Çocuğun yüzüne bakmak

· Cumhuriyet

Çocuğun yüzüne bakmak

Bir çocuğun yaşadığı korkuyu, sıkıntıyı veya güvensizliği her zaman sözcüklerinden anlamak mümkün olmayabilir. Yüzü, bakışları ve davranışları çoğu zaman daha fazlasını anlatır. Aslında, çocukla kurulan göz teması yalnızca sorunları fark etmek için değil, özellikle erken yaşlarda güvenli…

Bütün Cumhuriyet arşivi her yerde ve her an yanınızda! İster telefondan, ister bilgisayardan. Cumhuriyet Arşiv 1930 Yılından Bugüne 5.485.115+ Haber Kupürü App Store Google Play 50 BİN + İndirme Size En Uygun Paketi Seçin 4.5 değerlendirme Abonelik Seçeneklerini İnceleyin Edebiyatın. Kültürün Nabzı Kitap dünyasına açılan kapınızı aralayın! En sevdiğiniz kitapları indirimli fiyatlarla keşfedin ve hayal gücünüzü genişletin.

Takip Et: Paylaş: Menü Giriş Yap Kayıt Ol eGazete Giriş Okuma Listem Gündem Yazarlar Çizerler Resmi İlanlar Oyun Siyaset Ekonomi Dünya Spor Yaşam Cumhuriyet'in Egesi Kültür Sanat Cumhuriyet Pazar Sürdürülebilirlik Cumhuriyet Kitap Gurme Sağlık Bilim ve Teknoloji Moda Eğitim Gezi Çevre Otomotiv İş Dünyası Kategoriler Astroloji Uygulamalar Hava Durumu Namaz Vakitleri --> Çocuğun yüzüne bakmak Cumhuriyete Özel Kayıt Ol Giriş Yap --> Takip Et: Paylaş: Üstün Dökmen Son Köşe Yazıları Çocuğun yüzüne bakmak 13.09.2026 11:39 Güncellenme: 13.09.2026 11:41 Takip Et: Çocuğun yüzüne bakmak gerekiyor. Takip Et: Paylaş: Menü Giriş Yap Kayıt Ol eGazete Giriş Okuma Listem Gündem Yazarlar Çizerler Resmi İlanlar Oyun Siyaset Ekonomi Dünya Spor Yaşam Cumhuriyet'in Egesi Kültür Sanat Cumhuriyet Pazar Sürdürülebilirlik Cumhuriyet Kitap Gurme Sağlık Bilim ve Teknoloji Moda Eğitim Gezi Çevre Otomotiv İş Dünyası Kategoriler Astroloji Uygulamalar Hava Durumu Namaz Vakitleri --> Çocuğun yüzüne bakmak Cumhuriyete Özel Kayıt Ol Giriş Yap --> Takip Et: Paylaş: Üstün Dökmen Son Köşe Yazıları Çocuğun yüzüne bakmak 13.09.2026 11:39 Güncellenme: 13.09.2026 11:41 Takip Et: Çocuğun yüzüne bakmak gerekiyor. "Anne babalar elbette ki çocuklarının yüzlerine bakarlar" diyebilirsiniz. Ancak bundan çok emin değilim. Galiba bazı anne babalar çocuklarının yüzlerine doğru dürüst bakmıyorlar. Bu kanıya çok acı bir bilgi edindikten sonra ulaştım.

Bir süre önce bir ilimizde bir sucu dükkanının arkasında ses geçirmez bir oda oluşturmuş. Bir süre önce bir ilimizde bir sucu dükkanının arkasında ses geçirmez bir oda oluşturmuş, iki yıl boyunca kendi yeğenleri de dahil mahallenin çocuklarına insanlık dışı bir şey yapmıştı. İdam cezasına karşıyım, bu olaya da idam verilmemeli ancak vicdanım, indirimi olmayan müebbet hapis cezası verilmesinden, zanlının kravat takarak indirim almamasından. İdam cezasına karşıyım, bu olaya da idam verilmemeli ancak vicdanım, indirimi olmayan müebbet hapis cezası verilmesinden, zanlının kravat takarak indirim almamasından ve kimyasal işleme tabi tutulmasından yana.

