· FikirPilot
Burcu Kapu, Ayrıntı Yayınları’ndan çıkan “Futbol” kitabında oyunu yalnızca saha, taktik. Skor üzerinden değil, insan davranışları ve toplumsal ilişkiler açısından ele alıyor. Mesele tam da bu. Biyoloji ve sosyoloji altyapısını spor medyası, yayıncılık ve podcast deneyimiyle birleştiren Kapu,…
Burcu Kapu, Ayrıntı Yayınları’ndan çıkan “Futbol” kitabında oyunu yalnızca saha, taktik. İnsanın futboldaki yansıması Burcu Kapu, Ayrıntı Yayınları’ndan çıkan “Futbol” kitabında oyunu yalnızca saha, taktik ve skor üzerinden değil, insan davranışları ve toplumsal ilişkiler açısından ele alıyor. Biyoloji ve sosyoloji altyapısını spor medyası, yayıncılık ve podcast deneyimiyle birleştiren Kapu, futbolu bir “insan davranışı laboratuvarı” olarak tanımlıyor. Ona göre sahada 22 kişi mücadele ederken tribündeki milyonlar oyuna korku, öfke, aidiyet, adalet duygusu. Ona göre sahada 22 kişi mücadele ederken tribündeki milyonlar oyuna korku, öfke, aidiyet, adalet duygusu ve çocukluk anılarını taşıyor; sevinme, öfkelenme, suçlu arama ve kahraman yaratma gibi tepkiler insan hakkında önemli ipuçları veriyor.
Kapu, takım tutmakla aşık olmak arasında da benzerlik kuruyor. İnsan, sonucunu kontrol edemeyeceği bir takıma gönüllü olarak bağlanıyor; takımın kazanması veya kaybetmesi ruh halini etkiliyor. Kuralları belli, sonucu belirsiz futbolu “sınırları çizilmiş bir kaos” olarak nitelendiren Kapu, bunun hayat. İnsan ilişkilerinin yoğunlaştırılmış bir biçimi olduğunu savunuyor. Taraftarlığın ise sosyal medyada kalabalık ancak özünde yalnız modern insana renk, dil, geçmiş, hikâye ve aidiyet sunduğunu belirtiyor.
Kitabın yaklaşımı, futbolu yalnızca saha içindeki kararlar ve sonuçlar üzerinden değil, tribünde ortaya çıkan duyguların. Kitabın yaklaşımı, futbolu yalnızca saha içindeki kararlar ve sonuçlar üzerinden değil, tribünde ortaya çıkan duyguların ve bağlılık biçimlerinin incelendiği bir toplumsal alan olarak ele alıyor. Bu bakış, futbolu takip edenlerin yanı sıra taraftarlığın aidiyet, adalet, ortak hafıza ve yalnızlıkla ilişkisini anlamaya çalışan okurları da ilgilendiriyor. Takım bağlılığının kişinin ruh hali üzerindeki etkisi, kontrol edilemeyen bir sonuca gönüllü biçimde bağlanmanın insan davranışındaki karşılığını tartışmaya açıyor. Böylece futbol, bireysel tepkilerin ve toplumsal ilişkilerin birlikte gözlenebildiği bir çerçeveye taşınıyor. Ancak bu yaklaşımın farklı taraftar grupları arasındaki deneyim ayrımlarını nasıl açıklayacağı ve taraftarlığın yalnızlık duygusunu ne ölçüde dönüştürdüğü açıkta kalıyor.