· Cumhuriyet
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, partisinin 5’inci Olağan Kongresi’nde yeni döneme ilişkin mesajlar verirken kongrenin “bir hazırlık. Eşik kongresi” olduğunu söyledi, hatimoğulları, “Kendimizi tekrar etmek için değil, kendimizi yenilemek için buradayız” diyerek barış. Demokratik…
Bütün Cumhuriyet arşivi her yerde ve her an yanınızda! İster telefondan, ister bilgisayardan. Cumhuriyet Arşiv 1930 Yılından Bugüne 5.485.115+ Haber Kupürü App Store Google Play 50 BİN + İndirme Size En Uygun Paketi Seçin 4.5 değerlendirme Abonelik Seçeneklerini İnceleyin Edebiyatın. Kültürün Nabzı Kitap dünyasına açılan kapınızı aralayın! En sevdiğiniz kitapları indirimli fiyatlarla keşfedin ve hayal gücünüzü genişletin.
DEM Parti'nin 5'inci Olağan Büyük Kongresi, Ankara Nazım Hikmet Kültür Merkezi'nde gerçekleştirildi. Kongrede yapılan Eş Genel Başkanlık seçiminde Tuncer Bakırhan ve Tülay Hatimoğulları, geçerli 535 oyun tamamını aldı.
Kongrede parti organlarının seçimi de gerçekleştirildi. Eş Genel Başkanlar Tuncer Bakırhan ve Tülay Hatimoğulları, kongrede yaptıkları konuşmalarda barış, demokratikleşme ve yeni döneme ilişkin mesajlar verdi. Kongre sonrasında önümüzdeki siyasi döneme ilişkin bildirgenin de kamuoyuna duyurulması bekleniyor.
Kongrede konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri değerlendirdi.
Hatimoğulları, konuşmasına Türkiye'nin farklı bölgelerinde çalışan çiftçi ve emekçilere selam göndererek başladı.
Hatimoğulları, "Dicle'nin kıyısından tarlasına giden çiftçiye, Çukurova'nın kavurucu sıcağından alın teri döken tarım işçilerine binlerce kez selam olsun. Ege'nin zeytinliklerinde emek verenlere, Karadeniz'in yamaçlarında yaşamını sürdürenlere selam olsun. İç Anadolu'nun bozkırlarında toprağa umut ekenlere, İstanbul'un sabah karanlığından servise yetişmeye çalışan emekçilere. Bu memleketin dört bir yanındaki işçilere, yoksullara, barınamayanlara buradan binlerce kez selam olsun" dedi.
DEM Parti'nin 5'inci Olağan Büyük Kongresi'nde Tuncer Bakırhan ve Tülay Hatimoğulları, geçerli 535 oyun tamamını alarak yeniden Eş Genel Başkan seçildi.
Türk, Kürt, Arap, Çerkez, Laz, Ermeni, Roman, Süryani, Alevi, Sünni, Ezidi ve Hristiyanlara selam gönderen Hatimoğulları, "Ez cümle, bütün farklı halklardan. Türk, Kürt, Arap, Çerkez, Laz, Ermeni, Roman, Süryani, Alevi, Sünni, Ezidi ve Hristiyanlara selam gönderen Hatimoğulları, "Ez cümle, bütün farklı halklardan ve inançlardan 72 millete selam olsun" ifadelerini kullandı.
Kadınlara da selam gönderen Hatimoğulları, "Bu yaşamın ve mücadelenin en ağır yükünü sırtlayan. En önde duran, yaşamın her alanında en ağır bedeli ödeyen kadınlara, Barış Anneleri'ne, Cumartesi Anneleri'ne binlerce kez selam olsun" diye konuştu.
Hatimoğulları, "Selam olsun İstanbul Sözleşmesi için 'Asla yalnız yürümeyeceksin' diyen kadınlara. Selam olsun 'Jin, Jiyan, Azadi' felsefesini bütün dünyaya duyuranlara" dedi.
Konuşması sırasında salondan "Jin, Jiyan, Azadi" sloganları yükselen Hatimoğulları, Clara Zetkin, Rosa Luxemburg, Şirin Tekeli ve kadın mücadelesinin farklı isimlerini andı.
