· Cumhuriyet
Arsızlık, adaletsizlik, edepsizlik, süper çekirgelik, süper zamlar, zamlar, yoksulluk, kazalar, “Bir şey olmaz abicim” nedenli pisi pisine karada, denizde. Galiba, havada kazalar ve ölümler.
Bütün Cumhuriyet arşivi her yerde ve her an yanınızda! İster telefondan, ister bilgisayardan. Cumhuriyet Arşiv 1930 Yılından Bugüne 5.485.115+ Haber Kupürü App Store Google Play 50 BİN + İndirme Size En Uygun Paketi Seçin 4.5 değerlendirme Abonelik Seçeneklerini İnceleyin Edebiyatın. Kültürün Nabzı Kitap dünyasına açılan kapınızı aralayın! En sevdiğiniz kitapları indirimli fiyatlarla keşfedin ve hayal gücünüzü genişletin.
Takip Et: Paylaş: Menü Giriş Yap Kayıt Ol eGazete Giriş Okuma Listem Gündem Yazarlar Çizerler Resmi İlanlar Oyun Siyaset Ekonomi Dünya Spor Yaşam Cumhuriyet'in Egesi Kültür Sanat Cumhuriyet Pazar Sürdürülebilirlik Cumhuriyet Kitap Gurme Sağlık Bilim ve Teknoloji Moda Eğitim Gezi Çevre Otomotiv İş Dünyası Kategoriler Astroloji Uygulamalar Hava Durumu Namaz Vakitleri --> Durum umutsuz ama ciddi değil. Takip Et: Paylaş: Menü Giriş Yap Kayıt Ol eGazete Giriş Okuma Listem Gündem Yazarlar Çizerler Resmi İlanlar Oyun Siyaset Ekonomi Dünya Spor Yaşam Cumhuriyet'in Egesi Kültür Sanat Cumhuriyet Pazar Sürdürülebilirlik Cumhuriyet Kitap Gurme Sağlık Bilim ve Teknoloji Moda Eğitim Gezi Çevre Otomotiv İş Dünyası Kategoriler Astroloji Uygulamalar Hava Durumu Namaz Vakitleri --> Durum umutsuz ama ciddi değil. Cumhuriyete Özel Kayıt Ol Giriş Yap --> Takip Et: Paylaş: Ahmet Tan Son Köşe Yazıları Durum umutsuz ama ciddi değil. 06.09.2026 04:00 Güncellenme: 06.09.2026 04:00 Takip Et: Arsızlık, adaletsizlik, edepsizlik, süper çekirgelik, süper zamlar, zamlar, yoksulluk, kazalar, "Bir şey olmaz abicim" nedenli pisi pisine karada, denizde ve havada kazalar ve ölümler... Arsızlık, adaletsizlik, edepsizlik, süper çekirgelik, süper zamlar, zamlar, yoksulluk, kazalar, “Bir şey olmaz abicim” nedenli pisi pisine karada, denizde ve havada kazalar ve ölümler... . Çok yemişlik ve dört bölümlü midenin ikrarı olan geviş getirerek adalete alenen meydan okumalar. . Bunlar yenilir yutulur gerçekler değildir. Sonu da pek iyi değildir.
Çözüm, Külliye çatısı altında ve mizahtadır! Mizah "şaka ve latife yapmak" anlamında Arapça, "müzâh"ın dilimize uydurulmuş halidir. Ve epeydir mayın tarlasında yürümekten risklidir
Bir "iddianağme "ye yan basmamak için tırnak açıp devam edelim:
"Mizahın özü şaka sayesinde duygu patlamasının önüne geçmektir. Gerçeklerin sebep olduğu acılara boyun eğmeyen mizah, cemaat (toplum) kimliğini dile getirme biçimlerinden biridir. Zulme dayanan yönetimlere karşı aşağı tabakalardan gelen bir direniş biçimidir.
Mizah, düşünceleri şaka ve nüktelerle süsleyerek anlatan söz ve yazı çeşidi. Zaman içinde daha ağır türleri de içeren bir terim haline geldi.
