· Haberturk - Gündem
Konya’nın bozkırındaki kör bir kuyudan çıkarılan 4 ceset, 1956 yılının en esrarengiz olaylarından birini ortaya çıkardı. Aslında, kırmızı kamyondan kaçakçılık şüphesine kadar onlarca ihtimal araştırıldı, yaklaşık 50 kişi gözaltına alındı ancak katillere ulaşılamadı. Dosyanın kaderini ise bir yıl…
Yıl 1956. . Tarih yaprakları 13 Nisan ı gösteriyordu. Konya nın uçsuz bucaksız bozkırında hayvanlarını otlatan Mehmet isimli çoban. Konya nın uçsuz bucaksız bozkırında hayvanlarını otlatan Mehmet isimli çoban, sürüsündeki kuzuları sulamak için Haydar Kuyusu olarak bilinen kör kuyunun bulunduğu yere doğru ilerledi. Genç çoban kuyuya yaklaştığında hayvanların suya yanaşmadığını fark etti. Bunun üzerine kuyunun başına giderek aşağıya baktığında, suyun üzerinde baş aşağı duran bir insan cesedi gördü. Korkuya kapılan Mehmet, koşarak köye gitti ve gördüklerini köy muhtarına anlattı. Durum jandarmaya bildirildi. Kısa süre sonra bölgeye gelen jandarma ekipleri, kuyudaki cesedin çıkarılması için çalışma başlattı. Ancak ilk ceset çıkarıldığında Haydar Kuyusu nun sakladığı korkunç sır henüz ortaya çıkmamıştı. Çünkü kuyuda başka cesetler de vardı. Yapılan çalışmada kuyudan birbiri ardına 3 ceset daha çıkarıldı. Konya nın yaklaşık 42 kilometre dışında bulunan kör kuyuda toplam 4 erkek cesedi bulunmuştu. Durum savcılığa bildirildi. Konya Savcısı ve Emniyet Müdürü de olay yerine gelerek incelemelerde bulundu. Dört kişinin öldürüldükten sonra kuyuya atıldığı anlaşılınca Konya polisi, son yılların en kapsamlı cinayet soruşturmalarından birini başlattı. Olay yerinde ve cesetlerin üzerinde yapılan aramalarda soruşturma açısından önemli olabilecek bazı bulgular da elde edildi. Kuyuda 20 bin lira tutarında çek, Arif Bey adına bir banka cüzdanı, 7 Mayıs tarihli bir Zafer gazetesi. 7,65 milimetre çapında boş bir kovan bulundu. Yapılan araştırmalar sonucunda öldürülenlerden birinin Şereflikoçhisar ın Oymaağaç köyünden 40 yaşındaki Arif olduğu belirlendi. Arif’in maddi durumunun oldukça iyi olduğu, Ankara da bir tuğla imalathanesi, iki kamyonu ve manifatura mağazasının bulunduğu tespit edildi. İki evlilik yapan Arif ’in ikinci eşinden 5 çocuğu vardı. Diğer maktul ise yine Oymaağaç köyünden 28 yaşındaki Osman’dı. Evli ve 3 çocuk babası olan Osman, Arif’ın aynı zamanda ortağıydı. Arif in oğlu Konya ya getirildiğinde babasının cesedini teşhis etti. Ardından diğer cesedin de babasının ortağı Osman’a ait olduğunu söyledi. Diğer iki kişinin kimliği tespit edilememişti. Cesetler, teşhis edilebilmeleri için Konya ya getirildi. Dönemin gazetelerine göre günler süren çalışmalar sırasında cesetler yaklaşık 12 bin kişiye gösterildi. Ancak bu iki kişi kimse tarafından teşhis edilemedi. Kimliği belirlenemeyen iki kişinin parmak izleri ise incelenmek üzere Emniyet Umum Müdürlüğü ne gönderildi. Polisin artık cevaplaması gereken iki temel soru vardı: Bu 4 kişi neden aynı yerde öldürülmüştü. Haydar Kuyusu ndan da bahsedilmiyordu. Bu vahşi cinayetlere bakan kişiler arasında Konya Cinayet Masası nda Komiser Sami Şengün de bulunuyordu. Komiser Sami ve ekibi, Arif ile