· Cumhuriyet
Yeni bir araştırma, Himalayalar’daki buzulların hızlanan erime, büyüyen buzul gölleri ve yetersiz izleme sistemleri nedeniyle kritik bir eşiğe yaklaştığını ortaya koydu. Uzmanlar, değişimin yalnızca dağlık bölgeleri değil, su kaynakları ve ekonomileri Himalayalar’a bağlı yüz milyonlarca insanı…
Bütün Cumhuriyet arşivi her yerde ve her an yanınızda! İster telefondan, ister bilgisayardan. Cumhuriyet Arşiv 1930 Yılından Bugüne 5.485.115+ Haber Kupürü App Store Google Play 50 BİN + İndirme Size En Uygun Paketi Seçin 4.5 değerlendirme Abonelik Seçeneklerini İnceleyin Edebiyatın. Kültürün Nabzı Kitap dünyasına açılan kapınızı aralayın! En sevdiğiniz kitapları indirimli fiyatlarla keşfedin ve hayal gücünüzü genişletin.
Rapora göre Himalaya buzulları, 10 yıl öncesine kıyasla yüzde 65 daha hızlı kütle kaybediyor. Buna karşın Himalaya-Karakurum bölgesindeki yaklaşık 40 bin buzuldan yalnızca 21'i uzun süreli ve ayrıntılı biçimde izleniyor.
ICIMOD'un Mart 2026'da yayımladığı ayrı çalışmalar da Hindu Kush Himalaya bölgesindeki buz kaybının 2000 yılından bu yana iki katına çıktığını ortaya koymuştu.
Buzulların geri çekilmesi yalnızca buz kütlesinin azalması anlamına gelmiyor. Eriyen buzulların gerisinde, kaya ve buz birikintilerinin oluşturduğu doğal setlerle çevrili giderek büyüyen göller kalıyor.
Bu doğal setlerin çökmesi, büyük miktarda suyun kısa sürede vadilere boşalmasına ve yıkıcı "buzul gölü taşkınlarına" yol açabiliyor.
Artan sıcaklıklar aynı zamanda yüksek dağlardaki kalıcı donmuş toprak tabakasını da çözüyor. Dağ yamaçlarının istikrarsızlaşması; heyelan, kaya düşmesi, sel ve taşkınların birbirini tetiklediği zincirleme afet riskini artırıyor.
Rapora göre Himalaya bölgesi Hindistan topraklarının yaklaşık yüzde 18'ini oluşturmasına rağmen ülkedeki afetlerin yaklaşık yüzde 35'i bu bölgede meydana geliyor.
Hindistan'da yapılan bilimsel değerlendirmelerde yaklaşık 200 buzul gölü yüksek riskli olarak sınıflandırılırken bunlardan 56'sının "çok yüksek risk" taşıdığı belirlendi.
Himalayalar, buzul göllerinin oluşturabileceği yıkımın örneklerini daha önce de yaşadı.
Hindistan'ın Sikkim eyaletinde 2023'te meydana gelen buzul gölü taşkınında en az 70 kişi yaşamını yitirirken yollar, köprüler. Hindistan'ın Sikkim eyaletinde 2023'te meydana gelen buzul gölü taşkınında en az 70 kişi yaşamını yitirirken yollar, köprüler ve hidroelektrik santralleri ağır hasar gördü.
Uttarakhand'da 2021'de Rishiganga ve Dhauliganga vadilerini vuran büyük selde ise 200'den fazla kişi yaşamını yitirdi.
Son dönemde Nepal ve Tibet'te meydana gelen seller ve heyelanlar da Himalayalar'daki hızla değişen çevrenin yaratabileceği tehlikeleri yeniden gündeme taşıdı.
Bilim insanlarına göre tehdit, ani ve yıkıcı sellerle sınırlı değil.
Himalayalar, Güney Asya'nın en önemli doğal su sistemlerinden biri. Bölgedeki buz ve kar kütleleri, milyarlarca insanın yararlandığı büyük nehir sistemlerini besliyor.
ICIMOD, Hindu Kush Himalaya bölgesindeki 12 büyük nehrin yaklaşık 2 milyar insan için tatlı su ve ekosistem hizmetleri sağladığını belirtiyor.
Uzmanların en önemli uyarılarından biri ise "zirve su" olarak tanımlanan kritik eşikle ilgili.
Buzulların erimesi ilk aşamada nehirlere daha fazla su taşıyor. Ancak buz kütlesi azaldıkça bu kaynak da küçülüyor.
ICIMOD'a göre Hindu Kush Himalaya havzalarının büyük bölümünde buzul kaynaklı su akışının yüzyılın ortalarında en yüksek seviyesine ulaşması bekleniyor. Bu aşamanın ardından buzullar küçüldükçe nehirleri besleyen su miktarının azalacağı tahmin ediliyor.
Bu nedenle bugünkü hızlı erime, kısa vadede taşkın riskini artırırken uzun vadede ciddi bir su kıtlığı sorununa dönüşebilir.
Yeni araştırma, Himalayalar'ın ekonomik önemine ilişkin dikkat çekici bir hesaplama da ortaya koydu.
