Cevdet Yılmaz yeni OVP'yi açıklıyor: Yıl sonu enflasyon tahmini yüzde 28,4'e yükseldi

· Dünya Gazetesi

Cevdet Yılmaz yeni OVP'yi açıklıyor: Yıl sonu enflasyon tahmini yüzde 28,4'e yükseldi

2027-2029 dönemini kapsayan Orta Vadeli Program (OVP) kamuoyuna açıklanıyor. Anlaşılan, ekonominin gelecek üç yılına ilişkin enflasyon, büyüme, istihdam ve bütçe hedeflerinin yer alacağı programı Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz açıklıyor. Üstelik, 2026 yılı büyüme tahmini yüzde 3,3 olarak…

Programda açıklanacak enflasyon hedefleri, yıl sonunda memur maaşları, emekli aylıkları. Küre Programda açıklanacak enflasyon hedefleri, yıl sonunda memur maaşları, emekli aylıkları ve asgari ücrette yapılacak düzenlemelere ilişkin beklentiler açısından da yakından takip ediliyor.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, 2027-2029 dönemini kapsayan Orta Vadeli Program'ın detaylarını açıklıyor. Yılmaz'ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

"Bugün Türkiye ekonomisinin önümüzdeki üç yıllık dönemine yön verecek 2027-2029 Orta Vadeli Programımızı kamuoyuyla paylaşmak üzere bir aradayız. Öncelikle dünya ekonomisindeki mevcut görünüme değinecek, ardından uygulamakta olduğumuz program kapsamında bugüne kadar kaydettiğimiz mesafeyi. Öncelikle dünya ekonomisindeki mevcut görünüme değinecek, ardından uygulamakta olduğumuz program kapsamında bugüne kadar kaydettiğimiz mesafeyi ve sonrasında 2027-2029 dönemine ilişkin makroekonomik hedeflerimizi sizlerle paylaşacağız.

Bu hedeflere nasıl ulaşacağımıza dair öncelikli reform alanlarımızı, planlanan politika ve tedbirlerimizi ortaya koyacağız. Orta Vadeli Programımızın ülkemiz ve milletimiz için şimdiden hayırlı olmasını diliyorum.

Önümüzdeki üç yıla ilişkin temel politika belgemiz olan OVP, Kalkınma Planımız doğrultusunda hazırlanan. Her yıl güncellenen üç yıllık bir politika belgesidir. Makroekonomik hedef ve tahminlerimizi, gelir, gider ve borçlanma görünümünü, kamu idarelerinin ödenek teklif tavanlarını. Makroekonomik hedef ve tahminlerimizi, gelir, gider ve borçlanma görünümünü, kamu idarelerinin ödenek teklif tavanlarını ve reform gündemimizi ortaya koymakta, aynı zamanda bütçe sürecinin temel çerçevesini oluşturmaktadır.

Türkiye ekonomisi de elbette dünyadan ve bölgemizde yaşanan bu gelişmelerden bağımsız değildir. Özellikle bölgemizde yaşanan savaşın doğrudan ve dolaylı etkileri; enerji. Özellikle bölgemizde yaşanan savaşın doğrudan ve dolaylı etkileri; enerji ve emtia fiyatlarından küresel ticarete, enflasyon görünümünden büyüme beklentilerine kadar birçok alanda hissedilmektedir.

Belirsizlikler de küresel görünümü etkilemektedir. Programımızın makroekonomik çerçevesini oluştururken geçtiğimiz yıl esas aldığımız varsayımlar. Bu yılın başında bölgemizdeki savaş başta olmak üzere meydana gelen hadiseler doğrultusunda güncellenmiştir.

Geçtiğimiz OVP'deki varsayımların başında gelen küresel büyüme tahmini aşağı yönlü revize edilmektedir. Ticaret ortaklarımızın büyüme tahmini %2,4'ten %1,6'ya, Avro Bölgesi büyümesi %1,2'den %0,9'a gerilerken, bölgemizde yaşanan savaşın etkisinin en belirgin görüldüğü Orta Doğu ve Kuzey Afrika, MENA dediğimiz ülkelerde ise %3,4 olarak öngörülen büyüme bu yıl %-0,5'e kadar gerilemiştir. Ticaret ortaklarımızın büyüme tahmini %2,4'ten %1,6'ya, Avro Bölgesi büyümesi %1,2'den %0,9'a gerilerken, bölgemizde yaşanan savaşın etkisinin en belirgin görüldüğü Orta Doğu ve Kuzey Afrika, MENA dediğimiz ülkelerde ise %3,4 olarak öngörülen büyüme bu yıl %-0,5'e kadar gerilemiştir.