Bu korkunç olayın hukuki boyutunun yanı sıra bence bizlere verdiği bir başka önemli mesaj var. O da şu: Bir çocuğa iki yıl boyunca böyle korkunç bir şey yapılır da anne babasının hiç haberi olmaz mı? "Haberi olmayabilir çünkü ses geçirmez oda da yapacağını yapmıştır" diyebilirsiniz. Peki, bu anne babalar çocuklarının yüzlerine hiç mi bakmadılar? Böyle korkunç bir muameleye muhatap olan çocukların yüzlerinden elbette ki bir şeyler anlayabilirsiniz. Anlaşılan onca ana baba çocuğunun yüzüne doğru dürüst bakmamış, ondaki tuhaflığı fark etmemiştir. Belki de çocuklarının allak bullak olan yüzleri gördüler ama çocuktur diyerek önemsemediler.

Bu olayda sucu elbette ki suçludur ancak çocuklarının yüzlerinden uğradıkları felaketi anlayamayan anne babalar da suçludur. Çocuğunuza sokakta bir motosiklet çarpsa, yere düşse, bir tarafı kırılmasa bile az sonra onu gördüğünüzde, az önce bir şeyler olduğunu anlarsınız. Bunun için onun yüzüne bakmanız gereklidir. Bu vahim olayda o kadar anne baba, o kadar zamanda demek ki çocuklarının yüzüne yeterince dikkatli bakmamıştır. Bu bilginin üzerine lütfen paniğe kapılmayın, çocuğunuzu her mutsuz gördüğünüzde başına kötü bir şey geldiğini düşünmeyin, onu sorguya çekmeyin. Eğer yeterince dikkatli olursanız sıradan üzüntülerle sıra dışı felaketler arasındaki farkı algılayabilirsiniz. Önemli olan çocuklarımıza bakma alışkanlığını kazanmamızdır.

Çocuklarımıza sadece olumsuz durumlarını fark etmek için bakmamalıyız. Her zaman, özellikle annelerine güvenli bağlanmaları için de bakmalıyız.

Kişisel gelişim alanında çalışan yazı yazan pek çok kişi var. Bunların hepsi psikoloji alanında uzman değil, bazıları okuyucunun hoşuna gidecek şeyler söylemeye çalışıyor. Bunlardan birisi çocuğun anneye güvenli bağlanması için ilk iki yıl anneyle birlikte yatması gerektiğini söylüyor. Bu yanlıştır. Bir defa kadının tek yaşantısı annelik değildir, kadın eşiyle ilişkiye de zaman ayırmalıdır. Sonra iki yıl annesiyle yatan çocuğu kendi yatağına nasıl göndereceksiniz? Tutun ki iki yılın sonunda kardeşi doğdu, anneden ayrılmak zorunda kalan çocuğun kardeş kıskançlığı artmaz mı? Sonuç olarak çocukların iki yıl anneleriyle yatmaları güvenli bağlanmaya yol açmaz. Güvenli bağlanmanın yöntemi başkadır.

Bebeğin annesine güvenli bağlanabilmesi için, özellikle ilk iki yıl içinde bebeğin tüm fiziksel ihtiyaçlarının anne (veya bakım veren kişi) tarafından sevgiyle giderilmesi. Bebeğin annesine güvenli bağlanabilmesi için, özellikle ilk iki yıl içinde bebeğin tüm fiziksel ihtiyaçlarının anne (veya bakım veren kişi) tarafından sevgiyle giderilmesi, karnının doyurulması, altının temizlenmesi, soğuktan sıcaktan korunması gereklidir. Ancak güvenli bağlanma için bu yeterli değildir. Annenin yumuşak bir sesle çocuğuyla konuşması, ona bir şeyler anlatması, kucağında. Annenin yumuşak bir sesle çocuğuyla konuşması, ona bir şeyler anlatması, kucağında ve beşiğinde sallamak dışında onun yüzüne bakması, özellikle gözlerine bakması gereklidir. Annesiyle göz teması kurması bebeğe bu dünyanın güvenilir bir yer olduğu duygusunu verir. Güvenli bağlanma yeterli olmadığında güvensiz bağlanma ortaya çıkar.

