· Cumhuriyet
İklim değişikliği dünyanın karşı karşıya olduğu en büyük sorunlardan. Görünen o ki, bu sorunu yaratan da dünyanın ortalama sıcaklığının giderek yükselmesi yani küresel ısınma.
Bütün Cumhuriyet arşivi her yerde ve her an yanınızda! İster telefondan, ister bilgisayardan. Cumhuriyet Arşiv 1930 Yılından Bugüne 5.485.115+ Haber Kupürü App Store Google Play 50 BİN + İndirme Size En Uygun Paketi Seçin 4.5 değerlendirme Abonelik Seçeneklerini İnceleyin Edebiyatın. Kültürün Nabzı Kitap dünyasına açılan kapınızı aralayın! En sevdiğiniz kitapları indirimli fiyatlarla keşfedin ve hayal gücünüzü genişletin.
Takip Et: Paylaş: Menü Giriş Yap Kayıt Ol eGazete Giriş Okuma Listem Gündem Yazarlar Çizerler Resmi İlanlar Oyun Siyaset Ekonomi Dünya Spor Yaşam Cumhuriyet'in Egesi Kültür Sanat Cumhuriyet Pazar Sürdürülebilirlik Cumhuriyet Kitap Gurme Sağlık Bilim ve Teknoloji Moda Eğitim Gezi Çevre Otomotiv İş Dünyası Kategoriler Astroloji Uygulamalar Hava Durumu Namaz Vakitleri --> İklim krizi önce yoksulu vuruyor Cumhuriyete Özel Kayıt Ol Giriş Yap --> Takip Et: Paylaş: Jale Özgentürk Son Köşe Yazıları İklim krizi önce yoksulu vuruyor 07.09.2026 04:00 Güncellenme: 07.09.2026 04:00 Takip Et: İklim değişikliği dünyanın karşı karşıya olduğu en büyük sorunlardan. Takip Et: Paylaş: Menü Giriş Yap Kayıt Ol eGazete Giriş Okuma Listem Gündem Yazarlar Çizerler Resmi İlanlar Oyun Siyaset Ekonomi Dünya Spor Yaşam Cumhuriyet'in Egesi Kültür Sanat Cumhuriyet Pazar Sürdürülebilirlik Cumhuriyet Kitap Gurme Sağlık Bilim ve Teknoloji Moda Eğitim Gezi Çevre Otomotiv İş Dünyası Kategoriler Astroloji Uygulamalar Hava Durumu Namaz Vakitleri --> İklim krizi önce yoksulu vuruyor Cumhuriyete Özel Kayıt Ol Giriş Yap --> Takip Et: Paylaş: Jale Özgentürk Son Köşe Yazıları İklim krizi önce yoksulu vuruyor 07.09.2026 04:00 Güncellenme: 07.09.2026 04:00 Takip Et: İklim değişikliği dünyanın karşı karşıya olduğu en büyük sorunlardan. Bu sorunu yaratan da dünyanın ortalama sıcaklığının giderek yükselmesi yani küresel ısınma.
Bunu şöyle düşünebiliriz: İnsanlar kömür, petrol ve doğalgaz yakıyor. Otomobiller, fabrikalar, elektrik üretimi, uçaklar ve binalar nedeniyle atmosfere başta karbondioksit olmak üzere sera gazları salınıyor. Bu gazlar dünyadan uzaya gitmesi gereken ısının bir bölümünü atmosferde tutuyor. Yani dünyanın çevresine giderek kalınlaşan bir battaniye serilmiş gibi oluyor.
Dünya ısındıkça yalnızca yazlar daha sıcak hale gelmiyor. Yağış düzenleri değişiyor, kuraklıklar ve sıcak hava dalgaları artıyor, bazı bölgelerde aşırı yağış ve seller daha sık veya şiddetli hale geliyor.
Bu konuda dünya ülkeleri Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansları (COP) ile ortak mücadele yolları arıyor. COP'ların 31'incisi de 9-20 Kasım'da Antalya'da gerçekleşecek.
Hacer Foggo son yıllarda "derin yoksulluk" kavramını gündemimize taşıyan, en yoksulların yaşadıklarını görünür kılmaya çalışan bir sivil toplum gönüllüsü.
Geçen günlerde aradı ve "Nihayet iklim krizi ve yoksulluk ilişkisini birlikte ele alan bir araştırma yayımlandı" dedi. Climatic Change dergisinde yayımlanan ve Doç. Dr. Doğukan Doğu Yavaşlı ve ekibi tarafından hazırlanan çalışmadan söz ediyordu.
Yavaşlı, Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Coğrafya Bölümü öğretim üyesi ve coğrafi bilgi sistemleri uzmanı. Ben de Yavaşlı'yı arayarak sıcaklık tehlikesini yoksullukla birlikte değerlendiren araştırmayı konuştum.
Araştırmada 1980-2024 arasındaki 44 yıllık veriler kullanılarak Türkiye'nin 973 ilçesindeki aşırı sıcaklık koşulları hesaplanmış ve hanehalkı gelir yapılarıyla karşılaştırılmış.
120 ilçede, yani yaklaşık her sekiz ilçeden birinde, yüksek sıcaklık tehlikesi ile yoksulluk kesişiyor.
En geniş küme Güneydoğu Anadolu'da. Şanlıurfa, Mardin ve Batman'ın yanı sıra Diyarbakır, Siirt ve Şırnak'ın bazı ilçeleri bu grupta. Çukurova da riskli bölgelerden.
