· FikirPilot
Emekli Amiral Türker Ertürk, üç yıl önceki televizyon programındaki sözleri nedeniyle “basın yayın yoluyla halk arasında korku. Panik yaratmak amacıyla tehdit” suçlamasıyla açılan davanın ilk duruşmasında hakim karşısına çıktı. Bakırköy 5, asliye Ceza Mahkemesi’ne cezaevinden SEGBİS aracılığıyla…
Emekli Amiral Türker Ertürk, üç yıl önceki televizyon programındaki sözleri nedeniyle “basın yayın yoluyla halk arasında korku. Emekli Amiral Türker Ertürk, üç yıl önceki televizyon programındaki sözleri nedeniyle “basın yayın yoluyla halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit” suçlamasıyla açılan davanın ilk duruşmasında hakim karşısına çıktı. Bakırköy 5. Asliye Ceza Mahkemesi’ne cezaevinden SEGBİS aracılığıyla katılan Ertürk’ün dört avukatı da duruşmada hazır bulundu. Ertürk, suçlamaları reddederek tahliye ve beraat talep etti; mahkeme tutukluluğun devamına karar verdi.
İddianamede, 2023 Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesindeki yayında iktidar değişiminin “acılı ama acısız” olacağını söylediği, Yüksek Seçim Kurulu’nun hukuka. İddianamede, 2023 Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesindeki yayında iktidar değişiminin “acılı ama acısız” olacağını söylediği, Yüksek Seçim Kurulu’nun hukuka ve vicdana göre karar vermesi gerektiğini belirttiği ve aksi halde sorunlar yaşanabileceğini ifade ettiği aktarıldı. Ertürk, görüntülerin 9 yıl ve 3,5 yıl önceki iki programdan alındığını, bağlamından koparılıp kırpıldığını ve montajlandığını savundu. Sözlerinin siyasi değerlendirme ve öngörüler olduğunu belirten Ertürk, somut bir tehdit ya da korku yaratılmadığını söyledi.
Dosyanın merkezindeki mesele, bir televizyon yayınında kullanılan siyasi değerlendirmelerin halk arasında korku ve panik yaratmaya yönelik somut tehdit sayılıp sayılamayacağıdır. Savunmanın görüntülerin farklı tarihlerdeki programlardan alınıp montajlandığı iddiasını öne çıkarması, mahkemenin yalnızca sözlerin içeriğini değil, yayın bağlamını. Savunmanın görüntülerin farklı tarihlerdeki programlardan alınıp montajlandığı iddiasını öne çıkarması, mahkemenin yalnızca sözlerin içeriğini değil, yayın bağlamını ve aktarım biçimini de değerlendirmesini gerektiriyor. Bu yönüyle dava, siyasi öngörü ile cezai sorumluluk arasındaki sınırın somut bir dosyada nasıl ele alındığını gösteriyor. Tutukluluğun sürmesi, beraat ve tahliye taleplerinin henüz karşılık bulmadığını ortaya koyarken. Tutukluluğun sürmesi, beraat ve tahliye taleplerinin henüz karşılık bulmadığını ortaya koyarken, açık kalan temel soru sözlerin bağlamıyla birlikte tehdit suçunun unsurlarını karşılayıp karşılamadığıdır.