· TRT Kültür
Çorum’un Boğazkale ilçesindeki Hattuşa Antik Kenti’nde kazılar 120’nci yılında Türkiye ve dört farklı ülkeden 55 bilim insanının katılımıyla başladı.
Anadolu'nun ilk medeniyetlerinden Hatti ve Hititlerin kültürel mirasının bulunduğu, milattan önce 6 binli yıllardan izler taşıyan Hattuşa Ören Yeri, UNESCO Dünya Kültür Mirası ve Dünya Belleği listelerinde yer alıyor.
Anadolu'nun ilk medeniyetlerinden Hatti ve Hititlerin kültürel mirasının bulunduğu, milattan önce 6 binli yıllardan izler taşıyan Hattuşa Ören Yeri, UNESCO Dünya Kültür Mirası ve Dünya Belleği listelerinde yer alıyor.
Çorum ilinin 80 kilometre güneybatısında bulunan Boğazkale ilçesinde yer alan Hattuşa Antik Kenti, 7 kilometre uzunluğunda surlarla çevrilidir ve yaklaşık 2 kilometrekarelik bir yerleşim alanına sahiptir.
Kültür ve Turizm Bakanlığının Geleceğe Miras Projesi kapsamında, Alman Arkeoloji Enstitüsünce yürütülen kazılarda, Hitit medeniyetine yaklaşık 450 yıl başkentlik yapan Hattuşa Antik Kenti'nin Kalkolitik Çağ, Hitit öncesi, Hitit dönemi, Demir Çağı, Galat dönemi, Bizans dönemi ve Roma dönemine ait kalıntıları gün yüzüne çıkarılıyor.
Kültür ve Turizm Bakanlığının Geleceğe Miras Projesi kapsamında, Alman Arkeoloji Enstitüsünce yürütülen kazılarda, Hitit medeniyetine yaklaşık 450 yıl başkentlik yapan Hattuşa Antik Kenti'nin Kalkolitik Çağ, Hitit öncesi, Hitit dönemi, Demir Çağı, Galat dönemi, Bizans dönemi ve Roma dönemine ait kalıntıları gün yüzüne çıkarılıyor.
Prof. Dr. Andreas Schachner başkanlığında 2006’dan itibaren sürdürülen çalışmalara bu yıl Türkiye’nin yanı sıra Almanya, İtalya, Macaristan ve Amerika Birleşik Devletleri’nden arkeoloji, jeoloji, jeomorfoloji, mimari, filoloji ve arkeozooloji alanlarında uzmanlar katılmaktadır.
Bu uzmanlar, Türkiye’nin arkeoloji literatürüne önemli katkılar sağlamaktadır.
Schachner, kazılarda farklı disiplinlerden 55 bilim insanı ve öğrenciyle birlikte yerel halktan 105 işçinin görev yaptığını açıkladı.
Schachner, Osmanlı Müze-i Hümayun döneminde 1906’da başlayan bilimsel kazıların 1931’e kadar sadece 4 yıl yapılabildiğini, o tarihten sonra Kültür ve Turizm Bakanlığının izniyle Alman Arkeoloji Enstitüsünün çalışmalarını sürdürdüğünü belirtti.
Bu yıl bilim insanları ve işçilerle birlikte 150’den fazla kişinin Hattuşa’da çalıştığını bildiren Schachner, her sezon birçok ülkeden uzman ve öğrencilerin kazı alanında bulunduğunu söyledi.
Arkeolojinin çeşitli dallarının yanı sıra antropoloji, jeoloji, jeomorfoloji, mimarlık, filoloji uzmanları, hayvan kemikleriyle ilgilenen uzmanlar var ekipte.
Kimya, fizik analizleri, fen bilimlerinden analizler çok büyük önem arz etmekte.
Schachner, bu süreci büyük bir bulmaca benzetmesiyle açıklayarak, ham verilerin çıkarıldığını ve birçok kişinin bir arada çalışarak parçaları birleştirdiğini dile getirdi.
İnsanların farklı ülkelerden kazı için Hattuşa'ya gelmesinin birçok sebebinin olduğuna işaret eden Schachner, şunları kaydetti: "Hattuşa, 400 yıldan fazla süre Hititlerin başkenti olan bir yer.
İlk yerleşik hayatın ve ilk tarımın yapıldığı bölgede milattan önce 5500’den itibaren günümüze kadar olan süreci karşılaştırmalı olarak aydınlatabildiklerini söyleyen Schachner, ağırlığın Hitit döneminde olsa da alanın çok katmanlı bir yapıya sahip olduğunu kaydetti.
Dönemin insanlarının içinde yaşadığı ekosistemden yaptıkları malzemelere, araç gereçlere, yaşam tarzlarına kadar kültürleri birbiri ile karşılaştırarak Anadolu'nun bu köşesinin kültürel tarihini bir bütün olarak ortaya çıkarmaya çalışıyoruz." Bu yıl Hattuşa'da 5 ayrı noktada bilimsel kazı yürütüldüğünü aktaran Schachner, "Amacımız elimizdeki mozaiğe yeni parçalar ekleyerek tarihsel süreci daha iyi anlamak ve pekiştirmek.
Bu yıl Hattuşa’da 5 ayrı noktada kazı yürütüldüğünü aktaran Schachner, amaçlarının mevcut mozaik tabloya yeni parçalar ekleyerek tarihsel süreci daha iyi anlamak ve pekiştirmek olduğunu söyledi.
Toprağın altında ne olduğunu doğrudan göremediklerini dile getiren Schachner, bölgenin jeolojisinin oldukça karmaşık olduğunu ve jeofizik çalışmaların burada iyi sonuç vermediğini belirtti.
Alanın yüzde 20-30'u kayalık ya da erozyon nedeniyle aşınmış.
Geriye kalan yüzde 20’lik henüz incelenmemiş alan üzerinde çalıştıklarını sözlerine ekledi.
Kaynak: TRT Kültür · Derleyen: Elif Aktürk