Osman’ın öldürülmeden önceki hareketlerini geriye doğru incelemeye başladı. İki ortağın kamyonlarına yedek parça almak amacıyla yola çıktıkları belirlendi. Aksaray da aradıkları parçayı bulamayınca önce Konya ya, ardından Akşehir e gittikleri ortaya çıkarıldı. Bunun üzerine komiser ve ekibi, Akşehir de alışveriş yaptıkları dükkâna ulaştığında soruşturma açısından dikkat çekici bir bilgi elde etti. Dükkân sahibi Arif i hatırlıyordu. Ancak Arif o gün yalnız değildi. Yanında başka bir erkek vardı. Polis, kuyudan çıkarılan diğer cesetleri dükkân sahibine gösterdi. Adam hepsine dikkatlice baktıktan sonra Arif in yanında gördüğü kişinin bu kişilerden hiçbiri olmadığını söyledi. Böylece soruşturmaya kimliği bilinmeyen yeni bir kişi girdi. Polis bu kez Arif in Akşehir de yanında görülen esrarengiz adamı aramaya başladı. Çalışmalar devam ederken gelen başka bir ihbar ise polisi tamamen farklı bir yöne götürdü. Ilgın civarındaki bir benzin istasyonu çalışanı, cinayetin işlendiği değerlendirilen gece Gaziantep plakalı kırmızı bir kamyonun istasyona geldiğini anlattı. İfadeye göre kamyonun şoför mahallinde 5, kasasında ise 2 kişi bulunuyordu. Şoför oldukça heyecanlı görünüyordu. Bir miktar mazot aldıktan sonra fatura istememiş ve hızla Konya istikametine doğru yoluna devam etmişti. Komiser Sami ve ekibi bu kez kırmızı kamyonun izini sürmeye başladı. Sarayönü ve Akşehir de geniş çaplı aramalar yapıldı. Şüpheli görülen kişiler tek tek sorgulandı. Savcının yalnızca iki gün içerisinde yaklaşık 300 kişinin ifadesini aldığı dönemin gazetelerine yansıdı. Sarayönü nde 3 kişi nezaret altına alındı. Ancak soruşturma ilerledikçe gözaltına alınanların sayısı arttı. Buna rağmen gerçek katillere götüren tek bir somut delil bulunamadı. Polisin üzerinde durduğu en güçlü ihtimallerden biri gasptı. Arif in üzerinde yüklü miktarda para bulunduğu, dönemin bazı haberlerinde bu miktarın 70 bin liraya kadar çıktığı ileri sürülüyordu. Ancak cesedi bulunduğunda para ortada yoktu. Bu nedenle dört kişinin paraları için öldürülmüş olabileceği değerlendirildi. Başka bir ihtimal ise kaçakçılık hesaplaşmasıydı. Özellikle kimliği ilk aşamada belirlenemeyen maktullerden hareketle cinayetin çevre illerde faaliyet gösteren büyük bir kaçakçılık şebekesi tarafından gerçekleştirilmiş olabileceği üzerinde duruldu. Türkiye gündemini sarsan bu olay için savcılık, cinayetin çözülmesi amacıyla ayrıca özel bir ekip kurdu. Konya ya Emniyet Genel Müdürlüğü nden dedektifler gönderildi. Bu özel ekip, Cinayet Masası Komiseri Sami ile de irtibat hâlindeydi. Şüpheliler sorgulandı, ihbarlar araştırıldı, çevre illerde çalışmalar yapıldı. Bir süre sonra soruşturmanın selameti gerekçesiyle haberlerin yayımlanmasına dahi yasak getirildi. Polis bütün ihtimalleri tek tek araştırıyordu. Ancak kırmızı kamyon çıkmadı. Kaçakçılık bağlantısı kurulamadı. Gözaltına alınanlar katil değildi. Arif in Akşehir de yanında görülen esrarengiz adamdan da sonuç alınamadı. Haydar Kuyusu cinayeti giderek bir faili meçhul dosyaya dönüşüyordu. Aylar boyunca devam eden soruşturma sonuç vermedi. Kuyudan çıkarılan dört kişinin