Mizahta temel hedef güldürme ise de çok defa güldürmenin altında fert. Mizahta temel hedef güldürme ise de çok defa güldürmenin altında fert ve toplumdaki aksaklıkları, çirkinlikleri eleştirme ve iğneleme, düzeltme amaçları da gizlidir.
Kin ve intikam duygusundan kaynaklanmayan mizahta küçük düşürme amacı yoktur; daha ağır şekilleri olan istihzada. Kin ve intikam duygusundan kaynaklanmayan mizahta küçük düşürme amacı yoktur; daha ağır şekilleri olan istihzada ise hedef, üstü örtülü ve iğneleyici alaydır.
Mizah halk zekâsının ürettiği bir savunma aracı olup gülünç hikâye ve fıkraların en az saldırgan olan biçimine dayanır.
Mizahın kaynağı, ifadenin katı sınırlarının kelime oyunu ve sözlü şaka türleriyle aşılmasından doğan komikliktir. (…)
Kuran'ın tefekkürü emredip alayı ve hicvi yasakladığı, İslâm ahlakının ağır başlılık ve vakarı temel ilkeler kabul ettiği bilinmektedir. Bazılarına göre ideal Müslüman tipi fazla gülmeyen, daima ölümü hatırlayarak hüzünlü duran kimsedir. Bununla birlikte Hz. Peygamber 'in şaka yapmayı tasvip ettiğini, kendisinin de şaka yaptığını gösteren rivayetler vardır.
Ayrıca Hz. Ali' nin, ' Kalpler de bedenler gibi yorulur, onları hikmetli sözlerle dinlendirin, şaka yapan yaşlanmaz' dediği bilinmektedir. "
Bu satırlar Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi'nin "MİZAH" maddesinden aynendir! Devamı da vardır:
"Şakalarında doğruluğu ve zarafeti ilke edinen Hz. Peygamber'in mizah üsluplarından biri 'tahsîlü'l-hâsıl' (malum-u ilam-boş yineleme) adı verilen, herkesçe bilinen gerçeklerin kinaye yoluyla ilginç bir biçimde ifade edilmesi şeklindedir.
Mizahının birçoğu kinaye veya tevriye (çift anlamlı sözcük) sanatına dayanır. Bir yolculukta birkaç kişinin, eşyalarını taşıması için üzerine yüklediği Sefîne adlı bir hizmetçiye, 'İşte şimdi gerçekten sefine (gemi) oldun' demesi gibi. "
Külliye'ye bağlı Türkiye Diyanet Vakfı belli ki "nüktedan meşrep" bir vakıf. İlahiyatçı Esra Düzce Baş'a "Peygamberimizin Hayatında Mizah" konulu bir kitap yazdırmış. (Ankara 2021)
Kitabın ana fikri aslında oldukça berrak: Hz. Muhammed'in yaşamında mizah vardır fakat mizah başıboş değildir. Gülümsetir, yakınlaştırır, teselli eder, bazen eğitir ama yalanı, korkutmayı, aşağılamayı. Muhammed'in yaşamında mizah vardır fakat mizah başıboş değildir.Gülümsetir, yakınlaştırır, teselli eder, bazen eğitir ama yalanı, korkutmayı, aşağılamayı ve kırmayı mizah adına meşrulaştırmaz. Yazar da rivayetleri bu "meşru mizahın sınırları" çerçevesinde ele alıyor.
Bir sahabe Hz. Peygamber'in kendisiyle şakalaştığını ve bir defasında ona "İki kulaklı! " diye seslendiğini anlatır. Bu söz, hakaret değildir; herkesin zaten iki kulağı vardır.
Espri, bilinen gerçeği beklenmedik biçimde söylemekten doğar. TDV İslâm Ansiklopedisi de Peygamber'in mizahında bu tür kinaye ve tevriyenin (çift anlamlı sözcük) önemli yer tuttuğunu belirtir.
