· Cumhuriyet
Türkiye’deki şirketlerin üye olmak zorunda olduğu, 1 milyonu aşkın üyeyi temsil eden Türkiye Odalar. Sanırım, borsalar Birliği (TOBB) yeni bir seçim döneminde.
Bütün Cumhuriyet arşivi her yerde ve her an yanınızda! İster telefondan, ister bilgisayardan. Cumhuriyet Arşiv 1930 Yılından Bugüne 5.485.115+ Haber Kupürü App Store Google Play 50 BİN + İndirme Size En Uygun Paketi Seçin 4.5 değerlendirme Abonelik Seçeneklerini İnceleyin Edebiyatın. Kültürün Nabzı Kitap dünyasına açılan kapınızı aralayın! En sevdiğiniz kitapları indirimli fiyatlarla keşfedin ve hayal gücünüzü genişletin.
Takip Et: Paylaş: Menü Giriş Yap Kayıt Ol eGazete Giriş Okuma Listem Gündem Yazarlar Çizerler Resmi İlanlar Oyun Siyaset Ekonomi Dünya Spor Yaşam Cumhuriyet'in Egesi Kültür Sanat Cumhuriyet Pazar Sürdürülebilirlik Cumhuriyet Kitap Gurme Sağlık Bilim ve Teknoloji Moda Eğitim Gezi Çevre Otomotiv İş Dünyası Kategoriler Astroloji Uygulamalar Hava Durumu Namaz Vakitleri --> Doğruyu söylemenin cesaret olduğu zamanlar Cumhuriyete Özel Kayıt Ol Giriş Yap --> Takip Et: Paylaş: Jale Özgentürk Son Köşe Yazıları Doğruyu söylemenin cesaret olduğu zamanlar 14.09.2026 04:00 Güncellenme: 14.09.2026 04:00 Takip Et: Türkiye'deki şirketlerin üye olmak zorunda olduğu, 1 milyonu aşkın üyeyi temsil eden Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) yeni bir seçim döneminde. Türkiye’deki şirketlerin üye olmak zorunda olduğu, 1 milyonu aşkın üyeyi temsil eden Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) yeni bir seçim döneminde.
Bir zamanlar cumhurbaşkanları, başbakanlar, milletvekilleri çıkaran TOBB'un en büyük odalarından biri İstanbul Sanayi Odası (İSO). Koç, Sabancı gibi Türkiye'nin en büyük gruplarının üye olduğu İSO, iş dünyasının en önemli örgütlerinden biri.
İSO da seçim dönemine girdi. Henüz resmi olarak açıklanmasa da Adnan Dalgakıran ile halen İSO meclis başkanı olan Ender Yılmaz'ın başkanlık için yarışması bekleniyor.
13 yıldır yönetim kurulu başkanlığı yapan Erdal Bahçıvan ise üç dönemin sonunda koltuğu kendi iradesiyle bırakacağını geçen hafta açıkladı.
Düzenlediği basın toplantısında veda ederken en büyük gururunu birkaç kelimeyle, özellikle vurgulayarak anlattı:
Bahçıvan'ın konuşmasında "Susmadık" sözcüğünün ısrarla öne çıkması dikkat çekiciydi. Çünkü normal bir demokraside bir sanayicinin, hele ülkenin en büyük sanayi odalarından birinin başkanının doğruları söylemesi neden ayrıca gurur duyulacak bir davranış olsun?
Bahçıvan'ı yıllardır izleyen bir gazeteci olarak sözünü sakınmadan depremden enflasyona. Bahçıvan'ı yıllardır izleyen bir gazeteci olarak sözünü sakınmadan depremden enflasyona, hukuk sisteminde yaşanan sorunlardan erken sanayisizleşme tehlikesine kadar yaptığı uyarılara yakından tanığım.
Türkiye'de öyle bir dönemdeyiz ki artık konuşmak başlı başına cesaret meselesi.
Bahçıvan'ın vedasına biraz da Türkiye iş dünyasının son çeyrek yüzyıllık serüveninden bakmak gerekiyor.
Türkiye, tarihinin en ağır ekonomik krizlerinden birini yaşıyor. Bankalar batıyor, fabrikalar kapanıyor, işsizlik artıyor. Esnaf Başbakanlık'ın önünde yazar kasa fırlatıyor. Üçlü koalisyon iktidarda. Siyasete güven hızla eriyor.
Rifat Hisarcıklıoğlu tam bu dönemde, Haziran 2001'de TOBB Başkanlığı'na geliyor.
Bugün hâlâ TOBB başkanı olan Hisarcıklıoğlu, o günlerde yalnızca faizden, krediden, kurdan yakınmıyor. Sorunun siyasal sistemde olduğunu da açıkça söylüyor. 2002'ye gelindiğinde seçim ve siyasi partiler yasalarının değiştirilmesini talep ediyor.
Yani Türkiye'nin en büyük iş dünyası örgütü iktidara açıkça "Bu düzen böyle gitmez" diyebiliyor.