nasıl öldürüldüğü biliniyordu ancak bunu kimin yaptığı ortaya çıkarılamamıştı. Cinayetin üzerinden yaklaşık bir yıl geçti. Dosya kapanmamıştı ama soruşturmayı ileri götürecek yeni bir ipucu da yoktu. Özel ekip de artık gitmişti. Dosya sessizliğe gömülmüştü. Ancak bu dosyayı unutmayan bir kişi vardı. O da Komiser Sami Şengün dü. O dönem teknoloji yoktu. İnternet veya televizyon bile yoktu. Haberler günlük gazetelerden okunarak takip edilirdi. Komiser Sami nin bir özelliği vardı. Her gün bütün gazeteleri didik didik okurdu. O gün de tüm gazeteler önündeydi ve tek tek okurken İstanbul gazetesindeki küçücük bir haber dikkatini çekti. Haberde Konya dan söz edilmiyordu. Haydar Kuyusu ndan da bahsedilmiyordu. Haber yüzlerce kilometre uzaktaki Mersin den geliyordu. Denizden İstanbul plakalı bir otomobil çıkarılmıştı. Bir yıl boyunca Haydar Kuyusu cinayetinin peşinden giden Komiser Sami Şengün ün dikkatini bu haber çekti. Çünkü Şengün olaya yalnızca “Mersin de denize atılmış bir otomobil” olarak bakmadı. Komiserin zihnindeki soru farklıydı: Bir otomobil neden denize atılır? Şengün, Haydar Kuyusu ndaki dört kişinin olay yerine bir araçla getirilmiş olabileceğini düşündü. Katiller, cinayetten sonra kullandıkları otomobili ortadan kaldırmak istemiş olabilirlerdi. Ortada bunu doğrulayacak herhangi bir delil yoktu. Sadece bir polislik sezgisi ve araştırılması gereken bir ihtimal vardı. Ama Sami Şengün o ihtimali görmezden gelmedi. Komiser Sami, bu düşüncesini yetkililerle paylaştı ve onun bu girişimiyle Mersin Emniyet Müdürlüğü ile irtibata geçildi. Denizden çıkarılan otomobilin İstanbul dan çalındığı öğrenilince soruşturmanın çapı genişledi ve Komiser Sami ile ekibinin yolu İstanbul a yöneldi. Komiser Sami, ekibiyle birlikte İstanbul İkinci Şube nin Cinayet Masası ndan bir ekiple bu aracı araştırmaya başladı. Araştırmada otomobilin 1952 model bir Buick olduğu belirlendi. Araç, İstanbul un tanınmış tüccarlarından birine aitti ve 4 Nisan ı 5 Nisan a bağlayan gece İçerenköy deki garajından çalınmıştı. Bu tarih dikkat çekiciydi. Çünkü otomobil Haydar Kuyusu cinayetinden yalnızca günler önce ortadan kaybolmuştu. Yani cesetler 13 Nisan da bulunmuş, otomobil ise 5 Nisan da çalınmıştı. Üstelik otomobilin çalınmasına tanık olan bir kadın vardı. Kadının verdiği bilgiler üzerine polis, Alpan ve Ayhan isimlerine ulaştı. Komiser Sami nin bir gazete haberinden hareketle kurduğu ihtimal artık ilk somut sonuçlarını vermeye başlamıştı. Denizden çıkarılan otomobil ayrıntılı şekilde incelendi. Şoför mahallindeki koltuğun arkalığına sıkışmış boş bir kovan bulundu. Araçtan bir tarak da çıktı. Ancak asıl dikkat çekici bulgu, otomobilin iç kısmında yapılan incelemede elde edildi. İyi bir ışık altında bakıldığında döşeme üzerinde yaklaşık bozuk para büyüklüğünde bir kan lekesi görüldü. İncelemede bunun insan kanı olduğu belirlendi. Artık Komiser Sami nin şüphesi yalnızca bir varsayım değildi. Cinayetten günler önce İstanbul dan çalınan, daha sonra Mersin de denize atılan bir Buick vardı. Otomobilin içinde boş kovan vardı. Üstelik insan kanı bulunmuştu. Bir yıldır karanlıkta