Bu nokta önemli: Muhatabın zaafı aspirinin hammaddesi yapılmıyor. Bugünkü mizahın bir bölümünde ise tam tersine, en kolay malzeme fiziki özellik, aksan, yoksulluk, cehalet yahut kişisel kusur oluyor.
Şaka var fakat yalan yok. Sosyal medyada sahte haberle insanları kandırmak, gizli kamerayla korkutmak. Sosyal medyada sahte haberle insanları kandırmak, gizli kamerayla korkutmak, birini topluluk önünde rezil edip ardından "Prank yaptık" demek; mizah değil, mizah kılığında eziyettir. Mizah yalnız eğlenmek için değildir; bazen söylenmesi güç bir hakikat. Mizah yalnız eğlenmek için değildir; bazen söylenmesi güç bir hakikat, latifeyle daha kolay anlatılabilir; bazen muhatabın yanlışı yüzüne vurulmadan kendisine fark ettirilebilir. Bu da mizahın "eğitici misyonu"dur
Bu yaklaşım, bizim kadim "taşlama" geleneğimizle de ilginç biçimde buluşuyor. İyi mizahın taşı vardır ama hedefi insanın kafası değil, yanlışın kendisidir.
Hz. Peygamber'in "iki kulaklı" latifesi ile yine de devet ve siyaset büyüklerinin mizah eşiğini test etme zamanı değil!
Son iki gün içinde izlediğimiz beş ilginç film, anlamlı bir bütün oluşturdu.
Cumhuriyet Rejimi’miz Anayasa’mızda, Demokratik, Laik ve Sosyal Hukuk Devleti olarak tanımlanmıştır.
Arapça kökenli bir sözcük olan tekzip, anlam olarak yalanlama veya düzeltme demektir ama aynı zamanda bir tür itiraftır!
Silivri Cezaevi’nin yeni yapılan devasa salonundayım, arkadaşlara soruyorum, heyet nerede, diye.
Cumhuriyete karşı nefretlerini yeniden rahatça sergilemek için sırada bekliyorlardı; PKK açılımıyla hepsi ortalığa saçıldı.
Türkiye’nin kişi başına geliri 2025 yılında 18 bin 40 dolara yükseldi.
Dev boyutlarda, özenli, dikkatli, nitelikli bir sergi olacağını biliyordum.
Canım Şükran’ım ölüm haberini aldığımdan beri perişanım, sana bir sır vereyim; ilk kez kendi ölümümü düşündüm.
Arsızlık, adaletsizlik, edepsizlik, süper çekirgelik, süper zamlar, zamlar, yoksulluk, kazalar, “Bir şey olmaz abicim” nedenli pisi pisine karada, denizde. Arsızlık, adaletsizlik, edepsizlik, süper çekirgelik, süper zamlar, zamlar, yoksulluk, kazalar, “Bir şey olmaz abicim” nedenli pisi pisine karada, denizde ve havada kazalar ve ölümler... .
Berhan Şimşek’i 90’ların sonunda, Strazburg’da Türk Sinema Günleri Şenliği’nde tanıdım.
Maçın hakeminin belirlenmesiyle birlikte Beşiktaşlıları bir umutsuzluk sarmıştı.
30 Ağustos bir milletin yalnızca vatanını değil, geleceğini ve onurunu da savunup zafere ulaştırdığı günün adıdır.
“Serok”, Öcalan sayesinde öğrendiğimiz, “başkan” anlamına gelen Kürtçe sözcük.
Seçimin tarihi değil, tarafları belli: “dua edenler” ile “beddua edenler”.
23 Nisan’a günler kala ortaokul öğrencisi 14 yaşındaki İsa Arda, okul çantasına yerleştirdiği polis müdürü babasına ait beş ayrı tabancasındaki sayısız mermiyi ateşleyip 8 öğrenci ile bir öğretmeni katletti.
Değil Türkiye’nin, İstanbul’un bile başına gelmediği 32 yıl önce şunları not etmişiz. .
PKK kurucu önderi, “sadece Türkiye’de değil, Ortadoğu’nun bir arada yaşama sorununa çözüm bulma amacı taşıdığını” da ilan etti.