Bir annenin çocuğunu kalpten sevmesi yeterli değildir, bu sevginin davranışlarla, ses tonuyla, yüz ifadesiyle, gözlerle iletilmesi de gereklidir. Anneye güvenli bağlanan çocuk annesinin kısa süreli ayrılması karşısında büyük bir tepki göstermez.

Annelerine güvenli bağlanan çocukların ileri yaşlarda başka kişilere, eşlerine, kurumlara, ideolojilere de güvenli bağlanmaları söz konusudur. Annesine güvenli bağlanan bir erkek çocuğun ilerde kadın katili olmayacağına inanıyorum. Bu sözüme bakarak kadın katillerinin sadece annelerin yanlış yetiştirme tarzlarının ürünü olduğunu düşünmeyin lütfen. Kadın katillerinin asıl sorumlusu erkek egemen toplumun erkekleridir. Anneler sadece güvenli bağlanmayı sağlayarak ve erkek çocuklarına gerektiğinde sınır koyarak erkek egemen düzenin yarattığı sakıncaları önleyebilirler.

Yukarıda güvenli bağlanmadan söz ederken annelerin sorumluluğunun büyük olduğunu belirttim. Konuyla ilgili bilimsel literatür de büyük ölçüde bu yönde. Fakat kanımca gerek bizde gerek Batı'da gerekse Uzakdoğu'da cinsiyet rolleri açısından kadın ile erkek arasında henüz tam bir eşitlik yok. Çocuk bakımı genelde annenin görevidir, baba ise arada bir yardım eder. Bu toplum yapısı içinde çocukların güvenli bağlanmalarında kaçınılmaz olarak anneler ön plana çıkmaktadırlar. Yakın bir gelecekte çocukların güvenli bağlanmalarında babaların daha işlevsel olacaklarını düşünüyorum.

İnsanın da öteki hayvanlar gibi doğuştan, birtakım yönsemeleri, içgüdüleri vardır.

Sözcükler “tekin” değildir, yanlış kullanıldıklarında öylesine tepki gösterip öç alırlar ki adamı eşek tepmesinden beter ederler! . .

Sevgili okurlarım, 12 Eylül’ün üstünden tam 46 yıl geçmiş, neredeyse yarım asır ve biz neredeyiz?

Bir çocuğun yaşadığı korkuyu, sıkıntıyı veya güvensizliği her zaman sözcüklerinden anlamak mümkün olmayabilir. Yüzü, bakışları ve davranışları çoğu zaman daha fazlasını anlatır. Çocukla kurulan göz teması yalnızca sorunları fark etmek için değil, özellikle erken yaşlarda güvenli bağlanmanın gelişmesi. Ona dünyanın güvenilir bir yer olduğu duygusunun verilmesi açısından da önem taşır.

Tuğamiral Türker Ertürk, emekli olduktan sonra yazılı ve görsel medyada yaptığı yorumlarla tanınıyor.

30 Ağustos Başkomutanlık Meydan Muharebesi, yalnızca bir ordunun başka bir orduyu yenmesi değil. 30 Ağustos Başkomutanlık Meydan Muharebesi, yalnızca bir ordunun başka bir orduyu yenmesi değil, yok edilmek istenen bir toplumun varlığını koruma mücadelesinin belirleyici anıydı. 26 Ağustos’ta başlayan Büyük Taarruz, Dumlupınar’daki kuşatmayla zafere ulaşırken “Ya istiklal ya ölüm” diyen bir milletin bağımsızlığını. 26 Ağustos’ta başlayan Büyük Taarruz, Dumlupınar’daki kuşatmayla zafere ulaşırken “Ya istiklal ya ölüm” diyen bir milletin bağımsızlığını ve geleceğini kendi elleriyle kurmasının yolunu açtı.

Azarlamak, cezalandırmak ya da otoriteye itaati öğretmek, kişinin ahlaki gelişimini sağlamıyor; yalnızca denetim sürdüğü sürece kurallara uyan bireyler yaratabiliyor. Kohlberg’in altı basamaklı ahlaki gelişim yaklaşımı ise empatinin, sorgulamanın. Kohlberg’in altı basamaklı ahlaki gelişim yaklaşımı ise empatinin, sorgulamanın ve kişinin doğruyu kendi vicdanıyla bulup içselleştirmesinin daha ileri bir ahlak anlayışının temelini oluşturduğunu gösteriyor.