· Cumhuriyet
Cumhuriyet gazetesinin usta yazarı, Cumhuriyet Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi ve Türkiye Gazeteciler Sendikası'nın ilk kadın genel başkanı Şükran Soner, tedavi gördüğü hastanede bu sabah hayatını kaybetti.
Cumhuriyet Vakfı Genel Başkanı ve gazetenin imtiyaz sahibi Dr. Mehmet Alev Coşkun, Şükran Soner'in gazetecilik yaşamının bütün evrelerini Cumhuriyet gazetesinde tamamladığını belirtti.
Coşkun, Soner'in 1966 yılından itibaren tam 60 yıl boyunca kesintisiz şekilde çalıştığını, muhabirlik, yazı işleri müdürlüğü ve köşe yazarlığı görevlerinde bulunduğunu kaydetti.
Şükran Soner'in bir Yugoslav göçmeni olduğunu, göçmenliğin anlamını ve Yugoslavya'nın emperyalist devletler tarafından parçalanışını sürekli yazdığını ve hatırlattığını ifade etti.
Emekçilerin haklarını yaşamı boyunca savunduğunu, Cumhuriyet Vakfı'nın kuruluşundan bu yana vakfa bağlı kaldığını ve uzun yıllar yönetim kurulu üyeliği yaptığını dile getirdi.
Cumhuriyet gazetesinin karşılaştığı her durumda gazetenin ve vakfın yanında yer aldığını söyleyen Coşkun, Şükran Soner'i sevgi ve saygıyla anacaklarını, onu unutmayacaklarını vurguladı.
Cumhuriyet Vakfı genel sekreteri ve gazetenin yazarı Işık Kansu, Şükran Soner'in tam 60 yıl boyunca 102 yıllık Cumhuriyet gazetesinin ve Türkiye Cumhuriyeti'nin son 60 yılına tanıklık ettiğini belirtti.
Kendi kuşağının, 1968 gençliğinin özgürlük mücadelesinin hem katılımcısı hem de gazeteci olarak gözlemcisi olduğunu, 12 Mart döneminde gazete yönetici ve yazarlarına yönelik baskıları doğrudan yaşadığını ve direnişe katıldığını anlattı.
1970'li yıllarda emperyalizmin yarattığı kanlı çatışmanın nedenlerini en iyi kavrayan yurtseverlerden biri olduğunu, 12 Eylül'de işkence görenlerin yanında durduğunu ve insan hakları savunuculuğunu mesleğiyle birleştirdiğini kaydetti.
Çernobil kazası sonrası Almanya'ya giderek Türkiye'deki çay ve fındıktaki radyasyon tehlikesini bilimsel yöntemlerle ortaya koyduğunu ve bunu kamuoyuna duyurduğunu ifade etti.
Türk basınında ilk iş-sendika servisini Cumhuriyet'te kurduğunu, emeğin hakkını savunduğunu, tutarlı sendikacılık yaptığını, birçok gazeteciyi yetiştirdiğini ve bu yüzden "Şükran abla" olarak anıldığını söyledi.
Şükran Soner'in örnek aldıkları, dayanakları ve yol göstericileri olduğunu, onun ömrünün Stefan Zweig'in kitabındaki "İnsanlığın Yıldızının Parladığı Anlar"dan biri sayıldığını belirtti.
Şükran ablanın ömrü, Stefan Zweig'in kitabının adı gibi "İnsanlığın Yıldızının Parladığı Anlar"dan biridir bizim için." Cumhuriyet vakfı Başkan Vekili ve gazetemiz yazarı Emre Kongar: "Büyük çok büyük bir kayıp: ŞÜKRAN ABLAMIZ!
Yenigün Haber Ajansı Basın Yayıncılık A.Ş. Yönetim Kurulu Üyesi ve gazetenin yazarı Özlem Yüzak, gazetenin koridorlarının ve katlarının sessizleştiğini, duvarların bile ağladığını, gazetenin belleğinin yittiğini söyledi.
Emek dünyasının ve işçi haklarının ödün vermeyen savunucusunun 60 yıl boyunca Cumhuriyet'te çalıştığını, erkek egemen basın ortamında sendikal haklar için mücadele verdiğini aktardı.