Ancak araştırmanın şaşırtıcı sonucu başka: İç Ege'nin bazı kesimleri ile Malatya, Elazığ ve Tunceli'nin alçak vadileri de risk haritasına giriyor. Sıcağın merkezi güneydoğuda olsa bile ekonomik kırılganlık, riski Türkiye'nin iç bölgelerine doğru taşıyor.
Araştırmanın bize anlattığı sorunun yalnızca termometrenin kaç dereceyi gösterdiği değil. O sıcaklıkla hangi koşullarda karşı karşıya kaldığınız.
Antalya'da termometre 42 dereceyi gösterdiğinde insanların önemli bir bölümü klimalı bir eve, işyerine ya da başka bir kapalı mekâna geçebilir. Aynı sıcaklık Harran Ovası'nda yaşandığında ise toplumun önemli bir kısmının klimaya erişimi olmayabilir.
Geliriniz, oturduğunuz evin yalıtımı, klimaya erişiminiz, yaptığınız iş, çalışma saatinizi değiştirme imkânınız ve sağlık hizmetlerine ulaşabilmeniz, sıcaklığın hayatınızdaki karşılığını değiştiriyor.
Araştırmanın önemli noktalarından biri de " tropik geceler".
En düşük sıcaklığın 25 derecenin altına inmediği geceler özellikle Adana-Mersin-Hatay hattındaki riski büyütüyor. Çünkü insan bedeni gündüz maruz kaldığı ısı stresinden gece serinleyerek kurtulmaya çalışıyor. Gece de sıcak kalınca vücut toparlanamıyor.
Araştırmanın anlattığı bir gerçek var. İklim krizi aynı zamanda bir sınıf meselesi.
Paranız varsa evinizi yalıtabiliyor, klima kullanabiliyor, serin bir yere gidebiliyor, özel sağlık hizmetine ulaşabiliyorsunuz. Açık havada çalışmıyorsanız günün en sıcak saatlerinde dışarı çıkmayabiliyorsunuz.
Ya da elektrik faturasını düşünerek klimayı açamayan bir emekliyseniz?
Bu nedenle çözüm de yalnızca "Sıcak hava geliyor, dikkatli olun" uyarısı olamaz.
Araştırma, riskli ilçelerde kamuya açık serinleme alanları oluşturulmasını, aşırı sıcak saatlerinde açık alanda çalışmanın durdurulmasını, konutlara yalıtım. Araştırma, riskli ilçelerde kamuya açık serinleme alanları oluşturulmasını, aşırı sıcak saatlerinde açık alanda çalışmanın durdurulmasını, konutlara yalıtım ve pasif serinletme desteği verilmesini öneriyor.
Aynı ülkede, aynı gün, aynı 42 dereceyi yaşayan iki insanın karşı karşıya olduğu tehlike aynı değil.
Bugüne kadar iklim değişikliğini konuşurken çoğunlukla dereceleri, karbon salımını, enerji dönüşümünü konuşuyoruz. COP31'e ev sahipliği yapacak Türkiye'nin belki de önce bu farkı görmesi gerekiyor.
Siyasette etik-ahlaki tutum, ufuk çizgisini karartacak noktada desek pek de yanlış olmaz.
Şaşırtan suskunlukların nedeni herkesin bir kaşık aldığı günahlardır.
“Kürt meselesi” çözümleri çerçevesinde bugün tartışılan konular, aslında 2013’te tartışılmıştı.
Dünya tahvil piyasalarında yaşanan sarsıntılar, “Ufukta bir borç krizi mi var” sorusunu gündeme getirdi.
AKP hükümetinin köprüleri ve karayollarını özelleştirmekle ilgili geçen hafta aldığı kararlar, özelleştirme konusunun yeniden gündeme gelmesini sağladı.
Emekli Tuğamiral Türker Ertürk 20 gündür tutuklu. Yarın hâkim karşısına çıkacak. Neden tutuklu? 3.5 yıl önce yaptığı bir siyasi değerlendirme nedeniyle!
İklim değişikliği dünyanın karşı karşıya olduğu en büyük sorunlardan. Bu sorunu yaratan da dünyanın ortalama sıcaklığının giderek yükselmesi yani küresel ısınma.
Akşamın sonunda kızlar birbirlerine sarılırken ekrana bakıp uzun süre gülümsedim.
Bugün Türkiye ekonomisinin ikinci çeyrek büyüme rakamları açıklanacak.
İstanbul’un Anadolu Yakası’na ve Marmara Denizi’ne bakan çam ormanlarının arasında, yıllardır ölüme terk edilmiş bir yapı duruyor: Heybeliada Sanatoryumu.
“Park var, hastane var, her şey var. Gençlerimiz işsiz. ” Batman’da bir anne, hemşehrisi Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’e çocuklarına iş isterken söylüyor bu sözleri.
Ortada milyonlarca dolarlık yardım paralarının “buharlaştırıldığı” iddiaları uçuşuyor.
Avrupa Komisyonu’nun üç üyesi Kaja Kallas, Marta Kos ve Magnus Brunner, NATO zirvesi öncesinde geçen hafta Ankara’daydı
Türkiye’nin kaotik gündemine günlerdir bir de nafaka tartışması eklendi.
Türkiye içeride bitmek bilmeyen siyasi hesaplaşmaların, yargı tartışmalarının ve günlük polemiklerin içinde yönünü kaybetmiş durumda.
Türkiye siyaseti ve ekonomisi geçen haftanın sonuna doğru bir hukuk darbesiyle yara aldı.