· Anlatılanın Ötesi - Spor
Gazeteci Doğan, kilo verme iğneleri bırakıldığında verilen kiloların büyük bölümünün geri alındığını. Uzun süreli kullanım ihtiyacının ilaç şirketlerine trilyonlarca dolarlık pazar yaratabileceğini söyledi. Doğan ayrıca, piyasa fonlarına.
Gazeteci Zülfikar Doğan, Radyo Sputnik’te hazırlayıp sunduğu Ankara’dan Haber Var programında kilo verme iğnelerinin büyüyen ekonomik pazarını. Piyasa fonlarına getirilen yüzde 10’luk stopajın olası etkilerini değerlendirdi.
‘Kilo verme iğneleri 66 milyar dolarlık pazara dönüştü’
Doğan, kilo verme iğnelerinin bırakılmasıyla verilen kiloların önemli bölümünün geri alınmasının uzun süreli kullanım ihtiyacını doğurduğunu aktardı. Pazarın 66 milyar dolara ulaştığını belirten Doğan, küresel ilaç şirketlerinin gelecekte trilyonlarca dolarlık büyüklüğe ulaşabileceği öngörülen sektörden pay almak için yarıştığını kaydetti:
“Obezite uzun yıllar bir hastalık olarak kabul edilmedi. İnsanların aşırı kilolu olmasının bireysel ve fiziksel nedenlerden kaynaklandığı görüşü ağırlıktaydı. Ancak son dönemde obezitenin, yani aşırı kilonun bir hastalık olduğu konusunda hemfikir olundu ve bununla ilgili tedavi arayışları başladı. Kilo verme iğneleri de son birkaç yıldır bu çerçevede piyasaya çıktı ve kısa sürede dünya genelinde büyük bir sektör haline geldi. Danimarkalı Novo Nordisk ile ABD’li ilaç şirketi Eli Lilly, bu pazarın neredeyse tamamını kontrol eder durumda. Son verilere göre kilo verme iğnelerinin ulaştığı pazar büyüklüğü 66 milyar dolara ulaştı ve her geçen gün artıyor. Bu durum, ilaç tekelleri arasında ciddi bir rekabet başlattı. Daha önce bu iğnelerin tek tedavilik olduğu. Kilo verildikten sonra kullanılmasına gerek kalmayacağı söyleniyordu. Ancak klinik araştırmalar, iğnelerin kullanımına ara verildikten sonra verilen kiloların üçte ikisinin kısa sürede geri alındığını gösterdi. Bu nedenle iğnelerin uzun süre, belki de ömür boyu kullanılma mecburiyeti ortaya çıktı. Önümüzdeki dönemde milyonlarca kişinin bu iğneleri sürekli kullanmasıyla pazarın trilyonlarca dolarlık bir ekonomik büyüklüğe ulaşacağı öngörülüyor. Bu nedenle Pfizer’dan AstraZeneca’ya kadar pek çok küresel ilaç şirketi, kilo verme iğnelerinde kullanılan molekülleri üreten Çinli. Hint laboratuvarlarıyla iş birliği yapmak ya da bu laboratuvarları satın almak için yarışa girdi. Çünkü bu ilaçların patent süreleri dolduktan sonra şu anda aylık 100 dolar olan maliyetin 15 dolara kadar düşeceği belirtiliyor. Büyük ilaç tekelleri de uzun süreli, hatta hayat boyu kullanım gerektiren bu sektörde yer almak. Büyük ilaç tekelleri de uzun süreli, hatta hayat boyu kullanım gerektiren bu sektörde yer almak ve kârlarını artırmak için birbirleriyle rekabet ediyor. Dolayısıyla ilaç endüstrisinde artık soru, hastanın bu iğnelerle kaç kilo vereceği değil; ilaç şirketlerinin verilen her kilodan kaç milyar dolar kazanacağı şeklinde soruluyor. İlaç endüstrisinin tartışılması gereken pek çok boyutu var. Bir tarafta gıda sektörü, genetiği değiştirilmiş gıdalarla insanları obeziteye sürüklerken diğer tarafta. Bir tarafta gıda sektörü, genetiği değiştirilmiş gıdalarla insanları obeziteye sürüklerken diğer tarafta, belki de aynı holding çatısı altındaki bir ilaç şirketi bu kiloları verdirecek iğneler geliştiriyor. Bu şirketlerin birbirleriyle iş birliği yaptığına yönelik çeşitli iddialar da gündeme geliyor. Sonuç olarak kilo verme iğnelerini üreten şirketler, şu anda dünya piyasalarında. Sonuç olarak kilo verme iğnelerini üreten şirketler, şu anda dünya piyasalarında ve uluslararası borsalarda hisse değerleri en hızlı yükselen şirketler arasında yer alıyor. Önümüzdeki dönemde bu alana daha büyük ve yeni şirketlerin de girdiğini göreceğiz. ”
‘Yüzde 10’luk stopaj sıcak para çıkışını tetikleyebilir’
Piyasa fonlarından elde edilen kazançlara getirilen yüzde 10’luk stopajın kısa vadeli yabancı yatırımcıları Türkiye’den çıkmaya yöneltebileceğini dile getiren Doğan. Şu ana kadar 10 milyar doların üzerinde bir kaynağın bu fonlarda tutulduğu hesaplanıyor. Doğan, olası çıkışların Türkiye’nin döviz dengesini etkileyebileceği görüşünde:
“Hazine ve Maliye Bakanlığı, piyasa fonlarına yatırım yapan kurumsal yatırımcıların buradan elde ettiği kazançlara yüzde 10 oranında stopaj getirdi. Çünkü bu fonlardan sağlanan kazançlardan bugüne kadar vergi alınmıyordu. Oysa burada çok ciddi kazançlar söz konusu. Bu fonlar, özellikle Türkiye’deki yüksek faiz getirisi nedeniyle yurt dışından gelen sıcak paranın en çok tercih ettiği yatırım alanlarından biriydi. Şu ana kadar 10 milyar doların üzerinde bir kaynağın bu fonlarda tutulduğu hesaplanıyor. Bakanlık, yüzde 10’luk stopaj kararıyla buradan elde edilen gelirlerin vergilendirilmesi yönünde bir adım atmış oldu. Tabii bu adımın ne ölçüde sonuç vereceği tartışmalı. Çünkü bu fonlara gelen yabancı kaynakların büyük bölümü, sıcak para olarak nitelendirilen kısa vadeli yatırımlardan oluşuyor. Bu yatırımcılar, Türkiye’deki yüksek faizden kısa sürede yüksek kazanç elde ederek yeniden çıkmayı hedefliyor. Yüzde 10’luk stopajın, yabancı yatırımcılar açısından bir çıkış gerekçesi olacağını düşünüyorum. Çünkü bugüne kadar gördüğümüz örnekler hep bu yönde oldu. Vergi geldiğinde bu yatırımcılar kaçıyor. Yüksek kazanç imkânlarından elde ettikleri gelirin cüzi bir bölümünü, yüzde 10’unu bile vergi olarak ödemeye razı olmuyorlar. Bu nedenle önümüzdeki günlerde ve haftalarda piyasa fonlarından yabancı yatırımcı çıkışlarına tanık olabiliriz. Bu durum Türkiye’nin döviz dengesini de etkileyebilir. ”