Eskişehir’de pişmiş toprak geleneği 18’inci kez sanatla buluştu

· Cumhuriyet

Eskişehir’de pişmiş toprak geleneği 18’inci kez sanatla buluştu

Eskişehir’in kiremit ve pişmiş toprakla şekillenen kent hafızası, 18’inci Uluslararası Eskişehir Pişmiş Toprak Sempozyumu ile bir kez daha sanatla buluştu. 2-6 Eylül tarihleri arasında düzenlenen sempozyum, beş gün boyunca sanat, kültür, müzik, çocuk etkinlikleri ve sosyal buluşmalara ev…

Bütün Cumhuriyet arşivi her yerde ve her an yanınızda! İster telefondan, ister bilgisayardan. Cumhuriyet Arşiv 1930 Yılından Bugüne 5.485.115+ Haber Kupürü App Store Google Play 50 BİN + İndirme Size En Uygun Paketi Seçin 4.5 değerlendirme Abonelik Seçeneklerini İnceleyin Edebiyatın. Kültürün Nabzı Kitap dünyasına açılan kapınızı aralayın! En sevdiğiniz kitapları indirimli fiyatlarla keşfedin ve hayal gücünüzü genişletin.

İlk kez 2001 yılında düzenlenen Pişmiş Toprak Sempozyumu, bugüne kadar yüzlerce sanatçıyı Eskişehir'de buluşturdu. Bugüne kadar 159 Türk ve 69 yabancı olmak üzere toplam 228 sanatçı etkinliğe katıldı. Sanatçıların çalışmaları sonucunda 244 pişmiş toprak heykel ile üç kolektif eser kente kazandırıldı. Sempozyum kapsamında bugüne kadar 400'ü aşkın bilimsel bildirinin yayımlandığı belirtildi. Sempozyum kapsamında bugüne kadar 400'ü aşkın bilimsel bildirinin yayımlandığı belirtildi.Bu yılki etkinlikte Türkiye'den Ayşegül Veryeri, Ercan Dural, Tuba Önder, Nilgün Salur, Özgür Yıldız ve Ümit Gürsoy'un yanı sıra Japonya'dan Mariko Okubo ve Fransa'da yaşayan Çinli sanatçı Yin Chang yer aldı. Sempozyum kapsamında bugüne kadar 400'ü aşkın bilimsel bildirinin yayımlandığı belirtildi.Bu yılki etkinlikte Türkiye'den Ayşegül Veryeri, Ercan Dural, Tuba Önder, Nilgün Salur, Özgür Yıldız ve Ümit Gürsoy'un yanı sıra Japonya'dan Mariko Okubo ve Fransa'da yaşayan Çinli sanatçı Yin Chang yer aldı. Sanatçılar, çalışmalarını Eskişehir çamuruyla gerçekleştirdi. Sempozyumun eski sanat danışmanı Prof. Bilgehan Uzuner de etkinliğe konuk olarak katıldı.

Pişmiş Toprak Sempozyumu, sanat üretiminin yanı sıra kent belleğinde iz bırakan isimleri yaşatan bir vefa projesi olarak da sürdürülüyor. 2010 yılında gerçekleştirilen 4'üncü sempozyum, uçak kazasında yaşamını yitiren arp sanatçısı Fatma Ceren Necipoğlu anısına düzenlendi. Sonraki yıllarda Ergin Orbey, Müşfik Kenter, Güngör Dilmen, Taciser Sivas, Gülay Kanatlı, Firuz Kanatlı, Ali Rıza Karık, Melih Savaş, Barış Özaydemir, Fethi Heper, Füruz Karık, Orhan Erpek ve Ferdi Zeyrek gibi isimler de sempozyumlarda anıldı. Sonraki yıllarda Ergin Orbey, Müşfik Kenter, Güngör Dilmen, Taciser Sivas, Gülay Kanatlı, Firuz Kanatlı, Ali Rıza Karık, Melih Savaş, Barış Özaydemir, Fethi Heper, Füruz Karık, Orhan Erpek ve Ferdi Zeyrek gibi isimler de sempozyumlarda anıldı. 2026 yılı sempozyumu ise 13 Mart 2026'da hayatını kaybeden Prof. Dr. İlber Ortaylı anısına gerçekleştirildi.

Sempozyumun dikkat çeken çalışmalarından biri de her yıl farklı bir temayla hazırlanan kolektif eserler oldu. 2021'de düzenlenen 14'üncü sempozyumda, pandemi döneminde yaşamını yitiren sağlık çalışanlarına ithaf edilen "Varlığınız Sağlığımız Anıtı" kente kazandırıldı. 57 sanatçının elinden çıkan 450 eserin bir araya gelmesiyle oluşturulan anıtın ardından, Cumhuriyet'in 100'üncü yılına armağan edilen 16'ncı sempozyumda 25 Türk sanatçının hazırladığı. 60 dilimden oluşan "Sonsuz Cumhuriyet Anıtı" ortaya çıktı. 17'nci sempozyumda ise Friglerden günümüze ulaşan Yazılıkaya, dokuz sanatçı tarafından çağdaş sanatın diliyle yeniden yorumlandı. Bu yılın kolektif eserinin teması ise Atatürk ve çocuklar oldu. Çocukların doğrudan üretim sürecine katıldığı eserde, kendi elleriyle hazırladıkları çiçekler de anıtın bir parçası haline getirildi. Eserle Atatürk'ün çocuklara duyduğu sevginin, Cumhuriyet'i yeni kuşaklara emanet etmesinin ve çocukların Cumhuriyet ile sanat arasında doğrudan bağ kurmasının anlatılması amaçlandı. Eskişehir'in çocuklarına ve geleceğine bırakılan bir Cumhuriyet eseri olarak değerlendirilen sempozyuma bu yıl toplam 35 kurum, kuruluş ve marka katkı sundu. Sempozyumda üretilen eserlerin depolarda tutulmak yerine park, meydan. Diğer kamusal alanlarda halkın kullanımına ve beğenisine sunulması ise etkinliğin kentle kurduğu bağı güçlendiriyor. Böylece Eskişehir'in pişmiş toprak geleneği, yalnızca geçmişin bir mirası olarak değil. Böylece Eskişehir'in pişmiş toprak geleneği, yalnızca geçmişin bir mirası olarak değil, kentin günlük yaşamında varlığını sürdüren yaşayan bir kültür olarak geleceğe taşınıyor.