Hatimoğulları, Türkiye'deki sosyalist ve devrimci mücadele içerisinde yer alan isimleri de anarak, "Selam olsun devrimci sosyalist Kürt mücadelesini bu topraklarda yaşayan insanlara. Mustafa Suphilere, Behice Boranlara, Hikmet Kıvılcımlılara, Denizlere, Mahirlere, İbolara, Mazlumlara, Sakinelere binlerce kez selam olsun" ifadelerini kullandı. Yaşamını yitiren Sırrı Süreyya Önder'i de anan Hatimoğulları, "Selam olsun barış mücadelesinin emektarı Sırrı Süreyya Önder'e" dedi.
Hatimoğulları, cezaevlerinde bulunan siyasi isimlere de selam göndererek, "Selam olsun sürgündeki yoldaşlarımıza. Ve değerli canlar, buradan sevgili Figen Yüksekdağ, Selahattin Demirtaş, Ayşe Gökkan, Leyla Güven. Ve değerli canlar, buradan sevgili Figen Yüksekdağ, Selahattin Demirtaş, Ayşe Gökkan, Leyla Güven ve cezaevindeki bütün siyasi muhaliflere binlerce kez selam olsun" diye konuştu.
Hatimoğulları, "Selam olsun bu memlekete, barışın ve demokratik toplumun kapısını aralayan Sayın Abdullah Öcalan" ifadelerini kullandı.
Bu esnada salonda bulunan DEM Partililer ayağa kalkarak, "Biji Serok Apo" sloganları attı.
Son üç yılda dünyada ve Türkiye'de önemli gelişmeler yaşandığını belirten Hatimoğulları, küresel sermayenin krizinin bedelinin halklara açlık, yoksulluk, savaş. Son üç yılda dünyada ve Türkiye'de önemli gelişmeler yaşandığını belirten Hatimoğulları, küresel sermayenin krizinin bedelinin halklara açlık, yoksulluk, savaş ve çatışma biçiminde ödetildiğini söyledi.
Hatimoğulları, "3 yıl önce yaptığımız kongreden bu yana deyim yerindeyse yer yerinden oynadı. Küresel sermayenin krizinin bedeli açlık, yoksulluk, savaş ve çatışma biçiminde halklara ödetiliyor. Emperyalizm yeniden bir düzen kurarken bütün dünyayı, özelde de Orta Doğu'yu yeniden şekillendiriyor" diye konuştu.
Rusya-Ukrayna savaşının ve İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarının devam ettiğini belirten Hatimoğulları, "ABD. İsrail'in İran'a açtığı savaş Körfez ülkelerine kadar yayılmış durumda. Ekonomik etkisiyle de bütün dünyayı sarmış durumda. Silahlanmaya ayrılan bütçeler hızla büyüyor. Ve dünya bir nükleer tehdit altında. Suriye hala yeni düzenini arıyor" dedi.
Suriye'deki gelişmelere de değinen Hatimoğulları, "Suriye'de Aleviler, Kürtler, Hristiyanlar hala çok ağır tehdit altında. Rojava şu an eksik de olsa birçok kazanımla yoluna devam ediyor" ifadelerini kullandı.
Küresel ölçekte büyük göç dalgalarının yaşandığını ve iklim krizinin derinleştiğini belirten Hatimoğulları, dijitalleşme ve teknolojik gelişmelerin hayatı hızlandırdığını söyledi.
"Bizler kökümüzün tarihsel birikim ve deneyimlerini unutmadan çağını anlayan ve buna göre kendini yeniden inşa eden bir yola giriyoruz. Tarihin içinden geleceğe yürüyoruz. Ve son 3 yılda bu ülkenin önüne uzun zamandır görülmemiş muazzam bir olanak, muazzam bir fırsat ortaya çıktı. Türkiye yeniden Kürt meselesini konuşmaya başladı. Silahlar sustu.
Bu gelişme sadece Kürt hareketi için değil, sisteme muhalif bütün kesimlerin demokratik zeminde mücadele olanaklarını ardına kadar açmış durumda. Bu süreci büyütmek, kalıcı barışı tesis etmek hepimizin insani, vicdani, siyasi ve toplumsal görevidir. Barışı kazanmak hepimizin ortak geleceğini kazanmaktır. Biz bunu 86 milyon yurttaşımız için 100 yıllık gelecek adına yerine getirmeye hazırız. Kendimize güveniyoruz. Sizlere güveniyoruz. Halklarımıza güveniyoruz ve bunun için başaracağız. Mutlaka ama mutlaka başaracağız" diye konuştu.