Geçtiğimiz yıl OVP'yi hazırlarken uluslararası kuruluşların tahminleriyle uyumlu olarak 2026 yılı için 64,3 dolar olarak varsaydığımız Brent petrol fiyatı ortalamada 89,3 dolara yükselmiştir. Enerji dışı emtia fiyatlarında %5,7 oranında düşüş beklerken bugün %18,6 oranında bir artış öngörülmektedir. Küresel enflasyon tahmini ise bu gelişmelere bağlı olarak %3,6'dan %4,7'ye yükselmiş durumdadır.

Özellikle savaşla birlikte enerji ve emtia fiyatlarında ortaya çıkan arz yönlü baskılar. Özellikle savaşla birlikte enerji ve emtia fiyatlarında ortaya çıkan arz yönlü baskılar ve başlıca ticaret ortaklarımızdaki zayıflama, doğal olarak 2026 yılı ekonomik tahminlerimize yansımıştır. 2026 yılı büyüme tahminimizi %3,3 olarak güncelledik. Sanayi büyümesi tahminimiz %2,3'e gerilerken, yıl sonu enflasyon tahminimiz %28,4'e yükseldi.

Enerji fiyatlarındaki yükselişin dış dengemiz üzerindeki doğrudan etkisiyle enerji ithalatı tahminimiz 63 milyar dolardan 71 milyar dolara yükselirken. Enerji fiyatlarındaki yükselişin dış dengemiz üzerindeki doğrudan etkisiyle enerji ithalatı tahminimiz 63 milyar dolardan 71 milyar dolara yükselirken, dış ticaret açığı tahminimiz 96 milyar dolardan 105 milyar dolara çıkmıştır. Buna bağlı olarak cari işlemler açığının milli gelire oranına ilişkin tahminimizi de %2,6 olarak güncelledik. Turizm gelirleri tahminimiz ise yine savaşın etkisiyle 68 milyar dolardan 65 milyar dolara revize edilmiştir.

Bu güncellemeler programımızın yönünde veya ana çerçevesinde bir değişiklik anlamına gelmemektedir. Nitekim 2026'da öngörülmeyen ölçekte ortaya çıkan savaş ve beraberinde getirdiği enerji. Nitekim 2026'da öngörülmeyen ölçekte ortaya çıkan savaş ve beraberinde getirdiği enerji ve emtia şoku, dış talepteki zayıflamayla birlikte tüm ekonomiler üzerinde ilave yük oluşturmuştur. Buna rağmen Türkiye ekonomisi üretmeye, büyümeye ve istihdam oluşturmaya devam etmektedir.

2026 yılı hem küresel büyümenin hem de dünya ticaretinin belirgin biçimde ivme kaybettiği bir yıl olarak karşımıza çıkmaktadır. Bununla birlikte 2027 yılına ilişkin beklentiler, küresel görünümde yeniden bir toparlanmaya işaret etmektedir. Küresel büyümenin %3,4'e, küresel ticaret hacmindeki artışın ise %4,3'e yükselmesi beklenmektedir.

Özellikle küresel ticarette beklenen bu canlanmanın dış talep koşullarının iyileşmesine. Türkiye gibi ihracatçı ülkeler açısından daha destekleyici bir ortamın oluşmasına katkı sağlamasını bekliyoruz.

İhracatımızın yaklaşık %96'sını oluşturan başlıca ticaret ortaklarımızın ağırlıklı büyümesinin 2025 yılındaki %2,4 seviyesinden 2026 yılında %1,6'ya gerilemesi tahmin edilmektedir. 2027 yılında ise dış talep koşullarının yeniden iyileşmesiyle bu oranın %2,8'e yükselmesini öngörüyoruz.

Bu zayıflama, ihracatımızın yaklaşık %43'ünü gerçekleştirdiğimiz Avrupa Birliği ile %22'sini gerçekleştirdiğimiz MENA bölgesinde özellikle dikkat çekicidir.