kalan Haydar Kuyusu dosyasında ilk kez gerçek bir kapı aralanmıştı. Komiser Sami ve ekibi, otomobilin çalınmasıyla bağlantılı kişilerin peşine düştü. Çalışmalarda Alpan isimli şüpheliye ulaşıldı. Asker olduğu belirtilen Alpan ın firar ettikten sonra yakalandığı tespit edildi. Sorguya alınan Alpan, otomobilin çalınması konusunda kendisine yöneltilen suçlamaları kabul etmedi. Ancak verdiği ifadede soruşturmayı iki önemli isme götürdü: Refet ve Ayhan Tahir. . Polis artık bir yıl önceki gibi onlarca belirsiz şüphelinin peşinde değildi. Elinde bir otomobil ve o otomobille bağlantılı somut isimler vardı. Refet, uzun süren aramaların ardından Bostancı da yakalandı ve Konya ya getirildi. Ayhan Tahir de bulundu. Şüpheliler birbirlerinden ayrı sorgu odalarına alındı. Polis aynı çalışma kapsamında hırsızlık ve kaçakçılık suçlarından aranan yaklaşık 10 kişiyi daha yakaladı. Ancak Haydar Kuyusu soruşturmasının merkezinde artık Refet ile Ayhan vardı. Sorgular uzadı. İki şüphelinin anlatımları karşılaştırıldı. Elde edilen bulgular önlerine konuldu. Sonunda dirençleri kırıldı. Refet ile Ayhan Tahir, Haydar Kuyusu nda bulunan dört kişiyi öldürdüklerini itiraf etti. Diğer iki kurbanın isimleri de Kerim ile Vefa olduğu tespit edildi. Yaklaşık bir yıldır çözülemeyen cinayet artık aydınlatılmıştı. Fakat şüphelilerin cinayetin nasıl işlendiğine ilişkin anlatacakları, soruşturmayı yürüten polislerin karşısına çok daha ürpertici bir tablo çıkaracaktı. Refet ve Ayhan ın ifadelerine göre ikili, İzmir den yola çıktıktan sonra Afyon a uğradı. Burada bir lokantada yemek yerken Kerim ve Vefa isimli iki hırdavatçıyla tanıştılar. Kerim ile Vefa Konya ya gidiyordu. Refet ve Ayhan da aynı istikamete gideceklerini söyleyerek iki adamı otomobile aldı. Saat 22.00 sıralarında Akşehir e ulaştıklarında bu kez fabrikatör Arif ile ortağı Osman la karşılaştılar. Arif ile Osman da otomobile bindi. Böylece Buick te Refet ve Ayhan la birlikte, daha sonra Haydar Kuyusu nda cesetleri bulunacak 4 kişi vardı. Yolculuk sırasında Osman Yeşilöz otomobilde bir gariplik olduğunu fark etti. Buick düz kontakla çalıştırılıyordu. Osman ın bundan şüphelenmesi Refet ile Ayhan ı tedirgin etti. İfadelerine göre iki şüpheli, yolcuların dikkatini dağıtmak amacıyla içki içip esrar çekmeye başladı. Ancak artık Refet ile Ayhan ın kafasında başka bir düşünce vardı. Yanlarındaki dört kişinin otomobilin çalıntı olduğunu anladıklarını düşünüyorlardı. Yakalanmaları hâlinde otomobil hırsızlığından polisin karşısına çıkacaklardı. Bunun üzerine dört yolcuyu ortadan kaldırmaya karar verdiler. Sarayönü nü geçtikten sonra Ayhan, otomobilin lastiğinin patladığını söyleyerek aracı durdurdu. Refet tabancasını çıkardı. İfadelerine göre ilk olarak Vefa vuruldu. Ardından Kerim öldürüldü. Daha sonra Arif ile Osman otomobilden indirildi. Osman kaçmaya çalıştı ancak kurtulamadı. Kısa süre içerisinde otomobilde yolculuk yapan dört kişinin tamamı öldürülmüştü. Refet ile Ayhan cesetleri hemen bulundukları yerde bırakmadı. Otomobile tekrar bindiler ve yaklaşık 200-300 metre ilerleyerek Haydar Kuyusu nun önünde durdular. Dört