Her gün sırt çantası dolu halde gazeteye geldiğini, odasının anılarla dolu olduğunu, gazetenin onun için nefes aldığı yer olduğunu, bir yıldız gibi kaybolunca nefeslerinin kesildiğini dile getirdi.
Işıklar içinde uyumasını dileyen Yüzak, geride kalanların Cumhuriyet'e ve değerlerine sahip çıkmayı sürdüreceğini belirtti.
Işıklar içinde uyu Şükran abla, geride bıraktığın bizler Cumhuriyet'e ve değerlerine sahip çıkmayı sürdüreceğiz..." Gazetemiz Ankara temsilcisi Sertaç Eş: "Bugün 1 Eylül ve Şükran Ablamızı yitirdik, çok üzgünüz.
Soner'in Cumhuriyet gazetesine emekleri, laik Türkiye Cumhuriyeti'ni savunma konusundaki tavrıyla anılarda yaşayacağını, gazetenin her zor anında deneyim ve birleştiriciliğiyle devreye girdiğini kaydetti.
Cumhuriyet aydınlanmasını savundu, gerektiğinde sendikal örgütlenmeye önderlik etti.
Şükran Soner'i.
Cumhuriyetçiler Şükran Ablasını unutmayacak." Cumhuriyet Gazetesi Yayın Kurulu üyesi ve gazetemiz yazarı Zülal Kalkandelen: "Şükran Ablamız çok uzun yıllardır gazetenin geçirdiği tüm zorlu dönemlere tanıklık etti; her zaman Atatürk'ün adını koyduğu gazeteyi bir emanet olarak gördü ve onu yaşatmak için var gücüyle destek verdi.
Son yıllarda gazetemizin Yayın Kurulu'nda onunla birlikte görev yaptığım için şanslıyım.
Sendikal mücadelenin en büyük destekçilerinden biri olduğunu, son ana kadar her gün gazeteye gidip yazdığını, Cumhuriyet TV'ye katkı verdiğini, çalışkanlığı ve disipliniyle gençlere örnek olduğunu söyledi.
Hem Cumhuriyet hem de gazetecilik mesleği için yeri doldurulamaz bir kayıp olduğunu kaydetti.
Hem Cumhuriyet hem de ülkemizdeki gazetecilik mesleği için yeri doldurulamayacak bir kayıptır." Gazetemiz yazarı Orhan Bursalı: "Şükran Soner'in kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyorum.
Soner'in Cumhuriyet gazetesinin, Cumhuriyet tarihinin, işçi sınıfı mücadele tarihinin ve işçi siyaset ilişkilerinin derin belleği olduğunu, en zor koşullarda bile gazetenin yaşaması için çaba gösterdiğini ifade etti.
Şükran Soner'i kaybedince gerçek anlamda yoksullaştıklarını, onu unutmamaları ve yaşatmaları gerektiğini söyledi.
Unutmayalım, yaşatalım..." Gazetemiz yazarı Mustafa Balbay: "Bir Cumhuriyet büyüğünü daha kaybettik.
O şimdi işçinin emeğinde, gazetenin sayfalarında yaşayacak." Gazetemiz yazarı Özdemir İnce: "Şükran hanım Cumhuriyet gazetesinin temel direklerinden biriydi.
O şimdi işçinin emeğinde, gazetenin sayfalarında yaşayacak." Gazetemiz yazarı Özdemir İnce: "Şükran hanım Cumhuriyet gazetesinin temel direklerinden biriydi.
Vefatı beni son derece üzmüştür." Gazetemiz yazarı Mehmet Ali Güller: "Şükran Soner, bizler için sadece kıdemli bir gazeteci büyüğümüz değildi, aynı zamanda gazetemizin belleğiydi, sesli arşiviydi, hepimizin Şükran Ablasıydı.
Sadece gazeteci olmadığını, gazetecilerin emek mücadelesinin önündeki isim, insan hakları mücadelesi neferi ve aydınlanma savaşçısı olduğunu kaydetti.
Türkiye'nin örnek bir gazeteciyi ve cumhuriyet aydınlanmasının yaşayan en önemli temsilcilerinden birini kaybettiğini ifade etti.