Siyasi tablo altüst oluyor. AKP tek başına iktidara geliyor.
Başlangıçta iş dünyasının yeni iktidardan beklentisi büyük: Avrupa Birliği üyeliği, yapısal reformlar, hukukun üstünlüğü, mali disiplin, özelleştirmeler, yabancı sermaye. .
"Siyasi istikrar" iş dünyasının en sevdiği kavramlardan birine dönüşüyor.
Özellikle 2018 sonrasında ekonomi yönetiminde bilinen kuralların dışına çıkılıyor. Merkez Bankası başkanları değişiyor. "Faiz sebep, enflasyon sonuç" politikasıyla faizler indirilirken kur patlıyor.
Bahçıvan ise herkesin faiz indirimleri ve teşvikler beklediği o günlerde, izlenen politikaların ağır bedeller yaratacağı uyarısında bulunuyor. Yüksek enflasyonun toplumda derin yaralar açacağını söylüyor.
Aslında bu cümle Türkiye'de iş dünyasının geçirdiği dönüşümün de özeti.
Çünkü AKP, 2002'de iktidarı açıkça eleştirebilen, siyasi sistemin değişmesini talep edebilen bir iş dünyası devralmıştı.
Bugün ise ekonomi politikalarından yakınan ama konu siyasete, hukuka ve kurumlara geldiğinde kelimelerini tartarak kullanan bir iş dünyası var.
TÜSİAD yöneticilerinin açıklamalarının ardından yaşananları hatırlayın. İş dünyasından gelen eleştirilerin nasıl sert siyasi karşılıklar aldığını, şirketlere yönelik soruşturmaları, kayyım uygulamalarını, TMSF üzerinden şirketlere el konmasını düşünün.
2001'de ekonomik kriz siyaseti de tartışmaya açıyordu. Bugün ekonomik kriz konuşuluyor ama siyasetin kendisini tartışmak çok daha zor.
2002 öncesinde Seçim Yasası'nın, Siyasi Partiler Yasası'nın değiştirilmesini isteyen, "Sistem değişmeli" diyebilen iş dünyası bugün çoğunlukla faiz ve kredi konuşuyor.
Peki hukuk? Kurumlar? Liyakat? Öngörülebilirlik? Demokrasi? Bahçıvan giderken arkasında bu nedenle çok önemli bir cümle bırakıyor:
Bir ülkede doğruları söylediğini belirtmek, 13 yıllık bir başkanlığın en büyük gururlarından birine dönüşmüşse asıl tartışılması gereken zaten budur.
Çeyrek asır sonra yeni bir seçim dönemine girerken tablo tersine dönmüş durumda.
Doğruyu söylemek meziyet, susmak güvenli liman olmuşsa durum gerçekten vahim.
Türkiye'nin geldiği yerde iş dünyasının öğrendiği yeni kural ise daha kısa:
ABD’nin İsrail destekçiliğiyle başlattığı İran savaşının etkileri, Körfez’le birlikte Yemen’i de içine almış durumda.
Festival seçkilerinin yüksek düzeyi, içeriksel ve biçimsel zenginliğin bir arada olmasıyla daha da önem kazanmıştı.
2024 yerel seçimlerinde ana muhalefet CHP başarılı sonuçlar aldı.
11 Eylül 2001 sabahı 3 bin+ insanın hayatını kaybettiği korkunç bir terör saldırısı tarihte yeni bir sayfa açtı.
Yasama, yürütme, yargı arasında güçler ayrılığının; yargı bağımsızlığının; düşünceyi ifade, yayınlama, medya, örgütlenme özgürlüğünün; özgür. Yasama, yürütme, yargı arasında güçler ayrılığının; yargı bağımsızlığının; düşünceyi ifade, yayınlama, medya, örgütlenme özgürlüğünün; özgür ve serbest seçimlerin; laikliğin olmadığı bir ülkede, halkın, milletin egemen olması olanaksızdır.
Tiyatrocular haklı olarak kızıyorlar ama ne yazık ki mahkeme tutanağına geçtiği için tiyatroyu, bu makalede, siyasette bir benzetme olarak kullanmak durumundayım.
Türkiye’deki şirketlerin üye olmak zorunda olduğu, 1 milyonu aşkın üyeyi temsil eden Türkiye Odalar. Türkiye’deki şirketlerin üye olmak zorunda olduğu, 1 milyonu aşkın üyeyi temsil eden Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) yeni bir seçim döneminde.
1 Eylül’de sevgili Şükran Soner’i yitirdik. Hem Cumhuriyet gazetesi hem Türkiye işçi sınıfı, emek mücadelesi, hem de 68 kuşağı için büyük bir kayıp bu.
Tarihin sarkacında bazı kesitler vardır ki, hem kendini tekrar eder, hem de bir bütünün parçalarını defalarca ifşa eder.
Bu hafta sözü güzel ülkemin güzel şehri Trabzon’dan açacağım.