Rapora göre Himalaya kaynaklı su, Hindistan ekonomisinin yaklaşık yüzde 20'sini destekliyor. Bu su kaynakları buğday ve pirinç üretiminden çaya, hidroelektrik santrallerinden turizme. Bu su kaynakları buğday ve pirinç üretiminden çaya, hidroelektrik santrallerinden turizme ve dini ziyaretlere kadar çok sayıda sektör açısından hayati önem taşıyor.
Buna karşılık dağlık eyaletlerin yaratılan ekonomik değerin yalnızca yaklaşık yüzde 5'ini elde ettiği hesaplanıyor.
London School of Economics bünyesindeki Grantham İklim Değişikliği ve Çevre Araştırma Enstitüsü Başkanı ekonomist Lord Nicholas Stern, Himalayalar'ın küresel önemine dikkat çekti. London School of Economics bünyesindeki Grantham İklim Değişikliği ve Çevre Araştırma Enstitüsü Başkanı ekonomist Lord Nicholas Stern, Himalayalar'ın küresel önemine dikkat çekti.
Stern, bölgeyi sahip olduğu devasa buz rezervleri nedeniyle "Üçüncü Kutup" olarak nitelendirerek, Kuzey. Güney kutuplarından farklı olarak bu buz sisteminin hemen altında yüz milyonlarca insanın yaşadığını vurguladı.
Himalaya ekosistemini "ulusal ve uluslararası altyapı" olarak değerlendiren Stern, sistemi ayakta tutan ekolojik yapının kritik bir eşiğe yaklaştığı uyarısında bulundu.
Rapordaki dikkat çekici bulgulardan biri de hava kirliliğinin buzul erimesindeki rolü oldu.
Araştırmaya göre Himalayalar'daki buzul erimesinin yaklaşık üçte biri "siyah karbon" olarak bilinen kurum parçacıklarıyla bağlantılı.
Özellikle ovalardaki tuğla fırınlarından yayılan kurum, kar ve buz yüzeyine yerleşerek güneş ışığının daha fazla emilmesine neden oluyor. Bu da buzulların erimesini hızlandırıyor.
Araştırmacılar, küresel sera gazı emisyonlarından farklı olarak siyah karbon salımının Hindistan. Araştırmacılar, küresel sera gazı emisyonlarından farklı olarak siyah karbon salımının Hindistan ve komşu ülkelerin doğrudan müdahale edebileceği alanlardan biri olduğuna dikkat çekiyor.
Araştırmada Himalayalar'daki riskleri azaltmak amacıyla 10 öncelikli dönüşüm alanı belirlendi.
Bunlar arasında siyah karbon emisyonlarının düşürülmesi, buzul izleme ağının genişletilmesi, afetlere karşı erken uyarı sistemlerinin güçlendirilmesi. Bunlar arasında siyah karbon emisyonlarının düşürülmesi, buzul izleme ağının genişletilmesi, afetlere karşı erken uyarı sistemlerinin güçlendirilmesi ve dağlık bölgelerdeki turizm modelinin değiştirilmesi bulunuyor.
Uzmanlar, tehlike ortaya çıkmadan önce tahliye planlarının hazırlanması ve kritik altyapının nasıl korunacağı konusunda hükümetlerin ortak protokoller oluşturması gerektiğini belirtiyor.
Rapora göre Hindistan'ın Himalaya bölgesi yılda yaklaşık 400 milyon turist ziyareti alıyor.
Araştırmacılar, dağlık bölgelerdeki turizm politikasının mümkün olan en yüksek ziyaretçi sayısına ulaşmak yerine, doğaya verilen zararı azaltacak. Araştırmacılar, dağlık bölgelerdeki turizm politikasının mümkün olan en yüksek ziyaretçi sayısına ulaşmak yerine, doğaya verilen zararı azaltacak ve elde edilen ekonomik değerin bölgede kalmasını sağlayacak bir modele dönüştürülmesi gerektiğini savunuyor.
ICIMOD Genel Direktörü Pema Gyamtsho da Himalayalar'daki risklerin giderek daha karmaşık hale geldiğini belirtti.
Buzulların geri çekildiğine, kalıcı donmuş toprakların çözülmeye başladığına ve yüksek dağ yamaçlarının giderek istikrarsızlaştığına dikkat çeken Gyamtsho. Buzulların geri çekildiğine, kalıcı donmuş toprakların çözülmeye başladığına ve yüksek dağ yamaçlarının giderek istikrarsızlaştığına dikkat çeken Gyamtsho, aşağı havzalardaki yerleşimler ile altyapının birbirini tetikleyen afetlerle karşı karşıya kaldığını söyledi.
Gyamtsho'ya göre Himalayalar'daki tehlikelerin ulusal sınırlarla durdurulması mümkün değil.
Uzmanlar bu nedenle ülkeler arasında ortak buzul izleme ağlarının kurulması, risk bilgilerinin paylaşılması, erken uyarı sistemlerinin birbirine bağlanması. Uzmanlar bu nedenle ülkeler arasında ortak buzul izleme ağlarının kurulması, risk bilgilerinin paylaşılması, erken uyarı sistemlerinin birbirine bağlanması ve afetlere dayanıklılık için ortak yatırımlar yapılması gerektiğini vurguluyor.