"Bu topraklarda Kürt meselesi farklı dönemlerde farklı isimlerle konuşuldu. Bazen inkar edildi, reddedildi. Böyle bir sorun yok dendi. Bazen güvenlik başlığına sıkıştırıldı. Bazen konuşmanın kendisi dahi suç sayıldı. Bazen çözüm ihmali belirlendi. Ardından kapılar hemen kapandı" diyen Hatimoğulları, sözlerini şöyle sürdürdü:
"1990'ların hafızasını bu toplum hala yaşıyor. Bu salondakiler hala bunu yaşıyor. Boşalan köylerin, faili meçhullerinin, cezaevlerinin, çatışmalarda yaşamını yitiren gençlerin, çocuklarını bekleyen annelerin, ailelerin hafızası hala aramızda. Birçok gencimizin hayatını kaybettiği açıklanan bir süreçteyiz. Ve şimdi birçok yerde taziyeler kurulmuş durumda, daha da kurulacak. Ben buradan başta Kürt halkına, çocuğunu yitirmiş bütün ailelerimize ve bütün halklarımıza başsağlığı dileklerimizi iletiyorum. Çatışmalarda evladını kaybetmiş asker ailelerinin acısı bu ülkenin hafızasında.
"Acılar yarıştırılmaz. Her acının kendi adı, kendi ismi ve kendi hikayesi var. Barış bu ortak acıların bitmesini amaçlar. Hepimiz için kritik soru hiçbir halkın onurunu çiğnetmeden barışı büyütebilecek miyiz? Bu süreci başarıyla sonuçlandırabilecek miyiz? DEM Parti açısından bu soruların yanıtı nettir.
Bizler barışacağız, bizler başaracağız ve bunun için halkımıza sözümüz olsun ki çok daha fazla çalışacak, çok daha fazla emek verecek. Mutlaka barışı bu topraklara hep birlikte armağan edeceğiz. Barışı silahların susmasından çok daha büyük bir şekilde düşünmeli ve değerlendirmeliyiz. Çünkü barış silahların susmasından çok daha büyüktür. "
Hatimoğulları, barışın toplumsallaşması gerektiğini belirterek, "Meclis, 10 Ağustos 2026'da Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlenmesine Dair Kanun'u kabul etti. Biz bu kanunu çok önemsiyoruz. Her fırsatta ne kadar önemsediğimizi vurguladık. Ama aynı zamanda bu kanunun eksikliklerini de belirttik. Hiçbir kanun kendi başına toplumsal bir barış yapamaz, kanun sadece bir kapı açabilir" dedi.
Bu kapıdan nasıl geçileceğine siyaset, hukuk ve toplumun birlikte karar vereceğini ifade eden Hatimoğulları. "Şimdi önümüzde çok daha zor bir aşama var. O da barışın toplumsallaşmasıdır. Barış mahalleye, okula, ailelere, hanelere, belediyelere, parlamentoya girmezse barış olmaz. Barış her yere girmeli. Barış hiçbir iktidarın topluma bahşettiği bir lütfu da değil" diye konuştu.
Barış sürecinin yıllar boyunca büyük bir toplumsal mücadele, emek ve bedellerle bugünlere geldiğini belirten Hatimoğulları, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bu ihtimali yıllar boyunca ayakta tutan büyük bir toplumsal mücadele, emek ve bedeller var. Bunlarla barış süreci bugün bu seviyeye geldi. Eğer bugün İmralı'da bir masa kurulduysa bu verilen emek, mücadele, ödenen bedeller ve ülkenin geldiği koşulların dayatmasıyla olmuştur. O halde barışı kim kuracak? Galatasaray Meydanı'nda kayıplarının fotoğrafını yıllarca ellerinden bırakmayan Cumartesi Annelerinin hafızası, hafıza ısrarı kuracak. Barış Anneleri kuracak.
Evladını askerken kaybetmiş ailelerin acısı ve dirayeti kuracak. Kadın hareketinin birikimi ve tecrübesi kuracak. İnsan hakları savunucularının dosyaları, gazetecilerin kayıtları, hukukçuların itirazları, akademisyenlerin çalışmaları, sanatçıların filmleri, romanları, şarkıları kuracak barışı. Kürk halkıyla tarihsel ve stratejik ittifak içinde olan sosyalistler, devrimciler, yurtseverler kuracak barışı. "
Hatimoğulları, demokrasiyi savunan farklı kesimlerin de barışın kurulmasında rol üstleneceğini belirterek, "Demokrasiyi savunan mütedeyyinler, sekülerler, sosyal demokratlar, Aleviler. Bütün halklar ve inanç toplulukları beraber kuracak barışı. 'Yaşasın halkların kardeşliğinin' sadece bir söylem olarak kalması değil, hukukla güvence altında alınması barışı kuracaktır. 'Yaşasın halkların kardeşliğinin' sadece bir söylem olarak kalması değil, hukukla güvence altında alınması barışı kuracaktır ve buradan şunu hepimiz bilmeliyiz ki mücadele alanlarımızda tek vücut olmazsa bu süreci ilerletmede güçlük çekeriz" dedi.