cesedi araçtan indirip kuyunun içine attılar. Şüphelilerin ifadelerine göre öldürdükleri kişilerin üzerlerinden yaklaşık 9 bin lira ile kol saatlerini aldılar. Dört kişinin üzerlerini, kendilerini ele verecek herhangi bir belge ya da iz kalıp kalmadığını anlamak için yeniden aradılar. Ardından Haydar Kuyusu ndan uzaklaştılar. Ancak ortada temizlenmesi gereken bir şey daha vardı: Buick. Cinayet sırasında otomobilin içine kan bulaşmıştı. Refet ile Ayhan, Beyşehir e gittikten sonra göl kenarında durdu. Üzerlerindeki ve otomobilin içindeki kan izlerini temizlemeye çalıştılar. Ardından yollarına devam ederek Mersin e ulaştılar. Cinayetin kendilerine ulaşmasını sağlayabilecek en önemli delil otomobildi. Bu nedenle Buick i de ortadan kaldırmaya karar verdiler. Mersin de Kızkalesi karşısında otomobili denize attılar. Böylece İstanbul dan çaldıkları ve dört kişinin öldürülmesinde kullandıkları aracın Akdeniz in dibinde sonsuza kadar kaybolacağını düşündüler. Refet daha sonra trenle İstanbul a döndü. Ayhan ise Bursa ya gitti. Aradan aylar geçti. Polis başka ihtimallerin peşinde koşarken iki şüpheli yakalanmadı. O döneme göre cinayetin planı neredeyse kusursuz işlemişti. Ancak hesaba katmadıkları tek şey, Konya daki bir cinayet polisi ile Mersin de denizin dibinden çıkarılan bir otomobil arasındaki yüzlerce kilometrelik bağlantıydı. Komiser Sami Şengün ün bir İstanbul gazetesinde okuduğu birkaç satırlık haberle başlayan araştırması, Mersin den İstanbul a, İstanbul dan şüphelilere. Haydar Kuyusu ndan da bahsedilmiyordu. Cinayetin çözümündeki dikkat çekici nokta, Komiser Sami nin elinde başlangıçta otomobili cinayetle ilişkilendiren herhangi bir somut delil bulunmamasıydı. Denize atılan bir otomobilin başlı başına olağan dışı olduğunu düşündü ve bunun nedenini araştırdı. Araştırdıkça parçalar birbirine oturdu. Çalıntı Buick. . Cinayetten hemen önce kaybolması. . Otomobildeki boş kovan. . Döşemedeki insan kanı. . Ardından otomobil hırsızlığıyla bağlantılı isimler. . Ve sonunda gelen itiraflar. Haydar Kuyusu nda bulunan dört cesedin sırrı, yaklaşık bir yıl sonra Komiser Sami Şengün ün dikkati ve ısrarlı takibi sayesinde çözüldü. Komiser Sami Şengün ün Haydar Kuyusu cinayetini çözüme götüren sıra dışı bağlantısı, dönemin önemli kalemlerinden Peyami Safa nın da dikkatini çekti. Ünlü gazeteci ve yazar Peyami Safa, 9 Haziran 1957 de Milliyet teki “Objektif” köşesinde Konya cinayetini ele aldı. Safa, katillerin geride neredeyse hiçbir iz bırakmadığı olayda Şengün ün Mersin de denizden çıkarılan otomobille Haydar Kuyusu cinayeti arasında bağlantı kurmasını özellikle vurguladı. Safa ya göre çalıntı bir Buick in “boş bir sardalya kutusu gibi denize atılması” sıradan bir olay değildi. Safa ya göre çalıntı bir Buick in “boş bir sardalya kutusu gibi denize atılması” sıradan bir olay değildi ve mutlaka önemli bir nedeni olmalıydı. Yazısında Konya, İstanbul ve Mersin polislerinin çalışmalarını da öven Peyami Safa. Komiser Sami Şengün için şu ifadeyi kullandı: “Başta Sami Şengün, hepsini hararetle tebrik ederim. ” *Temsili fotoğraf, yapay zekayla oluşturulmuştur