Gazetemiz yazarı Barış Pehlivan: "Yolunu kaybedenlerin yönü, umudunu kaybedenlerin ışığı, kalemini kaybedenlerin sesi oldu hep.
İyi ki yaşadığını ve hep yaşayacağını belirtti.
İyi ki yaşadın Şükran Abla, hep yaşayacaksın…" Gazetemiz yazarı Barış Terkoğlu: "Şükran Soner Cumhuriyet gazetesinin hafızasıydı.
Çileyle büyümüş kızıl güllerin yerine kolay yetişen çiçekler bile ekmekte zorlandığımız bir dönemde yitirdik.
Yeri doldurulmayacak, başımız sağ olsun…" Gazetemiz yazarı Zeynep Oral: "Tüm emekçilerin, işçilerin , sendikaların, dostlarının "ablası", arkadaşım, yaşıtım Şükran Soner'i yitirmenin büyük acısı içindeyiz.
Koca bir çınar, emek tarihinin tanığı ve tarihçisi, Cumhuriyet Gazetesi'nin demirbaşı olduğunu, 1968'de Beyazıt Meydanı'nda öğrenci olayları sırasında tanıdığını, o günden beri dostluklarının azalmadığını anlattı.
insan hakları mücadelesinden hiç geri durmadı.
Artık dinlenebileceğini, basın, emek ve mücadele tarihimizdeki yerinin sönmeyeceğini, kendinden sonrakilere örnek olmaya devam edeceğini söyledi.
Hoşça kal Sevgili Arkadaşım.
Bir başka çınarı Yasar Kemal i aramıza alıp çektirdiğimiz fotoğraftaki gülümsemen gözümün önünden hiç gitmeyecek...." Gazetemiz yazarı Nilgün Cerrahoğlu: "Yaşam sayfasını kapattığını duyunca içim "cızz" etti.
Gazete 'Şükran'sız eksik olacak ve eksik kalacak.
Cumhuriyet gazetesiyle özdeşleşmiş, bir ömür boyu ekonomik ve sosyal adalet, emekçi hakları, demokrasi, cumhuriyet, laiklik, bağımsız Türkiye için mücadele vermiş bir insandı.
Ailesine, dostlarına, yakınlarına ve Cumhuriyet ailesine sabır ve başsağlığı diledi.
Ailesine, dostlarına, yakınlarına, Cumhuriyet ailesine sabır, başsağlığı diliyorum." Gazetemiz yazarı ve ekonomi servisi şefi Jale Özgentürk: Cumhuriyet'in koridorlarında alışılmadık, acılı bir sessizlik var.
Şükran Soner'in 1966'da başlayan gazetecilik serüveninin tam 60 yıl sürdüğünü, gazeteciliği yaşam biçimi olarak benimsediğini, emekli olsa da gazetecilikten emekli olmadığını, her gün gazeteye geldiğini aktardı.
Anılarla dolu odasında yazdığını, okuduğunu, tartıştığını, genç muhabirlere yol gösterdiğini, gazetenin onun için nefes aldığı yer olduğunu belirtti.
Yarım yüzyılı aşan meslek yaşamında darbeleri, grevleri, krizleri, sendikal mücadeleleri, iş cinayetlerini, özelleştirmeleri izlediğini, ancak sadece olup biteni yazmadığını, emeğin tarafında duran bir tanık olduğunu kaydetti.
Cumhuriyet'te ekonomi sayfası denince akla gelen isimlerden biri olduğunu, işçi haklarını, sendikal mücadeleleri toplumsal hafızaya kaydettiğini, arşivlerdeki binlerce haberin Türkiye emek tarihinin belgeleri olarak yaşadığını söyledi.
Cumhuriyet TV'nin ilk söyleşi programını hazırlayıp sunarak, genç kuşaklara "Gazetecilik mecrasını değiştirir ama ruhunu değiştirmez" mesajını verdi.
Şükran Abla'nın odasının kapısının artık açılmayacağını, koridorda sesinin duyulmayacağını, Cumhuriyet'in bir yazarını değil belleğinin önemli bir parçasını uğurladığını belirtti.
Yazdığın her satır, emeğin ve gazeteciliğin tarihine düşülmüş bir not olarak yaşamaya devam edecek."
Kaynak: Cumhuriyet · Derleyen: Elif Aktürk