibi İzmir'de ve diğer yerlerde yangın çıkartmaktan ve adam öldürmekten kaçınmalarını… Bu hususları gerektiği tebliğ edilmesi uygundur" demiştir.
Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, 9 Eylül 1922 günü Belkahve'den İzmir'e bakarken, Kadifekale'de sallanan Türk bayrağını görmüş. Yunanlıların İzmir'i yakmadan terk etmesi üzerine:
" Eğer, bu güzel şehre bir şey olsaydı çok üzülürdüm " dediğini de biliyoruz.
İzmir yangını, İzmir'in geleceğini de belirleyen, coğrafi konumunu şekillendiren bir felaket olduğu için nasıl başladığını ve geliştiğini izleyelim. 13 Eylül 1922 Çarşamba günü saat 14.15'de, Ermeni çetecileri tarafından, Ermeni mahallesindeki kiliselerin dinamitlenmesiyle başlatılan bu yangının asıl hedefi, Konak-Tepecik arasında bulunan. 13 Eylül 1922 Çarşamba günü saat 14.15'de, Ermeni çetecileri tarafından, Ermeni mahallesindeki kiliselerin dinamitlenmesiyle başlatılan bu yangının asıl hedefi, Konak-Tepecik arasında bulunan ve tepesi Kadifekale'ye kadar uzanan Osmanlı mahallesini yakmaktı. 'İmbat' rüzgârının yardımıyla yangının Kadifekale istikametinde yayılması beklenirken, ters yönden esmeye başlayan. Üç gün boyunca dinmeyen 'Karayel'in etkisiyle, yangın Osmanlı mahallesi yerine Batı'ya doğru yayılmıştır.
Bütün çabalara rağmen, yangın Ermeni mahallesinden çıkan yangın, Frenk mahallesi ile Birinci Kordon'un Aya Vukla semti de yangının tehdidi altında kalmıştır. O tarihte, ne Yunan ne de Türk itfaiyesinin bulunmadığı bilinmektedir. İzmir'de sadece İzmir Sigorta Şirketi'nin itfaiye araçları bulunmaktaydı. Bu itfaiyenin ve Türk askerlerinin yangını söndürme çabaları yeterli olmamıştır. İzmir Tiyatrosu, Kramer Oteli, İzmir Palas, Posta ve Telgraf Dairesi, Sporting Kulüp, Paris Kahvesi, Fransız, İngiliz ve İtalyan Konsoloslukları, Tütün Rejisi, Frenk mahallesindeki büyük mağazalar; Ektoyola, Şerme, Bonmarşe, Stein, Luvr Ticaretevleri, birçok han. İzmir Tiyatrosu, Kramer Oteli, İzmir Palas, Posta ve Telgraf Dairesi, Sporting Kulüp, Paris Kahvesi, Fransız, İngiliz ve İtalyan Konsoloslukları, Tütün Rejisi, Frenk mahallesindeki büyük mağazalar; Ektoyola, Şerme, Bonmarşe, Stein, Luvr Ticaretevleri, birçok han ve otel, Anadolu, İtibari Milli, Atina, Selanik, Tunus, Cezayir, Osmanlı ve Roma bankaları, Pasaport dairesi ve Peştemalcıbaşı kül olmuştur.
'Türk Ermeni İlişkileri' adlı kitabıma aldığım yabancı gazetecilerin ve görevlilerin o korkunç yangınla ilgili tanıklıkların bir kısmını hep birlikte okuyalım.
İzmir yangınını yaşayan ve söndürülmesinde görev alan, o dönemin İzmir Sigorta Şirketi'nin İtfaiye Müdürü Paul Greskoviç'e ait rapor. Bu konuda bakılabilecek en önemli kanıtlardan biridir. 'Büyük Taarruz' başladığı anda, Yunan subay ve askerlerinin ağızlarından:
"İzmir'i Türklere bırakmaya mecbur kalırsak yakacağız" şeklinde sözler duyduğunu ifade eden Greskoviç, raporunun devamında şunları anlatmıştır:
"11/12 Eylül gece yarısından bir saat sonra Ermeni Mahallesi'nde yangın çıktığını haber verdiler.
…13 Eylül saat 10.30'da Ermeni Mahallesi'nde ateş görüldüğünü haber verdiler. İtfaiye ile birlikte giderken Ermeni Kilisesi'nden 50 metre uzakta bir Ermeni evinin yandığını gördüm. Evin alt katından şiddetli bir ateş çıkıyordu. Mecburi biraz geriye gittim ve etrafa yayılmaması için söndürmeye uğraşırken, Ermeni Kilisesinde yangın çıktığının haberini verdiler. "
Ekibiyle buraya giden Greskoviç, gördüğü manzarayı raporunda şöyle yazıyor:
"Kilisenin binalarında ateş yoktu. Yalnız küçük bir bina civarında, bahçede 200 kadar üzerine yağ dökülmüş eşya balyası ile paçavralar bir yere toplanmış, üzerine de 200 kadar tüfek. Yalnız küçük bir bina civarında, bahçede 200 kadar üzerine yağ dökülmüş eşya balyası ile paçavralar bir yere toplanmış, üzerine de 200 kadar tüfek ve çokça da cephane konmuştu. Ateş de bunların arasından çıkıyordu. Aynı zamanda ateş içerisinde devamlı patlamalar oluyordu. "
Greskoviç, raporunun devamında İzmir yangınını şöyle anlatır: "Biz yangını söndürmeye çalışırken, Ermeniler ateş ediyor. Aynı zamanda ateş içerisinde devamlı patlamalar oluyordu." Greskoviç, raporunun devamında İzmir yangınını şöyle anlatır: "Biz yangını söndürmeye çalışırken, Ermeniler ateş ediyor ve atılan mermiler yangın tulumbalarına isabet ederek zarar veriyordu." İzmir Yangınını, kimin çıkardığını gelecek hafta yazacağım yabancı gazeteci ve görevlilerin tanıklığıyla devam edeceğim. "
İzmir Yangınını, kimin çıkardığını gelecek hafta yazacağım yabancı gazeteci ve görevlilerin tanıklığıyla devam edeceğim. Tarih iyi okunsun ve acı günler tekrarlanmasın.