· Dünya Gazetesi
Çin’in dev üretimi güneş paneli fiyatlarını watt başına yaklaşık 12 sente kadar indirdi. Evler ve şirketler şebekeden elektrik almak yerine kendi üretimine yönelirken, dağıtım şirketleri gelir kaybı ve büyüyen altyapı faturasıyla karşı karşıya kaldı.
Bu dönüşüm tüketici açısından daha ucuz elektrik anlamına gelirken, geleneksel elektrik şirketleri açısından çok daha karmaşık bir tablo ortaya çıkarıyor. Şebekeden satın alınan elektrik miktarı azalıyor ancak elektrik hatlarının, trafo merkezlerinin ve diğer altyapının bakım maliyetleri ortadan kalkmıyor.
Çin'in küresel güneş paneli üretimindeki ağırlığı, son yıllarda fiyatları keskin biçimde aşağı çekti. Uluslararası piyasalarda güneş panellerinin maliyeti yaklaşık watt başına 12 dolar sente kadar gerilerken. Daha önce büyük sermaye gerektiren elektrik üretimi çok daha geniş bir kullanıcı kitlesinin ulaşabileceği hale geldi.
Uluslararası Enerji Ajansı verilerine göre 2025 yılında dünya genelinde 600 gigavattan fazla yeni güneş enerjisi kapasitesi devreye girdi. Böylece toplam güneş enerjisi kapasitesi yaklaşık 2,8 teravata ulaştı.
Özellikle ev, fabrika, mağaza ve diğer işletmelerin tüketim noktasında kurduğu dağıtık güneş sistemlerindeki büyüme dikkat çekiyor. Bu sistemlerin küresel kapasitesinin yaklaşık 1,2 teravata ulaştığı hesaplanıyor.
Güneş enerjisindeki dönüşümün elektrik şirketleri açısından en kritik sonucu, en fazla elektrik tüketen müşterilerin şebekeden aldığı elektriği azaltması.
Sanayi şirketleri, alışveriş merkezleri ve yüksek gelirli haneler kendi üretim sistemlerini kurdukça elektrik şirketlerinin sattığı enerji miktarı düşüyor. Buna karşın elektrik şebekesinin sabit maliyetleri büyük ölçüde devam ediyor.
Elektrik direkleri, trafo merkezleri, iletim ve dağıtım hatları ile sistem güvenliğinin korunması için yatırım yapılması gerekiyor. Ancak bu maliyetleri karşılayan müşteri tabanı küçüldüğünde şirketler için finansman problemi ortaya çıkıyor.
Ekonomi literatüründe bu süreç "elektrik şirketi ölüm sarmalı" olarak tanımlanıyor. Şirketler gelir kaybını telafi etmek için tarifeleri yükselttiğinde daha fazla tüketici güneş enerjisine geçiyor, bu da şebeke satışlarını yeniden azaltıyor.
Sorunun en belirgin görüldüğü ülkelerden biri Pakistan. Yüksek elektrik fiyatları ve sık yaşanan kesintiler, milyonlarca tüketiciyi çatı tipi güneş enerjisine yöneltti.
Özellikle sanayi şirketleri ve yüksek tüketimli haneler şebekeden aldıkları elektriği hızla azaltırken, elektrik sisteminin sabit maliyetleri daha az tüketiciye bölünmeye başladı.
Bu yapı devam ettiğinde şebekede kalan tüketicilerin daha yüksek elektrik tarifeleriyle karşılaşması riski bulunuyor. Fiyatların yükselmesi ise yeni tüketicileri güneş enerjisine geçmeye teşvik ederek aynı döngüyü güçlendirebiliyor.
Benzer tartışma Güney Afrika'da da yaşanıyor. Çatı güneşi ve özel elektrik üretiminin yaygınlaşması, ülkenin geleneksel elektrik şirketlerinin gelir modelini yeniden düşünmesini zorunlu hale getiriyor.
Sorun yalnızca para değil. Elektrik sistemlerinin büyük bölümü elektriğin büyük santrallerden tüketiciye doğru tek yönde aktığı dönemlerde tasarlandı.
Çatı güneşi ise bu sistemi tersine çeviriyor. Milyonlarca küçük üretici günün belirli saatlerinde elektrik üretip fazla enerjiyi şebekeye gönderebiliyor.
Bu durum gerilim dalgalanmaları, üretimin tahmin edilmesi ve şebeke dengesinin korunması gibi yeni teknik sorunlar yaratıyor. Güneş üretiminin yüksek olduğu öğle saatlerinde elektrik fazlası oluşabilirken, güneş battığında tüketicilerin yeniden şebekeye dönmesi kısa sürede büyük talep yaratabiliyor.
Bu nedenle batarya depolama sistemleri, akıllı sayaçlar, yapay zekâ destekli şebeke yönetimi. Bu nedenle batarya depolama sistemleri, akıllı sayaçlar, yapay zekâ destekli şebeke yönetimi ve saatlere göre değişen elektrik tarifeleri yeni sistemin önemli parçaları haline geliyor.
Güneş panelindeki fiyat düşüşünün durması beklenmiyor. Uluslararası Enerji Ajansı, 2030'a kadar dünyada kurulacak yeni yenilenebilir enerji kapasitesinin yaklaşık yüzde 80'inin güneş enerjisinden gelmesini bekliyor.
Dağıtık güneş sistemlerinin bu büyümenin yaklaşık yüzde 42'sini oluşturacağı tahmin ediliyor.
Bu tablo enerji sektöründeki temel soruyu da değiştiriyor. Tartışma artık yalnızca "güneş elektriği ne kadar ucuzlatacak? " sorusundan ibaret değil.
Asıl mesele, elektriğini kendi üreten milyonlarca tüketicinin bulunduğu bir sistemde şebekenin bakım ve yatırım faturasını kimin ödeyeceği.
Türkiye açısından da dağıtık üretimin büyümesi, önümüzdeki dönemde elektrik şebekelerinin güçlendirilmesi, depolama yatırımları. Türkiye açısından da dağıtık üretimin büyümesi, önümüzdeki dönemde elektrik şebekelerinin güçlendirilmesi, depolama yatırımları ve tarife modelinin nasıl kurulacağı konularını daha önemli hale getirebilir.