Hatimoğulları, barışın birlikte inşa edilmesi çağrısında bulunarak, "O yüzden barışı gelin hep birlikte bu ülkenin bütün siyasal. Toplumsal dinamikleriyle beraber inşa edelim. Barışı çocuklarımıza ve Türkiye'nin geleceğine hep beraber armağan edelim" diye konuştu.
Hatimoğulları, silahların susmasının demokrasi mücadelesinin büyütülmesi açısından önemli olanaklar sunduğunu belirterek, "Demokrasi mücadelesinin siyasal. Toplumsal bütün özneleri olarak bunu en güçlü şekilde hep birlikte değerlendirmeliyiz" dedi.
Emek, kadın, gençlik, ekoloji, Alevi ve engelli hareketlerinin yanı sıra farklı toplumsal kesimlerin örgütlenmesinin güçlendirilmesi gerektiğini ifade eden Hatimoğulları. "Emek hareketi, işsizler, yoksullar hareketi, ekoloji hareketi, kadın, gençlik, LGBTİ artılar, Alevi hareketi, mütedeyyinler, antikapitalist Müslümanlar, engelliler. Bu dönemde her birinin kendi özgün örgütlenmesini, genişletmesini, olanaklarını arttırabilmeliyiz. Bu koşulları bunun için değerlendirmeliyiz. Bunu başarırsak toplum demokratik dönüşümünü o zaman en güçlü şekilde sağlayabilir" diye konuştu.
Hatimoğulları, barışın kalıcı hale gelmesi ve demokratik toplumun inşa edilmesi için uzun soluklu bir mücadelenin örülmesi gerektiğini belirterek. "Bizim en önemli görevimiz demokratik, eşitlikçi, özgürlükçü bir düzeni kurmak. Güçlü demokrasiyi, demokratik toplumu inşa etmenin yolu uzun soluklu bir mücadeleyi birlikte örebilmekten geçer" dedi.
Kürtler başta olmak üzere bütün halkların ve inançların eşit yurttaşlık haklarının güvence altına alınması gerektiğini ifade eden Hatimoğulları, "Türkiye'nin demokratikleşme sorunlarına çözüm üretmek. Aynı zamanda toplumsal ihtiyaçları temel alan halkın eğitim, sağlık, geçim, barınma, ulaşım gibi yaşamsal öneme sahip ihtiyaçların temel hak olduğunu vurgulayan birleşik bir mücadeleyi örgütlemek zorundayız" diye konuştu.
Barış ve demokratikleşmenin kendiliğinden gerçekleşmeyeceğini vurgulayan Hatimoğulları, "Ve şunu unutmayalım ki bizler birleşe birleşe kazanacağız. Barış asla kendiliğinden inşa olmaz. Türkiye'deki antidemokratik uygulamalar kendiliğinden ortadan kalkmaz. Türkiye kendiliğinden demokratikleşmez. O yüzden bu sloganı hafızamızda dipdiri tutarak birleşe birleşe kazanacağız" ifadelerini kullandı.
Hatimoğulları, kongrenin yeni döneme hazırlık niteliğinde olduğunu belirterek, "Bu kongremizin anlamı da tam da burada yatıyor. Bu bir hazırlık kongresidir. Bu bir eşik kongresidir. Güçlenmeye, güç katmaya davet kongresidir. Geride bıraktığımız dönemin deneyimlerini yanımıza alıp önümüzdeki büyük dönüşüme hazırlanıyoruz. Kendimizi tekrar etmek için değil, kendimizi yenilemek için buradayız. Kendimizi yeniledikçe demokratik bir yönetimin inşasına talip oluruz, olmalıyız. Biz buna adayız. Değişerek yönetmeye, adaletli, eşit, özgür, demokratik bir inşaya hazırız. Toplum değişirken aynı kalan bir parti olmaz. Barışın dili değişirken eski dille yola devam etmek olmaz. Kürt meselesi yeni bir evreye girerken siyaseti eski araçlarla sürdüremeyiz" diye konuştu.
Barış sürecinin kolay ve düz bir yol olmadığını belirten Hatimoğulları, şöyle devam etti: