Cumhuriyet nefreti, ümmet sevdası

· Cumhuriyet

Cumhuriyet nefreti, ümmet sevdası

Cumhuriyete karşı nefretlerini yeniden rahatça sergilemek için sırada bekliyorlardı; PKK açılımıyla hepsi ortalığa saçıldı.

Bütün Cumhuriyet arşivi her yerde ve her an yanınızda! İster telefondan, ister bilgisayardan. Cumhuriyet Arşiv 1930 Yılından Bugüne 5.485.115+ Haber Kupürü App Store Google Play 50 BİN + İndirme Size En Uygun Paketi Seçin 4.5 değerlendirme Abonelik Seçeneklerini İnceleyin Edebiyatın. Kültürün Nabzı Kitap dünyasına açılan kapınızı aralayın! En sevdiğiniz kitapları indirimli fiyatlarla keşfedin ve hayal gücünüzü genişletin.

Takip Et: Paylaş: Menü Giriş Yap Kayıt Ol eGazete Giriş Okuma Listem Gündem Yazarlar Çizerler Resmi İlanlar Oyun Siyaset Ekonomi Dünya Spor Yaşam Cumhuriyet'in Egesi Kültür Sanat Cumhuriyet Pazar Sürdürülebilirlik Cumhuriyet Kitap Gurme Sağlık Bilim ve Teknoloji Moda Eğitim Gezi Çevre Otomotiv İş Dünyası Kategoriler Astroloji Uygulamalar Hava Durumu Namaz Vakitleri --> Cumhuriyet nefreti, ümmet sevdası! Takip Et: Paylaş: Menü Giriş Yap Kayıt Ol eGazete Giriş Okuma Listem Gündem Yazarlar Çizerler Resmi İlanlar Oyun Siyaset Ekonomi Dünya Spor Yaşam Cumhuriyet'in Egesi Kültür Sanat Cumhuriyet Pazar Sürdürülebilirlik Cumhuriyet Kitap Gurme Sağlık Bilim ve Teknoloji Moda Eğitim Gezi Çevre Otomotiv İş Dünyası Kategoriler Astroloji Uygulamalar Hava Durumu Namaz Vakitleri --> Cumhuriyet nefreti, ümmet sevdası! Cumhuriyete Özel Kayıt Ol Giriş Yap --> Takip Et: Paylaş: Zülal Kalkandelen Son Köşe Yazıları Cumhuriyet nefreti, ümmet sevdası! 06.09.2026 04:00 Güncellenme: 06.09.2026 04:00 Takip Et: Cumhuriyete karşı nefretlerini yeniden rahatça sergilemek için sırada bekliyorlardı; PKK açılımıyla hepsi ortalığa saçıldı. AKP+MHP+DEM/Öcalan+HÜDA PAR ittifakının yoğun çabaları ve sözde muhalefetin de büyük yardımıyla ortam öyle uygun bir hale getirildi ki her gün cumhuriyeti çökertmek için vurup duruyorlar.

Bianet'te yayımlanan "Öcalan'a göre İdris-i Bitlisi kim? " başlıklı yazıda, Seydîxan Bozkır adlı yazar. Bianet'te yayımlanan "Öcalan'a göre İdris-i Bitlisi kim?" başlıklı yazıda, Seydîxan Bozkır adlı yazar, terörist başı Öcalan 'ı sanki bir filozof ya da büyük bir düşünürmüş gibi yüceltirken kendi ortaya attığı görüşleri aynı makale içinde yanlışlamış.

Yavuz Sultan Selim-İdris-i Bitlisi ittifakının, tarihteki yeri bellidir. Bu kanlı ittifak, Osmanlı'nın bölgedeki genişlemesine tehdit olarak gördüğü Şah İsmail 'in ve devletinin yok edilmesini hedefliyordu. Öcalan'ın ve AKP'lilerin gündeme getirdiği bu Sünnilik temelli ittifak yüzünden on binlerce Alevi katledildi.

Ne var ki Bianet'teki yazıya göre Öcalan, İdris-i Bitlisi'yi, hem "Kürt üst tabakasının tarihsel iradesizliğinin. Devlet kapısına sığınma refleksinin kurucu babası" hem de "Kürt varlığını ve otonomisini asırlarca korumayı başarmış dahi bir diplomatik aklın temsilcisi" olarak görüyormuş!

Uzun uzun laf kalabalığı içeren yazıda "İdris-i Bitlisi'nin yarattığı o özerklik ve ortaklık mirası, tekçi ulus-devlet canavarlığına karşı. Demokratik Cumhuriyet ve Demokratik Ulus zemininde, çağdaş ve eşitlikçi bir ruhla yeniden güncellenebilir" denilerek, özetle din, mezhep, etnik köken ve ümmet bağlarıyla kurulan monarşi türü otokrasi övülüyor.

Dikkat çekici olan şu: Bu yazı, Öcalan'ın İmralı görüşmelerinde yaptığı iddia edilen "Yavuz Sultan Selim-İdris-i Bitlisi" referansına tepki olarak açıklanan "Alevi Aydınlar Bildirgesi" ile aynı dönemde yayımlandı. DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan da o bildirgeye imza atanlara yönelik olarak "Sokaktan alıp getirip milletvekili yaptığımız isimler. DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan da o bildirgeye imza atanlara yönelik olarak "Sokaktan alıp getirip milletvekili yaptığımız isimler, hangi aydın kimliği var bilmiyorum" ifadelerini kullanmış ve çok eleştirilmişti.

Alevilerin tarihi açısından son derece sorunlu bir figür olan İdris-i Bitlisi konusundaki bu arsızca ısrar. Bir zamanların Taraf gibi FETÖ'nün medya aparatlarında görülebilecek türden bir anakronizm içeriyor.

Taraf paçavrasının yazarlarından Cafer Solgun 'un tam da bu sırada Munzur Press adlı haber sitesinde "İnkar ya da 'kaynaşmış kitle' cumhuriyeti" başlıklı bir yazı yazması. Taraf paçavrasının yazarlarından Cafer Solgun 'un tam da bu sırada Munzur Press adlı haber sitesinde "İnkar ya da 'kaynaşmış kitle' cumhuriyeti" başlıklı bir yazı yazması, rastlantı değil kuşkusuz. Başta da belirttiğim gibi, Öcalan açılımıyla cumhuriyet düşmanları cesaretlendi.

Munzur Press'teki yazı da Lozan ve 1924 Anayasası'nı hedef alırken her satırıyla cumhuriyet, Kemalizm ve Atatürk karşıtlığının klişeleriyle dolu. O kadar ki egemenliği Osmanlı saltanatından alıp kayıtsız şartsız millete veren bir rejimin hiçbir zaman halkçı olmadığını iddia edecek kadar büyük bir nefretle yazılmış.

Sonuçta diyor ki Cumhuriyetin demokratik cumhuriyet olarak yeniden yapılandırılması için Kemalizm ile yüzleşmesi gerekir.

Başından beri söylediğim gibi, PKK açılımı, 2. Cumhuriyet sürecinin son aşamasıdır. "Demokratik Cumhuriyet" diyerek pazarladıkları ise üniter yapıdaki laik ulus devletin sona erdirilip ümmet birliği adı altında parçalı bir yapının kurulmasıdır.

DEM Parti ve Öcalan'ın Türkiye'ye de "demokratik entegrasyon" diye dayattığı formülün ne olduğunu. Ahmed eş-Şara'nın (Colani) kendisi gibi teröristten dönme danışmanı Mazlum Abdi, İlke TV 'deki röportajında şu cümlelerle anlattı:

"Biz bu devlete katılıyoruz derken kendi bölgemizde devlet adına kendimizi yöneteceğiz. İdari ve askeri işleri devlet adına devletin bir parçası olarak kendi bölgemizde kendimiz yürütüyoruz. Entegrasyon bu esaslar üzerinde kurulmuştur. "

Bu, dünyanın her yerinde özerkliktir. ABD ve İsrail'in tüm bölgede kurmayı istediği yapı budur.

Son iki gün içinde izlediğimiz beş ilginç film, anlamlı bir bütün oluşturdu.

Cumhuriyet Rejimi’miz Anayasa’mızda, Demokratik, Laik ve Sosyal Hukuk Devleti olarak tanımlanmıştır.

Arapça kökenli bir sözcük olan tekzip, anlam olarak yalanlama veya düzeltme demektir ama aynı zamanda bir tür itiraftır!

Silivri Cezaevi’nin yeni yapılan devasa salonundayım, arkadaşlara soruyorum, heyet nerede, diye.

Cumhuriyete karşı nefretlerini yeniden rahatça sergilemek için sırada bekliyorlardı; PKK açılımıyla hepsi ortalığa saçıldı.

Türkiye’nin kişi başına geliri 2025 yılında 18 bin 40 dolara yükseldi.

