· Cumhuriyet
ABD'de yapılan geniş kapsamlı sosyal istatistik araştırmaları. Evlilik yaşı ile boşanma riski arasındaki ilişkinin doğrusal değil, "U şeklinde" bir eğri izlediğini ortaya koydu. "Goldilocks Teorisi" adı verilen analiz sonuçlarına göre boşanma riskinin en düşük olduğu yaş aralığı 28 ila 32 olarak…
Bütün Cumhuriyet arşivi her yerde ve her an yanınızda! İster telefondan, ister bilgisayardan. Cumhuriyet Arşiv 1930 Yılından Bugüne 5.485.115+ Haber Kupürü App Store Google Play 50 BİN + İndirme Size En Uygun Paketi Seçin 4.5 değerlendirme Abonelik Seçeneklerini İnceleyin Edebiyatın. Kültürün Nabzı Kitap dünyasına açılan kapınızı aralayın! En sevdiğiniz kitapları indirimli fiyatlarla keşfedin ve hayal gücünüzü genişletin.
Takip Et: Paylaş: Menü Giriş Yap Kayıt Ol eGazete Giriş Okuma Listem Gündem Yazarlar Çizerler Resmi İlanlar Oyun Siyaset Ekonomi Dünya Spor Yaşam Cumhuriyet'in Egesi Kültür Sanat Cumhuriyet Pazar Sürdürülebilirlik Cumhuriyet Kitap Gurme Sağlık Bilim ve Teknoloji Moda Eğitim Gezi Çevre Otomotiv İş Dünyası Kategoriler Astroloji Uygulamalar Hava Durumu Namaz Vakitleri --> İstatistiksel veriler eski ezberleri bozdu: En ideal evlilik yaşı aralığı açıklandı Cumhuriyete Özel Kayıt Ol Giriş Yap --> Takip Et: Paylaş: Paylaş İstatistiksel veriler eski ezberleri bozdu: En ideal evlilik yaşı aralığı açıklandı 5.09.2026 13:22:00 Güncellenme: 5.09.2026 13:22:00 Haber Merkezi Takip Et: ABD'de yapılan geniş kapsamlı sosyal istatistik araştırmaları, evlilik yaşı ile boşanma riski arasındaki ilişkinin doğrusal değil, "U şeklinde" bir eğri izlediğini ortaya koydu. Evlilik yaşı ile boşanma riski arasındaki ilişkinin doğrusal değil, "U şeklinde" bir eğri izlediğini ortaya koydu. "Goldilocks Teorisi" adı verilen analiz sonuçlarına göre boşanma riskinin en düşük olduğu yaş aralığı 28 ila 32 olarak belirlendi. Toplumsal yapıda ve evlilik istatistiklerinde uzun yıllardır kabul gören "Evlilik yaşı ne kadar gecikirse boşanma riski o kadar düşer" anlayışı yerini yeni verilere bıraktı. ABD Ulusal Aile Büyümesi Taraması (NSFG) verileri üzerinden yürütülen sosyolojik analizler. ABD Ulusal Aile Büyümesi Taraması (NSFG) verileri üzerinden yürütülen sosyolojik analizler, erken yaşta yapılan evlilikler kadar geç yaşta yapılan evliliklerin de yüksek boşanma riski taşıdığını belgeledi.
Sosyoloji literatüründe masaldaki "ne çok sıcak ne çok soğuk, tam kıvamında" ifadesine atıfla "Goldilocks Teorisi" olarak adlandırılan araştırma. En ideal evlenme yaşını istatistiksel olarak ortaya koydu.
10 binden fazla katılımcının yer aldığı verilerin incelenmesiyle elde edilen sonuçlar, ergenlik döneminden. 20'li yaşların başından 20'li yaşların sonuna doğru ilerledikçe boşanma olasılığının istikrarlı bir şekilde düştüğünü gösteriyor. Ancak grafik 32 yaştan sonra tersine dönüyor.
Veriler, 30'lu yaşların ortalarına (35 yaş ve üzeri) gelindiğinde evlenen çiftlerin boşanma oranlarının. 28-32 yaş aralığında evlenenlere kıyasla belirgin şekilde yeniden artışa geçtiğini doğruluyor.
Araştırmacılar; katılımcıların cinsiyetini, ırkını, eğitim düzeyini, dini inanç ve ibadet sıklığını, yaşadıkları kentin büyüklüğünü. Evlilik öncesi çocuk sahibi olma durumlarını kontrol değişkeni olarak hesaba kattığında da U şeklindeki grafik varlığını koruyor.
Demografik ve sosyo-ekonomik tüm yan faktörler nötralize edildiğinde, 30'lu yaşların ortasından itibaren yapılan ilk evliliklerde boşanma eğrisinin yukarı doğru tırmandığı saptanıyor.
Söz konusu sosyolojik bulgular akademik çevrelerde tartışmaları da beraberinde getirdi. Amerikan Toplum Taraması (ACS) verilerini kullanan bazı sosyologların eleştirilerine yanıt veren araştırmacılar. Amerikan Toplum Taraması (ACS) verilerini kullanan bazı sosyologların eleştirilerine yanıt veren araştırmacılar, zaman bağımlı olay geçmişi analizlerinin (event history analysis) gerekliliğini vurguladı.
2006-2010 ve 2011-2013 dönemlerini kapsayan iki farklı ulusal veri setiyle tekrarlanan araştırmalar. 28-32 yaş grubunun boşanma riskine karşı en korunaklı aralık olduğunu tartışmasız bir şekilde kanıtlıyor. Sosyologlar, geç yaş evliliklerindeki bu risk artışının psikolojik ve davranışsal nedenlerini ortaya çıkarmak için yeni araştırmaların yürütülmesi gerektiğini bildiriyor.