Dev boyutlarda, özenli, dikkatli, nitelikli bir sergi olacağını biliyordum.

Canım Şükran’ım ölüm haberini aldığımdan beri perişanım, sana bir sır vereyim; ilk kez kendi ölümümü düşündüm.

Arsızlık, adaletsizlik, edepsizlik, süper çekirgelik, süper zamlar, zamlar, yoksulluk, kazalar, “Bir şey olmaz abicim” nedenli pisi pisine karada, denizde. Arsızlık, adaletsizlik, edepsizlik, süper çekirgelik, süper zamlar, zamlar, yoksulluk, kazalar, “Bir şey olmaz abicim” nedenli pisi pisine karada, denizde ve havada kazalar ve ölümler... .

Berhan Şimşek’i 90’ların sonunda, Strazburg’da Türk Sinema Günleri Şenliği’nde tanıdım.

Maçın hakeminin belirlenmesiyle birlikte Beşiktaşlıları bir umutsuzluk sarmıştı.

Normalleşme sözcüğü, 31 Mart 2024 yerel seçimlerinden sonra üzerine yüklenen anlam yüzünden. Türkiye’de her şeyin anormal olduğu siyasi atmosferde, duyunca artık insanı geren bir sözcüğe dönüştü.

ABD Ankara Büyükelçisi Tom Barrack, Suriye’de yaşanan gelişmeleri coşkuyla karşıladı ve şu sözleri bir kez daha gösterdi ki Ortadoğu’da sahnelenen oyunun senaryosunu yazıp herkese rolünü dağıtan. ABD Ankara Büyükelçisi Tom Barrack, Suriye’de yaşanan gelişmeleri coşkuyla karşıladı ve şu sözleri bir kez daha gösterdi ki Ortadoğu’da sahnelenen oyunun senaryosunu yazıp herkese rolünü dağıtan ve kurguyu da yapan ABD’dir: “ABD Başkanı Donald Trump’ın Ortadoğu Planı’nın devamında, herkes için birleşik bir Suriye şekilleniyor.

Bazı sözde muhalif partilerin dut yemiş bülbüle döndüğü bir dönemdeyiz. Çerçeve yasayı iktidarla birlikte TBMM’den şipşak geçirip tatile çıktılar.

Önce ABD’nin yetiştirmesi, El Kaide artığı, Hayat Tahrir elŞam (HTŞ), El Nusra. Diğer cihatçı yerel grupları örgütleyen Colani’yi eğittiler, Suriye’deki iç savaşta kafa kesen teröriste açıkça destek verdiler.

Çerçeve yasayı savunarak Özgür Özel’e selam gönderiyor ve “Demokrasinin yolu Silivri’den değil, İmralı’dan geçer” diyerek aklınca ana muhalefeti yönlendiriyor.

ASAL Araştırma’nın Türkiye genelinde 26 ilde 5-10 Ağustos 2026 tarihleri yaptığı kamuoyu araştırması, çarpıcı sonuçlar ortaya koyuyor.

Gazetemizde dün Sarp Sağkal imzasıyla yayımlanan bir haberde, YENİ Parti’nin çerçeve yasa konusundaki tutumu üzerine parti kurmaylarının söyledikleri yer alıyordu.

Remzi Kartal, Türkiye’den yayın yapan İlke TV’de Banu Güven’in sorularını yanıtlamış.

592 milletvekilinin 467’si, AKP+MHP+DEM Parti’nin terörist elebaşı Öcalan’la hazırladığı çerçeve yasayı onayladı.

Ben bu satırları yazarken PKK terör örgütüne af getiren yasa önerisi, AKP, MHP, DEM, CHP. YENİ Parti oylarıyla TBMM Adalet Komisyonu’ndan geçti.

Çerçeve yasa taslağı, siyasal İslamcıların, etnikçilerin, gericilerin, NATO milliyetçilerinin, sahte cumhuriyetçilerin ve sahte Atatürkçülerin imzasıyla Meclis’e sunuldu.

TBMM’ye gelecek çerçeve yasa hakkında ilk açıklamayı, ülkemizin son 40 yılını kana bulayan PKK terör örgütünün elebaşı Öcalan yaptı!

Başlıktaki soru, doğrudan medyada yayın politikalarından sorumlu meslektaşlarıma yönelik

“Terörsüz Türkiye” adı verilen sürecin gerçekte ne olduğunu, Ekim 2024’te Devlet Bahçeli TBMM’de DEM Parti milletvekillerinin elini sıktığından bu yana yazıyorum.